Carnotaurus: Kretase Dönemi’nin Boynuzlu Yırtıcısı

Konu sahibi son olarak 1732 gün önce görüldü
Mezozoik Zaman'ın En Hızlı Avcılarından Biri Olan Carnotaurus Hakkında Neler Biliyoruz?
evrimagaci.org%2Fpublic%2Fcontent_media%2F061bec65a3101f1b2e963a2b1ba07d63.jpg


Hayatı boyunca Güney Amerika kıtasında sayısız dinozor keşfine imza atmış olan paleontolog José Bonaparte'ın (1928-2020) belki de en büyük keşfi, 1984 yılında memleketi Arjantin'de Angel Sastre isimli çiftlik sahibinin arazisinde bulduğu; bir yırtıcıya ait, büyük kısmı korunmuş bir iskeleti ve deri izlerini barındıran fosildir. Bu fosil, günümüzde de çoğu kişinin favori dinozoru olan Carnotaurus cinsine aitti.

Carnotaurus cinsi, Teropod alt takımının Abelisauridae ailesindendir. Cinse ait tek tür, Bonaparte'ın keşfettiği tek bir fosilden bildiğimiz Carnotaurus sastrei'dir. Günümüzden yaklaşık 72-69.9 milyon yıl önce, Geç Kretase Dönemi'nde Güney Amerika'da yaşamış olan bu tür; kendine has özellikleriyle tanınır: İsmini aldığı boynuzları (Carnotaurus, 'Etçil Boğa' anlamına gelir.), vücudunun iki yanından uzanan minik kolları, diğer yırtıcı kuzenlerininkinden oldukça farklı yapıdaki kafatası, oldukça yüksek hızlara ulaşmasını sağlayan uzun bacakları ve güçlü kuyruğu. Ayrıca Disney'in Dinosaur (2000) filminde baş kötü olarak karşımıza çıkmış; popüler kültürde de yerini sağlamlaştırmıştır. Tabii Disney’in animasyon filminde karşımıza çıkan Carnotaurus gerçekte o kadar hantal ve iri değildi.

Peki, kendisini zamanının en hızlı ve en korkulu yırtıcılarından biri yapan çeşitli özelliklerle donatılmış olan Carnotaurus sastrei hakkında tam olarak neler biliyoruz?

evrimagaci.org%2Fpublic%2Fcontent_media%2F12809f5c0d8b116621675e8d1c543f78.png


Genel Özellikler​

Carnotaurus sastrei, yaklaşık 9 metre uzunluğuyla (burundan kuyruk ucuna) ve 1.5-2 tonluk kütlesiyle oldukça zarif bir vücuda sahip, orta boy bir yırtıcıydı. Kafatası oldukça kısa ve derindi. Aynı zamanda başının üstünde bulunan on beşer santimetrelik boynuzlara sahipti. Uzun bacakları ve güçlü kuyruğu, Carnotaurus'un en önemli silahı olan hızının kaynağıydı. Fosilleşmiş deri izlerinden bildiğimiz üzere, gövdesinin üst kısmında, boyundan kuyruğa kadar, konik çıkıntılar bulunuyordu. Son olarak, tam işlevi bilinmese de bu dinozora ün kazandıran kısa kollarını da unutmamak gerek.

Kafatası Yapısı​

Carnotaurus'un kafatası yatayda kısa, dikeyde uzun ve karşıdan bakıldığında ise oldukça dar bir yapıdadır. Üzerinde yapılan çalışmalar kafatası yapısının nispeten güçlü (Jura Devri yırtıcılarından olan Allosaurus, daha güçsüz bir çeneye sahipti.) ısırıklardan ziyade hızlı ve seri saldırılar için uygun olduğunu gösteriyor. Aslında kuvvetli bir çene, iyi bir avcı olmanın temel şartı değildir. Carnotaurus avına, muhtemelen, momentum kazanıp dişlerini hızlıca etine geçirerek saldırıyordu. Güçlü ve uzun boynu da bu hipotezi doğrular nitelikte.

Kafatasıyla ilgili diğer bir özellik ise çene kemiğindeki bazı ek yerlerinin gevşek yapıda olması. Teropodlarda pek de yaygın olmayan bu durum, Carnotaurus'a önemli bir ayrıcalık tanıyordu: Hareket edebilen kafatası. Bu ek yerleri, kafatası kemiklerine hareket imkanı sağlar ve canlı büyük parçaları yutarken zorlanmaz. Günümüzde yılanlar gibi avını büyün yutan ya da büyük parçalar halinde yiyen farklı omurgalılarda da bu özelliğe rastlanır. Carnotaurus da, büyüklüğüne göre, avını bütün olarak ya da büyük parçalar halinde yutuyordu.

Boynuzlar​

Gözlerinin tepesinden yukarı doğru uzanan boynuzların işlevi tam olarak bilinmiyor ancak bu konuya yönelik bazı hipotezler var. Bunlardan ilki, boynuzların -özellikle erkek bireylerde- karşı cinsi etkilemek için kullanılıyor olduğu yönünde. 15'er santimetreye ulaşan bu görkemli boynuzlar, belki de Carnotaurus'a cinsel seçilim yönünden avantaj sağlıyordu. Diğer bir hipotez ise bu boynuzların tür içi kavgalarda kullanıldığı: İki Carnotaurusbireyi arasında geçen hafif itişmelerde, rakibin vücudunu dürtmek için ideal bir silah olabilir. Belki de koçlar gibi birbirlerine doğru koşup kafa tokuşturuyorlardı. Özellikle güçlü yapıdaki boynu bunu doğrular nitelikte.

Gözler​

Carnotaurus'u iyi bir avcı yapan diğer özelliklerinden biri ise gözlerinin konumuydu. Kafatasının iki yanında, hafifçe öne doğru yerleşmiş bu gözler, ona geniş bir görüş alanı sağlıyordu. Ayrıca çok da geniş bir alan olmasa da, dar yapıdaki kafatasının da yardımıyla belli bir alanda binoküler görüş imkanı tanıyordu. Bu da yırtıcıların olmazsa olmaz gereksinimlerinden olan derinlik, avı ile kendisi arasındaki mesafeyi ölçme gibi çeşitli özellikleri beraberinde getiriyordu. Kurbanınızı yakalamak için öncelikle konumunu belirlemek şart!



Bacaklar ve Kuyruk​

Boynuzları, hareket edebilen kafatası ya da gözleri Carnotaurus'un uzun bacakları ve güçlü kuyruk kasları yanında sönük kalır. Belki de onu, döneminin en iyi avcılarından biri haline getiren bu özelliğiydi: Hızlı olması. Carnotaurus, saatte 50 kilometreyi aşkın hıza ulaşabiliyordu. O boyutlardaki bir canlı için oldukça etkileyici! Bu denli yüksek hızlara ulaşabilmesindeki en önemli faktör, aerodinamik vücut yapısı dışında uzun bacakları ve kuvvetli kuyruğuydu.

evrimagaci.org%2Fpublic%2Fcontent_media%2F3af2a0003079671692848a648314c218.jpg


Carnotaurus'un kuyruk yapısı, diğer teropodlardan biraz farklıdır. Kuyruk kaburgaları; omurlardan tam iki yana doğru T şeklinde değil de, biraz yukarı doğru V şeklinde uzanır. Bu da hayvanın uyluk kemiğini kuyruğa bağlayan, kuyruğun iki yanında bulunan ve bacaklar kasıldığında geriye doğru çekilmesini sağlayan caudofemoralis kası için geniş bir alan anlamına geliyor. Geniş bir boşlukta konumlanmışsa, kas oldukça büyük demektir. Büyük ve güçlü kas da, hayvanın ne kadar hızlı olduğunu gösterir. Ayrıca; yine diğer teropod kuzenlerine kıyasla, vücuduna göre oldukça uzun bacaklara sahipti. Bu da hızlı bir koşucu olduğunun diğer kanıtı.

Böylesine güçlü bir kuyruk, önemli bir dezavantajı da beraberinde getirir: Koşu sırasında yapılan manevralarda kısıtlama. Carnotaurus'un kuyruğu sertti, çok fazla kıvrılıp bükülemiyordu. Bu da kovalamaca sırasında yapılan manevra hareketlerini kısıtlıyordu. Kuyruğunun bu özelliği bize Carnotaurus'un yaşadığı çevre hakkında da bazı ipuçları veriyor. Sık ağaçlı ormanlardansa geniş ve açık düzlüklerde daha az manevra yapma ihtiyacı duyarsınız. Avlarını büyük ihtimalle açık arazide kovalıyordu.

Kollar​

Carnotaurus'a belki de en çok ün kazandıran özelliklerinden biri minik kollarıydı. Kretase Devri'nde yaşamış büyük teropodlar da bu özellik oldukça yaygındı. T. rex'i bir düşünün. Ancak T. rex'in kolları, her biri yaklaşık 200 kilogramı kaldırabilecek kadar güçlüydü. Avlanma sırasında avını, çiftleşme sırasında da partnerini kavrayabilecek kadar büyüktü ve ellerindeki pençeler oldukça tehlikeli silahlardı. Carnotaurus'un kolları ise vücuduna kıyasla, bilinen diğer teropodlarınkinden oldukça ufak ve kullanışsız kalıyor. Vücudunun iki yanından geriye doğru uzanmış bu kolların hareket alanı oldukça sınırlıydı. Ayrıca dirsekler de hareketsizdi. Bu yüzden kolların pek de bir işlevinin olmadığı düşünülüyor. Eller, avuç içleri vücuda dönük olacak pozisyondaydı ve bu ellerin ucunda birbirine kaynaşmış, bağımsız bir şekilde hareketleri mümkün olmayan 4 küçük parmak bulunuyordu. Bu parmakların yalnızca üçünde, yine pek de büyük olmayan pençeler vardı. Doğada işler karşılıksız yürümez. Kollarının işlevsizliği, belki de Carnotaurus'un hızlı koşu kabiliyeti uğruna ödediği bir bedeldi.



Sonuç​

Carnotaurus hızlı koşmak için gerekli donanımlara sahipti. Çene yapısı hızlı ve seri ısırıklar için uygun olduğunu gösteriyor. Ayrıca hareket edebilen kafatası, avını bütün olarak ya da büyük parçalar halinde yutabilmesini sağlıyordu. Minik kollarının ne işe yaradığı henüz tam olarak bilinmiyor. Boynuzları ise büyük ihtimalle eş seçiminde ve tür içi kavgalarda kullanılıyordu. Ancak Carnotaurushakkında tüm bu bildiklerimiz tek bir iskelete ve bir kısmı korunmuş, fosilleşmiş deri izlerine dayanıyor. Gelecekte keşfedilecek yeni fosillerin bize farklı neler sunabileceğini düşünmek bile oldukça heyecan verici!

Alıntı
 
Geri