Captivated By You (Crossfire #4) – Sylvia Day
Yayım Tarihi: 18 Kasım 2014 (ABD)
Madem artık yeni Crossfire romanının tarihi belli o zaman kitabı tanıtmanın ve küçük de bir ön okuma paylaşmanın bence tam zamanıdır, ne dersiniz?
Kitap Tanıtımı
Gideon bana meleği olduğumu söylüyor, ama o benim mucizem. Benim muhteşem, yaralı savaşçım; kendi karanlığıyla yüzleşmeyi reddederken benim karanlığıma ışık tutmaya öylesine kararlı ki…
Evlilik yeminimiz bizi birbirimize canla ve kanla bağlamış olmalıydı. Oysa eski yaralar yeniden açılmış, acılar ve güvensizlikler gün yüzüne çıkmıştı ve karanlıkta bekleyen acımasız düşmanları gözler önüne sermişti. Onun ellerimin arasından kayıp gittiğini hissediyordum, en büyük korkularım gerçeğim haline dönüşüyordu, sevgim başa çıkabilecek kadar güçlü olduğuma emin olamadığım şekilde deneniyordu.
Hayatımızın en parlak günlerinde, geçmişinin karanlığı gizlice saldırmış ve uğruna savaştığımız her şeyi tehdit ediyordu. Korkunç bir tercih yapmak zorundaydık: Birbirimize sahip olmadan önce içinde yaşadığımız alıştığımız güvenli hayat mı, yoksa aniden imkânsız ve umutsuz bir hayal gibi görünmeyen başlayan bir gelecek uğruna savaşmak mı?
goodreads-badge-add-plus (1)
*Sana Bağlandım’a ait spoiler içerir, eğer Sana Bağlandım’ı henüz okumadıysanız buradan sonrasını okumamanızı tavsiye ederim.
Ön Okuma
“Seninle gelmem için beni davet et,” dedi Gideon.
Ona hayır demek öyle zordu ki. Bütün bir hafta sonu boyunca benden ayrı olma fikrinden nefret ettiğini biliyordum. Ben de nefret ediyordum. Ve tüm hafta sonu boyunca endişe edeceğini ve mutsuz olacağını bilmek durumu daha da kötü bir hale getiriyordu.
Gülümsemem soldu. “Yapamam. Eğer insanlara evli olduğumuzu söyleyeceksem, Cary’den başlamalıyım ve bunu da sen etraftayken yapamam. Seninle kurduğum bir hayatın dışına itilmiş hissetmesini istemiyorum.”
“Ben de dışarda kalan kişi olmak istemiyorum.”
Parmaklarımı onunkilere kenetleyerek birbirimize ne kadar bağlı olduğumuzu ve olacağımızı göstermeye çalıştım. “Arkadaşlarımıza özel vakit ayırmak bizi olduğumuzdan daha az bir çift yapmaz.”
“Ben seninle vakit geçirmeyi tercih ederim. Sen tanıdığım en ilginç insansın.”
Son derece duygusuzca söylenmiş sözleri sersemlememe neden olmuştu. Söyleyebileceği onca şey varken… beni sevdiğini söyleyebileceği onca yol varken… bu benim jackpotumdu.
Etkilenmiştim, daha ne yaptığımın farkına varmadan eteğimi yukarı sıyırdım ve yüzüm ona dönük bir şekilde kucağına oturmuştum. Yüzünü ellerim arasına alarak onu umutsuzca öptüm, beni bir anda ne kadar kolay parçalara ayırabildiğini göstermeye ihtiyacım vardı.
Geri çekildiğimde inledi, parmakları kalçalarımı sahiplenici bir şekilde kavramıştı. “Bu bir daha yap.”
“Şu an senin için öylesine deliriyorum ki,” diyerek soludum, başparmağımla dudaklarına bulaşan dudak parlatıcımı silerek.
“Sorun değil. Bununla iyiyim.”
Bir kahkaha attım ve o da aynı şekilde gülümsediğinde içimi bir sevinç kapladı. “Şu anda öyle muhteşem hissediyorum ki.”
“Koridorda hissettiğinden daha mı iyi?”
“O farklı bir muhteşemdi.” Parmakuçlarım omuzlarında dans ediyordu. “Bu aldığım en iyi iltifattı. Özellikle de Gideon Cross’dan geldiğini düşünürsek. Sen her gün etkileyici insanlarla tanışıyorsun.”
“Ve ortadan kaybolmalarını böylece sana geri dönebilmeyi diliyorum.”
Gözlerim yaşarmıştı. Beni öylesine… değerli hissettiriyordu ki. “Tanrım, seni seviyorum. Öyle çok ki canımı acıtıyor.”
Ona sımsıkı sarıldım ve benim de onu ne kadar etkilediğimi anlamamı sağlayan titremesini hissettim. Sevildiğini her zaman hissetmesini istiyorum. Bunu hakediyordu. Buna ihtiyacı vardı.
“Benim için bir şey yapmanı istiyorum,” diye mırıldandım.
“Ne istersen. Her istediğin.”
Yanağına yaslanmış halde gülümsedim. “Bir parti verelim.”
“Harika. İpleri hazırlıyorum.”
Geriye çekilerek omzundan ittim. “O tip bir parti değil, seni şeytan.”
İçini çekti. “Kahretsin.”
Bağlanmış olma fikri beni germişti, ama bu beni Gideon’un fantazilerini gerçekleştirmekten alıkoymayacaktı.
Yüzüme hınzır bir gülümseme yerleştirdim. “Parti karşılığında ipler için söz vermeme ne dersin?”
“Ah, işte şimdi konuşmaya başladık.” Yüzünde halinden memnun bir gülümsemeyle arkasına yaslandı.
“Alkol ve arkadaşlar, seninkiler ve benimkiler.”
“Pekâlâ.” Gözlerinde bir şeyler peşinde olduğunu gösteren bir parıltı vardı. “Senin arkadaşlar ve alkol teklifini görüyorum ve parti esnasında karanlık bir köşede hızlıca seni becermeyi teklif ederek arttırıyorum.”
Güçlükle yutkundum. Beni nasıl etkileyeceğini biliyordu, onu böyle rahat ve eğlenirken ne kadar istediğimi biliyordu, en hızlı ve ilkel şekillerde ona nasıl sahip olmayı istediğimi biliyordu.
“Sıkı pazarlık ediyorsun,” dedim.
“Tam olarak yapmaya çalıştığım bu.”
“Peki o zaman.” Dudaklarımı yaladım. “Beni hızlıca becerme teklifini görüyorum ve masanın altında maharetli ellerinizi kullanmanızı teklif ederek arttırıyorum.”
Gözleri fal taşı gibi açıldı. “Kıyafetli,” diyerek karşı atak yaptı.
Memnuniyetsizliğimi sessizce homurdanarak belli ettim. “Sanırım yeniden düşünüp taşınmalısınız Bay Cross.”
“Sanırım beni ikna etmek için daha fazla çalışmanız gerekecek Bayan Cross.”
**Çeviri bana aittir, kitap yayımlandığında bu bölüm farklı çevrilmiş olabilir.