Canımı Al Ama Televizyonuma Dokunma!

Konu sahibi son olarak 970 gün önce görüldü
Milli Hastalığımız TV!
Birazdüşünelim: Türkiye acaba dünyada hangi konularda önde gidiyor? Çokkonuda değil elbette. Bazı şeylerde önde olduğu doğru. Ama çoğu olumsuznoktalarda: Enflasyon oranı, paramızın değersizliği, geliradaletsizliği, eğitime ayrılan bütçe, vs..
Ama artık göğsümüzü kabartacak bir dünya ikinciliğimiz var, biliyormuydunuz? Hayır hayır, halterde veya güreşte değil. Yüzyılın son milligururunu yaşamak için şu tabloya bir bakıverin:

Ortalama günlük TV seyretme süresi
(1996 itibariyle)
ABD 4 saat
TÜRKİYE 3,5 saat
İngiltere 3 saat 20 dakika
Japonya 3 saat 15 dakika
Avustralya 3 saat
Almanya 2 saat 55 dakika
Fransa 2 saat 50 dakika
Peru 2 saat 40 dakika
İsveç 2,5 saat

Evet, yanlış okumadınız! Türkiye nihayet uygar ülkeler düzeyineulaşarak, televizyon karşısında çakılıp kalmada ikinciliği yakaladı.Almanya’ya bakın siz. Nasıl da nal topluyor. Fransa ve İngiltere deöyle. Yani, yedi düvele fark atmışız çoktan. ABD hâlâ önde ama gayretedersek onları da geçeceğimize şüphe yok. Aynen trafik kazalarındaolduğu gibi, uygarlığın bu alanında da dünya efendisi olmamız şart.
Neredeyse bir Türk vatandaşı gününün üçbuçuk saatini bizim o muhteşemyayınlarla dolu TV kanallarımızı seyrederek geçiriyor. Yani belki 7-8saat uyuyor, 8 saat çalışıyor ama, televizyonu da ihmal etmiyor.Üçbuçuk saat, neredeyse yarım gün eğitim yapan bir okulda bir gündealacağımız eğitimin süresine eşit. Üçbuçuk saatte neler yapılmaz ki?
Ama biz yine de ne yapacağımızı biliyoruz: Uykudan uyanma ve uyumasaatlerimizi TV’ye göre ayarlıyoruz. Elimizde uzaktan kumanda, dünyayahükmediyoruz. O sihirli alet ile haber haber geziyoruz, rezaletzaplaması yapıyoruz, bir kanala küfredip, diğerinin kucağına düşüyoruz.Olup biteni öğrenmek için açtığımız haber programı denilen şeyin içindebile her şey var: Kedi, köpek, maymun, uzun adam, cüce adam, deha adam,ahmak adam, komplo, cinayet, adam kaçırma, adam dövme, adliyearbedeleri, ahlâksızlıkla şarkıcı olanlar, şarkıcılıkla ahlâksızolanlar...
Ama hepimiz üçbuçuk saat kendimizi teslim ettiğimiz televizyondan yinede memnun değiliz. Bazı gazetelerin TV konusundaki köşelerine sık sıkşunları yazıyoruz: “Mehmet Ali Erbil gittikçe saçmalamaya başladı. Kimbu adama dur diyecek?” Veya “Huysuz’un şovunda yine rezalet vardı.Lütfen seyirciye biraz saygı.” Durmadan bunları seyrediyoruz kirahatsız oluyoruz. O zaman neyi, kime, neden şikayet ediyoruz ki?

Kemal Reisoğlu
 
1996 dan bu güne tam 22 yıl geçmiş. Artık cep telefonu kullanımında rekorlar kırıyoruzdur bence.
 
Geri