Canım yalnızca sevmek istiyor seni..

Konu sahibi son olarak 1897 gün önce görüldü
CANIM YALNIZCA SEVMEK İSTİYOR SENİ..






Canım yalnızca sevmek istiyor seni. Unutup, tekrar hatırladığım çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan defalarca ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni. Saçlarını yüzünden ayırıp, gözlerini kirpiklerinden, ellerini bileklerinden, ismini bedeninden ayırıp, ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi, keşfeder gibi, ilk kez ve merakla ve hayranlıkla, bir kırmızının detayında dakikalarca takılıp bakar gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni, nereye varacağını bilmediğim bir kaçamak yolculuğa, sırf aklıma esti diye, sevdiğim hiçbir eşyayı almadan yanıma çıkar gibi..Süregelen bir sevgiyle değil, öğretilmemiş, bilmediğimiz biçimlerde, kuşların kanatlarını açıp, özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle, içimden geldiği gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni.Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni.
Tatlı, ekşi ya da tuzlu değil, bilmediğim bir tatla, bir duyguyla.Öyle, bir meyvenin tadını alır, bir kitabın adını okur gibi değil; bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin, serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi, anlatamadığın ama bırakmak istemediğin, bitmesini istemedigin bir hisle..


CANIM YALNIZCA SEVMEK İSTİYOR SENİ..
NE UMUT ETMEK, NE DE BEKLEMEK.. BASKA HİÇBİR ŞEY..
 
BULUŞMAK ÜZERE


Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni.
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor, bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım
 
özlemek görmek isteyipde söyleyemediğindir,

özlemek onu çok isteyipde ulaşamamaktır.

özlemek içindeki kordur.

özlemek onun içinde yaşadığını hissetmektir..
 
BekleyişYalnızlıkta
Seni özlemek ne güzel
Akşamlarda
Hüznüne sarılmak gibi
Şiirlerde
Seni bulmak ne güzel
Yarınlarda yaşamak gibi
 
Özenen Bekleyiş
Başkasına götürme O’nu bana ver gece
Gözyaşlarim islatir sokaklari her gece
Tüm ömründe bana gel de bir gece
Kâbuslari yüregimden ativer gitsin.

Sen de hiç düşündün mü ettin mi hiç merak
Neden seven gönüller birbirinden irak
Birak kuştüyü yatagi yastigi birak
Bir gece de kollarimda yativer gitsin.

Ne zaman biter hasret ne zaman.. bekleyiş
Gel artik kollarima da bitsin özleyiş
Sar kollarinla boynumu... sev seviş
Terini terime kativer gitsin

Saçlarin anlimin terinde dursun
Dudaklarim en güzel yerinde dursun
Gönlüm isyan etsin ruhum kudursun
Hiç ummazken ellerimden tutuver gitsin

Hasret alevim bitsin birazcik kal da
Özlem diner mi hiç üç adimlik yolda
Bir saatlik de olsa güneşim ol da
 
Sabahı olmayan gecenin ıssız karanlığında elimde kalem yüreğimde sen,sana yazıyorum.Gecenin karanlığı bir intikam gibi çıldırınca üzerime,tek teselliyi o simsiyah gözlerinde buluyorum.Sarılarak kaleme ve kağıda titreyen ellerimden dökülen satırlar sana ulaşırmı veya bir isyan göndersem rüzgarla o ipek saçlarına dokunurmu diye düşünmek yavaş yavaş yiyor beni aç kurt misali.

Çok defa düşündüm sensiz ne yaparım diye ancak bir türlü cevap bulamadım bu soruya.Şimdi anlıyorum sensizliğin ne kadar acı bir şey olduğunu.Her akşam seninleyken sabaha kadar .uyandığımda hep senin düş olduğunu bilmek ve hasretimi sevgimi bir sigaranın dumanına sarar gibi içime çekmek,ya da balkondan bakıp yıldızları sayıp mutlu günlerimizin hayalini kurmak o kadar acıki.artık eskisi gibi güçlü değilim denizine küsmüş martı gibiyim.

Üzerime üzerime geliyor bu yalnızlık, üzerimdeki depremler gün geçtikçe şiddetini artırmakta ve en kötüsüde bu içimdeki vicdan azabı buzun güneşte erimesi gibi eritiyor beni.Dağlara taşlara yıldızlara haykırıyorum sevgimi ama kimse duymuyor sesimi.yarınlara sakladığım umutlarım gün geçtikçe yok olup gidiyor ölüm gibi.Hayallerde kuramıyorum karanlık günlere inat bembeyaz düşlerde.

GÖNLÜM KEDERDE NERDESİN NERDE .
 
AŞK bir yıl sürer
SEVGİ bir ömür

AŞK gözünde büyütür
SEVGİ razı olur

AŞK aldatır
SEVGİ ikna eder

AŞK (aşık) kıskanır
SEVGİ (sevgili) güvenir

AŞK seni de onu da ikiye böler
SEVGİ ikinizi bir eder

AŞK zehir gibidir
SEVGİ ilaç

AŞK ay gibidir hep bir karanlık yüzü var senden gizlenen
SEVGİ güneş gibidir hep sana bakar içini ısıtır

AŞK gider (isteyince)
SEVGİ kalır (isteyerek)

AŞK çeker, ezer, cesaret kırar
SEVGİ iter, teşvik eder, yüreklendirir.

AŞK ise; o senin için hedeftir
SEVGİ ise; ikiniz de aynı hedefe koşan oklarsınız.
 
Seni yüreğimden atabilsem atamıyorum,
Seni gözlerimden silebilsem silemiyorum
Sensizlik acısını çekemiyorum,
Dönersen diye koştum camlara
Ama yoksun yine yok..


Her sabah uyanıp yüzünü güneşe verdiğinde,
Gücünü alamazsın sıcak sevgilerden,
Unutma sakın bir sevgi bin sevgi doğurur ve
O sevgilerden yepyeni bir dünya kurulur..


Ben Toprağım suyum sensin, ben yaprağım dalım sensin
İlkbaharım yazım sensin sensiz hayat çekilmiyor.

Ufukta bir gemi görsem seni taşıyan,
Mavi denize dalardım geriye bakmadan
Uçsuz bucaksız mavilikte arardım beni
Taa ki beni sende bulana kadar.


Ay yıldıza mutluluk fısıldarken
Gökyüzü sevincini yeryüzü ile paylaşırken
Ben sana bir parça mutluluk yolluyorum
içindeki umut çiçekleri hiç solmasın diye


Hani gözler varya sözleri anlatır,
Hani sözler varya gözleri aglatır,
Hani anlar varya değeri geç anlaşılır,
Bir de aşk varya seni bana anlatır..


Başını göğsüme yasladığında tek bir düşmanım vardır:
O da geçip giden zaman...


Seni düşünür , seni özlerim ,
Sevgilerin özlemlerin derinliğinde
Ne olur kır şeytanın bacağını birkez beni hatırla ,
Bir sonbahar serinliğinde..


Kalbimi kırmak suya yazı yazmak kadar zordur.
Kalbimi düzeltmek ise gece doğan güneşe dokunmaya benzer.
Sen o suya yazı yazdın
Şimdi güneşin doğmasını bekle.


Şimdi daha iyi anlıyorum ki,
Nefes almak değilmiş, yaşamak.
Ateşlerde yanmak gibi bir şey,
Seni severken,sensiz olmak...
 
Derin Bir Elveda Akşamı
Dar gelmeye başlayacak
Bu yaşadığımız yerler
İçimizi bir sıkıntıdır alıp gidecek
Boğulmaya başladığını düşüneceksin
Boğazımızda takılı kalacak sözcüklerimiz
Açığa çıkaramayacağız düşüncelerimizi
Sonra oturup bir köşeye
Başımız avuçlarımızın içinde
İçten içe kavrulacağız
Ve derin bir nefes daha çekip hayatımızdan
Elveda diyeceğiz birbirimize
 
Biraz önce buradaydın,aradan geçen zaman henüz kokunu bile dağıtamadı.oturduğun koltukta ağırlığının izi duruyor.Dokunduğun her yerde sıcaklığın var.Baktığın her yerde aydınlığın.

Gittin mi? Ben şimdi yalnız mıyım? Duvarlar üzerime yıkılıyor, yüzümde parçalanıyor aynalar,resim çerçeveleri. Tarifi mümkün olmayan bir boşluk içindeyim. Gözlerim kapıda belki yine gelirsin diyorum. Uzaktan ayak sesleri geliyor. Sen değilsin gelen biliyorum ama yine de bir ümit var içimde vazgeçemediğim.

Bir sigara yakıyorım ve seni arıyorum ve seni arıyorum dumanın havada çizdiği şekillerde. Sonra ne yapacağını bilemeyen ellerime bakıyorum bir zaman. Ellerim hala ayrılırken ellerine temas etmenin hazzı içinde şaşkın ve kararsız. Oysa o ellerle şimdi şiirler yazabilirim senin için.Sana yokluğunun dayanılmazlığını anlatabilirim.Zaman hayli ilerledi,evine varmış olmalısın.Kulağım telefon sesinde Beni aramanı bekliyorum. Telefonun her çalışında umutla uzanıyor ellerim ahizeye. Oysa hep bir başkası çıkıyor karşıma. Kahroluyorum…Senden başkasını varlığına değil,sesine bile tahammülüm yok artık. Ağır, dayanılmazlar saatler geçiyor.Nihayet senin sesin telefonda. Beni anlayan, o özlemli, kısık sesin… ’’Nasılsın?’’ derken bile yüreğimi heyecanla dolduran,kanımı tutuşturan sesini işitmenin sevinci sarıyor her yerimi. Hiç bitmesin istiyorum konuşmamız.

Senden başka bir şey düşündüğüm yok, dünya umurumda değil. Konuşuyor,konuşuyoruz ve ‘’Allahaısmarladık’’ diyorsun. Sana düşündüklerimi söyleyemiyorum. “Ne olur, yine gel ve hiç gitme artık’’ diyemiyorum. Boğazıma bir şey düğümleniyor. Ellerimde soğuk, hissiz bir aletle yapa yalnız kalıyorum. Sesin yerine çıldırtan bir uğultu kulaklarımda.Biraz önce sesini bana ileten telefona düşmanım şimdi.

Hırsla ve kinle bakıyorum bir zaman…

Sonra sevdiğin bir plağı çalmak geliyor aklıma. Birden seviniyorum. Herşeye rağmen yine seninleyim, ne iyi …Beşinci Senfoni’yi dinliyorum. Odayı orkestranın güçlü, tanrısal sesi dolduruyor. Hiç ayrılmadığımıza ve ayrılmayacağımıza inanıyorum. Yüzyılların ardından bir Beethoven sesleniyor,isyan ediyor zamana ve sonra bir başka plakta Schumann ağlıyor ben ağlıyorum,uzaklarda sen ağlıyorsun…
AŞKIN VE SANATIN ÖLÜMSÜZLÜĞÜNE BİR KERE DAHA İNANIYORUM.
ARTIK SENİ SEVİYORUM
 
Ruhumda Fırtınalar



Ruhumda fırtınalar delirmiş eser,

Limana hasret beklerim.
Umutsuzluk daglarca yolumu keser,
Yola hasret beklerim.

Dil söylemek,el yazmak ister,
Kelama hasret beklerim.
Kır zincirleri sevgini göster,
Sevgiye hasret beklerim.

Alıcı kuşları başımda döner,
Dermana hasret beklerim.
Yüregimin feri söndü söner,
Sevgiliye hasret beklerim.

Sisler sarmış dörtbir yanımı,
Rüzgara hasret beklerim.
Yorgun,düne hasret canımı,
Azraile hasret beklerim.

 
Geri