Çanakkale

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
ÇANAKKALE

Basma, sahilleri hep insan eti
İkiyüzbin ölünün iskeleti
Basma, ta Ankara'dan tut da Van'ın
Yıkılan na-mütenahi yuvanın
Canlı enkâzı olan evladı
Bu sevahilde geçen yıl kanadı
Kan dolar, basma ayak izlerine;
Çürüyen göğsünü toprak yerine
Koyarak, ezme ölen kardeşinin,
Bir avuç yer ne kadar çok kişinin
Koludur, sinesidir, gövdesidir
Mahv ve isbat ile müsveddesidir.
Bu cesetler yazılan tarihin;
İçi, deşsek, o sütûr-i siyehin
Ufacık, körpe kemiklerdir hep,
Kalmamış, medrese, mesken, mekteb
Hepsi evladını dökmüş buraya;
İkiyüzbin ölünün bir yaraya
Benzemiş milletimin göğsünde!
Bunu, kabil mi ki göz görsün de,
Yine artık medeniyek denilen;
Kana lezzetle bakan; kabre gülen;
Evlerin çırpınan enkazından
Zulme udvane saraylar dağıtan;
Yapacak tiğ arayan, tâc arayan;
Başka ma'budu yıkan, fazla satan;
Nuru boğsam diye eb'adı aşan;
Ateşin gayzını teşyi'a koşan;
Gezse fosfor gibi medfende gezen;
Dursa medfeni gibi lakin rehzen;
"Öl" deyip her ölenin annesine
Demirin satvet-ı mel'unesine
Dayanıp ufka tahakkümle bakan;
Eli kan, sinesi kan, cephesi kan
Heymil-i vahşete "lanet"... Demesin
"Bu mu ya Rab, medeniyet?" Demesin.
Bu mudur az diye durmada hukuk
İsteyen Hakk-i behâyimde hukuk.
Eli, ati için, alamı silib,
Başı bir gûş-i tahassük kesilib
Dinleyen sine-i a'sarı bu mu?
Bu mu evvel yıkarak mevhûmu
Sonra iclas ederek sâbiteyi
Sonra inkar eden ondan öteyi?
Düşüün cephesi üstündeki için
İşte topraktaki bir çizgi için
O büyük nur, o mutantan unsur
Denilen meş'ale, gerçek, bu mudur?
Bu mu aydınlatacaktır yarını;
Silerek nur ile gözyaşlarını?
Bu büyük kizbi ederken tashih
Şu küçük yerde yatan bu tarih
Demir a'sabını ki ey taş heykel
Titretir belki derim artık gel
Gel o tarihi bu topraklara sor;
İkiyüzbin bu kadar cild ediyor


MİDHAT CEMAL

Yeni Mecmua Nüsha-i Fevkalade, 16 Şubat 333
 
Geri