Çanakkale Savasları Sırasında
Türk Askerinin Psikolojik Durumu Ve Siper Mektupları
Giriş
Çanakkale Savası ve Birinci Dünya Savası�ndaki diger Türk Cepheleri hakkında yazılanların bir çogu savas tarihi niteligindedir. Cephe yasamının savas dısında kalan diger etkinlikleri, rütbesiz bir askerin savasa bakıs açısı ve onu yorumlayısı üzerine kaynaklar çok azdır. Buna karsın Çanakkale Gazilerinin mektup, anı ve kitapları az sayılamayacak kadardır. Uzlasmacı devletlerin yayımladıgı asker mektuplarına bakıldıgında ise Türk askerlerinin mektupları arasında sayıca fazlasıyla fark vardır.
Asker mektupları karsılıklı iki cephede savasan iki askerin savasa bakıs açılarını da günümüze tasır. Türkler için kutsal bir güç söz konusu iken müttefik kuvvetlerinin sömürgelerinden toplanan askerler için manevi huzur söz konusu degildi. Ancak her iki tarafın da sorguladıgı tek ortak nokta savasın acımasızlıgı ve kötü bir karsılasma oldugudur. Insanlıklarını savas süresince
hiç unutmadılar ancak çok uzaklastırıldılar.
23 Mayıs�da 9 saatlik ateskes kararı alınır. Sebebi, süngü süngüye muharebe sırasında sehit düsenleri veya yaralıları savas alanından temizlemekti. Iste Türk ve Anzaklar ilk kez burada birbirlerini gördüler ve sasırdılar.
L.H. Barlet
1. Anzak Tümeni, 11. Tabur�Siperler çok sayıda ölü ve yaralıyla doluydu. Yaralıların büyük bir kısmının durumu da agırdı. Bende bacagımdan yaralıydım ama o tabloyu görünce kendi yaramı unuttum. Bu insanlara yardım etmek istiyordum. Bizden ya da karsı taraftan olusları artık önemli degildi. O sırada benim gibi bacagından yaralı bir Türk askeri yanıma geldi. Isbirligi yapmak istedigini anlatmaya çalısıyordu. Hemen harekete geçtik. Bulabildigimiz sargılarla beraber yaraları sarmaya, can çekisenlerin kurumus dudaklarına mataralarda kalmıs suları damlatmaya basladık. Sonunda dermansız kaldık. Iki düsman arkadas içtenlikle el sıkısarak ayrıldık.�
9 saatin dolmasıyla da birlikte birbirlerinin hayatlarını kurtarmaya çalısanlar yeniden savasmaya baslayacaklardır. Iste Türk askerinin mektup ve anılarında da söz konusudur. Ancak vatanı kurtarmak için tüm maneviyatıyla karsısındaki istilacıları da durdurmak zorundadır. Ayrıca mektuplar Türk aile yapısındaki özüne saygıyı açıkça ortaya koymaktadır. O bakımdan da deger tasımaktadır.
Çanakkale Savası�nın Psikolojisi
Bu savas bir çok bakımdan eski savaslardan farklıdır. Türkler tam manasıyla Dünya Savası�nı Çanakkale�yle karısmıslardır. Kafkasya�da, Galiçya�da, Suriye�de ve Irak�da yapılan savaslar topyekün savaslardan ziyade sınırlı birliklerle
yapılan savaslardır. Fakat Çanakkale Savasları�nı Türkler ordusuyla ve halkıyla dünyanın en büyük devletleri olan Ingiltere ve Fransa�yla savasmaya mecbur kalmıstır.
Bununla birlikte Çanakkale ve cephe gerisindeki insanların psikolojik durumunu anlayabilmek için Çanakkale Savası�nın psikolojisini anlamak gerekir.
Çanakkale Savasına kadar tarihe �büyük adamların� perspektifinden bakılmıstır. �Büyük adamlar� sabah alacasında sahlanmıs atları üzerinde taarruz emirleri yagdırıp, yüz binleri ölüme sürerler, o yüz binler de arkalarında toz bulutlarıyla cepheye kosusur ve çogun zaman geride bir kan gölü ile meçhul asker unvanı bırakırlardı. Yüz binlerin adını sanını kimse bilmezdi.
Yenenler yenilenler, ölenler kalanlar onlar oldugu halde kitaplarda savasları hep krallar ve imparatorlar kazanırdı. Iste Çanakkale Savaslarıyla bu mantık degismis, cephede ve gerisindeki yüz binlerin sevinci ya da gözyasları ses bulmustur.
Çanakkale�de; Cesaret ve kahramanlık ikinci plana düsmüs, teknoloji ön plana çıkmıstır. Siperlerin öneminin ortaya çıkması gibi yeni kurallar savas mantıgına girmistir. Günümüzde ise bu tamamen ortadan kalkmıs, harp sahnesinde ne asker ne top ne hayvan görülebilir. Her sey gizlenmis sahne bos bırakılmıstır. Bu da Çanakkale�deki siperlere gizlenen birliklere benzemektedir.
20. yüzyıldan önce savas alanlarında genç kumandanlar önemli roller oynar ve savası yönetirlerdi. 20. yüzyılda ise savas tecrübeleri fazla olan generaller önemli roller oynamıslardır. Çanakkale muharebelerini yöneten kumandanlar da 20. yüzyıl komutanlarındandır. Ancak komutanların basarı saglaması da cesaret ve bilgeligin yanında maddi kaynaklarla da çok yakından ilgilidir. Örnegin; Hindenburg�un Rus Cephesinde elde ettigi basarılarda demir yolları önemli paya sahiptir. Savaslarda önemli görülen kaleler bile bu yüzyılda agır toplarla düsürülmüstür. Tüm bu degisimler içerisinde kalan ve degismeyen en önemli varlık manevi güçtür. Türk milletinde ezelden beri var olan bu kudret Çanakkale Savasları�nda kendisi yeniden göstermektedir. O kadar ki hayatla hiçbir baglantısı kalmaya binlerce insan tek bir sebep için süngü takıp düsmanın
üzerine yürüyor. Amaç vatan topraklarını korumak. Bu savas Napolyon�un söyledigi �Harp bir sevk�ül-ceys meselesi olmaktan ziyade bir psikoloji meselesidir. Maneviyat harbin yarısını kazandırmaya kafidir.� Sözünü dogrular niteliktedir.
Türk Askerinin Psikolojik Durumu Ve Siper Mektupları
Giriş
Çanakkale Savası ve Birinci Dünya Savası�ndaki diger Türk Cepheleri hakkında yazılanların bir çogu savas tarihi niteligindedir. Cephe yasamının savas dısında kalan diger etkinlikleri, rütbesiz bir askerin savasa bakıs açısı ve onu yorumlayısı üzerine kaynaklar çok azdır. Buna karsın Çanakkale Gazilerinin mektup, anı ve kitapları az sayılamayacak kadardır. Uzlasmacı devletlerin yayımladıgı asker mektuplarına bakıldıgında ise Türk askerlerinin mektupları arasında sayıca fazlasıyla fark vardır.
Asker mektupları karsılıklı iki cephede savasan iki askerin savasa bakıs açılarını da günümüze tasır. Türkler için kutsal bir güç söz konusu iken müttefik kuvvetlerinin sömürgelerinden toplanan askerler için manevi huzur söz konusu degildi. Ancak her iki tarafın da sorguladıgı tek ortak nokta savasın acımasızlıgı ve kötü bir karsılasma oldugudur. Insanlıklarını savas süresince
hiç unutmadılar ancak çok uzaklastırıldılar.
23 Mayıs�da 9 saatlik ateskes kararı alınır. Sebebi, süngü süngüye muharebe sırasında sehit düsenleri veya yaralıları savas alanından temizlemekti. Iste Türk ve Anzaklar ilk kez burada birbirlerini gördüler ve sasırdılar.
L.H. Barlet
1. Anzak Tümeni, 11. Tabur�Siperler çok sayıda ölü ve yaralıyla doluydu. Yaralıların büyük bir kısmının durumu da agırdı. Bende bacagımdan yaralıydım ama o tabloyu görünce kendi yaramı unuttum. Bu insanlara yardım etmek istiyordum. Bizden ya da karsı taraftan olusları artık önemli degildi. O sırada benim gibi bacagından yaralı bir Türk askeri yanıma geldi. Isbirligi yapmak istedigini anlatmaya çalısıyordu. Hemen harekete geçtik. Bulabildigimiz sargılarla beraber yaraları sarmaya, can çekisenlerin kurumus dudaklarına mataralarda kalmıs suları damlatmaya basladık. Sonunda dermansız kaldık. Iki düsman arkadas içtenlikle el sıkısarak ayrıldık.�
9 saatin dolmasıyla da birlikte birbirlerinin hayatlarını kurtarmaya çalısanlar yeniden savasmaya baslayacaklardır. Iste Türk askerinin mektup ve anılarında da söz konusudur. Ancak vatanı kurtarmak için tüm maneviyatıyla karsısındaki istilacıları da durdurmak zorundadır. Ayrıca mektuplar Türk aile yapısındaki özüne saygıyı açıkça ortaya koymaktadır. O bakımdan da deger tasımaktadır.
Çanakkale Savası�nın Psikolojisi
Bu savas bir çok bakımdan eski savaslardan farklıdır. Türkler tam manasıyla Dünya Savası�nı Çanakkale�yle karısmıslardır. Kafkasya�da, Galiçya�da, Suriye�de ve Irak�da yapılan savaslar topyekün savaslardan ziyade sınırlı birliklerle
yapılan savaslardır. Fakat Çanakkale Savasları�nı Türkler ordusuyla ve halkıyla dünyanın en büyük devletleri olan Ingiltere ve Fransa�yla savasmaya mecbur kalmıstır.
Bununla birlikte Çanakkale ve cephe gerisindeki insanların psikolojik durumunu anlayabilmek için Çanakkale Savası�nın psikolojisini anlamak gerekir.
Çanakkale Savasına kadar tarihe �büyük adamların� perspektifinden bakılmıstır. �Büyük adamlar� sabah alacasında sahlanmıs atları üzerinde taarruz emirleri yagdırıp, yüz binleri ölüme sürerler, o yüz binler de arkalarında toz bulutlarıyla cepheye kosusur ve çogun zaman geride bir kan gölü ile meçhul asker unvanı bırakırlardı. Yüz binlerin adını sanını kimse bilmezdi.
Yenenler yenilenler, ölenler kalanlar onlar oldugu halde kitaplarda savasları hep krallar ve imparatorlar kazanırdı. Iste Çanakkale Savaslarıyla bu mantık degismis, cephede ve gerisindeki yüz binlerin sevinci ya da gözyasları ses bulmustur.
Çanakkale�de; Cesaret ve kahramanlık ikinci plana düsmüs, teknoloji ön plana çıkmıstır. Siperlerin öneminin ortaya çıkması gibi yeni kurallar savas mantıgına girmistir. Günümüzde ise bu tamamen ortadan kalkmıs, harp sahnesinde ne asker ne top ne hayvan görülebilir. Her sey gizlenmis sahne bos bırakılmıstır. Bu da Çanakkale�deki siperlere gizlenen birliklere benzemektedir.
20. yüzyıldan önce savas alanlarında genç kumandanlar önemli roller oynar ve savası yönetirlerdi. 20. yüzyılda ise savas tecrübeleri fazla olan generaller önemli roller oynamıslardır. Çanakkale muharebelerini yöneten kumandanlar da 20. yüzyıl komutanlarındandır. Ancak komutanların basarı saglaması da cesaret ve bilgeligin yanında maddi kaynaklarla da çok yakından ilgilidir. Örnegin; Hindenburg�un Rus Cephesinde elde ettigi basarılarda demir yolları önemli paya sahiptir. Savaslarda önemli görülen kaleler bile bu yüzyılda agır toplarla düsürülmüstür. Tüm bu degisimler içerisinde kalan ve degismeyen en önemli varlık manevi güçtür. Türk milletinde ezelden beri var olan bu kudret Çanakkale Savasları�nda kendisi yeniden göstermektedir. O kadar ki hayatla hiçbir baglantısı kalmaya binlerce insan tek bir sebep için süngü takıp düsmanın
üzerine yürüyor. Amaç vatan topraklarını korumak. Bu savas Napolyon�un söyledigi �Harp bir sevk�ül-ceys meselesi olmaktan ziyade bir psikoloji meselesidir. Maneviyat harbin yarısını kazandırmaya kafidir.� Sözünü dogrular niteliktedir.