Can Yücel Şiirleri

F
  • Kullanıcı Fenerbahçe
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Şiirler
Yaşayınca Anladım
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat okuyarak dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş
Çok acıttığında anladım..
Fakat hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil gerçeği gizlememekmiş marifet
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
”Sana ihtiyacım var gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak
Sana ”git” dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur kaybedenlerin acizlerin maskesiymiş
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen beklemez sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş
Emek ise vazgeçmeyecek kadar ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
Can Yücel
 
Yaşayalım Ki
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin sen beni bil ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım kı öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip içip arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi evimizde bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek… Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuğumuz olmalı düşünsene senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa kötü de olsa yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.
Kavgasız her sabah gürültüyle uyanılmayan sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız…
Öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken sadece mutluluk olmalı yüzümüzde birbirimizi sevmenin gururu olmalı \”herşeyde\”.
Can Yücel
 
Seninle Olmanın En Güzel Yanı
“Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz böyle her şarkıda serhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki…
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…”
Can YÜCEL
 
Rengarenk
Bir yelkenli bayrağı al
- – Mor da olabilir – -
Almış yaprağına rüzgârı
Rumca bir şarkı patlatıyor
Denizin gözüne gözüne
Mubalâğa lâz oldu vre sevgilim
Aramızda bu yaz
Pontuslarını zaptetmeye birbirimizin
Selvi yeşili serenlerimize
Beğenmediysen o yeşili
- – Nefti mi? Değil. – -
Camgöbeği olabilir meselâ
Suların pöstekisinde sevişmek için
Mubalâğa yaz oldu bu yaz
İkimiz de ömrümüzün güzünde
Fuzulî’nin dediği Gedây – ı Muhteşemler
Bitkiniz tatlı – işemeden
Böyle böyle deryadil oluyor derya
Derûnumuzdaki…
Uyuyalım mı dedin vre sevgilim?
Gaflet ki o bayrağı al yelkenliden
- – Mor da olabilir – -
Dalgalarla dalga geçen geçerken
Kucağımıza atlayan bir lâpindir
Menzilimiz Pontus değil Azrail
Ve önümüz sırf ebabil…
Lâkin o da ölecek bir gün mutlak
Bizcileyin yaşarsa bir yaz
Bunu Rabiş’in camına
Bayrağı al bir yelkenliye yaz !
- – Mor da olabilir ama- -
Rumca bir şarkı patlataraktan
Ağaran siyaha doğru
Siya siya !..
İki ceset ki aşktan boğulmuş
Kasımpatları gibi patlayan kulaklarıyla
Tozlarından tuzlarından donanmalar kurulmuş
Gidiyorlar Cezayir’i fethe yeni baştan
Biri erkek biri dişi
İki korsan
Güler’le Can…
İkisi de birbirinden alâ
İkisi de mubalâğa !
Şiirin bütün felâketine rağmen
İkisi de yaşıyorlar hâlâ …
Böylece tekmil oluyor yavaş yavaş
Bütün bir sonbahar…
 
özledim seni…
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin…
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı
yürüyüşlerimizi
sevimli haşarılığını
çocuksu küskünlüğünü…
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
”git artık” demek
”beni ne kadar çabuk unutursan o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa”
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek….
 
O Olmazsa Yaşayamam
O olmazsa yaşayamam
O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni
Senin O’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı masanı telefonunu kartvizitini…
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin
Güneşi ayı yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak…
Can YÜCEL
 
İkimiz Arasında..
Bir gün şayet camsız çerçevesiz penceresiz
Bir gün ben çadır bezi bir perdeden
Günlerin toz-toprak şarkısını çırparken
Canevimin önünden geçersen
Bir gün şayet boynumda yem torbası hayallerim asılı
Bir gün şayet samançöpü bir sokak dişlerim arasında
Canevinin önünden geçersem
Anlatırım nasıl nerde
Bir ulu çınara takılı bir kuyrukluyıldız
Bir yeşil telaşta çırpınan ışığımız
Anlatırım nasıl nerde…
Sonra eğilir kulağına derim: Bekle
Çocukken kaçırdığım uçurtma dönsün gelsin
Hele çarpsın bu çerçi yükü şehirlere
Hele ürksün fincancı katırları!
 
Damar
insan sahip olduklarının ömür boyu elinde olacağına inanır.. Ne garip.. Oysa tek bir nefes değil mi bizi hayata bağlayan tabiri caizse pamuk ipliği.. Gözlerimizi kapatmamızı engelleyen ne bizi hayata bu kadar sıkı sıkıya bağlı tutan nedir.. Aşk mı? Eğer bu hayatta bazı şeylerin sende tecrübe bıraktığı hissine kapıldığın halde senin en zor durumunda elini tutacak tek bir kişi bile yoksa Ağladığında başını yaslayacak bir omuz bulamıyorsan ama yine de kendine olur olmadık şeyleri delil gösterip bahane uyduruyorsan ummadık anda umulmadık cümleler kurarak bütün bunlara rağmen arkanda kırdığın insanların kalpleri sere serpe değilse ayak bastığın yollarda umudunun olmadığını iddia ettiğin halde hala içinde minicik bir umudun olmasından dahi umut duymalısın hayata inat.. Birinin elimizi tutmasını bize destek olmasını neden isteriz? Bu hayat çift olarak yaşamaya göre mi düzenlenmiş.. İnsan tekken nefes alamaz mı.. Bir insan en fazla ne kadar düşünebilir bir diğer insanı en fazla ne kadar hayalini kurabilir tokalaşma haricinde hiçbir şekilde elini tutamadığın sıcaklığını hissedemediğin insanın ellerini kaç defa ellerinde hayal edebilir.. Umut nedir peki.. Olmayacak şeylere bel bağlamak mı yoksa olmasını hayal ettiğin şeyler mi.. Seni ilk gördüğümde önce gözlerine baktım umutsuzdu sanki.. yeni gelmiştim hüzün kokan şehre.. Elini kolunu sallaya sallaya gezen insanların arasında kendimi ne kadar savunmasız hissettiysem şuanda aynı haldeyim.. Bir insan altı üstü bir defa gördüğü bir insana ne kadar bağlanabilir…Bunun sırrı senin gözlerindeydi belki de.. Belki ilk tokalaşmaya uzattığın ellerinde.. O an kendimi ne kadar saf hissettiysem şuanda kendimden seni bilerek uzaklaştırdığım için o kadar cellat hissediyorum kendimi .. Kötü bendim sana bağlanırken kalbimi zorla elinden tutup hayal dünyasından çıkardım bir çocuğun ergenlik hali gibi hayatın gerçekleri hayal dünyasından acıdır ya . Kötü bendim hayatın sana kattıklarını göz ardı ederek yargıladım seni.. yaşattıkları yaşadıklarım öğretti belki bana bunu.. hayat küçücükken aldı elimden elma şekerimi benim annemin duaları hep ıskaladı beni.. Görmek isteyeceğim ne varsa küçüklükten aldı elimden alıştırmadan yıkıp dökerek yerinde enkaz bile yok şimdi arda kalanların.. O kadar yaşanmışlığı o kadar yaşanmamış yapan bir beyne sahip o kadar yaşanmamışlığı bir o kadar yaşanmış yapan bir kalbe…Elimde olsa gelir miydim sana.. Yok yine gelmezdim.. yine seçerdim çürük elma gibi kenara çünkü benim yaşanmışlığım yok senin kadar .. Benim ellerim senin kadar ele dokunmadı benim gözlerimin içinde seninkiler de olduğu kadar insan boğulmadı .. Kalbim hala ilk görüşte aşka inanacak kadar saf.. ve bir insanın sana iyi niyetle yaklaşacağına inanacak kadar.. Keşke kalbinin derinliklerinde ne var öğrenebilseydim .. bana dair değil korkma hemen .. bana dair sende bişeylerin olmadığından eminim zaten.. hayata dair ailene arkadaşlarına belki hoşlandığın kıza .. o da sana benim gibi bakar mı tutmadığı halde ellerini gözyaşımı silmiş kadar şefkatli bulur mu.. sahilde dolaşıyorduk ..şimdi bu cümlenin öznesi BiZ yüklemi geçmiş zamanya o zamanda o cümlenin de öznesi BiZ yüklemi geçmiş zamandı.. O zamanlar bu kadar belirgin değildi özneler yüklemler.. şimdi nesi var bu cümlelerin. garezi kime. .anlamıyorum … gülmeni bile özledim…şimdi bütün bunları kendime bile itiraf etmeye cesaretim yok. zira aklıma söz geçiremediğim içinde sen suçlusun. geldin .. ne kadar güzel bir cümle ama kısa sürdü geldiklerin gitmelerinden çok daha kısa..
 
Hayatın içinden olan örnek
Hayatın içinden olan örnek alabildiğimiz ve en önemlisi bunlardan ders çıkarabildiğimiz insanların düşüncelerini ve kendimize has tarzımızla yayınlamaya devam ediyoruz..İşte bunlardan bir diğeride İlişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde olduğu gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun.Yapmacık inanmadan konuşmak istemiyorum artık. Beni anlamayanlarla konuşmak cümle kirliliği yaratıyor ve hak edenlere saklıyorum enerjimi. İstediğime istediğimi deme özgürlüğüne sahibim eleştirme hakkını oluşturan… yaşamışlık ve yeterli yaş faktörü artık bende de var.
Ben demiştim sendromunda olanlarla arkadaşlıkları bir kez daha sorguluyorsun. İlişkilerini sadeleştirmeye başlayınca sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya geliyor. Kötü gün dostlarını belirliyor ve onlara daha çok önem veriyorsun. İyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak bir o kadar zor biliyorum. Dostlar ihtiyaç olduğunda göçmen kuşlar gibi sıcağa uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayrı düşenler kalıyor..
 
CAN BABA’NIN MAL BEYANI
1- Avşa adasında üç daire dört üçgen beş dikdörtgen
2- Gökyüzünde bi bulut
3- Bitlis’te beş minare
4- Biri yazlık biri kışlık iki platonik sevgili
5- Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri
yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
6- Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
7- Palandökende bir palan iki döken
8- Kastamonu’da üç kasto
9- Üç fay hattı
10- Bir çarşamba iki perşembe üç cuma
11- Dünyada mekan
12- Ahirette iman
13- Denizde kum
14- Uzayda yerçekimsizlik
15- Bi çuval gazoz kapagi
16- Bi kiprit kutusu sigara izmariti
17- On sekiz saç biti
18- Biri ingilizce 6 adet küfür
19- Yirmi tane boş naylon poşet
20- Sevenlerin kalbinde kurulmus bir taht
21- Bi sürü saç sakal kıl tüy yün
22- Uç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank 23- Bi ayakkabı çekeceği
24- Iki büyük taş kütlesi
25- Bir adet ağaç gölgesi
26- Üç kuş kanadı sesi
27- Bi sürü kedi köpek
28- Bi marmara denizi
29- Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
30- Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
31- Çalıp çalıp kaçilan beş melodili apartman zili
32- Nakit 15 kuruş
33- Anne babadan kalma yarisi yasanmis bi ömür
Can YÜCEL
 
Geri