M
Myself
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Hayattan ne öğrendim?
Ağır bir ÖSS sorusu gibiydi Esquire dergisininki…
“Hayattan ne öğrendiniz?”
Verilen süre içinde aklıma gelenleri aşağıda yazdım
Yanlışların doğruları götürmeyeceğini umuyorum:
Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum Işığı gördüm, korktum Ağladım
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim Karanlığı gördüm, korktum
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi…
Ağladım
Yaşamayı öğrendim
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim
Zamanı öğrendim
Yarıştım onunla…
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…
İnsanı öğrendim
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…
Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim
Sevmeyi öğrendim
Sonra güvenmeyi…
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim
İnsan tenini öğrendim
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu…
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim
Evreni öğrendim
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim
Ekmeği öğrendim
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini…
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim
Okumayı öğrendim
Kendime yazıyı öğrettim sonra…
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…
Gitmeyi öğrendim
Sonra dayanamayıp dönmeyi…
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta…
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım
Düşünmeyi öğrendim
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim
Namusun önemini öğrendim evde…
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim
Gerçeği öğrendim bir gün…
Ve gerçeğin acı olduğunu…
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim
Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim
Ağır bir ÖSS sorusu gibiydi Esquire dergisininki…
“Hayattan ne öğrendiniz?”
Verilen süre içinde aklıma gelenleri aşağıda yazdım
Yanlışların doğruları götürmeyeceğini umuyorum:
Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum Işığı gördüm, korktum Ağladım
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim Karanlığı gördüm, korktum
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi…
Ağladım
Yaşamayı öğrendim
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim
Zamanı öğrendim
Yarıştım onunla…
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…
İnsanı öğrendim
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…
Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim
Sevmeyi öğrendim
Sonra güvenmeyi…
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim
İnsan tenini öğrendim
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu…
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim
Evreni öğrendim
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim
Ekmeği öğrendim
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini…
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim
Okumayı öğrendim
Kendime yazıyı öğrettim sonra…
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…
Gitmeyi öğrendim
Sonra dayanamayıp dönmeyi…
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta…
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım
Düşünmeyi öğrendim
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim
Namusun önemini öğrendim evde…
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim
Gerçeği öğrendim bir gün…
Ve gerçeğin acı olduğunu…
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim
Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim