Z
Z3yn3P
Ziyaretçi
Ziyaretçi
kız isimleri , c ile kız isimleri , c ile başlayan kız isimleri , c harfi ile başlayan kız isimleri , c harfi ile başlayan kız isimleri nelerdir , c ile başlayan kız isimleri ve anlamları
C ile Başlayan Kız İsimleri
CABİRE: (AR) Cebreden, zorlayan. Galip gelen. Aziz ve kuvvetli olan.
CABİYE: (AR) Hazine (bkz. Semahat). Şam'ın güneybatısında, Çavlan'da bir yer. Havuz.
CAHİDE: (AR) Cehdeden, elinden geldiği kadar çalışan.
CAİZE: (AR) Armağan, hediye. Yol yiyeceği, azık. Eski şairlere yazdıkları methiyeler için verilen bahşiş.
CALİBE: (AR) Kendine çeken, celbeden, çekici.
CANAL: (TR) Gönül al. Kendini sevdir, sevilen biri ol.
CANAN: (FAR) Sevgili, gönül verilmiş, sevilen kadın.
CANAY: (TR) Ay gibi temiz, saf, parlak kimse.
CANDAN: (TR) Samimi, içten, kalbi. Yakınlık belirten davranış.
CANEL: (TR) İçten uzatılan el, dostluk eli.
CANFEDA: (FAR) Canını veren, özverili kimse.
CANFEZA: (FAR) Can artıran, cana can katan.
CANGÜL: (TR) Gül gibi canlı. Güzel, temiz kimse.
CANİPEK: (TR) Yumuşak huylu (kimse).
CANNUR: (TR) Özü aydınlık, nurlu kimse.
CANRUBA: (FAR) Gönül alan, sevgili.
CANSEL: (TR) Hayat veren su. Can ve sel kelimelerinden birleşik isim.
CANSEN: (TR) Sen cansın, sevilensin.
CANSER: (TR) (bkz. Can).
CANSES: (TR) (bkz. Canser).
CANSET: (TR) Küçük kraliçe, prenses.
CANSEVER: (TR) (bkz. Cansın).
CANSIN: (TR) Canım gibisin, canımsın.
CANSU: (TR) Hayat veren su, tazelik. Sevgili, sevimli.
CANSUN: (TR) (bkz. Cansu).
CAVİDAN: (FAR) Daimi kalacak olan, sonrasız, ebedi.
CAVİDE: (FAR) (bkz. Cavidan).
CEBİRE: (AR) Zorlamak. Düzeltme, onarma.
CELİLAY: (AR-TR) Ulu, yüce ay.
CELİLE: (AR) Büyük, ulu.
CEMİLE: (AR) Güzel kadın. Gönül almak amacıyla yapılan davranış.
CEMİNUR: (AR) Işık, nur topluluğu, çok nurlu, aydınlık kimse.
CEMRE: (AR) Ateş. Kor halinde ateş. Şubat ayında azar azar artan sıcaklık.
CENAN: (AR) Kalb, yürek, gönül.
CENNET: (AR) Uçmak. Bahçe. Çok ferah ve havadar yer. Firdevs. Allah'a inanan, günah işlememiş veya günahlarından temizlenmiş olanların gireceği yer.
CEREN: (TR) Ceylan.
CESARET: (AR) Yüreklilik, korkusuzluk
CEVHER: (AR) Öz, maya. Başlı başına, kendiliğinden olan. Tıynet, cibilliyet, soydan gelen, haslet, tabii istidat. Kıymetli taş. Ebcet hesabında yalnız noktalı harfleri hesaplamaya dayanan tarih düşürme şekli. Kılıç namlusuna yapılan menevişli süs.
CEVRİYE: (AR) Haksızlık. Eza, cefa, eziyet, gadir, zulüm, sitem.
CEYDA: (AR) Uzun boyunlu ve güzel.
CEYDAHAN: (bkz. Ceyda).
CEYHAN: (TR) Güney Anadolu'da Toroslar'dan doğan ve Akdeniz'e dökülen nehir.
CEYLA: Olağanüstü güzel gözlü
CEYLAN: (TR) Hızlı koşan, biçimli bacakları olan ve güzel gözleriyle tanınan bir gazel cinsi.
CEZLAN: (AR) Mutlu.
CEZMİYE: (AR) Cezm ile ilgili. Kesin karar ve niyete ait. Kesmek.
CİHAN: (FAR) Dünya, alem, kainat, yeryüzü, yerküresi.
CİHAN BANU: (FAR) Dünyaca tanınmış kadın.
CİHANDİDE: (FAR) Dünyayı gezip görmüş.
CİHANEFRUZ: (FAR) Dünyayı parlatan, aydınlatan.
CİHANFER: (FAR) Cihanı, dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı.
CİHANGÜL: (FAR) (bkz. Cihan).
CİHANNUR: (FAR) Dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı.
CİHANSER: (FAR) Cihan'ın başı.
CİHANSUZ: (FAR) Cihan yakan.
CİLVE: (AR) Hoşa gitmek için yapılan davranış. İşve, naz.
CİNAN: (AR) Cennetler.
CİRYAL: (AR) Bir nevi kırmızı boya. Altının kırmızılığı. Temiz renk. Saf.
CUDİYE: (AR) Cömert, eli açık. İyilik severlikle ilgili. Dicle nehri kıyısında bir dağ. Nuh'un gemisinin tufandan sonra bu dağın üzerinde durduğu söylenir.
CÜMANE: (AR) Tek inci anlamında.
CABİRE: (AR) Cebreden, zorlayan. Galip gelen. Aziz ve kuvvetli olan.
CABİYE: (AR) Hazine (bkz. Semahat). Şam'ın güneybatısında, Çavlan'da bir yer. Havuz.
CAHİDE: (AR) Cehdeden, elinden geldiği kadar çalışan.
CAİZE: (AR) Armağan, hediye. Yol yiyeceği, azık. Eski şairlere yazdıkları methiyeler için verilen bahşiş.
CALİBE: (AR) Kendine çeken, celbeden, çekici.
CANAL: (TR) Gönül al. Kendini sevdir, sevilen biri ol.
CANAN: (FAR) Sevgili, gönül verilmiş, sevilen kadın.
CANAY: (TR) Ay gibi temiz, saf, parlak kimse.
CANDAN: (TR) Samimi, içten, kalbi. Yakınlık belirten davranış.
CANEL: (TR) İçten uzatılan el, dostluk eli.
CANFEDA: (FAR) Canını veren, özverili kimse.
CANFEZA: (FAR) Can artıran, cana can katan.
CANGÜL: (TR) Gül gibi canlı. Güzel, temiz kimse.
CANİPEK: (TR) Yumuşak huylu (kimse).
CANNUR: (TR) Özü aydınlık, nurlu kimse.
CANRUBA: (FAR) Gönül alan, sevgili.
CANSEL: (TR) Hayat veren su. Can ve sel kelimelerinden birleşik isim.
CANSEN: (TR) Sen cansın, sevilensin.
CANSER: (TR) (bkz. Can).
CANSES: (TR) (bkz. Canser).
CANSET: (TR) Küçük kraliçe, prenses.
CANSEVER: (TR) (bkz. Cansın).
CANSIN: (TR) Canım gibisin, canımsın.
CANSU: (TR) Hayat veren su, tazelik. Sevgili, sevimli.
CANSUN: (TR) (bkz. Cansu).
CAVİDAN: (FAR) Daimi kalacak olan, sonrasız, ebedi.
CAVİDE: (FAR) (bkz. Cavidan).
CEBİRE: (AR) Zorlamak. Düzeltme, onarma.
CELİLAY: (AR-TR) Ulu, yüce ay.
CELİLE: (AR) Büyük, ulu.
CEMİLE: (AR) Güzel kadın. Gönül almak amacıyla yapılan davranış.
CEMİNUR: (AR) Işık, nur topluluğu, çok nurlu, aydınlık kimse.
CEMRE: (AR) Ateş. Kor halinde ateş. Şubat ayında azar azar artan sıcaklık.
CENAN: (AR) Kalb, yürek, gönül.
CENNET: (AR) Uçmak. Bahçe. Çok ferah ve havadar yer. Firdevs. Allah'a inanan, günah işlememiş veya günahlarından temizlenmiş olanların gireceği yer.
CEREN: (TR) Ceylan.
CESARET: (AR) Yüreklilik, korkusuzluk
CEVHER: (AR) Öz, maya. Başlı başına, kendiliğinden olan. Tıynet, cibilliyet, soydan gelen, haslet, tabii istidat. Kıymetli taş. Ebcet hesabında yalnız noktalı harfleri hesaplamaya dayanan tarih düşürme şekli. Kılıç namlusuna yapılan menevişli süs.
CEVRİYE: (AR) Haksızlık. Eza, cefa, eziyet, gadir, zulüm, sitem.
CEYDA: (AR) Uzun boyunlu ve güzel.
CEYDAHAN: (bkz. Ceyda).
CEYHAN: (TR) Güney Anadolu'da Toroslar'dan doğan ve Akdeniz'e dökülen nehir.
CEYLA: Olağanüstü güzel gözlü
CEYLAN: (TR) Hızlı koşan, biçimli bacakları olan ve güzel gözleriyle tanınan bir gazel cinsi.
CEZLAN: (AR) Mutlu.
CEZMİYE: (AR) Cezm ile ilgili. Kesin karar ve niyete ait. Kesmek.
CİHAN: (FAR) Dünya, alem, kainat, yeryüzü, yerküresi.
CİHAN BANU: (FAR) Dünyaca tanınmış kadın.
CİHANDİDE: (FAR) Dünyayı gezip görmüş.
CİHANEFRUZ: (FAR) Dünyayı parlatan, aydınlatan.
CİHANFER: (FAR) Cihanı, dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı.
CİHANGÜL: (FAR) (bkz. Cihan).
CİHANNUR: (FAR) Dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı.
CİHANSER: (FAR) Cihan'ın başı.
CİHANSUZ: (FAR) Cihan yakan.
CİLVE: (AR) Hoşa gitmek için yapılan davranış. İşve, naz.
CİNAN: (AR) Cennetler.
CİRYAL: (AR) Bir nevi kırmızı boya. Altının kırmızılığı. Temiz renk. Saf.
CUDİYE: (AR) Cömert, eli açık. İyilik severlikle ilgili. Dicle nehri kıyısında bir dağ. Nuh'un gemisinin tufandan sonra bu dağın üzerinde durduğu söylenir.
CÜMANE: (AR) Tek inci anlamında.