BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,600
-
- Tepkime puanı
- 3,180
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
“Şu bizim liseden Ahmet vardı ya.” “Eee ne olmuş ona?” “Ne kadar zekiydi hatırlıyor musun?” “Evet hep en yüksek notu alırdı.” “Geçenlerde vapurda gördüm onu. Hali perişandı. Hayat öğle bir sille vurmuş ki görme gitsin.” “Yapma yademek okuyamamış öyle mi?” “Okuyamadığı gibi bir işte tutturamamış.”
“Gerçekten çok üzüldüm. Birde bizimkiler niye okumadın diyorlar. Ahmet bile okuyamadıysa ben nasıl okuyayım? Allaha şükür asgari ücretle de olsa bir işim var. Yorulmuyorum. İnsanlarla muhatap değilim. Başımda dırdır eden yok. Sabah işime gidiyorum akşam evime dönüyorum. Maaşımı da zamanında alıyorum.”
Büyük düşünmenin önündeki önemli etkenlerden biride diğer insanların durumu karşısında geliştirdiğimiz korkulardır. Onların başarısızlıklarını gördüğümüzde kendi halimize şükrederiz. Onlar gibi olmaktan çekinir ve korkarız. Küçük düşünüp; “Ağrısız başım azıcık aşım” sözüne uygun yaşarız. Bize inandırmışlardır ki; büyük düşünmek büyük insanların işidir.
Eğer küçük düşünüp öyle yaşarsak karşılaştığımız problemlerinde küçük olacağını çekeceğimiz acıların daha az olacağını düşünürüz.
Duyguların dünyası acıyı kilogramla ya da metre ile ölçmez. Elinize iğne batsa da bu acıdır kolunuz kesilse de. Basit ve küçük düşünerek yaşadınız diye sadece iğne batmasıyla kurtulacağınızın bir garantisi de yoktur.
Fakir servetinin yarısını kaybettiğinde örneğin bir çift öküzünün tekini kaybettiğinde ne hissediyorsa zengin de servetinin yarısını kaybettiğinde aynı acıyı çeker.
Büyük düşünün. Boğulacaksanız bile büyük denizde boğulun. Boğulmayıp yaşayacaksanız da bilin ki büyük denizlerde balık tutma olasılığınız çok daha yüksektir.
İnsanlar kendi yaşadıkları başarısızlıkları diğer insanlara anlatarak onların bundan ders çıkarmasını bekler ler. Ama maalesef her zaman istenilen bu sonuç oluşmaz.
Başkasının başarısızlığını dinlediğinizde onun başarısızlığı sizin korkunuza dönüşür ve sizi yapmak istediklerinizi yapamaz hale getirir.
NLP Trainer eğitiminde on altı tane kitabının hazır olduğunu söyleyen bir arkadaşımız vardı. Yanına gittim belki kitap yazma konusunda yeni bir şeyler öğrenirim diye. Ama on altı tane kitap yazacak kadar yetkin arkadaşımız öyle bir konuşma yaptı ki; toplulukta bulunan herkes kitap yazamayacağına bunun sadece ona has bir kabiliyet olduğuna kanaat getirdi. O anda ona kulaklarımı tıkadım ve söylediği hiçbir şeye aldırmadım. Çünkü büyük düşünmemin önünde duruyordu.
Bunu insanlar bilerek veya bilmeden yaparlar. (Bu arkadaşımız bilerek yapanlardandı.) Önemli olan onların ne dediği değil sizin söylenenlere nasıl tepkiler verdiğinizdir. Sinip kabuğunuza mı çekiliyorsunuz yoksa kendinizden emin bir şekilde sizi destekleyenleri büyük düşünmenize yardımcı olanları dinlemeyi mi seçiyorsunuz.
İnansalar kendi sınırlarını kendileri belirlerler ve bazen de evrenin sınırlarının da başkalarının sınırlarının da kendi belirledikleri sınırlardan ibaret olduğunu düşünürler. Kimsenin sınırları ile sınırlandırılmaya mahkûm değilsiniz. İnanın ve şöyle söyleyin; “Sen yapamamış olabilirsin ama ben yapacağım” “Sen yapamayacağımı düşünebilirsin ama ben sana kesinlikle katılmıyorum.”
İşte bunu söyleyebilip harekete geçtikten sonra hiçbir şey ve hiç kimse sizi durduramaz. Her zaman hatırlayın; içinizdeki en büyük engel sizsiniz. Onu aşmayı başardığınız zaman her şeyi başarabilirsiniz.
Siyah tenli bir çocuk bayram yerinde gezinen yaşlı bir satıcının elindeki balonları seyre koyulmuştu. Her renkten ve her biçimden balonlar kendisi gibi bütün çocukların yüreğini hoplatıyordu. Baloncu müşterinin beğendiği kırmızı bir balonu seçip ayırırken elinden kaçırıverdi. Balon uzunca ipiyle sağa sola sallanarak göğe doğru yükseliyor ve herkes "Baloonbaloon" diye bağırarak onu birbirine gösteriyordu.
Çocuk yükselen balonu dikkatle takip etti ve onu gözden kaybetmek üzereyken bu sefer yeşil renkli bir balonun havalandığını gördü.
Akıllı bir adam olan satıcı elinden kaçan ilk balonun bütün dikkatleri topladığını fark etmiş ve iyi bir reklam olacağını düşündüğünden ikincisini bıraktıktan hemen sonra sarı renklisini de çözmüştü.
Siyah tenli çocuk ürkek adımlarla satıcının yanına sokularak:
“ Baloncu amca” dedi “acaba bir de siyah renkli bir balon bıraksaydınız diğerleri gibi yükselir miydi?”
Yaşlı adam küçük çocuğun ne demek istediğini çok iyi anlamıştı. Onun esmer yanaklarına bir öpücük kondurup siyah bir balonu gökyüzüne bırakırken;
“Bu balon belki de diğerlerini geçer yavrum "Çünkü bizler gibi balonları da yükselten şey dışlarındaki renk değiliçlerindeki cevherdir" dedi.
“Gerçekten çok üzüldüm. Birde bizimkiler niye okumadın diyorlar. Ahmet bile okuyamadıysa ben nasıl okuyayım? Allaha şükür asgari ücretle de olsa bir işim var. Yorulmuyorum. İnsanlarla muhatap değilim. Başımda dırdır eden yok. Sabah işime gidiyorum akşam evime dönüyorum. Maaşımı da zamanında alıyorum.”
Büyük düşünmenin önündeki önemli etkenlerden biride diğer insanların durumu karşısında geliştirdiğimiz korkulardır. Onların başarısızlıklarını gördüğümüzde kendi halimize şükrederiz. Onlar gibi olmaktan çekinir ve korkarız. Küçük düşünüp; “Ağrısız başım azıcık aşım” sözüne uygun yaşarız. Bize inandırmışlardır ki; büyük düşünmek büyük insanların işidir.
Eğer küçük düşünüp öyle yaşarsak karşılaştığımız problemlerinde küçük olacağını çekeceğimiz acıların daha az olacağını düşünürüz.
Duyguların dünyası acıyı kilogramla ya da metre ile ölçmez. Elinize iğne batsa da bu acıdır kolunuz kesilse de. Basit ve küçük düşünerek yaşadınız diye sadece iğne batmasıyla kurtulacağınızın bir garantisi de yoktur.
Fakir servetinin yarısını kaybettiğinde örneğin bir çift öküzünün tekini kaybettiğinde ne hissediyorsa zengin de servetinin yarısını kaybettiğinde aynı acıyı çeker.
Büyük düşünün. Boğulacaksanız bile büyük denizde boğulun. Boğulmayıp yaşayacaksanız da bilin ki büyük denizlerde balık tutma olasılığınız çok daha yüksektir.
İnsanlar kendi yaşadıkları başarısızlıkları diğer insanlara anlatarak onların bundan ders çıkarmasını bekler ler. Ama maalesef her zaman istenilen bu sonuç oluşmaz.
Başkasının başarısızlığını dinlediğinizde onun başarısızlığı sizin korkunuza dönüşür ve sizi yapmak istediklerinizi yapamaz hale getirir.
NLP Trainer eğitiminde on altı tane kitabının hazır olduğunu söyleyen bir arkadaşımız vardı. Yanına gittim belki kitap yazma konusunda yeni bir şeyler öğrenirim diye. Ama on altı tane kitap yazacak kadar yetkin arkadaşımız öyle bir konuşma yaptı ki; toplulukta bulunan herkes kitap yazamayacağına bunun sadece ona has bir kabiliyet olduğuna kanaat getirdi. O anda ona kulaklarımı tıkadım ve söylediği hiçbir şeye aldırmadım. Çünkü büyük düşünmemin önünde duruyordu.
Bunu insanlar bilerek veya bilmeden yaparlar. (Bu arkadaşımız bilerek yapanlardandı.) Önemli olan onların ne dediği değil sizin söylenenlere nasıl tepkiler verdiğinizdir. Sinip kabuğunuza mı çekiliyorsunuz yoksa kendinizden emin bir şekilde sizi destekleyenleri büyük düşünmenize yardımcı olanları dinlemeyi mi seçiyorsunuz.
İnansalar kendi sınırlarını kendileri belirlerler ve bazen de evrenin sınırlarının da başkalarının sınırlarının da kendi belirledikleri sınırlardan ibaret olduğunu düşünürler. Kimsenin sınırları ile sınırlandırılmaya mahkûm değilsiniz. İnanın ve şöyle söyleyin; “Sen yapamamış olabilirsin ama ben yapacağım” “Sen yapamayacağımı düşünebilirsin ama ben sana kesinlikle katılmıyorum.”
İşte bunu söyleyebilip harekete geçtikten sonra hiçbir şey ve hiç kimse sizi durduramaz. Her zaman hatırlayın; içinizdeki en büyük engel sizsiniz. Onu aşmayı başardığınız zaman her şeyi başarabilirsiniz.
Siyah tenli bir çocuk bayram yerinde gezinen yaşlı bir satıcının elindeki balonları seyre koyulmuştu. Her renkten ve her biçimden balonlar kendisi gibi bütün çocukların yüreğini hoplatıyordu. Baloncu müşterinin beğendiği kırmızı bir balonu seçip ayırırken elinden kaçırıverdi. Balon uzunca ipiyle sağa sola sallanarak göğe doğru yükseliyor ve herkes "Baloonbaloon" diye bağırarak onu birbirine gösteriyordu.
Çocuk yükselen balonu dikkatle takip etti ve onu gözden kaybetmek üzereyken bu sefer yeşil renkli bir balonun havalandığını gördü.
Akıllı bir adam olan satıcı elinden kaçan ilk balonun bütün dikkatleri topladığını fark etmiş ve iyi bir reklam olacağını düşündüğünden ikincisini bıraktıktan hemen sonra sarı renklisini de çözmüştü.
Siyah tenli çocuk ürkek adımlarla satıcının yanına sokularak:
“ Baloncu amca” dedi “acaba bir de siyah renkli bir balon bıraksaydınız diğerleri gibi yükselir miydi?”
Yaşlı adam küçük çocuğun ne demek istediğini çok iyi anlamıştı. Onun esmer yanaklarına bir öpücük kondurup siyah bir balonu gökyüzüne bırakırken;
“Bu balon belki de diğerlerini geçer yavrum "Çünkü bizler gibi balonları da yükselten şey dışlarındaki renk değiliçlerindeki cevherdir" dedi.