ÇENGELLİİĞNE
Üye
-
- Katılım
- Ağustos 3, 2013
-
- Mesajlar
- 787
-
- Tepkime puanı
- 0
-
- Puanları
- 266
-
- Yaş
- 53
BEYAZID HÜRRİYET ANITI:
27 Mayıs ihtilâlinden sonra adı; “Hürriyet Meydanı” olarak değiştirilen Beyazıd Meydanı’nda, Marmara Çarşısı’nın önündeki geniş kaldırımın ortasındaki bir kaidenin üzerine, her yöne çok miktarda ışın olan bir yontu taş oturtulmuştu. İhtilâli ve ihtilâlden hemen önce bu meydanda yapılan öğrenci hareketlerini simgeleyen heykel, 80 ihtilâlinden hemen sonra buradan sökülerek, yolun karşısındaki meyilli çimenliklerin üzerine konuldu.
BİLETLERDE KITA UYGULAMASI:
İETT araçlarıyla seyahat ederken, şimdiki gibi tek tip ücret vermek yerine, gidilecek mesafe kadar ücret ödenirdi. Bu sistemde, hatlar belirli kıtalara bölünmüştü. Şehrin ana merkezleri kıta sınırlarını gösterirdi. Biletlerin üzerinde 1 numaradan başlayan ve 12’ye kadar devam eden, kutu içine alınmış sıra numaraları bulunurdu. Gitmek istediğiniz durağı biletçiye söylerdiniz, o da bindiğiniz kıtanın ve gitmek istediğiniz semtin içinde bulunduğu kıta numarasının üzerini kalemiyle işaretler ve bileti keserek size verirdi. Haliyle, gidilecek mesafe arttıkça ödeyeceğiniz para da artardı.
ESKİ PLAKALAR:
1963 yılına kadar İstanbul’daki araçların plakaları, şimdikilerden daha farklıydı. Plakanın üzerinde şehir kodu olmaz, bunun yerine aracın ne tür olduğunu belli eden bir harf ile yanında 5 haneli bir sayı grubu bulunurdu. Bunların üzerinde de büyük harflerle “İSTANBUL” yazılıydı. Araç özel ise;”H” (Hususi) harfi, kamyon/kamyonet ise; “K” (Kamyon), otobüs ise; “O” (Otobüs), taksi/dolmuş ise “T” (Taksi), polis ise; “A” (Asayiş) ibaresi eklenirdi. Bu sistem her şehirde aynı olup, sadece en üstündeki bağlı olduğu ilin ismi değişirdi. 1963’den sonra ise, her ile bir plaka numarası verilerek; “il numarası - iki harf - üç rakamlı sayı” sistemi getirildi.
ETİMEKLİ PASTA:
1970’lerde ETİ bisküvi firması tarafından piyasaya sürülen, gevrek ve oldukça sert imal edilmiş, tost ekmeği ebatlarında dilimlenmiş olan “Eti-mek” adlı kuru ve az tuzlu besin, o yılların pratik zekâlı ev hanımları tarafından satın alındıktan sonra,, mutfaklarda türlü işlemlerden geçirerek misafirlerine sundukları ev yapımı pastaların ana malzemesi oldular. Gazetelerin ve çeşitli kadın dergilerinin yemek köşelerinin uzun yıllar vazgeçilmez temalarından olan “Eti-mek pastası (ya da Eti-mekli pasta)”, halk tarafından çok sevilen ve zevkle tüketilen gıda maddelerinden oldu. 1980’lerin ortalarından itibaren ise, hazır pastaların ucuzlayıp yaygınlaşmasıyla birlikte piyasada görülmez oldular.
FORD MİNİBÜSLER:
80’lerin sonuna kadar, tavanları çok alçak olan ve ayakta duran orta boylu bir yolcunun bile kesinlikle eğilerek seyahat etmek zorunda kaldığı 11 kişilik yarım burunlu minibüslerdi. İstanbul’un hemen her noktasına işleyen bu araçların hakim rengi, kırmızı/bordo-beyazdı. Yer kazanmak için kapıdan girişte, sol tarafa yaklaşık 3 kişinin daha oturacağı tahta veya suntadan yapılmış ve üzerleri deriyle kaplanmış ek oturma yerleri vardı. Koç grubunca üretilen bu minibüsler, sonradan yerlerini daha yüksek tavanlı Magirus’lara bıraktılar.
GAZİLER:
90’lı yıllara dek Kurtuluş Savaşı gazilerimiz vardı. Çok yaşlı, sakallı, bastonlu ve genellikle üniformalı kahramanların göğüslerinde çeşitli madalyalar olurdu. Başlarına 20’li yıllarda kullandıkları kalpakları takmaya devam eden bu gaziler, belediye otobüslerine önden binme ve ücretsiz seyahat etme ayrıcalığına sahiptiler. Otobüslerin en öndeki iki sıra koltuğun, gerektiğinde bunlara oturma yeri olarak terk edilmesi zorunluluğu vardı. 2004’de sayılarının 7 adet kaldığı yazıldı. Yine de otobüslerin ön koltuklarının yanlarında, -Kore, Kıbrıs ve Güneydoğu gazileri için olsa gerek- uyarıcı yazılar durmaktadır.
GEZİCİ MİGROS KAMYONLARI:
Şehrin belli noktalarında park ederek, gün boyu tanzim satış hizmeti veren tamamıyla yeşil renkli, arka kasaları kapalı, burunlu Migros kamyonları vardı. Bu araçların kasalarının yan yüzlerindeki kapalı kanatlar yere paralel gelecek şekilde açıldığında, pratik bir şekilde ilkel görünümlü bir tezgâh haline gelirdi. Kasanın açılan kısmından raflar meydana çıkardı. Satış elemanları kanadın arkasındaki bölüme geçerek müşterilere satış yaparlardı. Fatih Postanesi’nin yanında hergün bir Migros kamyonu kaldırıma park ederek, gün boyu halka satış yapardı (Ayrıca şehrin muhtelif merkezî noktalarında 20 kadar kamyon da aynı hizmeti verirlerdi). 1980’lerin ortalarında bu kamyonlar yerlerini, arka kapısından girilip, ön kapısındaki kasanın yanıbaşından inilen, içi iki taraflı raflarla donanmış, camsız kavuniçi Migros otobüslerine bıraktılar. 1990’larda ise gezici Migros uygulaması tamamen kaldırıldı.
HALLAÇLAR:
Evlerdeki yatakların içindeki pamukların havalandırma işini yapan bu meslek grubundakiler, sokaklarda bağırarak dolaşırlar, çağrıldıkları evlerin odasının ortasında yere oturarak, sırtlarında taşıdıkları yay şeklindeki kalın bir dal parçasının iki ucuna gerilmiş teli, pamuk yığınını içine sokarlar, diğer ellerindeki lâbut şeklindeki tahta bir cismi bu tele sürekli vurarak, telin o tekdüze titreşim sesinin eşliğinde pamukları havalandırmaya başlarlardı. Hallacın havalandırarak birbirinden ayrıştırdığı pamuk blokları yeniden yatağa, yastığa ya da yorgana geri doldurulduğunda bunlar yeni alınmış gibi kabarık, havaleli bir görüntü verirlerdi
HAVAGAZI:
Şehrin kısıtlı birkaç bölgesine “havagazı” hizmeti götürülmekteydi. Evlerinde havagazı borusu olan şanslı daireler, mutfak ve ısınma problemlerini havagazıyla karşılarlar ve ay sonunda sayacın yazdığı kadar tüketim bedelini gezici tahsildarlara öderlerdi. Havagazı depolama ve ana dağıtım merkezleri; Dolmabahçe, Silahtarağa, Yedikule ve Hasanpaşa’daydı. İETT’nin sorumluluğunda dağıtımı yapılan bu hizmet, 1980’lerde kaldırıldı. Günümüzün doğalgaz şebekesiyle mukayese dahi edilemeyecek bir teknolojide olmalarına rağmen, sokaklarından havagazı şebekesi sistemi geçen şanslı konutlar, kesinlikle bu hizmetten son gününe kadar yararlandılar.
HORTUMLU ÇÖP KAMYONLARI:
Belediye Başkanı Fahri Atabey tarafından, 70’lerin başında Avrupa'dan ithal edilen 2 adet çöp kamyonunun herhangi bir yerinde atık haznesi yoktu. Çöp toplama görevini, aracın arkasındaki bölüme bağlı ortalama 30’ar santim çaplarındaki 2 adet hortum görmekteydi. Bu hortumlar, tıpkı evlerde kullanılan elektrik süpürgeleri gibi vakum yardımıyla çöpleri emerek hazneye toplamaktaydılar. Bu kamyonları gördükleri anda zevkten adeta çıldıran çocukların, hortumların önüne attıkları çeşitli ebatlardaki taşlar, konserve kutuları ve diğer gereksiz malzemelerden dolayı, vakumları kısa zamanda bozularak emekliye ayrıldılar. İstanbul'un o yıllardaki bu enteresan minicik lüksü de tarihe gömüldü, gitti.
Belediye Başkanı Fahri Atabey tarafından, 70’lerin başında Avrupa'dan ithal edilen 2 adet çöp kamyonunun herhangi bir yerinde atık haznesi yoktu. Çöp toplama görevini, aracın arkasındaki bölüme bağlı ortalama 30’ar santim çaplarındaki 2 adet hortum görmekteydi. Bu hortumlar, tıpkı evlerde kullanılan elektrik süpürgeleri gibi vakum yardımıyla çöpleri emerek hazneye toplamaktaydılar. Bu kamyonları gördükleri anda zevkten adeta çıldıran çocukların, hortumların önüne attıkları çeşitli ebatlardaki taşlar, konserve kutuları ve diğer gereksiz malzemelerden dolayı, vakumları kısa zamanda bozularak emekliye ayrıldılar. İstanbul'un o yıllardaki bu enteresan minicik lüksü de tarihe gömüldü, gitti.