Öncelikle özgürlük lütuf gibi anlatılmaz, bunu aşmak lazım.
Bak yemin ederim şunu idrak etsek kuş gibi olacağız. İnsanlar kendilerine yapılan her şeyi "lütuf" olarak görmekten doğruyu yanlışı ayırt edemez haldeler. Siyasi kişilikleri, aşk hayatları, arkadaşlıkları, kavgaları... Hepsi aslında duyguları, düşünceleri ve hayatlarını doğru yorumlayamamaktan kaynaklı. Günümüz Türkiye'sinden örnek verelim;
- Adam köprü yaptı, hastane yaptı, yol yaptı aağğbiiii!!!
Lan yapacak!

Yapmak zorunda çünkü bu hizmeti sana sunmak adına senden "vergi" alıyor ya hani, sana "hizmet" için oradalar ya hani, o adamları seni "insani" koşullarda yönetebilsin diye seçtin ya hani... Yok, adam bunları yapıyor ve yapılan da bunları "lütuf" sanıyor. Çarşaf altından da bi şeyler eksilince görmezden geliniyor. Neden? Çalıyor ama yapıyor... Sanki yapmak zorunda değilmiş de... "KOSKOCA DEVLET, İŞİ GÜCÜ YOK BENİMLE Mİ UĞRAŞACAK?"
UĞRAŞACAK! O devletse sen de halksın! Devleti hükümet, hükümeti de halk YÖNETİR (normalde). Halk mutlu olamazsa hükümet rahat olamaz... İşte tam da bu yüzden bize yapılanlar gözümüze "lütuf"muş gibi sokulur, cahil memleketlim bunları "lütuf" gibi algılar ve seninle bu "lütuflara" saygısızlık yapıyorsun diye tartışır, kavga eder hatta sana hakaret eder... Tıpkı bunlar gibi, sana bahşedilen her şeyi lütuf olduğu gibi senin hislerin de birer lütuf sanki...
Karşındaki seni seviyorsa lütfediyor, seninle gülüyorsa lütfediyor, seni sıkmıyorsa da lütfediyor.
Aynı hükümetin sana yol verdiğindeki gibi, sesli yansıtmadığın düşüncelerine ses çıkarmadıkları gibi...
Ne alaka, ne anlatıyon be abi? Çok alaka aslında...