Buhara Emirliği

Konu sahibi son olarak 3383 gün önce görüldü
BUHARA EMİRLİĞİ

1785-1920

X. (XVI.) yüzyıldan itibaren Buhara’nın da sahibi olan Özbekler Rusya ile ilişkilerini artırdılar. 1153 (1740) yılında Safevî Hükümdarı Nâdir Şah Buhara’yı zaptetti. Ebü’l-Feyz Han ile Nâdir Şah’ın ölümünden (1747) sonra şehir istiklâline kavuştu. Canoğulları’nın Buhara’daki kukla hükümdarı yerine Mangıt kabilesinden Atalık Muhammed Rahîm han ilân edildi. Onun yerine geçen Dâniyar Bey sadece atalık unvanıyla yetindi. Bunun oğlu Murad Mâsum Şah 1199’da (1785) han unvanı yerine emîr lakabını aldı. Bu dönemde bir grup İranlı Şiî ile Özbekler ve Hârizm’den göç eden Türkmenler de buraya yerleştirildi. Buhara tekrar Orta Asya’nın en büyük el sanatları merkezi oldu. İç ve dış ticaret gelişti.

Murad Mâsum Şah’ın yerine geçen Haydar (1800-1826) çok dindar bir kişiydi. İslâmî müesseseleri himaye etti. Buhara’ya “tarhan” statüsü verdi ve halkını vergiden muaf tuttu. Buhara hükümdarları içinde kendi adına para bastıran son kişi o oldu. Bunun yerine geçen Nasrullah (1826-1860) eşrafa karşı mevkiini kuvvetlendirdi ve idaredeki yetkilerini genişletti. Yerli ve Avrupalı kaynaklar bu hükümdarı kana susamış bir zorba olarak tasvir ederler. Bunun zamanında devamlı bir ordu meydana getirilmiş, Hokand Hanlığı’nın merkezi 1258 (1842) yılında ele geçirilmiştir. Nasrullah’ın yerine geçen Muzafferüddin (1860-1885) tahta çıktığı sırada Ruslar Mâverâünnehir’e sağlam bir şekilde yerleşmişlerdi. Muzafferüddin Ruslar’a defalarca yenildikten sonra onlar tarafından işgal edilmiş olan Seyhun (Sirderya) vadisinde hak aramaktan vazgeçti. Ruslar Buhara’ya bağlı bazı yerleri 1868 yılında istilâ ettiler. Fakat Buhara Hanlığı 1873 yılında batı istikametinde Hîve hanları aleyhine genişledi. Abdülahad devrinde (1885-1910) Ruslar’la İngilizler arasında yapılan bir antlaşmada Penç ırmağının Buhara Hanlığı ile Afganistan’ı ayıran sınır olması kabul edildi. Aynı hükümdar zamanında Buhara ile Ruslar arasındaki ilişkiler düzenlendi. 1887’de emirliğin topraklarında bir demiryolu inşa edildi. Fakat Buhara’nın istasyonu şehirden 16 km. uzaklıkta, bugünkü Kagan denilen yerdeydi. Ruslar demiryolu ve Ceyhun nehri kıyılarına çok süratli bir şekilde iskân edildiler. 1914’te Buhara Hanlığı topraklarında en az 50.000 Rus yerleştirilmiştir. 1910 yılında Abdülahad’ın oğlu Mîr Âlim Buhara emîri oldu. Tahsilini Leningrad’da yapmış olan Mîr Âlim 1917 Bolşevik İhtilâli’nden sonra Afganistan’a kaçtı ve orada öldü. F. I. Kolesov tarafından sevkedilen Sovyet askerleri Mart 1918’de Buhara’yı işgale teşebbüs ettiler, fakat şehri bir buçuk gün yağmaladıktan sonra geri çekilmek zorunda kaldılar. 1920 yılı Ağustos sonunda son emîr Âlim Han Kızılordu’nun şehri işgali sonunda tahtından uzaklaştırıldı ve 6 Ekim 1920’de Buhara Hanlığı ilga edildi. Komünist İhtilâli’nden sonra Buhara, başşehri Taşkent olan Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin bir şehri oldu. Fergana ile rekabet eden büyük bir pamuk üretimi ve dokuma sanayii merkezi haline geldi. Komünist rejim devrinde Sovyetler Birliği’nde müslüman din adamı yetiştiren iki medreseden biri Buhara’da yaşamaya devam etti (Diğeri Taşkent’tedir). Sovyet idaresine karşı başlatılan silâhlı mukavemet 1926 yılına kadar sürdü. 1923 sonunda Buhara hükümeti tamamen Rus kontrolü altına alındı. Ekim 1924’te hükümet lağvedilip Buhara topraklarının büyük bir kısmı yeni teşkil edilen Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne dahil edildi. Buhara’nın başşehir olmaktan çıkması şehir üzerinde olumsuz bir etki bıraktı. İç savaşlar sırasında halk şehri terketti. 1926’da nüfus 41.839’a düştü. Halkın büyük bir kısmı Afganistan’a, geri kalanı da kırsal alanlara ve Özbekistan şehirlerine kaçtı. 1930 ve 1940’lı yıllarda da baskılar yüzünden bir göç olayı daha yaşandı. Ancak şehrin nüfusu II. Dünya Savaşı’ndan sonra hızlı bir artış göstermiş, 1939 yılında 50.000 iken 1969’da 69.000’e, 1970’te 112.000’e yükselmiş, günümüzde ise 200.000’i aşmıştır. Buhara Orta Asya’nın ilim ve kültür merkezi özelliğini de Taşkent ve Semerkant’a bıraktı. Buhara’nın nüfusu Özbekler, Türkmenler, Kırgızlar, Kazaklar, Tatarlar, Uygurlar, Tacikler, Ruslar, Kafkasyalılar, Ukraynalılar ve yahudilerden oluşmaktadır.

Buhara tarihi hakkında yazılan eserlerin en eskisi Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed b. Süleyman el-Buhârî’nin (ö. 312/924), Târîħ-i Buħârâ’sıdır. Daha sonra Nerşahî de bir Buhara tarihi yazmıştır (Barthold, Türkistan, s. 15-16).

1930 yılından beri Buhara’da yapılan arkeolojik ve topografik araştırmalar büyük gelişme gösterdi. Bugün Buhara’da mevcut başlıca eserler şunlardır: IV. (X.) yüzyıldan kalma İsmâil b. Ahmed es-Sâmânî’nin türbesi, Magaki Attâr Camii, Seyfeddin Bâharzî Türbesi, 513’te (1119) yapılan Namazgâh Camii, XIV. yüzyıl sonundan kalma Çeşme-i Eyyûb’un yerindeki türbe, Uluğ Bey Medresesi, VI. (XII.) yüzyıldan kalma 45,30 m. yüksekliğinde bir minareye sahip XVI. yüzyılda inşa edilen Kalan Mescidi, 1535 yılı civarında yapılan Mîr Arab Medresesi, birçok defa tamir edilen Hâce Zeyneddin Mescidi.

Bunlardan başka şehrin içinde ve dışında harabe halinde pek çok âbide vardır. Son yıllarda artan turizm faaliyeti dolayısıyla bunlardan bazıları tamir edilmiş, diğerleri de tamir edilmeyi beklemektedir.

Kaynak: Şeşen, Ramazan, "Buhara", İslam Ansiklopedisi, C. 6, S. 363-367.

10250142_10151992547216805_6376174540723099594_n.png
 
Geri