Bugünkü Aydınların Yaşadığı Sıkıntıya Birebir Benzeyen "Aydınlar Dilekçesi" Olayı

Konu sahibi son olarak 2960 gün önce görüldü
Aydın(entelektüel) kelimesinin sözlük tanımı; 'kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli(kimse), münevver anlamlarına gelmektedir. Başka bir tanımı da 'mesleği mal ve hizmet üreten diğer meslek gruplarından farklı olarak, fikir ve bilgi üretmek ve/veya yaymak olan kişi' bu şekilde yapılmaktadır. Biliyorsunuz 7 Haziran seçimlerinden bu yana ülkenin doğusu yangın yeri. Askerler, polisler şehit olurken 1 aydan fazla süredir 100'den fazla sivil vatandaş katledildi. Biz birbirimizi ne kadar yesek de, sokağa çıkamayan insanlar, eğitim alamayan öğrenciler, evlerine ekmek götüremeyen anne-babalar ve öldürülen insanlar var. Bu gerçeğin farkında olan ve buna dikkat çekmek isteyen 1000'den fazla akademisyen ortak bir bildiri yayınlayarak imza attılar. Bir ülke klasiği olarak da linç başladı ama haliyle en sert ve en dikkate değer ifade Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'dan geldi. Ancak işin enteresan tarafı toplanan imza ve verilen tepkinin ülke tarihinde bir ilk olmayışıydı.

10 Ocak tarihinde 1128 akademisyen 'Bu suça ortak olmayacağız' başlığı altında bir bildiri yayınladılar

56965752d38de0b323e23d8c.webp


Bildiri metni şöyle;

Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız!

Türkiye Cumhuriyeti; vatandaşlarını Sur'da, Silvan'da, Nusaybin'de, Cizre'de, Silopi'de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir.

Bu kasıtlı ve planlı kıyım Türkiye'nin kendi hukukunun ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası antlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir.

Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını, gerçekleşen insan hakları ihlallerinin sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmasını, yasağın uygulandığı yerde yaşayan vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararların tespit edilerek tazmin edilmesini, bu amaçla ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasına izin verilmesini talep ediyoruz.

Müzakere koşullarının hazırlanmasını ve kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulmasını, hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını oluşturmasını talep ediyoruz. Müzakere görüşmelerinde toplumun geniş kesimlerinden bağımsız gözlemcilerin bulunmasını talep ediyor ve bu gözlemciler arasında gönüllü olarak yer almak istediğimizi beyan ediyoruz. Siyasi iktidarın muhalefeti bastırmaya yönelik tüm yaptırımlarına karşı çıkıyoruz.

Devletin vatandaşlarına uyguladığı şiddete hemen şimdi son vermesini talep ediyor, bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak sessiz kalıp bu katliamın suç ortağı olmayacağımızı beyan ediyor, bu talebimiz yerine gelene kadar siyasi partiler, meclis ve uluslararası kamuoyu nezdinde temaslarımızı durmaksızın sürdüreceğimizi taahhüt ediyoruz.

Bildirinin hemen ardına Tayyip Erdoğan böyle bir açıklamada bulundu

[YOUTUBE]CBWBV70MCEA[/YOUTUBE]

Yapılan bu açıklamanın ardından YÖK, hemen harekete geçerek bazı akademisyenler hakkında soruşturma başlattı. Aslında buraya kadar her şey normal; işin enteresan tarafı tarihin bir nebze tekerrür etmesi ve ülkenin bu sürece yabancı olmamasıydı.

Twitter'da AzizNesinArsivi adlı hesap 12 Eylül'den sonra çok benzer bir sürecin yaşandığını çok güzel bir flood ile anlatmış

1984 yılında Aziz Nesin'in öncülük ettiği harekette aydın, sanatçı, bilim insanı ve çeşitli meslek gruplarına ait 1383 kişi ülke hakkında kaygılarını dile getiren bir dilekçe yazarlar


56965ea8202b2d7e29605c64.webp


''Aydınlar Dilekçesi'' olarak adlandırılan oluşum, çağdaş, demokratik ilkeler ve insan haklarına ilişkin önerilerini Anayasa'nın 47. maddesindeki dilekçe verme hakkını kullanarak cumhurbaşkanlığına sunmak istedi.

Haliyle çok büyük tepki gelir ve imza atanlar hakkında yargılama süreci başlar. Hatta Kenan Evren buna çok kızar ve aydınlar için ''Vatan Haini'' olarak söz eder.

569659e44f2da36e65e142c2.webp


Evren, Manisa konuşmasında; ''Kefil olduğum Anayasa'nın orasından burasından delik açtırtmam. Biz çok aydınlar gördük. Vatan hainliği yaptılar. Bazı şairler vardı(Nazım Hikmet), yurt dışına kaçtılar, o aydın değil miydi? Ne yapayım ben böyle aydını? Son padişah Vahdettin de aydındı ama memleketi düşmana teslim etti'' diyerek öfkesini belli ediyordu.

Dönemin başbakanı Turgut Özal, Reuters muhabirinin sorusuna şöyle cevap verdi:

56965afa2808ead1252983d1.webp


''Bu dilekçe verilebildiğine ve başbakan da bundan bahsedebildiğine göre herhalde Türkiye'de demokrasi yoktur sözü geçerli değildir''. Size de biraz tanıdık geldi mi?

Tabii infial olunca bazı 'sanatçılar' çark etmeye başlar

56965b7d3c562928648deb34.webp


56965bac09ca89871966b531.webp


Bazıları duruşundan ödün vermezken, bazıları kısmen arkasındadır söylediklerinin

56965bc1c4b6298661d82312.webp


Bazılarının açıklamaları ise, oyunculukları gibi komiktir

56965bf509ca89871966b540.webp


Bazıları da baştan kendi tutumlarını getirerek karşısında dururlar

56965c21c4b6298661d8231e.webp


Ancak Aziz Nesin söylediklerinden vazgeçmez ve açıklamalarına devam eder

56965c4d1ed1cac4197d37aa.webp


Tabi o zamanlar yeni kurulan tazecik 'YÖK', bugün ne yaptıysa aynısını yapar

56965c8e4f2da36e65e14310.webp


Ama Aziz Nesin hazırcevaptır, karşı dava açar

Sonuç olarak Aziz Nesin inatçıdır, hemen bırakmaz peşini

56965d104f2da36e65e1431b.webp


Fakat bugün yaşananlar tedirginliğe neden oldu:

56965d4b4f2da36e65e1431e.webp


Sedat Peker, bugün yayınladığı bir yazıda, bildiriye imza atan akademisyenleri açıkça tehdit eti.

Daha önce darbe döneminde yaşanan dilekçe olayının aldığı tepki bu kadar bile değilken, umarız şimdiki olayda akademisyenlerimiz daha üzücü durumlarla karşılaşmaz ve herkes sağduyulu olmayı başarır.

Onedio
 
Bildiriye imza atanlar hakkında YÖK işlem başlatmış. Kırk yılda bir işe yaradılar. Helal olsun. Yok öyle barış adı altında terör propagandası yapmak.
 
hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını oluşturmasını talep ediyoruz.
Buna ben de katılmıyorum ve onaylamıyorum da.
Ama onun dışında,devlet özel harekatının çatışma alanı ve pkknın hendek kazıp araya sızmasıyla ortada kalan masum halkın gördüğü zulüme karşıyım.
Cenazelerini alamayanlar mı dersiniz,açlığa ve sağlık sorunlarına tabii tutulan halkın eziyeti mi dersiniz,hepsi içler acısı.Sadece masum halk açısından engellenebilecek bir tarafı varsa tamam.
Onun haricinde,bu konuda Sedat Peker gibi vasıfsız bir insanın kan dondurucu tehdidi de,akıl almayacak kadar rezilce.
 
Şu cenazeleri alamıyoruz muhabbeti hep doğu medyasından. Ayrılıkçı fikirlere sahip doğu medyasında görüyoruz bu tarz haberleri. Ben anlamıyorum ya, 1-2 hafta dile kolay. 1-2 hafta sokak ortasında kalan ceset ne olur. Ben valla anlamıyorum. Askeri polisi bir tarafa bırakalım bu ülkede farklı görüşlerden savcılar var değil mi? En ufak bir şeyde asker-polis olay yerine savcılarla geliyor zaten. Yanlış mı biliyorum. Bu açlıktan ölüyoruz, cesetlerimizi alamıyoruz, beyaz bayrakla çıktık asker bizi taradı sözleri tuhaf geliyor bana.
 
Gündemi dolduran öğeleri saf dışı bırakalım o zaman Plesk.Hani resmi de vardı ama olsun,dediğiniz gibi medya acıtasyonu olarak adlandıralım.Ama bir şehir düşünün ki,dışarı çıkamıyorsunuz,çıktığınızda ne olacağı malum,ki biz ölen çocukları da gördük.Bir çatışmadır,amacı iyi,işlenişi kötü,iki ateş arasında kalmak,''nasıl yaşayacağız?'' diye düşünmek mi,''bugün ne yiyeceğiz?'' demek mi,''çocuk hasta ne yapacağız mı?'' vs vs.Bunlar bizim hayal edemeyeceğimiz şeyler.
Ama az çok tahmin etmek zor olmamalı,yeni doğan bir bebek mesulü değildir bu olayın,veyahut sokakta oynama yaşı gelmiş 6 yaşındaki çocuğunda değil,teyzeler/amcaların hiç değil.Bakın olaya müdahil/destekçileri konu dışı bırakıyorum tamamen,onlar tasvip ettiğimiz kişiler değil.
Ama kurunun yanında yaşı,bari biz laflarımızla ''yanar'' moduna sokmayalım.
Saygılar.
 
Konuyu okuyunca videoyuda izleyeyim dedim ve adam gene yol yaptık dedi ya...
 
Birileri cikiyo, gelin lan buraya diyo. Imzalayin sunlari.
Sonradan cikiyo meydana durumlar.

Toplu konut dilekcesi saniliyor.
 
Geri