F
Fenerbahçe
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Bugün de Seni Seviyorum
Bir gün işten güçten fırsat bulup mesaj atamadım. Akşam eve geldiğinde hiçbir şey söylemedin. Uykum vardı, seni öptüm, iyi geceler dileyip yatağa gittim. Sen hala televizyon seyrediyorsun. Birden aklıma geldi. Hemen yazdım ve telefonuna yolladım.
Yatak odasından duydum telefonun mesaj sesini. O saatte kimden geleceğini bilemediğin bu mesaj biraz da tedirgin etti seni, hissettim. Sonra okudun ve yüzünde o aydınlanmayı hissettim. Görmedim ama hissettim. Kalkıp yanıma geldin. Yatağa girdin. Sımsıkı sarıldın. “Ben de seni seviyorum” dedin. Uykuya daldık.
Sonra bir gece yarısı, hiç olmadık bir zamanda telefonuna bir mesaj geldi. Bu sefer ben yanında oturuyordum. Yüzünün bir anda kıpkırmızı kesildiğini gördüm. Sesimi çıkarmadım ama hissettim. Sormadım. Sen de söylemedin, yani söyleyemedin….
Sırf gözümün önünde küçülme diye, senin yerine atıldım cümleye: “Bu reklam mesajları da insanı çileden çıkarıyor değil mi? İndirim haberi mi, bankadan mı gelmiş?” dedim. Sadece başınla onayladın.
Bana yalan söylemene tahammül edemezdim. Hiç telefonuna bakmadım, hiç kurcalamadım. Sormadım, peşinden koşmadım çünkü araştırsaydım biliyorum bulacaktım. Sen utan ve vazgeç diye bekledim. Ama incinmiştim, belli etmedim.
Nerdeyse bir ay sonra bir daha geldi benzer bir mesaj. Bu sefer dayanamadım. Sen banyodaydın, baktım. “Seni çok özledim” diyordu kadın. Birilerini seni özlüyordu demek. Üzüldüm. Aradan çekilmeye karar verdim. Sen banyodan çıkmadan üstümü giyindim, çantamı aldım ve sana masanın üstüne, açık duran telefonun mesajının yanına bir not yazdım.
“Telefonuna bakacak kadar güvenmediğim için bitirmeye değerdi zaten ama seni özleyen birilerinin yerine koyunca kendimi içim acıdı. Kendini özletme en iyisi, ben gideyim çünkü ne ilk olmayı severim, ne ikinci. Aşk dediğin iki kişilik bir ilişki… Ancak unutma ki; bugün de seni seviyordum!”
Candan Ünal
Bir gün işten güçten fırsat bulup mesaj atamadım. Akşam eve geldiğinde hiçbir şey söylemedin. Uykum vardı, seni öptüm, iyi geceler dileyip yatağa gittim. Sen hala televizyon seyrediyorsun. Birden aklıma geldi. Hemen yazdım ve telefonuna yolladım.
Yatak odasından duydum telefonun mesaj sesini. O saatte kimden geleceğini bilemediğin bu mesaj biraz da tedirgin etti seni, hissettim. Sonra okudun ve yüzünde o aydınlanmayı hissettim. Görmedim ama hissettim. Kalkıp yanıma geldin. Yatağa girdin. Sımsıkı sarıldın. “Ben de seni seviyorum” dedin. Uykuya daldık.
Sonra bir gece yarısı, hiç olmadık bir zamanda telefonuna bir mesaj geldi. Bu sefer ben yanında oturuyordum. Yüzünün bir anda kıpkırmızı kesildiğini gördüm. Sesimi çıkarmadım ama hissettim. Sormadım. Sen de söylemedin, yani söyleyemedin….
Sırf gözümün önünde küçülme diye, senin yerine atıldım cümleye: “Bu reklam mesajları da insanı çileden çıkarıyor değil mi? İndirim haberi mi, bankadan mı gelmiş?” dedim. Sadece başınla onayladın.
Bana yalan söylemene tahammül edemezdim. Hiç telefonuna bakmadım, hiç kurcalamadım. Sormadım, peşinden koşmadım çünkü araştırsaydım biliyorum bulacaktım. Sen utan ve vazgeç diye bekledim. Ama incinmiştim, belli etmedim.
Nerdeyse bir ay sonra bir daha geldi benzer bir mesaj. Bu sefer dayanamadım. Sen banyodaydın, baktım. “Seni çok özledim” diyordu kadın. Birilerini seni özlüyordu demek. Üzüldüm. Aradan çekilmeye karar verdim. Sen banyodan çıkmadan üstümü giyindim, çantamı aldım ve sana masanın üstüne, açık duran telefonun mesajının yanına bir not yazdım.
“Telefonuna bakacak kadar güvenmediğim için bitirmeye değerdi zaten ama seni özleyen birilerinin yerine koyunca kendimi içim acıdı. Kendini özletme en iyisi, ben gideyim çünkü ne ilk olmayı severim, ne ikinci. Aşk dediğin iki kişilik bir ilişki… Ancak unutma ki; bugün de seni seviyordum!”
Candan Ünal