Bu Gün De Bitti

🕒 Konu sahibi 7 saat önce aktifti


Gecenin sessizliğini bölen kulak tırmalayıcı alarm sesiyle uyandı. Gözlerinden uyku, bedeninden yorgunluk akıyordu. Her zamanki yerinde, yastığının dibinde, olan telefonunu alıp alarmı kapattı ve saate baktı: 05.10

Sanki hiç acelesi yokmuş gibi yatakta esniyordu hâlâ. Bir yandan da gözlerinin ucuyla pencereye baktı. Sokak lambasının loş ışığının üstüne gecenin karanlığı çökmüştü. Kendi kendine sokak lambasından gelen loşluğa dalmış biçimde "Günaydın robot!" dedi ve doğruldu.

Sersem bir biçimde neredeyse her gün aynı saatte, aynı biçimde yaptığı işlere doğru adım attı. Sanki bütün hareketleri otomatikleşmiş, makineleşmiş bir yaratık gibiydi. Her sabah yaptığı gibi türlü isyanlarla boğuşurken soğuk suyu yüzüne çarpıp kendine geldi. Aynada kendini incelerken hiçbir şey düşünmüyor gibiydi, kendine de bakmıyordu, boşluğa dalmış duruyordu. Bir süre öyle dalmıştı ki ocakta kaynattığı suyun sesi ile kendine geldi. Kendine kızıp hızla hareket etmeye başladı.

Çayını hazırlayıp birkaç parça peynir ve zeytinden oluşan kahvaltısını yaptı. Hiçbir şey düşünemiyordu, sanki beyninde bir saat "tik tok, tik tok" diye işliyordu. Tek hissettiği bir acı. Akreple yelkovan beyninde işliyor gibiydi. Tüm benliğine ağır bir yük gibi geliyordu ilerleyen her saniye. Hazırlanıp dışarı çıktı. Yetişmesi gereken bir makine, bir otobüs vardı.

Hızlı adımlarla ilerlerken kendi içinde de karanlık bir yola girmiş gibiydi: Bu yürüyen ben miyim, olmak istediğim kişi bu muydu, bu saatte işe gidilir mi, buna değer mi, bana değer mi... Tüm bunlara dalmışken tam karşısında bir köpek gördü. İçindeki tüm sorular birdenbire susmuş oldu. Bir sokak köpeğine göre oldukça bakımlı duruyordu. Köpeğe bir yanıyla "Merhaba!" derken sokağın bir köşesinden adeta nefesini tutarcasına, sanki adımlarını pamuğa sarmışçasına yere basarak ilerledi ve gözünün ucuyla köpeği takip ederek sokağı döndü. İçinden "Oh, rahatladım!" diyordu. Kısa süren bir heyecandan sonra soğuk sabahta içi ısınmış gibiydi. Fakat bu da kısa sürdü. Ağır ağır ilerlerken otobüsü görmüştü. "Evet, otobüs beni bekliyor." dedi kendine ve sonra saatine baktı: 06.13

"Ah, evet; ne kadar da aptalım! Otobüs beni neden beklesin!" diye seslendi kendine. 06.15'te hareket edecek otobüs için soğuk terler dökerek ilerliyordu şimdi. Otobüsün kendisini beklemediğini ve saatinde hareket edeceğini biliyordu. Sanki her şey belirli zamanlarda, belirli düzenlerde hareket ediyordu: En başta da kendisi! Ve en çok da buna kızıyordu.

Her zamanki gibi otobüse binebilmişti. Kartını okutarak otobüste ilerledi. Otobüse ilk binen olduğu için tüm koltuklar kendisinin gibiydi adeta ama o "İşte, benim yerim." diyerek sahiplendiği ikinci sıradaki cam kenarına geçti.

Masmavi gökyüzünün altındaki kapkara sabahı yavaş yavaş aydınlatıyordu gün ışıkları. Kafasını cama yaslamıştı ve ilerleyen otobüsün kendisine sunduğu manzarayı nefesiyle buğulanan perdenin arkasından seyreyliyordu. Gün ışıklarıyla beraber rengarenk canlanan binalar ve bir yerlere yetişmeye çalışan insanlar... Bu insanları tanıyor gibiydi. Bu manzaralar, ona bir ninni gibi geliyordu. Çünkü yarım kalan uykusunu bu soğuk otobüste tamamlamaya alışmıştı artık.

Otobüsün hareketlerini öğrendiği için ne zaman, nereye döndüğünü, hangi çukura düştüğünü, hangi durakta durduğunu bir rüya gibi yaşıyordu. Otobüse binenler, inenler; rüyasına girenler, çıkanlr... Onu gerçekliğe döndüren tek şey, otobüsün kasiste yüksek hızda geçmesiyle kafasının cama çarpmasıyla yaşadığı sarsıntıydı. Bir yanı bu kadar hızlı gidecek ne var derken diğer yanı; sen de haklısın şoför, belirli bir saatin var, bir düzenin var diyordu. Biz insan değiliz zaten, bir makine, belki de uzaktan kumandalı bir oyuncağız... İneceği durağın belirmesiyle ayaklandı ve düğmeye bastı. Çıkan zil sesi gün başlıyor diyordu ona.

...
(Bu kısmı yazar anlatmayı uygun görmüyor.)

Okuldan arkadaşıyla çıkmıştı. Günün tatlı yorgunluğu tüm adımlarına sinmiş gibi ilerliyorlardı. Boğazım çok ağrıyor dedi arkadaşına alacağı yanıtın kendisinde yaratacağı etkileri bilmeden. Arkadaş ona "Devlet bize bağırmamız için para veriyor." dedi. Birkaç adım ilerledikten sonra durdu, afalladı. "Bu ne demekti? Tüm emeğim, çabam, idealim bir şeyler öğretebilmek ve daha iyi insanlar yetiştirebilmeyi sağlamak." Aldığım parayı öğrettiklerim için alıyorum derdi hep kendine. Devlet bize bağırmamız için para veriyor sözü vicdanına oturmuş gibiydi. Arkadaşı:
"Otobüs seni beklemez, hadi ilerle! Herkesin işi var." deyince "Tamam, geliyorum. Ayağım ağrıyordu." diyerek yanıtladı.

Durakta arkadaşıyla vedalaşıp ayrı ayrı otobüslere bindikten sonra arkadaşının; vicdanına, aklına, tüm benliğine bir yumruk gibi inen yanıtının ağırlığı altında ezilmeye başladı. Yol boyunca vicdanı, işi, öğrenciler ve maaşı arasında bir savaş yaşadı. Ben bu olamam, diye kendine haykırıyordu. Diğer yandan gerçekler beynini kemiriyor gibiydi: Sen de busun! Hadi kendinle, gerçeklerle yüzleş ve barış.

Evine değil de sahile en yakın durakta indi. Rahatlamak istiyordu, huzur istiyordu, kaçmak istiyordu bir yerlere veya bir şeye. Bir sevgiliye koşar gibi her zamanki yerine doğru gidiyordu. Bulutların arkasında saklambaç oynayan güneşin denizde yarattığı ışıltıya bakarak kendini kaybediyordu. Ara sıra yanından geçen silüetlerin gözlerinde yarattığı sahneler bomboş bir oyun gibi geliyordu kendine. Hayalleriyle beraber oturduğu sahilde sırtını bir insana yaslamamanın güveniyle düşünüyordu. Her şeyi bırakmak, her şeyden ve herkesten, özellikle bu lanet olası düzenden, kaçmak istiyordu. Başını ellerinin arasına almıştı, her zamanki bunalımındaydı. Her şeyi bırakıp herkesten kaçabilse de aklındakilerden kaçamamanın acısı yüzüne yansıyordu. İçinde, rüzgarla beraber kabaran denizden gelen esintilerin yumuşattığı fırtınalarla boğuşuyordu. Denizin sonsuzluğu kadar sakinleştirici bir etkisi vardı üzerinde. Ellerinden güç alıp ayağa kalktı ve denizin dibine kadar yürüdü. Bir süre durdu, maviliğe dalmıştı. Sonra bulutların arkasından çıkıp kendisini selamlayan güneşe baktı. Dinginliğe ulaşmış bir ruhun sesi duyuldu: Bu gün de bitti.




05.05.20
06:09


AEAD07C5-DFCE-42B8-89E7-5859A6A3F244.jpeg
 
Son düzenleme:
Geri