Bu evliliği devam ettirmek istiyorum

🕒 Konu sahibi 3 saat önce aktifti
Size içim dolu dolu yazıyorum. Hayatta kimseye derdimi böyle uzun uzadıya anlatmadım ama artık kendime bile yetemez hâle geldim. 20 yıldır evliyiz. Üç evladımız var. Büyük oğlum üniversitede okuyor, ortanca kızım liseye geçti, en küçük oğlum da bu yıl ortaokula başladı. Her biri bizim gözümüzün nuru, bu yuvanın meyvesi. Ama şimdi eşim boşanmak istiyor ve resmî olarak dava açtı. Ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilmiyorum. Dünya başıma yıkıldı desem abartmış olmam. Eşim bana, “20 senedir hayatıma hiçbir şey katmadın, benim için hiçbir şey yapmadın. Senelerimi çaldın” dedi. Bu sözler beni derinden yaraladı. Belki bazı şeyleri gösteremedim. Belki duygularımı dile getirmekte eksik kaldım. Ama bu yuvayı ayakta tutmak için elimden ne geldiyse yaptım. Sabahın köründe işe gidip akşam geç saatlerde döndüm. Daha iyi bir gelecek kuralım diye. Evde huzur olsun, eksikleri olmasın diye.Eşim çocukların okul masraflarını düşündüğünde endişelenmesin, market alışverişinde fiyatlara takılmasın diye kendimi ikinci plana attım. Doğum günlerimi, kendi sağlık sorunlarımı bile önemsemedim. Kaç kere doktora gitmem gerekirken “önemli bir şeyim yok” diyerek geçiştirdim. Çünkü önemli olan onlardı. Ama şimdi dönüp baktığında sadece eksiklerimi görüyor. “Sen bana hiç destek olmadın” diyor. Oysa kızımız küçüktü, gece yarısı ateşlendiğinde arabaya atlayıp sabaha karşı hastaneye ben koştum. Oğlumuzun okul turnuvasına giderken cebine harçlığı eksik olmasın diye kendi cebimi boşaltan bendim. Bunlar görünmedi mi? Ya da ben göstermeyi mi bilemedim? ben mükemmel bir eş olmadım belki ama kötü bir adam da olmadım. Bu evliliği devam ettirmek istiyorum. Hâlâ seviyorum. Bu yaşa geldik, birlikte büyüdük, acıyı tatlıyı paylaştık. İnsan bir ömrü kolay kolay bırakabilir mi? Eşim buz gibi şimdi. Ne desem dinlemiyor. Sanki kapıyı tamamen kapatmış. Ama ben vazgeçmek istemiyorum. Çocuklarımız da bu durumdan çok etkileniyor. Küçük olan her akşam “Annemle barıştınız mı?” diye soruyor. Büyük oğlum daha sessiz ama belli ki içten içe çok üzülüyor. Çocukların bu hâlini gördükçe daha da kahroluyorum. Lütfen bana bir yol gösterin. Onunla yeniden konuşabilmek, kalbine dokunabilmek için ne yapmalıyım? Ona yıllarımızı, emeklerimizi hatırlatmak istiyorum ama nasıl? Kendimi affettirmek, hatalarımı telafi etmek istiyorum. Yeter ki bana bir kez daha inansın, bir şans daha versin. Bu yuva için mücadele etmeye hazırım ama yolumu şaşırmış gibiyim.
 
Son düzenleme:
Belli ki maddi eksiklikten ziyade ruhsal olarak ihtiyaçlar karşılanmamış. Genelde kadınlar söyler saçımı süpürge ettim diye ama bu abimiz fedakarlık kısmında biraz yönünü şaşırmış.
 
Profesyönel bir destek almanızı tavsiye ederim. Eşinizin verdiği karar, size söyledikleri, sizin düşünceleriniz, ...... çok yönlü ve derin olabilir ve bunların ulu orta böyle ortamlarda konuşulması, dillendirilmesi daha vahim sonuçlar yaratabilir. Benim tavsiyem bu yönde ama tabiiki siz bilirsiniz. Umarım sonuç hepiniz açısından olumlu olur.
 
Bu evliliği devam ettirmek istiyorum. Hâlâ seviyorum. Bu yaşa geldik, birlikte büyüdük, acıyı tatlıyı paylaştık. İnsan bir ömrü kolay kolay bırakabilir mi? Eşim buz gibi şimdi. Ne desem dinlemiyor. Sanki kapıyı tamamen kapatmış. Ama ben vazgeçmek istemiyorum. Çocuklarımız da bu durumdan çok etkileniyor.

Bu tip durumlarda evlilik terapisti ile görüşmek gerekiyor çünkü eş soğuma nedenini açıkça ifade edemiyor olabilir.
 
Ona bir şey kaymadığın 20 yıl sonra mı aklına gelmiş? Bu saatten sonra ne olabilir? Hayatında başka biri olmasın? Bunlara kafa yor biraz.
 
iyi bir baba olman iyi bir eş olduğun anlamına gelmez
duygusal anlamda doyrulmayan evlilikler var
demek ki kadının karnı değil ruhu aç (bu cümleyi de bana edrii kurmuştu çiçek yerine mangal tercih ederim demiştim diye)
eskidendi o saçların süpürge oldugu evlilikler
 
Arkadaşlar evlenmeyin, evlilik bir ketenpere,

17 tane arkadaşım evlendi yarısı boşandı yarısı mutsuz,

zaman evlilik zamanı değil,
zaman sevgi-aşk zamanı değil,

her şey farklı, istekler farklı hülyalar farklı,

sözüme gelecekseniz, evliyseniz de 3 seneniz ya var ya yok.
 
Olumlu örnekler de var ancak aşk bittiğinde yerine ne geleceği çok önemli yoksa sadakat-güven zedelendiğinde, evlilikler de formaliteye dönüşüyor. Duyguları değiştiğinde yeniden denge kurabileceği konusunda kendinden emin olan kişiler evlenmelidir.
 
abimizin fedakarlık yaptım dediği şeyler zaten asli görevleri. hani çocuğun cebine harçlık koymak ne bileyim çocuk ateşlenince gece hastaneye götürmek falan.
tabi bunları yapmayanlar da var muhakkak ama onlar konumuz değil. biraz da yengeyi dinlemek lazım. sorun eniştenin yaptım dediği şeylerden ziyade yapmadıklarıyla ilgili olabilir

yani ek olarak; en basic şeyleri fedakarlık diye anlatıyorsa en ufak bi sürprizli harekette yengeye neler yapmıştır bu adam tahmin edemiyorum. gözümde anadolu takımından 3 puan alıp şampiyon gibi sevinen fenerli canlandı birden
 
Arkadaşlar evlenmeyin, evlilik bir ketenpere,

17 tane arkadaşım evlendi yarısı boşandı yarısı mutsuz,

zaman evlilik zamanı değil,
zaman sevgi-aşk zamanı değil,

her şey farklı, istekler farklı hülyalar farklı,

sözüme gelecekseniz, evliyseniz de 3 seneniz ya var ya yok.
Ne kadar negatif insansın ya
 
Öncelikle şunu söylemek isterim: Kadınlar ve erkekler bu hayata farklı beklentilerle geliyor. Senin yaptıkların –çalışmak, geçindirmek, çocuklara kol kanat germek– gerçekten büyük fedakârlıklar. Bunları kimse küçümseyemez. Ama mesele şu ki, kadınlar duygusal olarak “görülmek” ister. Sen onun için ter dökerken, o kalbine dokunulmasını beklemiş olabilir. Ve bu ikinizin de haklı olduğu bir yer…

Ben bunu geç fark ettim.
Bir süre sonra dedim ki: “Bu ev benimle dönüyor ama bu kadın bana küskün.”
Ne yaptım?
Yorgun da olsam, uykusuz da olsam, cebimde beş kuruş olsa bile küçük mutluluklar yarattım.
Param mı yok? Evde mum yakıp film gecesi yaptım.
Param mı var? Onunla dışarı çıkıp hiç yapmadığımız bir şeyi denedim.
Çünkü evlilik bazen romantik olmaktan çok, stratejik bir denklem.

Ama şunu da söylemeden geçemem:
Eğer bir kadın kafasında bu işi bitirdiyse, oraya tekrar girmek çok zordur. Zamanla buzları eritmek elbette mümkün ama bu süreçte kendini ezersen, değersiz hissettirirsen, kendini de kaybedersin.
Sen hâlâ seviyorsun belli… ama bence artık sevmek yetmiyor.

Şunu düşün:
Kendi değerini bilerek, hatalarını fark ederek ama karşı tarafı da kutsallaştırmadan bir yol çizebilir misin?
Eğer o yol birlikte yürünecekse ne âlâ…
Ama yürünmeyecekse, sen hâlâ ayakta kalabilecek misin?

Bu işin sonunda yıkılmazsan, güçleneceksin. Belki daha da iyi biri olacaksın.
Boşanmak dünyanın sonu değil, bazen yeniden başlamak için gereken ilk adım.
Sen elinden geleni yapmışsın kardeşim, şimdi sıra sende: ya yeniden inşa edeceksin ya da kendi yolunu çizeceksin.

Kalbine kuvvet.
Gerçekten.
 
Geri