teksas tombis
Bronz Üye
-
- Katılım
- Temmuz 25, 2015
-
- Mesajlar
- 4,356
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 42
Bu dünya hayaldir
Abdülhakim Hüseyni “rahmetullahi aleyh”, Anadolu toprağını şereflendiren bir Allah adamı.
Kabri, Adıyaman’ın Kahta ilçesindedir.
- Bu dünya bir hayaldir, derdi sık sık.
Ve eklerdi:
- Bugüne kadar geçen yıllar nasıl hayal olduysa, bundan sonrakiler de hayal olacak.
O devirde bir din adamı vardı ki, bu zatı çekemiyor, aleyhinde konuşuyordu ötede beride.
Büyük Velinin yakınları;
- Efendim, filan hoca sizin aleyhinizde konuşuyor, dediler.
Cevaben;
- Sabredin, buyurdu. Onun bu düşmanlığı, dostluğa dönüşecek. Hem de çok yakında.
Tam o anda kapısı çalındı mübarek zatın.
Açtığında o hocayı gördü eşikte.
Hıçkırarak ağlıyordu.
Sarıldı büyük Velinin ellerine.
Mübarek zat tebessümle;
- Gördüğünüz rüyadan haberdarız, buyurdu. Muradınız neyse söyleyin.
Edeple arzetti:
- Efendim, bendeniz kırk yıldır müderrislik yapmaktayım. Dün gece, kendi kendime; “Bunca yıldır Peygamber efendimiz aleyhisselamın mübarek sözlerini yani hadis-i şeriflerini okutuyorum. Lakin mübarek cemalini görmek hiç nasip olmadı. Acaba ne kusurum var ki?” diye düşündüm.
Bu düşünce içinde uyumuşum.
O gece rüyada;
- Sen Onu göremezsin. Boşuna uğraşma! dediler.
- Neden? dedim.
- Resulullah efendimiz sana kırgın. Çünkü sen Onun sevdiklerini sevmiyorsun, dediler.
Çok üzüldüm.
Hatamı anlamıştım.
Sizi gördüm o ara.
Efendimiz aleyhisselamın yanında, edeple oturuyordunuz.
Sizi net olarak görüyor, ama Resulullah efendimizi göremiyordum.
Bunları anlatıp yalvardı:
- Ne olur beni affedin efendim. Sizi çok seviyorum.
Büyük veli, ona şefkatle bakıp;
- Üzülme. Muradına kavuşacaksın, buyurdu.
Hoca, sevinçle ayrıldı huzurdan.
Ertesi sabah tekrar geldi.
Fakat o da ne? Ağlıyordu.
Ama sevinç ağlamasıydı bu.
- Gördüm, dedi. Resulullah efendimizi gördüm. Bu, tamamen sizin himmetiniz.
Ve diz çöktü önünde.
Onca yıllık hocalıktan sonra talebeliğe başladı.
Tasavvuf talebeliğine.
Abdülhakim Hüseyni “rahmetullahi aleyh”, Anadolu toprağını şereflendiren bir Allah adamı.
Kabri, Adıyaman’ın Kahta ilçesindedir.
- Bu dünya bir hayaldir, derdi sık sık.
Ve eklerdi:
- Bugüne kadar geçen yıllar nasıl hayal olduysa, bundan sonrakiler de hayal olacak.
O devirde bir din adamı vardı ki, bu zatı çekemiyor, aleyhinde konuşuyordu ötede beride.
Büyük Velinin yakınları;
- Efendim, filan hoca sizin aleyhinizde konuşuyor, dediler.
Cevaben;
- Sabredin, buyurdu. Onun bu düşmanlığı, dostluğa dönüşecek. Hem de çok yakında.
Tam o anda kapısı çalındı mübarek zatın.
Açtığında o hocayı gördü eşikte.
Hıçkırarak ağlıyordu.
Sarıldı büyük Velinin ellerine.
Mübarek zat tebessümle;
- Gördüğünüz rüyadan haberdarız, buyurdu. Muradınız neyse söyleyin.
Edeple arzetti:
- Efendim, bendeniz kırk yıldır müderrislik yapmaktayım. Dün gece, kendi kendime; “Bunca yıldır Peygamber efendimiz aleyhisselamın mübarek sözlerini yani hadis-i şeriflerini okutuyorum. Lakin mübarek cemalini görmek hiç nasip olmadı. Acaba ne kusurum var ki?” diye düşündüm.
Bu düşünce içinde uyumuşum.
O gece rüyada;
- Sen Onu göremezsin. Boşuna uğraşma! dediler.
- Neden? dedim.
- Resulullah efendimiz sana kırgın. Çünkü sen Onun sevdiklerini sevmiyorsun, dediler.
Çok üzüldüm.
Hatamı anlamıştım.
Sizi gördüm o ara.
Efendimiz aleyhisselamın yanında, edeple oturuyordunuz.
Sizi net olarak görüyor, ama Resulullah efendimizi göremiyordum.
Bunları anlatıp yalvardı:
- Ne olur beni affedin efendim. Sizi çok seviyorum.
Büyük veli, ona şefkatle bakıp;
- Üzülme. Muradına kavuşacaksın, buyurdu.
Hoca, sevinçle ayrıldı huzurdan.
Ertesi sabah tekrar geldi.
Fakat o da ne? Ağlıyordu.
Ama sevinç ağlamasıydı bu.
- Gördüm, dedi. Resulullah efendimizi gördüm. Bu, tamamen sizin himmetiniz.
Ve diz çöktü önünde.
Onca yıllık hocalıktan sonra talebeliğe başladı.
Tasavvuf talebeliğine.