Borsa Tarihi – Borsaların 2000 Yıllık Mazisi ve Gelişimi

Konu sahibi son olarak 4143 gün önce görüldü

Borsa piyasası denildiği zaman hemen hepimizin aklına hisse senetleri gelmektedir. Ama borsa tarihi tarım ürünlerinin, değerli madenlerin, sanayi metallerinin alınıp satılmaya başlaması ile gelişim göstermiştir. Emtia dediğimiz bu ticari malların alınıp satılması için pazar ve panayırlar oluşturulmuştur. Bu pazar ve panayırlar borsacılığın başlangıcı olarak kabul edilir.

İlk Borsa İşlemleri

İlk borsa işlemleri de emtiaların alınıp satıldığı pazar ve panayırlar da gerçekleştirilmiştir. Pazar ve panayırlarda gerçekleştirilen alım – satım, ilerleyen süreçte gelişim göstermiştir ve borsa işlemleri de bununla beraber yaygınlaşmıştır. Bu işten para kazanıldığını gören bazı tüccarlar ise bu pazarları günümüzün emtia borsalarına çevirmiştir.

Hisse senetlerinin ticari işlemlerde kullanılmaya başlaması ise çok daha sonra gerçekleşmiştir. Ülkeler arasında ticari işlemler yaygınlaşmış ve para birimlerinin birbirine çevrilmesi gibi sorunlarla karşılaşılmıştır. Bunun üzerine de Bretton Woods anlaşması imzalanmış ve dolar – altın dönüştürülebilirliği kabul edilmiştir. Bu anlaşmaya katılan ülkeler para birimlerini dolar ve altına endeksleyerek ticari işlemlerini gerçekleştirmiştir.

İlk olarak emtia borsalarının kurulmasının ardından döviz, altın ve kıymetli evrak borsaları gelişim göstermeye başlamıştır. Kıymetli evrakların alınıp satılmaya başlaması ile borsalar devamlılık kazanmıştır ve borsa binaları kurulmuştur.

Birçok kaynak, ticari evrakların borsa işlemlerine dahil olmasının, borsacılığın gelişmesinin en sonunda yer aldığını söylemektedir. Bunun nedeni olarak da; başta Roma Hukuku olmak üzere hukuk alanında görülen geniş çaptaki gelişmeler de yer almayan sınırlı sorumluluk ilkesi nedeniyle kıymetli evrak kurumlarının hukuk sistemlerine yerleşmesi gösterilmektedir.

15. yüzyılda denizciliğin ve dünya deniz ticaretinin gelişim göstermesi ile İngiltere, İtalya, Belçika ve Hollanda gibi denizci ülkelerde büyük ticaret merkezleri kurulmuştur. Bu ticaret merkezlerinde yürütülen faaliyetlerin birçoğunu aracılar yapmıştır. Büyük miktardaki aracı yükümlülükleri ticari senetler ile kredi belgelerinin doğmasına ve 15. yüzyılda ilk poliçelerin kullanılmasına başlanmıştır.

Ticari senetlerin kullanımının yaygınlaşmaya başlaması ile birlikte senetlerin el değiştirmesine ilişkin de bazı kurallar ortaya çıkmıştır. Bugünkü Belçika’nın Brugge şehrinde bazı Yahudi ailelerin para ticarini meslek haline getirmesi de borsacılığın ilk faaliyetlerinden sayılmaktadır. “Borsa” kelimesinin de bu şehirde yaşayan Van der Burse ailesinden geldiğine inanılmaktadır.

İlk Borsa Binası

Denizcilikle bağlantılı olarak Avrupa’da ilk borsa 1487 yılında Anvers’te kurulmuştur. 16. yüzyılda altın çağını yaşayan Hollanda’nın Amsterdam Borsası ise Anvers’deki borsanın yerini almıştır. 16. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa’nın diğer ülkelerinde borsalar belirmeye başlamıştır ve bugünün büyük borsaları haline gelmişlerdir.


Tarihi geniş çaplı bir araştırma yapıldığı zaman ise dünyanın ilk borsasının, Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde kurulduğu görülmektedir.​

Günümüzden tam 1750 yıl önce inşa edildiği bilinen Aizanoi Binası’nda hem borsa işlemleri yapılmış hem de Roma İmparatoru Dioeletianus, enflasyonla mücadele etmek için hazırlamış olduğu mal satış bedelleri hakkındaki duyurular binanın etrafındaki taş bloklarda duyurulmuştur. Yani bu taş bloklar günümüz borsa ekranlarının görevini görmüştür.

Çavdarhisar ilçesinde bulunan dünyanın ilk borsası milattan sonra 2. yüzyılın sonlarında ‘macellum’ denilen gıda pazarı olarak kullanılmıştır. Milattan sonra 301 yılında ise Roma İmparatoru Dioeletianus enflasyon ile baş etmek için belirlediği fiyatları Aizanoi’nin taş bloklarında duyurmuştur. Taş bloklar üzerinde bulunan bu fiyatlar üzerinden alım – satım gerçekleştirilmiştir. Enflasyonun önlenmesi için üretilen mallar arasında çapraz fiyatlandırma yapılmış ve gerçeği yansıtmayan fiyatlar engellenmiştir.


Hisse senetlerinin el değiştirmesiyle kurulan Anvers Borsası ise Aizanoi Binası’ndan çok daha sonra kurulmuştur. Yani ilk borsa işlemleri emtialar ile Aizanoi Binası’nda yapılmış ve borsanın ekonomiye önemli katkılarından olan tek fiyat oluşumu görevi görmüştür. 15. yüzyılda kurulan Anvers Borsası ise ticari evrakların alım – satımının yapıldığı ilk borsadır. Daha sonraları ise;

●16. yüzyılda Paris ve Londra’da;
●17. yüzyılda Berlin ve Basel’de;
●18. yüzyılda Viyana ve New York’ta;
●19. Yüzyılda Brüksel, Roma, Milano, Madrid, İstanbul ve Tokyo borsaları kurulmuştur.

Bu borsaların kurulumuna kadar elinde bulunan menkul kıymetin el değiştirmesini isteyen kişilerin bir buluşma yeri yoktu ve işlemlerin çoğu sokaklarda gerçekleştiriliyordu. İşlem hacminin artış göstermeye başlaması ile birlikte bazı kahveler ve lokantalarda bu işlemler yapılmaya başlamıştır. Birkaç kişi komisyon karşılığında işlemleri yapmak amacı ile bazı yerlerde hazır bulunurdu. Bu şekilde borsa işlemleri zamanla resmi bir kişiliğe kavuşmuştur. Yapılan işlerin yönetiminin düzene sokulması için bir takım kurallar da ortaya koyulmuştur. New York’ta ilk alım satım işlemlerinin bir ağaç altında yapıldığı ve daha sonrada kapalı mekanlara taşındığı söylenmektedir.

Türk Borsacılığının Tarihi ve Gelişimi

Türklerde borsacılık, Osmanlı Dönemi’ne dayanmaktadır. Bu nedenle de Türklerde borsa gelişimini Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi olarak ikiye ayırmak daha doğrudur. Günümüzde ise Borsa İstanbul borsacılıkta başarılarını dünyaya yayma amacıyla görev görmektedir. 5 Nisan 2013 tarihinde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, İstanbul Altın Borsası ve Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası’nın tüzel kişiliklerine son verilerek Borsa İstanbul adı ile tek çatı altına toplanmıştır.

Osmanlı Dönemi’nde Borsacılık


19. yüzyılda Avrupa’da meydana gelen sanayi devrimi anonim şirketlerin varlığını çoğaltmış ve gelişmelerini desteklemiştir. Türkiye’nin bu devrime yabancı kalmasına rağmen ülkede yaşam tarzı itibariyle Avrupa’ya bağlı kalan azınlıklar, batı kültürünün etkisi altında oluşan Türk – Müslüman elit tabakası ve Türkiye’de yaşayan Levantenler 3 önemli grup halinde menkul kıymetlerle ilgilenmiştir. Aynı zamanda Galata Bankerleri aracılığıyla da piyasayı oluşturmuşlardır.

O dönemde Türkiye’de hisse senedi ve tahvil ihraç edecek şirketler yoktu. Bu nedenle piyasa ve borsa önce yurt dışındaki kuruluşların ihraç ettiği menkul kıymetlerle oluşturulmuştur. Bu da bir ayağı dışarıda olan banker ve iş adamlarıyla yeni tesis edilen telgraf hatları ve özellikle de o günkü Türk parasının dönüştürülebilir altın para olması sayesindedir.

Osmanlı İmparatorluğu’nda menkul kıymetlerin ticaret niteliği taşıyan işlemleri ilk olarak Tanzimat Dönemi sonrası görülmeye başlamıştır. 1854 Kırım Savaşı dolayısıyla yapılan borçlanmaya ait tahvillerin yaygın bir şekilde el değiştirmesi borsa faaliyetlerine zemin hazırlamıştır. İlk olarak Galata Bankerleri 1864 yılında bir dernek kurmuşlardır. Ardından Havyar Han’da, sonra Komisyon Han’da faaliyet göstermişlerdir. Alacaklı yabancı devletlerin de teşviki ile 1866 yılı kararnamesiyle İstanbul’da ilk resmi borsa olan Fransız borsa sistemine yakın “Dersaadet Tahvilat Borsası” açılmıştır. Borsanın denetimi için Maliye Nezareti’nce bir komiser tayin edilmiş ve 20 kişilik yönetim komitesi oluşturulmuştur. Borsada faaliyet gösterenler, mubayaacılar (dealers), simsarlar (brokers), coberler (jobbers) diye gruplara ayrılmıştı.

İkinci meşrutiyetin ilanına kadar borsaya devlet tahvilleri, düyunu umumiye senetleri, konsolitler ile İstanbul, İzmir, Selanik ve Beyrut’ta kurulu yabancı şirketlerin menkul kıymetleri ve Panama, Süveyş kanalları tahvil ve hisse senetleri gibi tümüyle yabancı menkul kıymetler kayıtlıydı. İkinci meşrutiyetten sonra yerli şirketlerin menkul kıymetleri de işlem görmeye başlamıştır. Özellikle de demiryolu, madenler, elektrik – havagazı – tramvay şirketleri ve diğer imtiyazlı şirketler Osmanlı borsasının ilk yerli menkul kıymetlerini çıkarmıştır.

1895’li yıllarda ise iş hacmi nedeniyle Avrupa’nın sayılı borsaları arasına girmeyi başarmıştır. Osmanlı borsası daha sonraları görülen hileli borsa oyunları, Mahmut Nedim Paşa döneminde bazı devlet tahvillerinin kupon bedellerinin yarı yarıya tenzili, Altın Şirketi olayı gibi skandallar nedeniyle borsanın itibarı sarsılmıştır. Bu olaylar sonrasında borsaya düzen getirilmiş ve adı Esham ve Tahvilat Borsası olarak değiştirilmiştir. Aynı zamanda yabancı borsaya üye olmasını önleyen hükümler de getirilmiştir.

Hemen her borsanın yaşadığı gibi Osmanlı borsası da kötü niyetli kişilerin yanlış bilgi ve haberlerle yabancıları yanıltıp çıkar sağlamaya çalışmasına tanıklık etmiştir. 1895 yılında İstanbul’dan bir banka müdürünün Güney Afrika’ya gittiği, orada altın madeni bulduğunu bildiren bir telgraf çekerek bu madeni işletmek üzere bir şirket kurulmasını tavsiye ettiği, kurulan şirketin hisse senetlerinin kapışıldığı ve sonradan haberin asılsız olduğunun anlaşıldığı, hisse senetlerinin değersiz olduğu söylenmiştir. Bu hisse senetlerini alanların, çoğunun Levanten olmak üzere büyük zararlara uğradığı ve borsacıların hükümeti zorlayarak 1895 yılı Ekim ayında Takvimi Vekayi (Resmi Gazete) ile kararname yayınlatıp moratoryum ilan ettirdikleri, bu yüzden de borsanın 4 ay kapalı kaldığı eski belgelerde anlatılmaktadır.

Sonraları ise Balkan Savaşı ile 1. Dünya Savaşı sonucunda imparatorluğun parçalanması, sanayileşmiş ve gelişmiş bölgelerin dışarıda kalması, azınlıkların mübadeleye tabi tutulması, lenvanterlerin göçü ve tüm ülkenin harap olması gibi sebepler ilse Osmanlı borsası ömrünü tamamlamıştır.
 
Geri