Bizim ümmetçilerin derdinin Esad olmaması.

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Esad tabiki diktatör. lakin iki gündür çok acayip bir propaganda var. Bebek katili Esed gebersin.

Esad canavar da karşısında canlı insan kalbi söküp yiyen IŞİD insan miydi.

Derdiniz mezhepsel. Tüm motivasyonunuz Sünniler kazansın. Çok güzel de benim Türkiye olarak çıkarlarım noolacak. Umrunuzda değil. Yeter ki Şiiler ölsün.

Bak israil kamışlı'ya kadar bombalıyor. Benim sınırım tehlikede.

Niye girip almıyorsun Suriyenin yarısını.

Lan kimse yok orada sana direnecek. kim dur diyecek sana? muhalifler alkışla karşılar seni.

Yıllardır 82 83 diye sayıyordunuz. girsene hemen. şimdi değilse ne zaman? İki tabur askeri olan her ülke ilhak edebilir şuan Suriye'yi.

Hem kahramanınız colani nerde? Niye iki laf edemiyor İsrail işgaline?
 
Şöyle bir yazıya denk geldim. Söylemlerine paralel doktor, gayet tutarlı buluyor ve yazdıklarına ekleme olabileceğini düşünüyorum.

“SORU: Suriye'de Esad'ın devrilmesi, hala bir terör örgütü olan HTŞ komutanı Colani'nin Emevi Camii'nde namaz kılması Türkiye'de geniş bir kesim tarafından büyük heyecanla ve sevinçle karşılandı. Bu "heyecanın" temelinde ne olabilir? İsrail de Esad'ın devrilmesinden memnun. Görüntüde birbirine düşman bu iki cepheyi aynı noktada buluşturan şey nedir?

Bu “heyecan”ın gerisinde birden fazla faktör var. Birincisi Türkiye İslamcılığı ilk ortaya çıktığı günden beri cihatçılığa büyük sempati duydu, cihatçı örgütlerle belirli bağlantı ve ilişkiler geliştirdi. Dolayısıyla HTŞ ve diğer grupları Türkiye İslamcılığının doğal müttefikleri olarak görebiliriz.

Hatta biraz daha ileri giderek cihatçılığı Türkiye İslamcılığının “alter ego”su, yani bürünmek istediği ama Türkiye’nin yapısal koşulları nedeniyle bürünemediği karakteri olarak nitelendirebiliriz.

İkincisi, Türkiye İslamcılığının köklerinde çok net bir şekilde mezhepçilik ve Şia düşmanlığı bulunuyor. Suriye’yi de en başından beri böyle okudular ve bir “Nusayri/Alevi devleti” olarak gördüler. Suriye’nin düşmesine hem bir “Alevi devleti düştü” diye hem de başını İran’ın çektiği “Direniş Ekseni”nin ve Şiiliğin bölgedeki etkisinin azalacağı için seviniyorlar.

"EMPERYAL HEVESLERİ NEDENİYLE SEVİNİYORLAR"​

Üçüncü ve belki de en önemli faktör ise Türkiye İslamcılığının AKP’yle ete kemiğe bürünen emperyal hayalleri ve yeni-Osmanlıcı dış politika anlayışı elbette. AKP, Arap Baharı sonrası ABD’nin bölgedeki taşeronluğunu İhvan rejimlerinin hamiliği üzerinden üstlenmek istedi, buradaki esas hedef ülke de komşu ülke Suriye oldu. Suriye’de rejim değişikliği adına CIA ile ortak projeler geliştirildi, eğit-donat programlarıyla cihatçı güçler palazlandırıldı, sürgünde hükümetler ve Özgür Suriye Ordusu gibi alternatif askeri yapılar oluşturuldu.

Sonrasında ABD Suriye’de rejim değişikliği hedefini öncelikleri arasından çıkarttıysa da iktidar bu hedef doğrultusunda çalışmaya devam etti ve İdlib bölgesini himayesinde altında tutarak bir cihat devletçiği kurulmasının önünü açtı. Bugün gelinen noktada HTŞ’nin Suriye’nin kontrolünü ele geçirmesinde AKP Türkiye’sinin büyük rolü var ve işte şimdi Esad’ın düşmesiyle emperyal heveslerinin, yeni-Osmanlıcı dış politikanın başarıya ve zafere ulaştığını düşünerek seviniyorlar.

"ŞAM'IN DÜŞMESİNDEN EN KARLI ÇIKAN ÜLKE İSRAİL"​


İşin ironik yanı ise elbette ki Esad’ın düşmesinde baş rolü oynayanların aynı zamanda kendilerini Filistin davasının destekçileri olarak sunmaları. İronik, çünkü İsrail Esad’ın düşmesiyle birlikte Golan’da rahatladı ve işgal ettiği toprakları genişletti, İran’a biraz daha yaklaşmış oldu, Hizbullah’a ve Hamas’a silah taşıyan ikmal yollarını kesti ve Hizbullah’ı da Lübnan’da köşeye sıkıştırdı. Hizbullah’ın ve İran’ın pasifize edildiği bir denklemde Gazze’deki yıkım daha da şiddetlenecek, Batı Şeria’nın da ilhakı gündeme gelebilecektir.

Dolayısıyla Şam’ın düşmesinden en kârlı çıkan ülke İsrail, en zararlı çıkan ülke ise Suriye’den sonra Filistin oldu. Bu saatten sonra kimse Filistin’de adil bir çözüm beklemesin; hatta tam tersine İsrail, tarihinde ilk kez Filistin defterini kapatma gibi bir fırsat bulmuş oldu. Türkiye İslamcılığı ise bunu umursamıyor; çünkü her şeyden ABD ve NATO üzerinden İsrail’le aynı kampta yer alıyor hem de Filistin meselesini sadece bir araç olarak görüyor, bu meseleyi büyük ölçüde iç politikayı ve kendi tabanını tahkim etmek için kullanıyor. Bu nedenle de Esad’ın düşmesinin iki kazananı, sözde birbirine düşman iki kazananı var: Netenyahu ve Erdoğan.”
Fatih Yaşlı

tamamı için :
 
Adamlar kutlama yapacak birşey arıyor.Evinin kirasını nasıl ödeyeceğini düşünen adam meydanlarda Togg ile resim çekip kutlama yaptı bundan 1 yıl önce Reisinin gazıyla :)
Bırakın da bari bunla sevinip mutlu olsunlar.
 
Geri