Biz Çocukken !

Konu sahibi son olarak 4456 gün önce görüldü
1.- Arabaların emniyet kemeri,
kafalıkları ve kesinlikle hava yastıkları yoktu.
...
2.- Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.

3.- Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi.
Ya da en azından kurşunlu,
muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı.

4.- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizliyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu...

5.- Kasksız bisiklete biniliyordu.

6.- Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan ya da muhtelif başka kaynaklardan su içiliyordu...

7.- Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti.

8,- Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz ...

9.- Okul öğlen bitiyordu... Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk.

10.- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu. Kendimizden başka kimse sorumlu değildi.

11.- Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı - çünkü hep dışar da oynardık , aktif olarak ...

12.- Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk... aynı bardaktan içebiliyorduk ve kimse bu yüzden ölmüyordu.

13.- Playstation, Nintendo 64, X boxes, Vídeo oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız , dolby surround, cep telefonumuz, bilgisayarımız, internet de chat odalarımız YOKTU.
Onun yerine bolca ARKADAŞLARIMIZ vardı.

14.- Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hatta çalmıyarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk!!!

15.- Evet dışarda, o acımasız korkunç dünyada! Korumamız olmadan! nasıl mümkün oluyordu bu? Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu.

16.- Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse Psikoloğa ya da Pedagoğa gönderilmiyordu. Kimsede Dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.

17.- Özgürlüğümüz , üzüntülerimiz , başarılarımız , görevlerimiz vardı ...ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk.

Soru: nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık ?

Daha da önemlisi kendi kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik ?

Sen de bu jenerasyondan mısın ?

Şimdiki çocuklar büyük bir olasılık ile bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaklar - fakat- bizler çok güzel ve mutlu yaşadık !

Değil mi ?



544321_516318678430764_28761255_n.jpg
 
Şimdiki çocuklar korunaklı şehir çocukları olarak büyüyorlar, dört duvar içerisinde teknolojik oyunlar oynuyorlar, sokakta koştururken yere düşüp dizini kanatan çocukların devri bitti. Tecrübe ederek, yaşanmışlıklarla özgürce büyümenin zamanı geçti.

Dijital bir dünya da yaşayan dijital zamanın dijital çocukları...

* *

Şu yukarıda yazılanların hemen hepsini yaşamışım, yazılmayanlarda cabası.

Bir sürü anı canlandı zihnimde; yaralanmalar, kavgalar, korkular, kazalar, keşifler, muziplikler...

Umarım şimdiki çocukların 20 sene sonra eskiyi yâd edebilecekleri güzel çocukluk anıları olur.
 
Uçurtmamız yok diye, poşete ip bağlayıp uçuran çocuklardık biz. Bizde zarar gelmez yaw .
 
Uçurtma yapardık, taso oynardık, bilye oynardık :D

Atari salonlarına giderdik ayakta makinalar vardı jeton sistemli :)) Jeton alıp oyun oynardık

Şimdi çocuklara bak bilgisayar başından kalkmıyorlar. :honk:
 
yokuşa sabun sürüp mermerle kayan bir çocuktum arkadaş hey gidi günler hey :)
 
Biz çocukken dünya daha güzeldi sanki.
 
çocukken dışarılar sokaklar güvenliydi
şimdilerde ise ortalık cinsel istismar yapan aşağılık hayvanlarla dolu ki onlara insan denilmez
Allah sonumuzu hayır etsin inşallah
zaman çok kötü
insanlar dahada kötü
 
Çeviri yaptığım bir kitap vardı, 1920 lerde geciyor ve yazar kendi cocukluğuna dair ozlemlerini anlatıyor.20 ler diyorum kitap ve yazar da 1800 lu yilların sonlarinda çocuk sanirim.Nasil özlemis, nerede eski bayramlar diye iç geciriyor, daha neler neler.
Bu her dönem devam eden bir surec, simdiki cocuklar da buyuduklerinde yad edip özlem duyduklarini belirtecek.
Ben 80ler çocuguyum ama cidden güzeldi ve masumdu ve de biraz ezilmiş bir gruptuk donem olarak.Darbe etkisi, korkular, yasaklar.Olsundu, iyiydi yine de (:
 
en uzağa işeme yarışına var mısınız?
birinç :hello:
 
Ben gucukken kızları korkuturdum ne günlerdi ahh yerdeki Sakız’ları toplamak çöplerdeki boş meyvesuyu kutularında kalanı kurcalamak pazara gidip meyve sebze yürütmek sapanla kuş avlamak Sakız’la örümcek yakalamak ok yapmak fare deliklerine su doldurmak motor aküsündeki asiti içmek hayvanlıktan başka birşey değilmiş
 
Boşa yazmışım iyiki anlayan yok
 
Bayram sabahlarının bir heyecanı vardı.
 
komurlugumuzdeki kirik tuglalarin arasinda yaralamiza tutun basmak icin sigara izmariti biriktirirdik
evimiz; bahce kapisi mavi evimiz, o zamanlar tirmanarak cikabildigim bahce duvarlari
14 basamakli giris merdiveni

simsirden yontulmus kamcili topacim,kankardes olmak icin kestigim parmaklarim.
bos bir arsayi masallar ulkesine cevirip, oradaki dut agacinin altina eski bir kilim serip
cetemizin gelisimiyle ilgili yaptigimiz stratejik planlar

sokagimizin girisinde, tam kosesinde ekmek firini var idi.
bu firin tum oyunlarimizin sinir noktasiydi.
ebelemece, boru-kulah, saklambac, yakalamac
"nereye kadar" "firina kadar, firini gecen yanar"
sonra hepimiz buyuduk, firini gectik ve tum cocuklugumuz yandi
dizlerimizdeki ustu kabuk baglayan yaralardan, kalbimizdeki izi asla silinmeyecek yaralara sahip olarak buyuduk
 
Geri