-
- Katılım
- Kasım 5, 2010
-
- Mesajlar
- 11,182
-
- Çözümleri
- 2
-
- Tepkime puanı
- 5,026
-
- Puanları
- 354
Doğal çevre koşullarının; canlı ve cansız varlıkların, dolayısıyla mikroorga*nizmaların, taşıyıcıların ve zararlı böceklerin yoğunluğu ve dünyasal dağılımı üzerinde doğrudan ya da dolaylı olarak çok büyük etkileri vardır.
Doğal çevre koşulları içinde iklimin ayrı bir yeri ve önemi vardır. Çünkü biyolojik tehlikelerin başında gelen bulaşıcı hastalıkların etkileri ve yayılma alanları; mikropların ve taşıyıcıların üreyebilecekleri, çoğalabilecekleri ve yaşa*yabilecekleri iklim ve hava koşullarıyla ilişkilidir.
Ayrıca yaşanan tehlikenin boyutu da, mikropların ve taşıyıcıların belirli yaşam evrelerindeki hava koşullarıyla sınırlıdır. Sivrisinekler gibi taşıyıcı bazı böcekler soğuk kanlı hayvanlardır. Bunun için bunların üremeleri ve yayılma*ları doğal ortamla, özellikle de iklim ve o dönemde yaşanan normal ya da ekst*rem hava koşullarıyla (sıcaklık, nem, yağış vb.) ilişkilidir. Örneğin, sivrisinekler sulak alanlarda, genellikle sığ ve durgun sularda daha kolay ürediklerinden, bu suların ana kaynağı olan sağanak türü yağışlar ve sellenme önemli bir etkendir.
Eldeki paleoklimatolojik verilere göre, günümüzden 1000 yıl kadar önce küresel boyutta görülen sıcaklık değişmelerinden, diğer hayvan ve bitki türleri*ne göre, taşıyıcı böcek türleri daha çok etkilenmiş, dünya üzerindeki dağılış sı*nırlan çok hızlı bir biçimde değişmiş, etki alanları genişlemiştir. Yapılan araştır*malarda El-Ninonun neden olduğu şiddetli yağışların ardından da bunların et*ki alanlarının genişlediği ortaya çıkmıştır. Örneğin, Kenya'nın kuzeydoğusunda ve Somali'nin güneyinde 1997/1998 yılında etkili olan El Nino olayında şiddetli yağışlarla ilişkili olarak ortaya çıkan ateşli hastalıklardan çok sayıda büyükbaş hayvan telef olmuş, önemli sayıda insan yaşamını yitirmiştir.
Şüphesiz iklimde olabilecek değişmeler ve yaşanabilecek ektrem hava olayları ile bunlarla ilişkili olarak yaşanabilecek doğal afetler nedeniyle de biyo lojik risk alanları değişecektir. Örneğin, sıtma mikrobu taşıyan ve çabuk üreyen sivrisinek türlerinin, uyku hastalığına neden olan çeçe sineklerinin ve körlüğe neden olabilecek mikroplan taşıyan kara sineklerin üreme ve yayılma alanları genişleyecektir. Bunun sonucunda afet boyutunda büyük salgınlar yaşanacaktır.
Ayrıca yaşanacak ekstrem sıcaklarla birlikte, geniş alan (orman ve çalı) yangınlannda bir artış olabilecek ve bunlara bağlı olarak afet boyutunda büyük mal ve can kayıpları ile, sosyal sorunlar yaşanabilecektir.
Buraya kadar çok bilinen ve yaygın olarak gürülen biyolojik doğal tehlike*lerden ve onların neden olduğu afetlerden bahsedildi. Ancak; hava, su ve top*rak kirliliğine neden olan, asit yağmurlan ve zararlı atıklar, gibi bir çok teh*likeler doğal ve beşeri tehlikeler olarak ele alınabileceği gibi beşerî etkenlere bağlı biyolojik tehlikeler olarak da sayılabilir. Çünkü bunlar atmosferin, su*yun ve toprağın doğal yapısını değiştirerek, canlıların yaşımını tehlikeye soka-bilen hatta toplu ölümlere neden olabilen tehlikelerdir. Örneğin, atmosfere salı*nan duman ve zehirli gazlar, bütün canlılara ve özellikle de solunum yolu has*talıklarına neden oldukları için insanlara büyük zararlar vermektedir. Yine at*mosfere verilen kloroflorokarbon (CFCs)'lar nedeniyle ozon tabakasının incel-mesiyle Güneş'in zararlı ışınlarının yeryüzüne daha fazla ulaşması canlılar üze*rinde büyük olumsuzluklar yaratmaktadır.
Doğal çevre koşulları içinde iklimin ayrı bir yeri ve önemi vardır. Çünkü biyolojik tehlikelerin başında gelen bulaşıcı hastalıkların etkileri ve yayılma alanları; mikropların ve taşıyıcıların üreyebilecekleri, çoğalabilecekleri ve yaşa*yabilecekleri iklim ve hava koşullarıyla ilişkilidir.
Ayrıca yaşanan tehlikenin boyutu da, mikropların ve taşıyıcıların belirli yaşam evrelerindeki hava koşullarıyla sınırlıdır. Sivrisinekler gibi taşıyıcı bazı böcekler soğuk kanlı hayvanlardır. Bunun için bunların üremeleri ve yayılma*ları doğal ortamla, özellikle de iklim ve o dönemde yaşanan normal ya da ekst*rem hava koşullarıyla (sıcaklık, nem, yağış vb.) ilişkilidir. Örneğin, sivrisinekler sulak alanlarda, genellikle sığ ve durgun sularda daha kolay ürediklerinden, bu suların ana kaynağı olan sağanak türü yağışlar ve sellenme önemli bir etkendir.
Eldeki paleoklimatolojik verilere göre, günümüzden 1000 yıl kadar önce küresel boyutta görülen sıcaklık değişmelerinden, diğer hayvan ve bitki türleri*ne göre, taşıyıcı böcek türleri daha çok etkilenmiş, dünya üzerindeki dağılış sı*nırlan çok hızlı bir biçimde değişmiş, etki alanları genişlemiştir. Yapılan araştır*malarda El-Ninonun neden olduğu şiddetli yağışların ardından da bunların et*ki alanlarının genişlediği ortaya çıkmıştır. Örneğin, Kenya'nın kuzeydoğusunda ve Somali'nin güneyinde 1997/1998 yılında etkili olan El Nino olayında şiddetli yağışlarla ilişkili olarak ortaya çıkan ateşli hastalıklardan çok sayıda büyükbaş hayvan telef olmuş, önemli sayıda insan yaşamını yitirmiştir.
Şüphesiz iklimde olabilecek değişmeler ve yaşanabilecek ektrem hava olayları ile bunlarla ilişkili olarak yaşanabilecek doğal afetler nedeniyle de biyo lojik risk alanları değişecektir. Örneğin, sıtma mikrobu taşıyan ve çabuk üreyen sivrisinek türlerinin, uyku hastalığına neden olan çeçe sineklerinin ve körlüğe neden olabilecek mikroplan taşıyan kara sineklerin üreme ve yayılma alanları genişleyecektir. Bunun sonucunda afet boyutunda büyük salgınlar yaşanacaktır.
Ayrıca yaşanacak ekstrem sıcaklarla birlikte, geniş alan (orman ve çalı) yangınlannda bir artış olabilecek ve bunlara bağlı olarak afet boyutunda büyük mal ve can kayıpları ile, sosyal sorunlar yaşanabilecektir.
Buraya kadar çok bilinen ve yaygın olarak gürülen biyolojik doğal tehlike*lerden ve onların neden olduğu afetlerden bahsedildi. Ancak; hava, su ve top*rak kirliliğine neden olan, asit yağmurlan ve zararlı atıklar, gibi bir çok teh*likeler doğal ve beşeri tehlikeler olarak ele alınabileceği gibi beşerî etkenlere bağlı biyolojik tehlikeler olarak da sayılabilir. Çünkü bunlar atmosferin, su*yun ve toprağın doğal yapısını değiştirerek, canlıların yaşımını tehlikeye soka-bilen hatta toplu ölümlere neden olabilen tehlikelerdir. Örneğin, atmosfere salı*nan duman ve zehirli gazlar, bütün canlılara ve özellikle de solunum yolu has*talıklarına neden oldukları için insanlara büyük zararlar vermektedir. Yine at*mosfere verilen kloroflorokarbon (CFCs)'lar nedeniyle ozon tabakasının incel-mesiyle Güneş'in zararlı ışınlarının yeryüzüne daha fazla ulaşması canlılar üze*rinde büyük olumsuzluklar yaratmaktadır.