Öyle çok şey var ki içimde söylemem gereken, sana dair. Nerden başlar, nasıl devam eder bilmiyorum. Korkuyorum ağzımdan çıkacaklardan, bana hissettirdiklerinden korkuyorum. Nefret belki içimdeki ya da kırgınlık, aşk, hüzün, karışık işte…
Her şey tamam oldu derken öyle bir şey olur ki bazen, umutların yerle bir olur, onca hazırlığın ümidin bir anda yok oluverir. İçindeki o koca umuda rağmen elinde...ki tek şey kendine duyduğun acımadır. İşte bana tam olarak hissettirdiğin bu; kendime acıdım senden sonra… Bakıyorum yoksun. SEN HİÇ OLMUŞ MUYDUN? Neden bu kadar değer verdim ki sana? Kimsin ki sen? Tanımıyorum bile seni. Ya senin düşüncelerin düşünüyor musun acaba bir kez olsun beni? Bende ki sana karşı, sende ki ben ne kadar? Şimdi tüm bunları düşünüyorum.
Ben bana baktığını sandım, bir şey var herhalde dedim. Bu da aklımın diğer oyunu sanırım. Sen bana baktıkça ben sana baktım. Bakışlarını farklı düşünmüşüm demek. Bir şey yokmuş demek… Sonra içimde acayip bir şey oldun sen. Ne olduğunu anlayamadığım farklı bir şey işte. Kısacası ben yaptığın her şeyden bir anlam çıkarmaya çalıştım. Gittikçe büyüdü içimdekiler, ben kurdukça. Sen büyüdün, senden kalanlar büyüdü. Öyle çok bekledim ki seni, ben bile inanamadım bu bekleyişe. Beni ne olarak gördüğünü anlamaya çalıştım, anlayamadım. Bazen değersiz hissettim senin gözünde kendimi bazense değerli. Kafamı karıştırdın. Şimdi bile cümlelerimi toparlayamıyorum. Ben hazırlıklıydım her şeye her duruma karşı.
Konuşmayı denedim seninle. Gelirken söyleyecek o kadar çok şeyim olmasına rağmen bir cümlen yetti susmama. Ne tuhaf değil mi? Bu kocaman bir pastaya tuz katmak gibi tüm emekler tüm planlar suya düşer. Pastaya artık ne katarsan kat düzelmeyecek hiçbir zaman. En baştan başlaman gerekecek. O kadar çabaya rağmen bomboş kalacak ellerin. Bu da öyle işte. Onlarca cümleyle geldim sana. Bir cümleyle uğurladın beni. Hiçbir şey olmamış gibi. Suçlu aramıyorum ama tek başıma yapmadım hiç birini sen düşündürdün tüm bunları bana. Geçiyor yavaş yavaş. Acı evet çekiyorum ama geçiyor. Sana karşı hissettiklerim aşk değil, yaşanmamışlık. Beklemenin belirsizliğin karşılığı neyse o işte. Bunları sana neden yazıyorum bilmiyorum. Belki biraz da acı sen çek diyedir. Ne yaşadığımı ne yaşattığını öğren diye, ya da kaybettiğini gör diye bilmiyorum yazıyorum işte ‘’bil’’ diye...!
Hayat böyle demek ki acımasız, sahte… O küçükken izlediğimiz filmler aklımda şimdi. İyilerin kazandığı, mutlu sonla biten onlarca film. Hepsi yalanmış aslında. Benim hikâyemde de öyle, iyiler kazanmıyor ve mutlu son hiç olmuyor, hep hüzün, hep kaybetmişlik. Şimdi bilsen tüm bunları, kim bilir neler düşüneceksin, neler kuracaksın kafanda. Artık hiçbir kelimenin anlamı yok ama hiç bir duygu, hiçbir his, hiçbir düşünce yaşanmışlığı geri getirmiyor çünkü. Acılarıyla birlikte kalıyor yaşananlar, geçenlerse ne sen sor, ne ben söyleyeyim… Bitmemişti ya içimdekiler bir türlü işte şimdi BİTTİ, BİTTİ, BİTTİN!!!
Her şey tamam oldu derken öyle bir şey olur ki bazen, umutların yerle bir olur, onca hazırlığın ümidin bir anda yok oluverir. İçindeki o koca umuda rağmen elinde...ki tek şey kendine duyduğun acımadır. İşte bana tam olarak hissettirdiğin bu; kendime acıdım senden sonra… Bakıyorum yoksun. SEN HİÇ OLMUŞ MUYDUN? Neden bu kadar değer verdim ki sana? Kimsin ki sen? Tanımıyorum bile seni. Ya senin düşüncelerin düşünüyor musun acaba bir kez olsun beni? Bende ki sana karşı, sende ki ben ne kadar? Şimdi tüm bunları düşünüyorum.
Ben bana baktığını sandım, bir şey var herhalde dedim. Bu da aklımın diğer oyunu sanırım. Sen bana baktıkça ben sana baktım. Bakışlarını farklı düşünmüşüm demek. Bir şey yokmuş demek… Sonra içimde acayip bir şey oldun sen. Ne olduğunu anlayamadığım farklı bir şey işte. Kısacası ben yaptığın her şeyden bir anlam çıkarmaya çalıştım. Gittikçe büyüdü içimdekiler, ben kurdukça. Sen büyüdün, senden kalanlar büyüdü. Öyle çok bekledim ki seni, ben bile inanamadım bu bekleyişe. Beni ne olarak gördüğünü anlamaya çalıştım, anlayamadım. Bazen değersiz hissettim senin gözünde kendimi bazense değerli. Kafamı karıştırdın. Şimdi bile cümlelerimi toparlayamıyorum. Ben hazırlıklıydım her şeye her duruma karşı.
Konuşmayı denedim seninle. Gelirken söyleyecek o kadar çok şeyim olmasına rağmen bir cümlen yetti susmama. Ne tuhaf değil mi? Bu kocaman bir pastaya tuz katmak gibi tüm emekler tüm planlar suya düşer. Pastaya artık ne katarsan kat düzelmeyecek hiçbir zaman. En baştan başlaman gerekecek. O kadar çabaya rağmen bomboş kalacak ellerin. Bu da öyle işte. Onlarca cümleyle geldim sana. Bir cümleyle uğurladın beni. Hiçbir şey olmamış gibi. Suçlu aramıyorum ama tek başıma yapmadım hiç birini sen düşündürdün tüm bunları bana. Geçiyor yavaş yavaş. Acı evet çekiyorum ama geçiyor. Sana karşı hissettiklerim aşk değil, yaşanmamışlık. Beklemenin belirsizliğin karşılığı neyse o işte. Bunları sana neden yazıyorum bilmiyorum. Belki biraz da acı sen çek diyedir. Ne yaşadığımı ne yaşattığını öğren diye, ya da kaybettiğini gör diye bilmiyorum yazıyorum işte ‘’bil’’ diye...!
Hayat böyle demek ki acımasız, sahte… O küçükken izlediğimiz filmler aklımda şimdi. İyilerin kazandığı, mutlu sonla biten onlarca film. Hepsi yalanmış aslında. Benim hikâyemde de öyle, iyiler kazanmıyor ve mutlu son hiç olmuyor, hep hüzün, hep kaybetmişlik. Şimdi bilsen tüm bunları, kim bilir neler düşüneceksin, neler kuracaksın kafanda. Artık hiçbir kelimenin anlamı yok ama hiç bir duygu, hiçbir his, hiçbir düşünce yaşanmışlığı geri getirmiyor çünkü. Acılarıyla birlikte kalıyor yaşananlar, geçenlerse ne sen sor, ne ben söyleyeyim… Bitmemişti ya içimdekiler bir türlü işte şimdi BİTTİ, BİTTİ, BİTTİN!!!