İlişkilerde en çok kafa karıştıran konulardan birisi de samimiyet…
Tarafların birbirine alıştıkça samimiyet dozunun artması ilişkiyi çıkmaza da sürükleyebildiği gibi iki tarafın birbirini her şekilde kabul etmesiniz de sağlayabilir. Peki o çizgiyi nasıl ayarlamalı?
Yakınlık ve samimiyet dendiğinde çoğu zaman arada hiç bir sınır ve mesafenin olmadığı, her türlü ihlalin mazur görüldüğü, iç içe olma hallerinin olduğu ilişkiler geliyor. Ve bu durum bir süre sonra hiç hesap edilemeyen sorunlar doğurabiliyor. Çok muhabbet tez ayrılık getirir sözündeki gibi durumlar yaşanabiliyor.
Bence ideal ilişkiler; ne sıkılacak kadar “iç içe ” ne de “yalnız hissedecek” kadar uzak olmamalı
Peki mesafe olmalı mı? Mesafe kavramı herkeste aynı anlamda olmayabiliyor tabii, ama bence her iki tarafın da nefes alabileceği alanlarının olması ilişkilerin sorunsuz yürümesini sağlayabilir.
Şimdi mesafe diyorum ama uzaklaşın!, samimiyetsiz davranın!, taktik uygulayın demiyorum…Tabii ki asla samimiyetsiz davranmayın, samimiyet ve gerçek içtenlik ilişkinin hem doğru adımlarla hemde gerçekten iç ısıtan anılarla devam etmesinin baş faktörü.
Hem kendinizin hem karşı tarafın sınırlarını bilin, herkesin bir isteği, düşüncesi ve özel hayatı vardır. İlişkide bencilliğe yer olmamalı.Ayrıca kendi sorgulamamızı yapmadan, kendi içtenliğimizi kısaca kendi ‘”öz samimiyet” halimizi bulmadan yakınlık kurmamız yani gerçekten samimi bir ilişkide bulunabilmemiz mümkün değil bence. Özetle size yapılmasını istemediğiniz bir tutum içine girmeyin.
Günlük hayatımızda belki de hiç sorgulamadığımız “samimiyet” duygusu, ilişkilerimizi işte bu kadar önemli derecede etkiliyor.
Bu yazımı okuyarak bana eşlik eden arkadaşlarım, sizler de ilişkilerinizde gerçekten samimi duygulara sahip misiniz?
Egodan, alınganlıktan, samimiyetsizlikten ve en önemlisi yalandan uzak durabilmek ve kendin olabilmek en güzel başarılardan biridir. Bugün yanındaki insanlara “yakınsın” peki gerçekten “samimi misin?”
Tarafların birbirine alıştıkça samimiyet dozunun artması ilişkiyi çıkmaza da sürükleyebildiği gibi iki tarafın birbirini her şekilde kabul etmesiniz de sağlayabilir. Peki o çizgiyi nasıl ayarlamalı?
Yakınlık ve samimiyet dendiğinde çoğu zaman arada hiç bir sınır ve mesafenin olmadığı, her türlü ihlalin mazur görüldüğü, iç içe olma hallerinin olduğu ilişkiler geliyor. Ve bu durum bir süre sonra hiç hesap edilemeyen sorunlar doğurabiliyor. Çok muhabbet tez ayrılık getirir sözündeki gibi durumlar yaşanabiliyor.
Bence ideal ilişkiler; ne sıkılacak kadar “iç içe ” ne de “yalnız hissedecek” kadar uzak olmamalı
Peki mesafe olmalı mı? Mesafe kavramı herkeste aynı anlamda olmayabiliyor tabii, ama bence her iki tarafın da nefes alabileceği alanlarının olması ilişkilerin sorunsuz yürümesini sağlayabilir.
Şimdi mesafe diyorum ama uzaklaşın!, samimiyetsiz davranın!, taktik uygulayın demiyorum…Tabii ki asla samimiyetsiz davranmayın, samimiyet ve gerçek içtenlik ilişkinin hem doğru adımlarla hemde gerçekten iç ısıtan anılarla devam etmesinin baş faktörü.
Hem kendinizin hem karşı tarafın sınırlarını bilin, herkesin bir isteği, düşüncesi ve özel hayatı vardır. İlişkide bencilliğe yer olmamalı.Ayrıca kendi sorgulamamızı yapmadan, kendi içtenliğimizi kısaca kendi ‘”öz samimiyet” halimizi bulmadan yakınlık kurmamız yani gerçekten samimi bir ilişkide bulunabilmemiz mümkün değil bence. Özetle size yapılmasını istemediğiniz bir tutum içine girmeyin.
Günlük hayatımızda belki de hiç sorgulamadığımız “samimiyet” duygusu, ilişkilerimizi işte bu kadar önemli derecede etkiliyor.
Bu yazımı okuyarak bana eşlik eden arkadaşlarım, sizler de ilişkilerinizde gerçekten samimi duygulara sahip misiniz?
Egodan, alınganlıktan, samimiyetsizlikten ve en önemlisi yalandan uzak durabilmek ve kendin olabilmek en güzel başarılardan biridir. Bugün yanındaki insanlara “yakınsın” peki gerçekten “samimi misin?”
Son düzenleme: