Bir Zamanlar Avrupa'da Açılan 'İnsanat Bahçelerinin' Ürkütücü ve Trajik Hikayesi

Konu sahibi son olarak 149 gün önce görüldü
Günümüzde hayvan haklarını korumayı amaç edinen kuruluşlar, hayvanat bahçelerinin kapatılması için birçok girişimde bulunurken; çok değil, 64 yıl öncesine kadar insanların sergilendiği "insanat bahçeleri"nin olduğunu biliyor muydunuz?

Batı medeniyeti, pek çoğumuzun özendiği ve hemen hemen her konuda örnek almaya gayret gösterdiğimiz bir medeniyettir. Batı’ya özenirken, bazı Batı devletlerinin geçmiş yıllardaki faşizan uygulamalarını çoğu zaman hatırlamayız. İnsanat bahçeleri de bu uygulamalardan biri.
Bugün insanat bahçelerinin nerelerde var olduklarına ve neden böyle bir uygulamanın hayata geçirildiğine değineceğiz. Hazırsanız, insanat bahçeleri dosyasını açalım.

İnsanat bahçelerinin doğuşu​

Afrikalı adam ve genç

  • Afrikalı yerel bir adam ve dişlerinin ilgi çekmesinden ötürü sergilenen bir genç
Net bir bilgi olmasa da ilk insanat bahçeleri 1870’li yıllarda açıldı. İlk insanat bahçeleri, yüz binlerce ziyaretçi çekmeyi başarmıştı. Bu başarıdan etkilenmiş olacaklar ki Vatikan’da bile bir insanat bahçesi mevcuttu.
Dev bir hayvanat bahçesi içerisinde ufak bir bölüm olarak açıldığı için Vatikan’daki bu durumu sadece insanat bahçesi olarak tarif edebilmek mümkün olmasa da burada sergilenen insanları da inkar edemeyiz.

İnsanat bahçelerinde sergilenen insanlar​


6f4c8cc47196487b65e57e3aabf3e0a476a8f0d8.jpeg

Eskimo kız

İnsanat bahçelerinde genellikle Kızılderili, Kanak, Pigme, Tatar, Türk, Afrikalı gibi ten rengi ya da fiziksel görünümü Avrupalılardan farklı olan insanlar sergilendi. Ayrıca cüce, akromegali (normalden uzun), kambur, diş düzeni farklı, albino, aşırı zayıf ya da aşırı kilolu ve çeşitli rahatsızlıklardan ötürü bazı uzuvları anormal görünen insanlar da vardı.
Fiziksel özellikleri haricinde yerli olarak yaşamlarını sürdüren bazı gruplar yerel kıyafetleri ile sergilenirken, teni ile dikkat çeken insanlar ise anadan üryan bir şekilde ziyarete açıldı.

İnsanat bahçelerini bilime(!) feda ediyorlardı​

Suda yaşayan kabile

  • Doğal ortamında yaşıyormuş gibi gösterilen bir kabile
İnsanat bahçeleri, ziyaretçiler tarafından o kadar çok büyük ilgi görüyordu ki dünya üzerindeki tüm insanat bahçelerinin 1,4 milyar kadar ziyaretçiye ev sahipliği yaptığı yönünde tahminler vardır.
Zaman zaman akıllara gelen “Bu insanlar neden sergileniyor?” sorusuna, “evrim karşılaştırması, insanlığın zaman içerisindeki gelişimi, insan popülasyonu ve modifikasyon” gibi yanıtlar verildi ve insanat bahçeleri masummuş gibi lanse edildi.

Batı, halkını insanat bahçeleri ile tatmin etti​

Kızılderililer

  • İnsanat bahçelerinde sergilenen Kızılderili insanlar
Pek çok yazılı kaynakta, Batı’nın, insanat bahçelerini halka açarak “dünyada böyle toplumlar da var ve biz tüm bu toplumlardan daha ilerideyiz” mesajı verdiği de ifade ediliyor.
Bugün pek çoğumuzun gıpta ile baktığı Belçika, Hollanda, İspanya, Macaristan, Almanya, İsveç, İtalya, ABD ve daha pek çok devlet yıllarca insanat bahçelerine yer vermiş devletlerdendi.

Dünya Fuarı ve koca bir ayıbın sonu​

Afrikalı Çocuk

  • Aç olduğu için merhamet gösterilip (!) ziyaretçiler tarafından yemek verilen bir kız
Hayvanların bile hayvanat bahçesinde sergilenmesinin doğru olmadığı bir dünyada, yıllarca insanların sergilendiği bir düzen elbette kabul edilemezdi. 1899 yılında Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen Dünya Fuarı’nda insanların sergilenmesi, bu konudaki ilk homurtuları başlattı.
1900’lü yılların başında kitlesel ayaklanmalar sonucunda insanat bahçeleri nihayet kapatılmaya başlanırken; devlet adamı olarak resmen yasaklayan ilk isim, BBC’ye göre yakın tarihin en büyük insan düşmanı Adolf Hitler olmuştu.
maymun ve kadın

1958 yılında Belçika’da kapatılan insanat bahçesi, dünyada resmî olarak kapatılan son insanat bahçesi olurken; zaman zaman çeşitli ülkelerde açılan kısa süreli kültür sergilerinde insan kullanılması bile insanat bahçelerini hatırlattı ve tepki ile karşılandı.
Kapatılan insanat bahçelerinin yanına, şu an hizmet veren tüm hayvanat bahçelerinin de eklenmesini dileyerek içeriğimize son verirken; peki ya sizler insanat bahçeleri hakkında neler düşünüyorsunuz?
Kaynaklar: 1 / 2 / 3 / 4 / 5 / 6 / 7 / 8 / 9 / 10 / 11 / 12


alıntı
 
İnsanat bahçelerini bilime(!) feda ediyorlardı. Doğal ortamında yaşıyormuş gibi gösterilen bir kabile.
İnsanat bahçeleri, ziyaretçiler tarafından o kadar çok büyük ilgi görüyordu ki dünya üzerindeki tüm insanat bahçelerinin 1,4 milyar kadar ziyaretçiye ev sahipliği yaptığı yönünde tahminler vardır. Zaman zaman akıllara gelen “Bu insanlar neden sergileniyor?” sorusuna, “evrim karşılaştırması, insanlığın zaman içerisindeki gelişimi, insan popülasyonu ve modifikasyon” gibi yanıtlar verildi ve insanat bahçeleri masummuş gibi lanse edildi.

İnsanlık adına büyük bir utanç ancak yazıda da dikkatimi çektiği üzere bu saçmalığın, bilimle ya da evrimle hiç ilgisi yoktu.

***
Bilim düşmanlarının bu tekil örnek üzerinden giderek hem koskoca bir bilim dalı olan evrimsel biyolojiyi ayaklar altına alma çabası, hem de halkın gözlerinin içine baka baka yalan söylemeleridir. Çünkü Ota Benga, durmaksızın iddia edildiğinin aksine ne evrimsel biyolojinin bir "ispatı" olsun diye evrimsel biyologlar (ya da bilim düşmanlarının tabiriyle "evrimciler") tarafından o tartışmalı insanat bahçesine konmuştur, ne de Ota Benga'nın evrimsel biyolojiyle herhangi bir alakası vardır. Hatta yazı içerisinde göreceğimiz gibi, bu tür insan sergilerinin kökenleri Evrim Teorisi'nden çok daha öncelere dayanmaktadır ve on milyonlarca insanın köle edildiği bir dönemde, sadece bir tanesinin başından geçenlere bakarak var olan en güçlü bilim dallarından birine kafa tutmak yersizdir.

İlk olarak birkaç önemli noktanın farkına varılmalıdır: sözü edilen dönemde insan köleliği son derece yaygındır ve henüz yasaklanmamıştır. Köleliği doğuran unsursa elbette ki evrimsel biyoloji değil, insanlığın acziyeti ve ayrımcılık merakıdır. Kölelik kavramı doğduğunda ortada Evrim Teorisi bulunmuyordu. Üstelik evrimsel biyoloji, tüm türlerin ve türlerin tüm bireylerinin ortak atalardan geldiğini ortaya koyması bakımından hangi açıdan ele alınırsa alınsın "bütünleştirici" bir teoridir, "ayrıştırıcı" ve insanları "kamplara/sektlere/mezheplere bölücü" değil.

İnsanat Bahçeleri olarak adlandırılan ve siyahi insanların sergilendiği bu yerler ne yazık ki sadece Ota Benga ve Bronx Hayvanat Bahçesi ile sınırlı kalmamıştır. İlk insanat bahçelerine Evrim Teorisi'nden çok önce, 16. yüzyılda Vatikan'a bağlı bir kardinal olan Hipploytus Medici'nin "koleksiyonlarında" rastlıyoruz. Birçok farklı "ırktan" insana ait örneklere sahipti; hatta "Barbarlar" adını verdiği bir insan grubuna bile hükmediyordu.​

Kaynak:
 
Geri