Bir Üye`nin Günlüğü

Konu sahibi son olarak 3705 gün önce görüldü
Merhaba.
Benim önceden bi günlüğüm vardı.
Sonra onu kafam bozulup silmiştim.
Çünkü hiç mutsuzluklarımı umutsuzluklarımı yazmadım buraya hep mutlu Aspirin`inin günleriydi bu günlük.
Sonra düşündüm bi insan hiç bu kadar mutlu olamaz diye.
Aslında icimde o kadar çok umutsuzluk ve mutsuzluğu umut ve mutluluğa çevirdiğim tek yerdi burası.
Sıkıldıkça kendimle dalga geçtim delirdim hatta okuyanlar şaşkınlık içinde okudular ama en önemlisi gülümsetebildim.
Sonra sınava hazırlanma dönemi falan fistan başladı gitti 6 ay ot gibi yaşadım kalbim hiç bişe hissetmedi ne mutluydum ne de mutsuz.Tek bir amacım vardı sınav günlerini bir an önce geçirip gitmek.
Sınav geçti Aspirin` foruma döndü ve bu günlüğün tekrar canlanma zamanı geldi.
Aspirin` 6 ayda çok büyüdü.Hala çok büyük sayılmasamda sanırım hayat kücücükte olsa kırdı beni.Bende kırık tarafımı duvara dayayıp devam ediyorum.Böyle cümleler kuran bi mahlukat hiç değilim ama bugün içim öyle dolu ki.Bi yerlere sığamıyorum duramıyorum.Sürekli şarkı söylüyorum ama dinlemiyorum.Sürekli umut ediyorum ama umutlanamıyorum.
Dünyanın sistemi bu yalnız kalmak istediğinde dibine kadar yalnızsın.
Ben yine uğrarırım.
 
Merhaba.
Bu sefer amaçsızca geldim doğaçlama yazıp gitcem.
Çok sıkıldım bugün.
Hunharca sıkıldım.
Her şeyden sıkıldım.
Kendimden sıkıldım.
Ne yapıyorsun diyenlere güzel bir şeyler olmasını bekliyorum dedim hep.Aslında kimseye demedim bunu çünkü bugün (sabah hariç) kimseyle konusmadım :o
Önceden o kadar sıkıntılı uyuyodum ki yarın sin`leri cos`ları görüp eylemsilerle arkadaşlık yapcam diye.
Dünn yatağa yattım ve her zaman ki gibi yıldızlarımı izlerken bişey geldi aklıma.
Ben ne kadar rahat uyuyorum lan dedim.Dertsiz tasasız yatıyorum kalkıyorum.
Sonra her zaman ki gibi hayallerimi kurmaya devam ederken bişey daha düştü aklıma.
İçimdeki bu mutluluk sadece bundan değil.Nedenini kendime açıklayınca gelir sanada yazarım belki :p
Şarkı dinledim bugün.Hepsiyle teker teker seviştik. :D
Ama iki tanesi var onlar esas sevgililerim.
Olmadı bunlarla bi daha sevişiriz :D:D


"My Woman -- Can Gox & Gülce Duru
Bonnie Tyler -- Total Eclipse Of The Heart.


Şarkıların canlı olduklarına inanıyorum.
Sizi kırabiliyorlar , mutlu edebiliyorlar , umut ettirebiliyolar.
Hoşçakall.
 
Merhaba.
Dün yazacaktım hatta bilgisayara boş boş bakarken sayfalarca yazı yazabilirdim ama üşendim.
Dün saçma sapan bir gündü.Herşey birbirine girmiş ve bir türlü ayrılmıcak gibi.
Sonra hepsi gece bi anda çözüldüler.Yada ben çözdüm işte her neyse.
İçimde tarif edilemez bir doluluk var.
Sürekli konuşmak istiyorum kendi kendimede olsa sürekli cümleler kurmak istiyorum.
Bunun için sürekli şarkı söylüyorum.
Daha demin tozları aldım.Gereksiz bi iş.Sen sildikçe tekrar yapışıyorlar.Asıl konu bu değil aslında.
Sonra yumurta yedim.Ben yumurtayı sevmem ki.Pişman oldum.Asıl pişmanlıkta bu değil aslında.
Her zamanki gibi bugün tüm gün evdeyim.Bugün tüm gün sendeyim :p
Kafiyeli bişeyle bitiresim geldi.
 
Merhaba.
Hep değer verdiklerimin beni üzmesi Tanrı`nın beni sınama şekli sanırım.Her gün başka bir şeye üzülmem sadece benim hatam olamaz.
Kendimi mutlu etmek için zihnime yapmadığım kalmadı.Şarkılardı önceden tek iyi gelen.Sonra onlarda çözüm olmamaya başladılar.Sizi çok seven aynı zamanda üzen birilerine ne yapabilirsiniz ki.Yada ne diyebilirsiniz.Yaşadığım ve yaşayacağım günleri benim seçememem..
Sahi Tanrı herkese seçme hakkı verse herkes mutlu bir aile mutlu günler mi dilerdi?
Tanrı hüzünle beslendiğimi düşünüyor olmalı.Tüm hüzünleri bana enjekte ediyor.Bana seçme hakkı verilseydi bir balık olarak gelirdim bu gezegene.
Ama eğer bir balık olsam suyun icinde boğulacak kadar sansız bi balık olurdum ben.
Yada sarhoş bir adamın masasına düşüp bir lokmada yenilecek küçük bir balık.
Yada bir kuş olurdum.İhtiyacım olduğumda ona giderdim.
Sahi kuş olsam da onun için diğer kuşlardan hiç bir farkım yok ki.
En iyisi susup yaşamak.Yada konuşup yaşayamamak.​
 
İyiyim, yalan söylemeyeceğim. Sen beni öp, ben dişlerinin peşinden gelirim. Uçamayacağımız kadar sıcak bir gecesinde mevsimin, sevinçlerine dolanır sendelerim. Bana tüm bu paylaşma saçmalıklarını ve kuru inancı yutturan ellerine yaslanırım.

Beni taşımak, boş bir büyük poşeti taşımak gibidir; bir süre sonra gevşeyecek beni kavrayan ellerin.

Sonra bana bir başka şehir adı uydur. Bir başka masal olsun, ben yine uyurum.

Öyle bakıyor, korktuğundan. Hepsi korkuyordu, yadırgamıyorum.

Beni küfürlerinle sevsen, kim utanır? Hep aynı kadehi kullanırım, bir alışkanlık kazanırım yokluğunu da kabullenen. Zaten en güzeli, kabullenebilmektir gittiklerinde bıraktıkları sinsi sinsi çınlayan yeri.

Beni çok sev, yoksa katili olacağım kendi düşkün dizlerimin. Dizelerimin altını çizecek kalem bulamayacağım çekmecelerinde bu pis evrenin. Beni çok sev, yoksa hararetli cümlelerinde havalanan o güzel kaşlarını patlatacağım.

Ben kimi sevsem ısırıyor zaten. Ben kimi sevsem karıncalı. Kırçıllı. Denize açılırız olmadı, orada kaçamazsın. Orada kaçamam sandıklarından bir bahanem olur gitmemek için. Yoksa biliyorsun, her kirpiğimden bir tren geçer.

Sana neden yalan söyleyeyim kollarının yapışkan akşamlarına teslim olmuşken? Sana neden yalan söyleyeyim, yoksun bile.

Kibrimi üç kuruşluk çürük kibritleriyle tutuşturdum bazı eksik şehirlerin, hangi mezarlıklarına gömeyim gerçekleşmeyecek dileklerin fitillerini?

Beni bahçe kapısında karşılayan bakışların vardı, bak bunlar da benim hayallerim. Pencerelerinden soğuk sızardı, romatizma sızlardı. Biz yaşımızdan yaşlıydık ve aşk da bize kamçıydı.

Yoksa neden kekik kokusunda gezinmiyoruz bazı şarkıların. Bazı şiirlere taş atıp kaçmıyoruz?

Hep bir yokum, hep kendimi gizlediğim küvette ölü bulunuyorum.

Hep bir yalancısın mutlu toplulukların topuk diplerinde ama yalan söylemeyeceğim, iyiyim.


PAPUR.
 
Onlar artık başka şehirlerin insanları oldular. Ben, sözlerini anımsayamadığım bir şarkıya yaslandım.
Sislerin arasında ne güzelsin. Seni kaybedeceğime nasıl da eminim. Tene sapladığın her hilenin acısında…
Ve biliyorsun, ağzımı açıp neden diye sormak da hiç yakışmıyordu bana.
Kelimelerimi bozup bozguna uğratıyorsun beni.
Tüm imlamı alt üst ediyorsun.
Altı üstü kimsesiz pul koleksiyonlarında memleketsizliklerin, büyüteçle birbirimizi arar olmuştuk.
Kime zararımız dokunmuş olabilirdi ki gitmekle lanetlenmiştik?
Sana şiir okur, ellerini koklardım. Gözlerinin çöllerinden geçen develeri ve biriktirdiğin kini öperdim.
Tüm kimsesizliğimle kucaklardım duvara yansıyan gölgeni. Sevdiğim çocukların adsızlığını anlatırdım sana.
Bu, geceler boyu sürerdi.
Tırnağının yüzümde bıraktığı iz bile gitti sonra. Saçlarıma sinen dumanın ve başkalarına olan inançsızlığım da gitti. Daha önce hiç izleyemediğim bir sirkin ortasında kalakaldım hayretler içerisinde. İçerisinde infilak barındıran gecelere uyudum.
Yolculuğa geç kalınmış sabahlara uyandım.
Oysa hep topluydu bavullarım.
Oysa hep toktum bu yalanlara.
Filmlere mi ağlayayım?
Oysa işitmiyorsun bile artık beni.
Artık çok geç, geç kaldık diyebilmemiz için bile.
Sana kırılıyorum, rüzgâr esmesin. Sarhoşluğa bile bir sebep bulunamayan gecelere hapsoluyorum. O katırtırnakları bile soluyor, sen bunları bilmezsin. Ben sadece oradan geçiyordum, nerede olduğunu unuttuğum yerlerden.
Nerede olduğunu bile bilmediğim ellerinden su içiyordum. Bunlar hep rüya, diyorsun. Kimse benzemiyor ama benim pazar sabahlarım. Hep çok erken gidiyorsun. Hep çok erken karar verilmiş bir intihar, hep çok erken doğurulmuş aşklar…
Pencerelerine yaslanıyorum, düşmeyeceğim. Bunlar çok geçmişin sararmış korkuları. Şimdi adam akıllı deliriyorum, görsen inanmazsın. Görsen, tanımazsın belki. Acemi rujlar ve yapay kibir. Çok uzak akrabalar gibi bana benzemiyorken hiçbir hücresi bu fikirlerimin…
Sana etimi sıkıştıran bir yalanı haykırıyorum. Damarlarına dayayıp kulağımı, geçen trenleri dinliyorum. Beni de götür. Beni de götür. Beni de götür! Artık ne kendimden, ne saçlarıma yapışan ellerinden, ne yıkılan ağaçların gölgesinden, ne de kimsesizliğimden korkmuyorum.
Beni de götür nereye gidersen.




PAPUR

 
Geri