Bir Sevdadır Eylül

B
  • Kullanıcı BuYuCu
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi
 
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım onuncu aylara
Ben bir eylül,
Sen haziran
 
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan..
Birlikte varalım onüçüncü aylara
Ben bir Eylül, sen Haziran.
 
Hayatı dinliyorum
İçim yoruluyor, ruh yoruluyor.

Cahit Zarifoğlu
 
Birini sevmeye kalkışmak, başlı başına bir girişimdir.
Güç ister, yürek ister, körlük ister.

Sartre
 
Bir kahve arası sohbete ihtiyacım var.
Beynimdeki yorgunlukları atmam lazım.
Bilinçaltım rahatlamalı biraz.
Sen dolsun nöronlarım.
Tıpkı damardan alınan bir uyuşturucu gibi yavaş yavaş dol hücrelerime.
Açık seçik sohbete ihtiyacım var.
Biraz kahveye,biraz tütüne.en çok da sana
 
Her yeni güne bir şeylerin eksikliğiyle uyanıyorum, bunların başında sen geliyorsun. Hayatımda olmaman sorun değil. Senin için pek bir önemi olmayabilir ama biliyorsun, ben seni yokluğunla, uzaklığınla sevdim. Çok basit geliyor sana değil mi bu söylediğim? Öyleyse uzaklığıyla sevenin, bir de yakınlığını düşün.. Neyse, konumuz bu değil şimdi. Ne diyordum? Hayatımda olmaman gerçekten sorun değil. Asıl canımı sıkan, beni çoktan unuttuğun ve bir başkasına gülüyor olabilme ihtimalin.. Artık bu durum eskisi kadar canımı yakmasa da yerli yersiz seni hatırlamama sebep oluyor. Unuttum diyemem belki ama, içimde sana karşı hiçbir şey eskisi gibi değil. İnan böyle olmaması için çok uğraştım, çok mücadele ettim. Şimdi istiyorum ki sana yeniden inanmam, seni yeniden sevebilmem için bir sebebim olsun. Ama yok. Bir şeylerin eksikliğiyle uyandığım her yeni günün gecesi, perdeyi aralayıp pencereden sokağa bakıyorum. Özlemiyorum, beklemiyorum gelmeni, konuşmuyorum da hiç kimseyle.. Bu kış bensiz çok üşür ellerin, ona üzülüyorum sadece..
 
Kolayca vazgeçebilirdim...
Evet ben de yapabilirdim bunu.
Kızıp tanıdığım güne lanetler yağdırabilirdim.
Sana verdiğim değeri göz göre göre kendimden yitirdiğim için pişman olabilirdim...
Sen gider gitmez tenimde dünyanın en büyük ateşini yakabilir ve beklemezdim...
Aşkta gurur olur biraz deyip en azından kendi gururumun başını ezdirmezdim...
Ama vazgeçmek bir yana ibret_i alem sevdim seni...
Çok sevdim hem de.
Pişman değilim diyecek kadar da yürekliyim!
Aldırmıyorum kimselere canımın acısına bile.
Bir gün bunu sende anlayacaksın...
Bir gün başkasına yar dediğinde sızlayacak yaran.
İliklerine kadar çözülüp anılara bağlayacaksın kendini!
Günü geldiğinde sende üzüleceksin diyorum...
Ve dilerim o gün yakınlarında olmam…
Yoksa sarılmak isterim sana!
Yine kendimi bir kenara atar ve üzülmene üzülürüm.
Senin için diyorum!
Benim kadar olmasa da bir hiç kadar olsa da çok üzüleceksin.
 
Sigarayı sevdiğim gibi sevdim seni, her nefeste ölüme bir adım daha yaklaştırdığını bile bile öptüm tenini
 
Gel bu gece yine ölümüne sevişelim.
Gel lanetlenmiş aşkımıza son büyüyü biz yapalım.
Gel ölümü biz seçelim ölüm bizi değil.
Hadi gel son kez sevişelim..
 
Tecrübeli Satış Elemanı Arayan Mağazalara ;Kardeş Dediklerimi Öneriyorum .
Konu Satış Olunca İyi Beceriyorlar . .
 
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir ****** kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Akşam rüzgarları; tene dokunan bir kamçı kadar şehvetlidir.
Ben her yıl ölümü ve aşkı bu ayda beklerim.....

Ve eylülün çıplak ayakalrına bir yazı bırakırım.
Eylül sabahları; kılıçlar kadar keskin ışıltılarıyla
tenimi kanatarak uyandırır beni.
Ben eylüle akarım.
Bir hüzün gibi akarım ben eylüle kanayan bir aşk gibi,
siyah şallara bürünmüş,genç bir ölüm gibi akarım.
Sevişerek,ağlayarak ve ölerek akarım ben eylüle.
Her yıl,hep aynı vakitte,geniş bir ırmak gibi
bütün hayatı berrak sularında yıkayarak gelir,
beni ve herşeyi koynuna alarak,
bir meçhule hüznüyle emzirerek götürür hep.
Kadınları ve hüznü eylülde severim...

Keman konçertolarını,
akşam saatlerinde bir bir ışık yangını ile kıpkızıl tüten
yalnız ağaçları,ürkek tebessümleri ve edepsiz kahkahakarı severim.
Lacivert bir deniz benim ellerimde oynaşır.
Sahiller,yaşlı bir kadın gibi kendine terkedilir
Şarkılar,incecik bürümcükten acılar vaad eder her dinleyene
Bitenin başlayana dokunduğu yerdir eylül...

Onun için yanık yanık tütsü kokar,
Onun için değdiği yeri kanatır.
Eylülde aşk,eylülde acı,eylülde yalnızlık zordur,
eylülde herşey zordur,ben eylülü onun için severim.
Eylül ışıklarında çırılçıplak ruhlar yıkanır
Herkes herşeye kapısını aralar 'bir aşk oluverir aşinalık'.
Ölüm kıvırcık saçlarını hayatın göğsüne dokundurur.
Aşkı ve ölümü ben hep bu ayda beklerim.
Nasıl da mahsun ve nasıl da tehditkardır.
Ben eylülde bütün aşklardan ve ve kadınlardan korkarım...

Ben her yıl eylülün çıplak ayaklarına bir yazı adarım.
Ve ben eylüle akarım
Bir hüzün gibi akarım ben eylüle,
kanayan bir aşk gibi akarım,
Siyah şallara bürünmüş bir genç ölüm gibi akarım...

Ahmet Altan
 
Aynı şarkıyı 100 kere dinleme manyaklığı olan,sabah suyu yüzüne çarparken suyun bileklerden dirseklerine akmasına uyuz olan,buzdolabını açıp boş boş baktıktan sonra kapayan,kulağında mp3 ile gezerken klip tadında yürüyen,ellerini bi türlü ısıtamayan,çift bölmeli çakmakta her iki tarafta gaz seviyesini dengeleme ihtiyacı duyan,girdiği kapalı bir mekanda ilk önce çıkış kapısının nerede olduğunu arayan, masaya oturduğu zaman ilk olarak ayaklarını koyacak yer arayan,küçükken radyodan kaset dolduran , milimetrelik iki eli birden doluyken elektrik düğmesini burnuyla açıp kapayan,otobüsü kaçırınca gurur yapıp arkasından koşmayan,hayatında hiç lost izlememenin eksikliğini hissetmeyen,eşşek kadar kızların 3 yaşındaki kızlar gibi konuşmalarına sinir olan,yolda giderken kaldırımdaki karo taşların çizgilerine basmamaya özen gösteren,gülünmemesi gereken yerde gelen gülme krizinin verdiği haz ve acıyı birçok kez yaşamış olan,bir türlü insanlara güvenmemesi gerekirken her defesında aynı hataya düşen,kazanmışlıkları ve kaybettikleriyle güçlenen hayatı sil baştan yaşamayı seçen koca dünyanın bir nedeni de ben olayım diyen bir insan oğluyum.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri