Bir Sevdadır Eylül

B
  • Kullanıcı BuYuCu
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Bildiğimizi zannetmemiz, öğrenmemizin en büyük düşmanıdır.
 
Len günluk her yerım eylul oldu. göbeğimdekı dövme forumdakı günlüğümun adı ve forum avatar üzerindekı tag (title adım ) her yerım buram buram eylul oldu.

hayalımızdı evlenınce bir oğlumuz bır kızımız olacakdı. Kızımıza eylul adını oğlumuza Kaan adını verecekdık. Bir umut işte evlenince dedık. ve hayalımızde o vardi. Lanet olasıca o kaza olmasaydı .( şimdı sen anlamazsın benı . doğru gelmeyen bilmez basına. ben sana gitmeden bir sarkı soyleyeyım sen en ıyısı onu dınle belkı anlarsın benı

[YOUTUBE]oTqBUV2hhTY[/YOUTUBE]
 
Eylülümsün sen benim. Sonbahar da yapraklar sararırken yeşil rengim, huzurumun temsilisin.
 
Güvende hissediyorlar kendilerini,dokunulmaz hissediyorlar.Bir kez olsun dokunup kanatmamız lazım..
 
Eylül hüzün ayıdır diyorlar, hadi ordan! Çok severim Eylülü. Kim bilir, belki de doğduğum ay oluşundan. Eylül renk cümbüşüdür. Ağaç yaprakları yeşilden sarıya, turuncuya, kırmızıya döner ya hani, içim içime sığmaz. Doğanın ölümü diyorlar Eylül için. Pehhh... Ölüm karanlıktır, Eylül ise rengarenk...
Yeniden doğacağını, tazeleneceğini bile bile hüzünlenmek niye? Adının İngilizce karşılığı "September" olan, Latince 7 anlamına gelen "Septem" den gelir Eylül ve M.Ö. 153'e kadar, eski Roma takviminde 7. ay idi. Eylül bereket ayıdır. Yağmurlarla şifa bulur hem toprak hem ruhumuz. Gökkuşağı ayıdır Eylül. Her yağmur sonrası beliren 7 renk umut verir. Mitolojide Antik Yunan Tanrıçası İris'in sembolüdür gökkuşağı. İris'in görevi gökyüzü ile yeryüzü arasında bağlantı kurmaktır. Tanrıların Tanrısı Zeus'un müjdeli haberlerini gökkuşaklarıyla verir İris insanlara. Yağmur, bereket ve umut ayıdır...
Gizem ayıdır Eylül, 7'nin gizemini taşır. Pisagor'a göre 7 Evrenin tümü; Tanrısal güç olan 3 ile dünyayı simgeleyen 4’ün toplamı ya da Tanrının dünya ile birleşimidir. 7'nin gizemine bir iki örnek vermek gerekirse; hafta 7 gündür, dünyanın etrafında 7 gezegen vardır, insanın 7 çakrası vardır, gökyüzü 7 kattır, gökkuşağı 7 renktir, nota sayısı 7'dir, dünyanın 7 harikası vardır. Adını 7'den alan Eylül gizemli sonun başlangıcıdır aslında.
Ve Kestane zamanıdır Eylül. Ocakta çıtır çıtır pişerken eve yayılan kokusu ise huzurdur. Av yasağının kalkmasıyla balığa doyduğumuz, rakı balığın tavan yaptığı zamanlardır. Okulların açılmasıyla birlikte çocukların arkadaşlarına kavuştuğu, şehrin canlandığı, adanın ise tenhalaştığı aydır. Adanın en sevdiğim zamanıdır Eylül. Kavurucu sıcaklar yoktur artık bizi bunaltan. Güneş hala ısıtır içimizi, arada esen rüzgarsa ürpertir hafiften. En romantik aydır Eylül. Yaz aşklarına inat kalıcı aşklara delalettir. El ele yağmur altında yürüyüşlerin mevsimidir.
Yağmur sesi eşliğinde balkonda kahve içip kitap okumanın tadına doyum olmadığı günlerdir. Kırlangıçlar göç ederken sıcak diyarlara, turşuların, likörlerin, reçel ve salçaların hazırlanıp evlerin bereketlendiği aydır Eylül. Sonbaharın başlangıcıdır Eylül. Bizi patlayan enerjisiyle halsiz bırakan ilkbaharın, sıcaktan bezdiren yazın aksine canlandıran, yeniden doğuşa hazırlayan aydır. İşte bir Eylül akşamı... Balkonda oturmuş denizi izliyorum. Fonda Beethoven'ın Moonlight Sonata'sı çalıyor. Ne tepemde vızıldayan sivrisinekler var ne de sıcaktan yapış yapış haldeyim. Üzerimde incecik bir hırka, elimde içki kadehim " İyi ki doğmuşuz" deyip Eylüle kadeh kaldırıyorum...
 
Kimileri hep derler “aşk bahar da ayaklanır” ya da baharda gelir insanın ayağına diye. Oysa gerçek aşklar, gerçek sevdalar hep Eylül de belli eder kendini, Eylülde gelir insanın ayağına ve Eylülde yurt tutar tutacağı yüreği. Hangi şair, ya da hangi yazar ne yazarsa yazsın “baharla geldiğini sandığımız bütün aşklar” hep yanlarında yalanla gelirler. Ve farkında bile olmazsın bir gün geldiği gibi çekip giderler. Bir şafak vakti bir bakmışın her yanın karanlıklar içinde. Ve hangi sokağa, hangi denize hangi ırmağa hatta hangi insana seslensen duymaz olur seni. Bir avuç güneş atmak istersin gözlerine ama bakarsın ona bile halin mecalin kalmamıştır
 
Eylül ayı dönüştür, toparlanmadır. Şemsiyeler kapandı. Şezlonglar kaldırıldı. Kumsallar dalgalarla baş başa kaldı. Eylül; en kalabalık aydır. Doğa değişime hazır. Kışın habercisi, ilkbahara özlem için var olma… Tatilin son günleri…
Elbette ki yaz tatili bitiyor. Bu günlerde bütün öğrenciler tatile doyamamaktadır.
Oldukça uzun ve keyifli geçen tatil günlerinin ardından, anne babaları ve çocukları okul telaşı sarmaya başladı.
Okullar açılıyor. Eğer kendimiz için bir şeyler yapmış olarak başlıyorsak bu yıla önümüzde sağlıklı bir eğitim, öğretim yılı var demektir.
Güzel bir yaz tatili geçiren, sorumluluklarını hatırlamaya çalışan öğrenciler; bu yılki derslerin daha da zor olacağını düşünerek biraz heyecan biraz korku ile okullarına dönmeye hazırlanıyorlar.
Öğretmen ve öğrencilerde özlemle birlikte kavuşma heyecanı…
İnsan hayatında, akademik anlamda birinci sınıfın ayrı bir yeri vardır.
Birinci sınıfa başlayanlar için heyecan doruktadır. Güzel temenniler ve dualarla uykuya dalarlar, o gecenin sabahına. Yarın, güzel bir hayat için önemli bir gün.
Aile ile hep birlikte gidilir okula. Kıyafetler ve çanta hazırlanır. Hayatlarını, geleceklerini tayin edecekleri bir dönüm noktası. Ülkemizin geleceğini de belirleyecek bir sürecin başlangıcı.
Birçok duyguyu içlerinde barındıran çocuklarımız için sevmek, acımak, üzülmek gibi duyguların var olurken korku duygusu da oluşan bir durumdur.
Çocuklar, ilk haftalarda okul korkuları yaşamaktadırlar. Çocuğun annesinden ayrılması onu derinden etkilemektedir. Bazı çocuklarda okula ve öğretmen karşı korku oluşturmaktadır.
İlk günlerde okula gitmek istemezler. Bu minikler, gözlerinden boncuk boncuk gözyaşı dökerek. “ Başım ağrıyor.”, ”Midem bulanıyor.”, Karnım ağrıyor.” cümleleri ile kaçış yolları ararlar…
İlkokul 1. Sınıfa başlayan ve yürekleri her geçen gün biraz daha hızlı atmaya başlayan minikler, okullarına alışma ve okul korkularını yenme ve uyum sağlamak amacıyla diğer öğrencilerden bir hafta önce “Okula Uyum Programı”na alınıyorlar.
Cumhuriyet kuruldukta sonra düzenlenen eğitim sistemi, geçen yıl “dört – dörtlük” bir kargaşayla başladı. Bu yıl yine 4+4+4 sistemi yeniden değişiyor.
İlk bakışta dersler her yıl aynı gibi gözükse de bütün bilimler sürekli bir devinim içindedir. Sürekli yenilenme söz konusudur. Dünyada olup biten güncel gelişmeler takip edilmeden bu derslerin verilmesi düşünülemez.
Levi Strauss der ki:
“Neden her yıl aynı şeyleri yapmak zorunda olalım ki, aynı kalan ne var?”
Evet. Her yeni yılın çocukları da aynı değil…
Her yıl nesil farklı büyüyor. Ders konuları da farklılaşıyor. Dijital çağın çocukları ile başbaşasınız.
Tatil kısa okul dönemi uzun diyen öğrenciler;
Çocuk olup da düşünmemek elde değil.
Erken kalkacağız, zil sesiyle uyanacağız.
Daha az televizyon, daha az bilgisayar,
Dışarıya daha az çıkacağız.
Olsun varsın. Ne mutlu sizlere! Ülkemin geleceği sizlere emanet.
Yine açılıyor okullar, yollar kalabalık. Çocuklar heyecanlı.
Anneler babalar meraklı. Ya kıyafetler?
Gündemde,
Serbest mi olsun üniforma mı?
Kendi çocukluğumu düşündüm de,
Bir çanta, bir kalem, bir defterdi yanımızda taşıdığımız heyecanla. Siyah önlük beyaz yakalar. Yakalar kolasız olmazdı. Boynumuzu acıtsa da.
Şimdi çocuklar çantalarını taşıyamıyor ağırlıktan. İçinde neler yok ki… Umarım yükleri hafifler.
Zihnen, ruhen sağlıklı nesillere…
Okullarımızın bugün ve gelecekte ulaşmak istediği durum; Atatürk ilkelerini benimseyen bireyler yetiştirmek, bilimsel, donanımlı, toplumun yaşam kalitesini yükselterek dünya insanı yetiştirmektir.
Hele bir okul açılmaya görsün pazartesi, cuma derken karne günü gelip çatar. Baş döndürücü yıllar hızla geçtikçe öğretmen kendini sonsuz bir tekrarın içinde bulmaması dileğiyle…
Yüreğinizin sığdığı kadar sevgilere…
Bak işte bu yıl, yeni bir yıl.
Yine okullar açılıyor. Yeni olması dileğiyle…
 
Bu yüzden
Sermayesi sessizlik
Ve yalnızlık olan herkes
Dostumdur der
Geçer giderim.
 
092114_1922_EyllAynaAnl1.jpg


Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir
kadın gider ve bir şair doğar bundan
(Ben hangi kadından şair olduğumu bilirim)
“Yazın bittiği her yerde söylenir”se
kadının gittiği de her yerde söylenir
kadın gittiği her yerde şiir diye söylenir:
Kadının gittiği yazın bittiğidir, her yerde
yaz biter kadın giderse, bunun sonu şiirdir,
yazın sonu şiirdir, şiirdir aşkın sonu…
Şehir her semtiyle yazın peşine düşse
yaz uzar bundan ve aşklar da nasiplenir,
yazın peşinde şehir, kadının peşinde şiir
eylülün semtine kadar böyle gidilir
bir gecede gittimdi hazirandan eylüle
eylül yazdan terkedilmişti, şiirse haziranda
kadın tarafından terkedildi o söylenceye:
Bütün oğullar anneyi bir şiire terkeder!
O kadın beni terkederse şair olurum
oğul olduğum kadın sakın beni terketme,
şiirdir söylenir, yazdır biter, kadındır gider
Bütün kadınlar şiiri bir kadına terkeder!
 
Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Ciğerlerime dolduruyorum
Sessizlik ve serinlik
Birleşiyor
Yıkanmış güvercinler
Ve çok uzakta bir tren sesi
Her zaman yeniden başlamak duygusu
Doğuyor içimde
Her uyanışımda
Düşmanlarımı bağışlıyorum
Daha çok seviyorum dostlarımı
Her uyanışımda
Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Yüreğime dolduruyorum

Eylül Sabahının Serinliğini / Ataol Behramoğlu
 
Günler kısaldı… Kanlıca’nın ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.
Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa…
Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa…
İçtik bu nâdir içki’yi yıllarca kanmadık…
Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!
Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırâbı zor.
Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sâhile,
Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.

EYLÜL SONU / YAHYA KEMAL BEYATLI
 
Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer oldu güldüğün yerde
Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık
Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara

Ben Eylül Sen Haziran / Ümit Yaşar Oğuzcan
 
Güzel bir sayfa, eylüle dair ne varsa söylenmiş .Kimi yaprak döker, kimi körpe bir hazirandır.
 
emın ol uslandım artık yemın şart olsun sana hanı hep kavga ederdık derdın bana cankat kızlarla samımı olma ben varken üzülüyorum dıyordun ya ALLAH var uslandım . sadece uc bes kısı ıle muhabbet edıyorum toplasan bir elimın parmağinı gecmez. Ondada art nıyet arama . senın yokluğun her gun farklı sekılde koyuyor bana . öncekı yıllarda olduğü alkol de almıyorum hatta sana birsey daha soyleyeyım yoklüğün ceneme bile vurmadı. tam tersıne ıcıme kapandım . kendımı iyi hıssetmıyorum desem yerıdir. senden sonra herkesden ama herkesden koptum. bak yarın bayram sadece babama gıdıp dua edecem ordan senın yanına gelecem senın ıcın dua edecem. birde gecen geldım mezarın basında otlar cıkmısdı. onlari aldım cıceklerle susledım . ve sana papatya almısdım onlarıda koydum mezarına yarın yene gelırken alirim . rahat uyu bende gelecem ama daha işlerım var . söz eylul geldı sana yemın olsun bir umut sen gelirsin dıye beklıyorum . bir umutdu senınle eylul de yasamak
şimdı hangı gonulde ağlayayım sen soyle . şimdı nerede soluklanayım . alin goturun dedım yok dedıler. klavyem ıslandı . yokluyunda

şimdı sen sole kımden ne dıleneğim senın yokluğünda
 
Güzel hayaller kurman neyi değiştirecek ki? Gitmek isteyen yine gidecek. Bitecek olan istemese de bitecek. Hayat böyle gelmiş böyle gidecek. Ne GİDENLER geri gelecek. Ne de sevmeyi bilenler UNUTMAYI becerebilecek.
 
Girmediğin gönül senin değildir,gönül yalnız gönül vermekle alınır ,gönül istiyorsan,önce gönlünü vereceksin
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri