Bir Sevdadır Eylül

B
  • Kullanıcı BuYuCu
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Ben aşk’ın ilk heyecanını sevginin kalıcılığını güvenin değerini kalp ritimlerinin önemini sahiplenmenin güzelliğini ellerinin içindeki ellerimin terlemesini karşılıklı çay içmenin sanki dünyanın en güzel yerinde en güzel anı yaşıyormuş gibi hissettirmesini bir isimin yüzümde oluşturduğu gülümse gitsin diye gökyüzüne baktığımda daha fazla gülmeme neden olmasını basite indirgenen küçük masum duyguların bütün bedenimi ruhumu etkilediğini seninle öğrendim.. Sadece seninle. Yağmuru sadece seviyordum taa ki saçlarından damlayan o yağmur damlalarını gördüğümde elimi tutuyor olduğun ana kadar. O an dan sonra yağmura da hayran kaldım. Nasıl da güzel ıslatıyor dedim içimden sonra da ne saçma düşünüyo bu çocuk deyip gülme diye sadece güldüm. her güldüğümde seninle ilgili kafamda kurar sen se her seferinde ‘Ne oldu?’ diye sorardın .
Hiç dediğimde kızmakla gülmek arası bi ifadeye bürünürdü yüzün.
Susuyorsun derdin sürekli konuşmuyorsun. Oysaki ben konuşmayı seven biriyim, senin yanında geçersiz bi özellik oluyor bu. Çünkü oturup seni izlemek daha cazip geliyor. Sanki bütün gün hayatın yoruculuğu detayları her yandan gelen sesler susmayan insanlar herşey senin yanındayken bitiyor herkes susuyor sanki akşam olmuş çok yorulmuşumda uzanmışım yatağa tavan apaçık gökyüzü onu izliyorum . Yüzünün her bir kıvrımını mimiklerini konuşurken gözlerini kaçırmanı gülünce yere bakıp kafanı kaldırdığında gülmemeye çabalamanı hepsini izleyip kafamda bin bir türlü eleştiriyorum benzetmeler yapıyorum,sonra akşam olup kafamı yastığa koyduğumda başucumdaki perdeyi açıp gökyüzündeki yıldızlara bakıyorum o gün bana nasıl baktıysan beliriyorsun işte orada . İnanmıyor kimse bana ama ben hergün böyle uyuyakalıyorum.
Çok kızarsın bana sinirlenirsin bağırırsın çağırırsın belki. Bu durumuda da insan en çok sevdiğine kızar diyerek açıklığa kavuşturalım. Çünkü ne kadar kızgın olursan ol göz göze geldiğimizde gözlerini kaçırdığın gibi kaçıramıyorsun gülüşünü. Çünkü ben bunu sevdim. Ben senden önce sevmediğim ne varsa senden sonra hepsini sevdim.
Ben senin kötü huylarını bile sevdim.
Umursamazlığını sevdim kızmanı sevdim ayrılışlarını bile sevdim..
Sana kızdım yazdım yüzümü güldürdün yazdım bazen ağlayarak kalem ellerimde titrerken bazen gülmekten kelimeleri birbirine karıştırarak.
Bana yaşattığın her duyguyu sevdim.
Yokluğundan daha güzel hepsi çünkü. Ben sana yazamadıklarımı hep böyle oturdum sayfalara yazdım.
Eğer birgün çekip gidersem kalbim sana emanet. İlk aşkım ilk heyecanım ilk kıyamadığım.
 
bana biraz kendinden bahset diyorlar.
kızma bahsedeceğim sevgilim,
seni tarif edecek birazcık kelime bulursam
 
Bugün ne yaptım biliyor musun? Girdim bi sokağa her parçasına baktım ayak izlerine rastlarım diye, her dükkanın camına baktım yansımanı görürüm diye, her yere dokundum belki tenin değmiştir. Her yağmurda dışarıya çıktım, belki sana yağan yağmur bana da yağar. Senin içine soluduğun hava belki benim de içime girer diye. Tabi ki ne kadar yakınlaştıysam sana, o kadar uzaklaştın bana. Çünkü ne kadar fedakarlık yaptıysam bizim için, sen o kadar feragat ettin hakkından. Eve döndüm, fotoğrafını aldım karşıma ağladım, salya sümük, ana avrat ağladım. Öldüğüme, güldüğüne, sevdiğime, ağladım. Bilirsin, ağlayamam normalde. Bu sefer normalin çok üstünde bir durum olduğundan bokunu çıkarana kadar, gözlerimde kocaman davullar oluşana kadar ağladım. Anladım, sen benim için gelip, başkası için gittin. Kim olmam lazımdı beni sevmen için. Ünlü birisi, sefil, orta halli, şiirden hallice veya ottan. Sen söyle, ben kime bürüneyim beni sev diye. Söylesene ben şimdi nasıl bir ölümü tercih edeyim, beni az da olsa hatırla diye. Az da olsa halimi bil, anla, ağla, bir uçurum kenarından atla diye.
 
Kendi kendime konuştuğum kadar, kimseyle konuşmuyorum. Sebep delilik değil, sadece bilirim ki insanı sadece en iyi kendi dinler
 
Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi
 
Sadece ben seviyorken hiç bi sorun yoktu.Ne zaman o da sevdiğini söylemeye başladı mahvoldu her şey..
 
Bakmayın siz benim kuru bir yaprak gibi sallandığıma...
Köküm sağlamdır sarsılsam da kopmam dalımdan...
Öyle kolay değil, rüzgarın önüne kapılıp gitmem...
Son ana kadar `vazgeçmem` yaşamaktan...
Ne fırtınalar koptu, benim hayat dallarımda...
Hiç birinde vazgeçmedim umutlarımdan...
İçimde kıyametler kopsa da.
Ben baharıyım yarınlarımın,
Çiçek açarım her kışın ardından! !

Nazım Hikmet.
 
Herkesin Parmak izinin Farklı Olması, Sana Kimsenin Benim Gibi Dokunmayacağının Kanıtıdır. Kime ok atmayı öğrettimse, ßir gün Beni nişan aldı.
 
Eylül hüzün ayıdır diyorlar, hadi ordan! Çok severim Eylülü. Kim bilir, belki de onun doğduğu ay oluşundan. Eylül renk cümbüşüdür. Ağaç yaprakları yeşilden sarıya, turuncuya, kırmızıya döner ya hani, içim içime sığmaz. Doğanın ölümü diyorlar Eylül için. Pehhh... Ölüm karanlıktır, Eylül ise rengarenk...
Yeniden doğacağını, tazeleneceğini bile bile hüzünlenmek niye? Adının İngilizce karşılığı "September" olan, Latince 7 anlamına gelen "Septem" den gelir Eylül ve M.Ö. 153'e kadar, eski Roma takviminde 7. ay idi. Eylül bereket ayıdır. Yağmurlarla şifa bulur hem toprak hem ruhumuz. Gökkuşağı ayıdır Eylül. Her yağmur sonrası beliren 7 renk umut verir. Mitolojide Antik Yunan Tanrıçası İris'in sembolüdür gökkuşağı. İris'in görevi gökyüzü ile yeryüzü arasında bağlantı kurmaktır. Tanrıların Tanrısı Zeus'un müjdeli haberlerini gökkuşaklarıyla verir İris insanlara. Yağmur, bereket ve umut ayıdır...
Gizem ayıdır Eylül, 7'nin gizemini taşır. Pisagor'a göre 7 Evrenin tümü; Tanrısal güç olan 3 ile dünyayı simgeleyen 4’ün toplamı ya da Tanrının dünya ile birleşimidir. 7'nin gizemine bir iki örnek vermek gerekirse; hafta 7 gündür, dünyanın etrafında 7 gezegen vardır, insanın 7 çakrası vardır, gökyüzü 7 kattır, gökkuşağı 7 renktir, nota sayısı 7'dir, dünyanın 7 harikası vardır. Adını 7'den alan Eylül gizemli sonun başlangıcıdır aslında.
Ve Kestane zamanıdır Eylül. Ocakta çıtır çıtır pişerken eve yayılan kokusu ise huzurdur. Av yasağının kalkmasıyla balığa doyduğumuz, rakı balığın tavan yaptığı zamanlardır. Okulların açılmasıyla birlikte çocukların arkadaşlarına kavuştuğu, şehrin canlandığı, adanın ise tenhalaştığı aydır. Adanın en sevdiğim zamanıdır Eylül. Kavurucu sıcaklar yoktur artık bizi bunaltan. Güneş hala ısıtır içimizi, arada esen rüzgarsa ürpertir hafiften. En romantik aydır Eylül. Yaz aşklarına inat kalıcı aşklara delalettir. El ele yağmur altında yürüyüşlerin mevsimidir.
Yağmur sesi eşliğinde balkonda kahve içip kitap okumanın tadına doyum olmadığı günlerdir. Kırlangıçlar göç ederken sıcak diyarlara, turşuların, likörlerin, reçel ve salçaların hazırlanıp evlerin bereketlendiği aydır Eylül. Sonbaharın başlangıcıdır Eylül. Bizi patlayan enerjisiyle halsiz bırakan ilkbaharın, sıcaktan bezdiren yazın aksine canlandıran, yeniden doğuşa hazırlayan aydır. İşte bir Eylül akşamı... Balkonda oturmuş denizi izliyorum. Fonda Beethoven'ın Moonlight Sonata'sı çalıyor. Ne tepemde vızıldayan sivrisinekler var ne de sıcaktan yapış yapış haldeyim. Üzerimde incecik bir hırka, elimde içki kadehim " İyi ki doğmuşuz" deyip Eylüle kadeh kaldırıyorum...
 
Kimileri hep derler “aşk bahar da ayaklanır” ya da baharda gelir insanın ayağına diye. Oysa gerçek aşklar, gerçek sevdalar hep Eylül de belli eder kendini, Eylülde gelir insanın ayağına ve Eylülde yurt tutar tutacağı yüreği. Hangi şair, ya da hangi yazar ne yazarsa yazsın “baharla geldiğini sandığımız bütün aşklar” hep yanlarında yalanla gelirler. Ve farkında bile olmazsın bir gün geldiği gibi çekip giderler. Bir şafak vakti bir bakmışın her yanın karanlıklar içinde. Ve hangi sokağa, hangi denize hangi ırmağa hatta hangi insana seslensen duymaz olur seni. Bir avuç güneş atmak istersin gözlerine ama bakarsın ona bile halin mecalin kalmamıştır
 
biliyormusun ? Eylül bahane olur Yaprağa, Kaderinde Sararıp Sol mak Varsa ..'
 
Bir umuttur. Yasamak

F5121 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri