Bir şarkı bin anı

🕒 Konu sahibi 4 saat önce aktifti
Merhaba,yeni bir konu ile karşınızdayım...
-konu açmayı unutmuşum bir garip hissettim-
Neyse çok duymuşsunuzdur veya bizzat yaşamışsınızdır,bir şarkı duyarsınız ve o zamanlara gidersiniz.
Ben de dedim ki,bazı şarkıların bizde anlamı büyüktür,bazen o parçayı üzüleceğinizden duymak dahi istemezsiniz bazen de duyduğunuzda veya dinlediğinizde mutlu olursunuz.
Hem o şarkıyı paylaşalım diyorum hem de altına o anıyı yazalım uzun uzun.
Bu düğündeki ilk dansınızda çalan şarkı olur,sizi üzen bir şarkı olur orasına karışmam.
Hem hikaye anlatır gibi anılara dalarız hem de güzel müzikler dinlemiş oluruz.
Aslında bu konuyu kendi anılarım için açtım ama katılmak isterseniz de seve seve okurum.

Az çok her şarkıda bir anısı bulunan ben için ilk şarkı anı seçimi biraz düşündürdü hangisinden başlasam diye.
Baya bir geçmişe gidip çocukluktan başlayayım dedim -gerçi bu anımı birkaç yerde sanırım anlatmıştım ama olsun-

Şarkı bu,



İsteyen okurken müziği açsın güzel oluyor.
Normalde bu parçayı mustafa sandal'ın seslendirdiğini koyacaktım ama kız efsane söylememiş mi...

Ortaokula gidiyordum o zamanlar. Mahalle arkadaşımın kuzeni vardı her yaz gelirlerdi arkadaşımın yanına,çok önceden malın tekiydi biraz o yüzden hiç dikkatimi çekmemişti.
Zaten ortaokul nedir daha ufacık bebedir benim gözümde.Neyse gel zaman git zaman tekrar geldi oraya adı da Onur'du.
O lise 1e gidiyordu ben daha orta ikide. Ufak bir yaş mesafesi olabilir ama küçükken çok büyük bir farktır bu,o liseli artık kocaman insan diye düşünüyorsun sen daha ilkokullu gibi.
Kardeşi olur insan anca. Benim de kafamda bu düşünce olduğu için pek bakmadım. Baktım ama pek bakmadım...
Aynı apartmanda oturduğum hem akrabam hem de çocukluk arkadaşım vardı. O da liseye giden bir kızdı. Onur'la denk yani.
Onur bizim oralara geldikten sonra kızda bir değişiklik oldu ama nasıl değişiklik kıyafetleri olsun davranışları olsun koca kadın hareketleri yapıyor resmen.
Hele salak ben ise onur gelecek diye saçımı anneme iki kulak şekilde ördürtmüştüm benim hazırlığım bu sadece düşünün...
Baktım onur buna bakmıyor,kız arkadaşım da onur'un bana ilgisini hissetmiş ve sürekli beni ezikleyip duruyor işte daha orta2de, biz liseliyiz dersler çok ağır bilmem ne saçma sapan konular.
Çocuk da ona kısa kısa cevaplar verip bana bakıp gülümsüyor gel de düşme...
Bir gün geldi Onur yanıma ben dışarıda kaldırımları değiştiriyordu belediye ben de orada toz toprak içinde oynuyorum...
Klasik havadan sudan muhabbetten sonra oturdu yanıma,kulağıma doğru yaklaştı ve -öyle bir yazıyorum ki şimdi şey hikayeler gibi oldu içeri girdiğimde bir şeyler sıvazlıyordu gibi-
'Kız seni alan yaşadı dertleri de boşadı' dedi ritimli şekilde, güldü benden bir yanıt mi bekledi bilmiyorum bir süre durdu ve gitti.
Ben hala duruyorum orada sonra gittim eve kral tv falan vardı o zamanlar oturup bekledim o şarkının denk gelmesini,çıkmadı hayır,keşke çıksaydı güzel bağlanırdı konu ama çıkmadı.
Aradan bir hafta mı iki hafta mı ne geçince denk geldim ve Onur o zaman dönmüştü memleketine ve bu şarkıyı o an dinlediğimde mal gibi ağladım...

Yıllar yıllar geçti haber falan alamadım tabi,kuzeni olan arkadaşım da taşınmıştı buralardan,hiç ulaşamadım.
Sanırım ben üniversite zamanları facebooktan o arkadaşım iletişime geçti benimle normal havadan sudan sohbet,sonra biraz hesabına baktım kızın Aaa Onur! Arkadaşlık isteği yollamadan baktım ve evlenmiş.........
Neyse en azından çocuğun bana ilgisini anlayıp kırk takla atan arkadaşımla evlenmedi tabi.
Mutlu olsun,güzel bir anı bıraktı bende.
Ne zaman bu şarkıyı duysam o zamanlara gidip o saf ve masum sevgiye tutuluyorum.
 
Mabel Matiz - Söylese o ben söyleyemem

2013 yılında sevdiceğimin bana dinlemem için gönderdiği şarkı. Daha önceden bu sanatçı arkadaşı hiç bilmiyordum.
Şimdiler de ise sevdiceğim gitti, gönderdiği şarkı kaldı.

Bu arada sen mesaj yazdığın da göremem diye, "annemin babamın yanında telefonumu elimden düşürmüyorum" değişi beni çok derinden etkilemişti.
Umarım çok mutludur.

Düzenleme : Bu kadın aklıma geldiğinde kendimi toparlamam zaman alıyor. Şimdi tekrar anılar gözümde canlandı.

Beni terk ettiğinde sadece "Peki" demiştim. Gerekçem ise gitmek isteyenin vardır bir bildiği idi.
40 gün sonra içim içime sığmayan bir şekilde aradım telefonu kapalıydı. İşin gerçeği evini de tam bilmiyordum, nedense o dönemler kadınlar tam lokasyon vermekten çekinir bir gören olur diye mahallesine yakın yerde ayrılırdı.

Atladım otobüse bulunduğu ilçeye gittim. Aile bireylerinin isimlerini ve babasının mesleğini biliyordum.
Önce muhtarlığa gittim, sevgili muhtarım beni sevdiceğim terk etti; adı sanı bu benim bu minnoşa ulaşmam gerekiyor, adresini verebilir misiniz? diye sordum. Muhtar elbette hayır diyerek hikayemi dinlemek isteyip zararsızlığımı teğit etmek istedi. Daha sonraları sistemden baktı kayıtlarda görünmüyor dedi, komşu muhtarlıkları arayıp sordu fakat o muhtarlıklarda da bulunamadı.

Daha sonra Kaymakamlığa gittim, o dönemler kişisel haklar kanununun çıktığını bilmiyordum. Hala aradığımız kişinin adres bilgilerini verecekler sanarak başvuru yaptım ve tabii ki vermediler.

İlerleyen saatler de babasının meslek grubunda olan dükkanları tek tek dolaştım ben Şu beyefendiyi arıyorum tanıyor musunuz? diye sorarak sonuç alamadım. Tanıyan çıkmadı.

Yılmadım Kütüklerinin bulunduğu İl derneklerine ( İstanbullular derneği) gidip babasını soruşturdum yine tanıyan çıkmadı.

Bir rahatsızlığı nedeni ile hastaneye gidiyordu, hastalık tanısı ve adını soyadını söyleyerek ziyaretine geldim değip soruşturdum hastanede de çıkmadı.

Kardeşi o dönem de liseye gidiyordu, bende de fotoğrafı vardı. Lise çıkışı öğrencilere gösterdim onuda tanıyan çıkmadı. Özel lise öğrencilerinin indiği durağa gittim onlara da gösterdim yine sonuç alamadım.

Bir çay bahçesine oturdum çay içiyordum, yanıma bir oğlan oturdu laf lafı açıp konuya değindiğim de oğlan kız arkadaşını çağırdı sevdiceğimin fotoğrafını gösterdik tanıyabilir diye yine sonuç alamadık.

Sonra 11818'i arayıp babasının adını vererek kayıtları sorgulattım. 12 adet kayıt çıktı 11'ini arayıp efendim X kişiyle görüşebilir miyim? diye sorduğumda öyle birisi yok yanıtını aldım. Son numarayı aradığımda açan kişi yöresel aksan ile konuşunca umutlandım, hah oldu kesin ulaştım derken yine öyle birisi yok yanıtını alınca iyice umudum kırıldı.

Bazen geceleri kuzenleri ile evinin yakınında ki parka giderken X berberin önünden geçtiğini söylemişti. O berberi bulduğum da berber kapalıydı. Camda ki numarayı arayıp kardeşinin ismini verip sorduğum da tanış çıkmadı.

çabalarımın devamı var ama özetleyeyim istedim.

Telefonu kapalı olduğu için MSN hesabımı bir arkadaşıma vermiştim, sende açık kalsın sevdiceğim çevrimiçi olursa benim onu görmek için ilçesine geldiğimi söyle telefonunu açsın dedirtecektim. Maalesef msn hesabını da açmamıştı. Gece 1 e kadar çevrimiçi olur diye bekledim, sonra hayal kırıklığı ile evime geri döndüm.

Ertesi gün saat 2 civarı aradı, beni aramışsın hayırdır dedi. Şehirden gidiyorum son kez gözlerine bakmak isteyip yaşadığın ilçeye gelmiştim. O nedenle aramıştım dediğimde boşuna gelmişsin demişti.

Yine "Peki" değip telefonu kapattım. O gün bugün bir daha görmedim. Gerçi bir kez doğum gününü kutlamak için yazdığım mesaj sonrası epey fırçalanmıştım.

Neymiş efendim o beni terk ettiğin de neden sadece "Peki" demişim, onu hiç sevmemişmişim, onun için hiç çabalamamışmışım, ona değer vermemişim vb. söylevler ile haşlanmıştım.

Sanırım beni terk ettiğinde tam olarak terk etmemiş, daha fazla ilgi ve önemsendiğini hissetmek istiyordu. Yada gerçekten terk etmiş fakat benim verdiğim kısacık "Peki" tepkisini sindirememişti.

Ne olduğunu tam bilmediğim terk edilişim ile belki de hayatımın en önemli kadınını kaybetmiştim.

Üzerinden 7 yıl geçti, yüzünü, gülümseyişini ve sesinin tınısını hiç unutmadım. Umarım o da benim dünyada ki varlığımı unutmamıştır.

Yolu ve bahtı açık olsun.

Dipçe : Çabalarım ve girişimlerim üzerine etik değil hatta taciz gibi söylevler de bulunmayınız. Sadece son kez gözlerine bakıp gitmek istemiştim.
Dipçe1 : Ertesi gün konuşmamızdan sonra şehirden çekip gittim.
Dipçe2 : Şimdi karşılaşıp gözlerine bir kez daha bakabilmek isterdim.
Dipçe3: Hayatıma giren kadınlardan ayrılık sonrası görüşmediğim tek kişi, diğerleri ile saygılı diyaloğumuz devam ediyor.
Dipçe4: Ben hatayı hiç sevilmemiş bir kadını sevmekle yaptım.

Dipçe Son: Hayatıma giren her kadını sevdim, gelecekte girecek olan kadını da seveceğim.
 
Son düzenleme:
Çok kıskandım konuyu, benim aklıma gelmeliydi :D

Kaç haftadır aklımdaydı bilgisayara geçince de unutuyordum ama çok tatlı bir konu oldu ya içime sindi baya,
ha ben açmışım ha sen şarkıyı ve anıları yazarsınız yeşillenir buralar larien hanım .d
 
15 yaşındayım.... tabii o zamanlar 32 ekran tvde sabahta akşama mtv
izliyoruz..... my sweet sixteendir, pimp my ridetır, paris hilton's my new bffdir, madetir derken ara ara da kliplerle dolu muazzam bir kanal..... en sevdiğim de eski klip kolajlarında çıkan katy perry - hot n cold.... bir deli cesaretiyle 360p lik el kamerasıyla parodisini çekip izleseneye yüklemiştim..... video okul arkadaşlarımdan apartman sakinlerine kadar sıçrayınca kan ter bi şekilde silmeyi becermiştim.....

 
Ahmet Kaya ile tanışma hikâyem "kendine iyi bak" parçası ile hayat buldu. O zamanlar çok sevdiğim kuzenim ile sürekli birlikte takılırken bir şarkı çalar ve bizi kendimizden geçirir. Kim bu diye merak edip araştırıp öğrenince nereden bilebilirdim hayatımda en çok sevdiğim sanatçılardan olacağını.
Aradan yıllar da geçmiş olsa, kuzenim ile her buluşmada içki kadehini birbirine çarparken bu şarkı her daim çalar. Ve o muhteşem yer geldiğinde yüksek bir sesle "kendine iyi bak beni düşünme, su akar yatağını bulur" kısmı hep bir ağzından söylenir. Şimdi durduk yere yine hüzün doldu içim, eh o zaman bir daha dinleyelim.
 


@Karma 'nın attığı parçayı ben de paylaşmayı düşünüyordum benden önce davranmış,sevgiler...

Kayahan'ın bir aşk hikayesi şarkısının bendeki anlamı annem ve babamdır...
Tabi şarkıdaki gibi üniversitede çarpışıp kitapları düşürme olayı yok,babam heybetli bir atın üstündeymiş,annem de tarlada çalışıyormuş.
Annemin orada her çalıştığı gün babam oraya gelip atın üstünde artistlik hareketler yapıyormuş,böyle havalı havalı uzaklara bakma şeysi gibi işte.
Anneme bakıyor ama bakmıyor gibi de,hep zor adamdı zira...
Anam da ondan beter flört konusunda,doğulu demeye bin şahit su gibi hali, renkli gözlü hoş kadındır Allah için,
ama gözleri biraz küçük olduğundan sırf daha güzel görünmek için gözlerini belerte belerte bakarmış babama o sıra....
-Ne biçim komedi ailem var anlamıyorum ki anlatmaya başlasam roman olur-

Sonra işte aralarındaki aşk alevlenmiş evlilik çoluk çocuk derken babam farklı bir ülkeye gitti çalışmaya,arada bir gelse de yıllardır orada.
Ve bu uzak mesafe nedeniyle annemle birbirlerine şarkıdır mesajdır mektuptur falan atıyorlar,annem hep türkü atıyor adama,babam da böyle romantik parçalar...
Bir gün bu parçayı attı biz de dinledik tabi annemle birlikte.
-babam rahmetli kayahan'a çok benzer bu arada,sesi de benzer ilginç bir şekilde-
Ve şarkının şiir bölümünü ne zaman dinlesem gözlerim dolar,
Şarkının derinden bir iç çekip, 'hepinizi çok özledim' dediği yerde yüzüme o ince gülüşü ekleyip 'biz de seni öyle' derim her seferinde.
 
Lise zamanları, yaz stajımı komi olarak bir otelde yapıyorum. Yaz mevsimi, pazartesi hariç her gün düğün var.

Yine bir düğün akşamı... Benim ilgilendiğim masada genç bir grup var. Bir kız var, benimle aynı yaş kategorisindeydi. Bütün düğün boyunca kesiştik. Ama nasıl... gülümsüyor, kur yapıyor, ilgi istiyor falan yani...

Düğünün sonuna doğru masadaki herkesin oynamaya kalktığı bir an yanına gittim, masada tek görünce dayanamadım. Numarasını istedim, bütün akşam kesiştiğimizden dolayı nasılsa numarayı alacağım diye eminim tabi.

Kız bana baktı. "Sana neden numaramı vereyim? bir kendine bak, bir bana bak..." dedikten sonra arka ofise gözlerim dolmuş bir şekilde giderken piyanist abimiz işte bu şarkıyı çalıyordu.


 
  • Beğen
Tepkiler: Aze


Forumlarla ilk tanıştığım zamanlarda buldum bu şarkıyı. O zamanlar liseliyiz asiyiz... Forumun adı da rock ile baslayan bir şeydi unuttum şimdi, o zamanki hallerimize uyan bir forum elbette. O yillar, şimdiki gibi pek bilinmeyen kıyıda köşede kalmış efsane parçaları araştırma zevkim vardı, tabi genelde yabancı parçalardan gidiyorduk Anadolu rock efsanesini bırakalı çok olmuştu...
Bir gün forumda biri bunu paylaşmıştı ilk dinleyince pek bir sevemedim yalan yok, ilk dinleyişimde beni içine çeken hemen sevdiğim parça çok ama çok nadirdir ben o müzikleri genelde anilarimda yer edindikten sonra severim, bunda da öyle oldu. Gel zaman git zaman aradan aylar geçti geçti forumda nadir yazsa da orada yazılarından tanıdığım ve bu parçayı keşfetmemi sağlayan kişinin vefat haberini aldık. İntihar dediler ama kimsenin pek bir bilgisi yoktu, güya arkadaşı olan biri öyle söyledi, belki de çocuk forumdan gitti böyle yalan bir bilgi sızdırdı ya da gerçekti, ben gerçek olduğuna inanmıştım. Üçüncü sayfada okunan haber gibi olmuyormuş böyle bir ölüm çünkü her ne kadar onu tanımasam da forum üzerinden bir gözlem geliştiriyor insan, yeri geliyor küçük bir sohbet ediyor ya da sadece yazdıklarını okuyorsun bazen cevap veriyorsun mesajına kendi içinden. Sonra çocuğun yazdığı mesajlara girdim en son online olma vakti, son yazdığı mesajlar, profiline gelen mesajlar diye diye okumaya başladım. Aklımda hiçbir şey yok kendimi durduramıyorum sadece ama sadece okuyorum. Ve bu parçaya denk geldim o an hatırladım onun sayesinde dinlemiştim ve sevmemiş atmıştım kenara şarkıyı. Açtım yan sekmeden başladım dinlemeye ve devam ettim foruma attığı mesajları okumaya. Çok farklı bir histi ilk mesajlarına kadar gitmisimdir sanırım, şarki bittikçe başa sardım bittikçe başa sardım. O mesajlarda ne bulacağımı bilmiyordum diyorum ya aklımdan hiçbir şey geçmiyordu. Belki öleceginin bir sinyalini aradı gözlerim o zamanki aklımla, hiç bilmiyorum. Bu şarkı ondan yadigar kaldı, dün eski dinlediğim parçalara bakarken denk geldim açtım dinledim, o forum hala olsaydı girip mesajlarını yine o gün gibi okurdum sanırım. Belki bu sefer gidişine neden olan şeyi bulabilirdim.
 
Üniversite zamanı İzmir'de yeni yeni arkadaş gruplarıyla kaynaşıyoruz. her ayın yedisinde kredi yattıktan sonraki Cuma günleri hemen sofra kurulur falan... klasik öğrenci hareketleri yani.. neyse bir gün yine toplandık, arkadaş grubumuzdan bir arkadaşın Göztepeli bir abisi de geldi, sohbet muhabbet derin.. arada benim pcden istek şarkıları açıyorum. Göztepeli abi bir şarkı istedi açtım, dinliyoruz ama şarkı hiç sofraya uygun damar falan değil. yani en azından Neşet Ertaş, Ferdi Tayfur isteğinden sonra dinlenecek şarkı değil. 'abi ne alaka yani?' diyorum yanımdaki arkadaşa. 'dur oğlum, ses etme! ben sana anlatırım sonra.' falan diyor. tabi ben daha da merak ediyorum. bir şekilde Göztepeli abi lavaboya girince masadaki herkes soruyor onunla gelen arkadaşa şarkının hikayesini...
'Rober bu şarkıyı kimin için söylüyor biliyor musunuz?' diyor.
derin bir sessizliğin ardından işte o şok olacağımız olayı anlatmaya başlıyor.
"Rober bir gün İzmir'e gelir, Göztepeli abiyle tanışır ve...

 
Son düzenleme:
Üniversite zamanı İzmir'de yeni yeni arkadaş gruplarıyla kaynaşıyoruz. her ayın yedisinde kredi yattıktan sonraki Cuma günleri hemen sofra kurulur falan... klasik öğrenci hareketleri yani.. neyse bir gün yine toplandık, arkadaş grubumuzdan bir arkadaşın Göztepeli bir abisi de geldi, sohbet muhabbet derin.. arada benim pcden istek şarkıları açıyorum. Göztepeli abi bir şarkı istedi açtım, dinliyoruz ama şarkı hiç sofraya uygun damar falan değil. yani en azından Neşet Ertaş, Ferdi Tayfur isteğinden sonra dinlenecek şarkı değil. 'abi ne alaka yani?' diyorum yanımdaki arkadaşa. 'dur oğlum, ses etme! ben sana anlatırım sonra.' falan diyor. tabi ben daha da merak ediyorum. bir şekilde Göztepeli abi lavaboya girince masadaki herkes soruyor onunla gelen arkadaşa şarkının hikayesini...
'Rober bu şarkıyı kimin için söylüyor biliyor musunuz?' diyor.
derin bir sessizliğin ardından işte o şok olacağımız olayı anlatmaya başlıyor.
Rober bir gün İzmir'e gelir, Göztepeli abiyle tanışır ve...


Keske ölsen ya.
 
Daha önce çok olumlu mesajlar ve yorumlar almıştım ama ilk defa olumlu bir ölüm yorumu aldım...
Hayat garip..
Bu da böyle bir şarkı ve anı oldu.


Hikayelerinin sonunu getir.Peripetide fazla durunca basimiz dönüyor.
 
Geri