Bir Karikatür, Bin Yorum

🕒 Konu sahibi 13 saat önce aktifti
mehmet barlas ve ben..
 
Gırgır dergisinin 21 Eylül 1980 tarihli sayısındaki karikatür:

Ekli dosyayı görüntüle 29523

@No Pasaran başta olmak üzere yorumlar bekliyorum.
Etiketi bugün tesadüfen gördüm, gözümden kaçmış, bildirimler arasında...

Kısa tutmaya çalışayım;

1980’li yıllarda, henüz çürümemiş bir toplum olduğunu, okuyan bir Türkiye olduğunu söylemek abartı olmaz. Gırgır dergisi bu açıdan önemli bir yer tutuyordu. O nedenledir ki dünyada en çok okunan üçüncü mizah dergisiydi. Bunda derginin benimsediği sol görüş ve bu çerçevede yeşeren fikirler etki ediyordu. Siz bakmayın bugün mizah dergilerinin yerlerde süründüğüne, telif davaları ile anıldığına. O dönemler yazılı ve görsel basında ciddi bir tüketim vardı.

Karikatüre gelince ise, karikatür yine derginin ve dolaylı olarak toplumun önemli bir kesiminin görüşünü yansıtıyordu. Yukarıda her devrin adamı olan kişi aslında bir kişiyi değil bir sınıfı temsil ediyor. O da sermaye(diğer ismiyle burjuva) sınıfını. Hemen hemen her devrin adamı onlar oldu. Siyasiler geldi geçti ve gelip gidenler hep onların çıkarlarını kolladı. Tıpkı bugün de olduğu gibi. Önemli olan gemilerinin yürümesiydi. Bu bazen halkı “ortanın solu” ile terbiye etmekten geçti. Bazen ise ırkçılık, dincilik yada buların militarist hale bürünmüş şekli ile askeri darbe şeklinde... Her devrin adamlarının çıkarları ne gerektiriyorsa o... Bugün de aynı düzen mevcut. Yarın orada malum kişinin fotoğrafı indirilir, başka biri geçer... Kişiler değil, sistemin devamlılığı önemli.
 
Etiketi bugün tesadüfen gördüm, gözümden kaçmış, bildirimler arasında...

Kısa tutmaya çalışayım;

1980’li yıllarda, henüz çürümemiş bir toplum olduğunu, okuyan bir Türkiye olduğunu söylemek abartı olmaz. Gırgır dergisi bu açıdan önemli bir yer tutuyordu. O nedenledir ki dünyada en çok okunan üçüncü mizah dergisiydi. Bunda derginin benimsediği sol görüş ve bu çerçevede yeşeren fikirler etki ediyordu. Siz bakmayın bugün mizah dergilerinin yerlerde süründüğüne, telif davaları ile anıldığına. O dönemler yazılı ve görsel basında ciddi bir tüketim vardı.

Karikatüre gelince ise, karikatür yine derginin ve dolaylı olarak toplumun önemli bir kesiminin görüşünü yansıtıyordu. Yukarıda her devrin adamı olan kişi aslında bir kişiyi değil bir sınıfı temsil ediyor. O da sermaye(diğer ismiyle burjuva) sınıfını. Hemen hemen her devrin adamı onlar oldu. Siyasiler geldi geçti ve gelip gidenler hep onların çıkarlarını kolladı. Tıpkı bugün de olduğu gibi. Önemli olan gemilerinin yürümesiydi. Bu bazen halkı “ortanın solu” ile terbiye etmekten geçti. Bazen ise ırkçılık, dincilik yada buların militarist hale bürünmüş şekli ile askeri darbe şeklinde... Her devrin adamlarının çıkarları ne gerektiriyorsa o... Bugün de aynı düzen mevcut. Yarın orada malum kişinin fotoğrafı indirilir, başka biri geçer... Kişiler değil, sistemin devamlılığı önemli.

Paranın her zaman itibarı olmuştur, olacaktır. Ben bizdeki bu durumu para ile değil de güç tapıcılığı ile daha yakından ilişkili görüyorum. Parası olmayan da destekliyor, anayasa %92 destek görüyor.
Ülkemizde ideoloji eksikliğinden kaynaklı bir durum olsa gerek. Bir kalıp, bir ideoloji olmadığı için her kalıba giriyoruz.
 
Geri