Bir karakter olman, bir karakterin olduğu anlamına gelmez.

  • Kullanıcı Arpes
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Konu sahibi son olarak 192 gün önce görüldü
Yüz milyon galaksinin arasındaki bir dış mahallede daha küçük bir gezegende ortalama bir yıldızın etrafında dolanan gelişmiş primatlar olduğumuz gayet açık. Ama medeniyet doğduğundan beri insanlar dünya düzeninin altında yatan bir anlayış için yalvarıp durdular. Evrenin sınır koşulları hakkında çok özel bir şey olmalı. Sınır olmamasından daha özel ne olabilir? İnsan çabasının da bir sınırı olmamalı. Hepimiz farklıyız. Hayat ne kadar kötü görünse de her zaman yapabileceğin ve başarılı olabileceğin bir şey vardır. Nefes aldıkça umut vardır.
 
aLpmPO.jpg


The Garden of Earthly Delights, Hieronymus Bosch
 
Bilboardları okumaya çalışırken göz değdirdiğiniz, hatta gözünüze yansıyan ışığı kesip gözbebeğinizin ardında ters bir görüntü oluşturan opak ve geveze cisimler: Yabancılar. Gün içinde aynı kaldırımda cüsse gezdirdiğiniz yüzlerce yüksek zihinsel işlev sahibi ev hayvanı.
 
Cumhuriyet hükümetinde bütün vatandaşlar eşittir; istibdat (despotluk) hükümetinde de bu böyledir. Birincisinde insanlar eşittir, çünkü insan her şeydir; ikincisinde insanlar yine eşittir, çünkü insan hiçbir şey değildir.

- Kanunların Ruhu Üzerine, Montesquieu
 
Aa şahsi sayfalarımız da duruyormuş, ne kadar güzel bir devir-teslim olmuş diyesi geliyor insanın şu temayı görmediği sürece.

Elimizin altında durması açısından şöyle bir reanimasyon yapalım.

...

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar.
Yarı gecelerde yıldızlara bakarak
Başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
Gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
Ve yaz güneşleri ekinlerini yetirirse severler.
Hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-Bu verimi yüksek bir tohum bile olsa-
Sonuçlarını görmeden inanmazlar.
Dünyanın gelişimine bir katkıları yoktur.
Mülk düşkünüdürler amansız derecede
Bir ülkenin geleceği
Küçücük topraklarının ipoteği altındadır.
Ve birer kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden
Zamanın derin ırmakları önünde…

KÖYLÜLERİ, SÖYLEYİN NASIL
NASIL KURTARALIM?
 
Aa şahsi sayfalarımız da duruyormuş, ne kadar güzel bir devir-teslim olmuş diyesi geliyor insanın şu temayı görmediği sürece.

Elimizin altında durması açısından şöyle bir reanimasyon yapalım.

Eski temayı kullanabilirsin. Seçenek ayarlarında tema seçme şeysi de var. Nick şifreni girdiğin an forumsal temasına geçiş yaparsın. Dene bence.
 


Eski temayı kullanabilirsin. Seçenek ayarlarında tema seçme şeysi de var. Nick şifreni girdiğin an forumsal temasına geçiş yaparsın. Dene bence.

Onu kullanıyorum zaten fakat isminin forumsal mavi olması onu **Spam/Adversiting** vBulletin teması gibi çekici yapmıyor. Böyle yumuşak kenarlı modern tasarımlardan hoşlanmıyorum. Foruma giriyorsam mağara adamıyım demektir, bana böyle bir görsellik sunulsun istiyorum. Modern bir görünüm tercih etsem, Facebook'a giderdim zaten.
 
Gözleri, birkaç saniye önce söndürmeye çalıştığı sigarasının küllükte can çekiştiğinin emaresi olan ince ve titrek dumanına kitlenmiş bir halde on bir asır sonra dahi hatırladığım şu cümleler döküldü ağzından:

"İnsan bilemediği, anlayamadığı şeylerden korkar. En temel ve gerçek korkunuz budur. Bir kaplan yada yolunu kesen bıçaklı bir serseri de olsa konumuz, seni korkutan asıl şeylerin bunlar olmadığını biliyorsun; tıpkı benim gibi. Canavarlara gelince... Canavar diye bir şey yoktur. Borçlar, çekilmez patronlar, asalak iş arkadaşları, suratsız kasiyerler, çirkin sokaklar, yalancı politikacılar, kötü lakaplar ve plastik vardır. Plastik... Git gide her yerin bu iğrenç şeyle kaplanmaya başladığına dikkat etmiş miydin? Bir de insanı kör eden şu ışıklı tabelalarla. Bu tip rutinlerin ve bunun her geçen gün, ay, yıl, asır izlemenin verdiği kasveti yaşadığını biliyorum; tıpkı benim gibi. Hem söz bir şeyleri bilmekten açılmışken, bunların gerçek olmadığını biliyorsun değil mi? Çünkü canavar diye bir şey yoktur; tıpkı senin ve benim aslında var olmadığımız gibi..."
"Neler okuyormuşuz vay vay vay" diye eserleri bulmak için tersine arama yaparken fark ettim ki alıntıdaki kendi yazımdan bir parçaymış.

Ne yetenekli adammışız be Samet.
 
Kurgu; amatörler için bir oyun sahası, profesyoneller için ise bir cinayetin olay mahallidir.

- Walter Murch
 
Başta kulağa garip gelen bir fikirle devam edelim. İnsanların kalpsiz (ve doğal olarak vicdansız) varlıklar olmaları; bir kalbe, vicdana, empati duygusuna ve birliktelik anlayışına sahip olmalarına göre daha makul daha inanılası ve en önemlisi daha tercih edilebilir bir varsayım. Şayet doğuştan sahip olmadıkları yetileri göstermelerini beklemek acımasızlık olurdu. Ama doğru olan diğer ihtimalse ve gerçekten bir kalpleri varsa; seni/beni sevmemeleri, senden/benden nefret etmeleri... İşte bu enine boyuna düşünülmüş ve kişinin ruhuna sıkı sıkıya bağlanmış, kalpten gelen çok kuvvetli bir fikrin eseri olurdu.
 
Bayanlar ve baylar!

Hakkında gazetelerde yazılar okuduğunuz o şey! Şimdi gözlerinizin önünde, bakarken titreyin! Doğanın en nadir ve trajik hatası!

Huzurlarınızda, sıradan insan!

Fiziksel olarak eşsiz, onun yerine deforme olmuş değerleri var. İnsanlığın önemine dair berbatça şişirilmiş düşüncelerine bakın! Çarpık sosyal vicdanına ve çürümüş iyimserliğine.

Kesinlikle midesi hassas olanlara göre değil, değil mi?

En tiksindirici tarafı da düzen ve mantığa dair zayıf ve işe yaramaz düşünceleri... Üzerine çok fazla ağırlık koyarsanız kırılıverir. 'Nasıl yaşayabiliyor?' dediğinizi duyar gibiyim. Bu zavallı acınası tür günümüzün sert ve mantıksız dünyasında nasıl hayatta kalabiliyor?

İnsanoğlunun varlığının delice, tesadüfi ve amaçsız olduğunun kaçınılmaz gerçeği ile yüzleşince her sekiz kişiden biri tırlatıp tamamen zırdeli oluyor.

Fakat onları kim suçlayabilir? Bu kadar psikopat bir dünyada başka bir tepki delice olurdu.
 


İlk kez Manowar dinlediğimde bende de benzer bir karmaşa yaratmıştı, yalnız değilsin delikanlı...
 
Hiçbir korkuluğu kurt suretinde yapmamışlar, ayı ve leopar gibi de yapmamışlar, zannederim ki insandan daha korkuncunu bulamamışlar...

- Thomas Hobbes / Leviathan
 
Montesquieu der ki, köle olmadan tiran olamazsın. Bu yaklaşımı Spinoza'nın "Yaşamadığın, şahit olmadığın veya sana öğretilmemiş hiçbir davranışı sergileyemezsin." önermesiyle de destekleyebiliriz. O halde bu düşünce oyununu tersine çevirip "Mazlum, sopasız zalimdir." demek mümkün müdür? Yoksa bu iki kelimenin aynı kökten türemiş olmasının ardına bir hikaye mi yazmış oluruz?

Diyelim ki öyle oldu ve bir hikaye uydurmuş olduk. Bu, gerçekliği değiştirmek midir yoksa yeterli sayıda destekçi bulursak yeni bir gerçek mi keşfetmiş oluruz?
 
Geri