E
Elif
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Spor salonları, cilt, tırnak bakımı, epilasyonda aylık ne kadar harcanır?
Haftada bir kaş-bıyık, 2 haftada bir ağda, ayda bir saç boyası, her gece cilt bakımı, oje, makyaj, giyim derken ömrümüzün çoğu hazırlanmak ve güzelleşmekle geçiyor. Bunun bir de maddi kısmı var.
Saçlar… Her gün kuaföre gidip fön çektirmek 10–15 TL. Elektriklenmiş saçı istemiyorlar. İş görüşmelerinde, imaj yönetiminde bu önemseniyor. Her gün fön çektirmek ayda 300-450 TL. Tamam, evde yap, bir alet al, o da bu miktarlık bir süreye denk geliyor. Zaman eşittir para.
Kaş, bıyık, yüz epilasyonu, çene altı kılları bunlar için ayda 100 TL.
Cilt bakımı… Yaz geldi, taze bir ferahlık lazım… Bunun da bedeli, bir sürü krem alma ve uygulama maliyetini aşıp evde yapmak isteyenler için ayda 100 TL ile 9-10 ay ödenecek bir fatura ya da bu alanda çalışan bir kuruma gidip toplu olarak yine taksit seçenekleriyle 1500 TL.
Makyaj malzemeleri… “Kirpik kıvırıcım olmadan asla yaşayamam” diyen arkadaşıma öyle bir irkilip bakmıştım ki… Artık kendi kirpiklerime mi baktım, yoksa çantamda taşıdığım kitapları, ağırlaştırıcı olarak algılamayan ben, kıvırıcının kaplayacağı yeri düşünerek mi uzaklaştım? Akmayan, solmayan, yarı yolda bırakmayan cinsten olsun derseniz… Onlar da, ayda 50 TL’lik harcama çıkarsın. Bir gün göz kapatıcı biter. Öbür gün ruj erir. “Kadın olsam makyaj yapmadan asla sokağa çıkmazdım” bilgeliği gibi… Taşı işte makyaj çantanı, boyalarını, oyuncaklarını yanında.
Dişler de önemli… Lazerle beyazlat, söktür hepsini geri taktır ya da haydi makul bir çözüm olsun, altı ayda bir temizletmeye git, o da 200-250 TL.
Koku… Ah, tabii! Bir kokarca gibi kokmak istemezsin herhalde! Dergilerdeki promosyon konuşkanlarının dillerinden düşürmedikleri şu cümleyi hatırla: Parfümüm olmadan asla! O da yılda dört kez bitsin ve ağır olmasın, çok hafif de olmasın, tamam 200-250 TL de buna gitti.
Hımm, aşağı bölgelere hala inemedim. Tabii ya! Vücut losyonu… Ona da bir miktar ayırmalısın. Ne biçim kadınsın! Kadın programları boşuna mı öğütler veriyor? Kes avokadoları, çürük çilekleri… Sür boynuna… “Bundan güzel krem mi var” teyzelerinin önerilerini de dinleyebilirsin. Ama bunlardan sevgiline bahsedersen acımasızca gelecek eleştirilere hazırlıklı olmalısın.
Ey, kadın! Tüm vücuduna yıllar boyunca yaptırdığın epilasyon, ağda masrafları yerine neler yapabilirdin? Hem de sekiz gün sonra yeniden boy göstermeye başlıyor bu vücut kabul görmezleri… Onlar da ayda 200 TL olsun. Kolundaki kılları almayı unutmuşsun. Anlamıyorum! Her yerinle ince ince ilgileniyorsun ve kolundakilerle nasıl olur da… “Kol kıllarının kabul görmemesini fark ettiğimde 29 yaşındaydım.” Bu cümle, trajikomik bir şekilde beni incitiyor.
Tamam, fena değil. Pedikür ve manikür… Of, saçmalama. Tabii ki! İkisi toplam 40 TL. 15–20 günde bir tazelemelisin. Ojeni kendin süremiyorsan o da, her sürdüklerinde 5 TL.
Vajina estetiği ile ilgileniyorsan… Bütçen biraz daha artacak. Popo kaldırma düşünürsen… Ne diyorum? Yeme, içme bunları yaptır!
Toplam aylık maliyet -yine iyimserlik dolu gülücükleri sürdürmeye çalışmak için ıkınarak- 1000–1500 TL arası. Giden zaman günde iki saat olsun. Of, duş jeli ve kokulu şampuanları unuttum. Of! Saç boyası ve değişik kesimler… Bunları da unuttum.
Klişe gibi oluyor hep bu örneğe dönmek ama iyi bir referans… Bu ülkede asgari ücret 16 yaşından büyükler için şu an için net 701,44 TL.
Şimdi çözüm ne olacak? Tüm bu beklentilere karşılık vermek hayatını yaşamamak demek eğer bir işçiysen… Sen bir yöneticisin, işçi değilsin diyen muhterem kişiye de selam olsun. (Bu, ‘selam olsun’, ‘dört gözle bekliyorum’ gibi günlük hayatta doğallıkla kullanılmayan kelimelerin yazıda boy göstermesi… Al bir tane daha çıktı! ‘Boy göstermek!’)
“Ben kıllarımla yüzmeye gidiyorum” iyi bir protesto, ama bin yılda yerleştirilmiş klasik güzellik algısı gitmiyor. “Iyyyy bakışlarına” karşı müthiş bir psikolojik güç gerekiyor.
Bütün bu ritüeller sıkıcı. Sadece çıplak bedene uygulananlar bunlar… Karşılığında “beni” değil de, bu zaman ve para harcamış kadını seven, buna saygı gösterenler mutlulukla yaklaşıyorlar.
Haftada bir kaş-bıyık, 2 haftada bir ağda, ayda bir saç boyası, her gece cilt bakımı, oje, makyaj, giyim derken ömrümüzün çoğu hazırlanmak ve güzelleşmekle geçiyor. Bunun bir de maddi kısmı var.
Saçlar… Her gün kuaföre gidip fön çektirmek 10–15 TL. Elektriklenmiş saçı istemiyorlar. İş görüşmelerinde, imaj yönetiminde bu önemseniyor. Her gün fön çektirmek ayda 300-450 TL. Tamam, evde yap, bir alet al, o da bu miktarlık bir süreye denk geliyor. Zaman eşittir para.
Kaş, bıyık, yüz epilasyonu, çene altı kılları bunlar için ayda 100 TL.
Cilt bakımı… Yaz geldi, taze bir ferahlık lazım… Bunun da bedeli, bir sürü krem alma ve uygulama maliyetini aşıp evde yapmak isteyenler için ayda 100 TL ile 9-10 ay ödenecek bir fatura ya da bu alanda çalışan bir kuruma gidip toplu olarak yine taksit seçenekleriyle 1500 TL.
Makyaj malzemeleri… “Kirpik kıvırıcım olmadan asla yaşayamam” diyen arkadaşıma öyle bir irkilip bakmıştım ki… Artık kendi kirpiklerime mi baktım, yoksa çantamda taşıdığım kitapları, ağırlaştırıcı olarak algılamayan ben, kıvırıcının kaplayacağı yeri düşünerek mi uzaklaştım? Akmayan, solmayan, yarı yolda bırakmayan cinsten olsun derseniz… Onlar da, ayda 50 TL’lik harcama çıkarsın. Bir gün göz kapatıcı biter. Öbür gün ruj erir. “Kadın olsam makyaj yapmadan asla sokağa çıkmazdım” bilgeliği gibi… Taşı işte makyaj çantanı, boyalarını, oyuncaklarını yanında.
Dişler de önemli… Lazerle beyazlat, söktür hepsini geri taktır ya da haydi makul bir çözüm olsun, altı ayda bir temizletmeye git, o da 200-250 TL.
Koku… Ah, tabii! Bir kokarca gibi kokmak istemezsin herhalde! Dergilerdeki promosyon konuşkanlarının dillerinden düşürmedikleri şu cümleyi hatırla: Parfümüm olmadan asla! O da yılda dört kez bitsin ve ağır olmasın, çok hafif de olmasın, tamam 200-250 TL de buna gitti.
Hımm, aşağı bölgelere hala inemedim. Tabii ya! Vücut losyonu… Ona da bir miktar ayırmalısın. Ne biçim kadınsın! Kadın programları boşuna mı öğütler veriyor? Kes avokadoları, çürük çilekleri… Sür boynuna… “Bundan güzel krem mi var” teyzelerinin önerilerini de dinleyebilirsin. Ama bunlardan sevgiline bahsedersen acımasızca gelecek eleştirilere hazırlıklı olmalısın.
Ey, kadın! Tüm vücuduna yıllar boyunca yaptırdığın epilasyon, ağda masrafları yerine neler yapabilirdin? Hem de sekiz gün sonra yeniden boy göstermeye başlıyor bu vücut kabul görmezleri… Onlar da ayda 200 TL olsun. Kolundaki kılları almayı unutmuşsun. Anlamıyorum! Her yerinle ince ince ilgileniyorsun ve kolundakilerle nasıl olur da… “Kol kıllarının kabul görmemesini fark ettiğimde 29 yaşındaydım.” Bu cümle, trajikomik bir şekilde beni incitiyor.
Tamam, fena değil. Pedikür ve manikür… Of, saçmalama. Tabii ki! İkisi toplam 40 TL. 15–20 günde bir tazelemelisin. Ojeni kendin süremiyorsan o da, her sürdüklerinde 5 TL.
Vajina estetiği ile ilgileniyorsan… Bütçen biraz daha artacak. Popo kaldırma düşünürsen… Ne diyorum? Yeme, içme bunları yaptır!
Toplam aylık maliyet -yine iyimserlik dolu gülücükleri sürdürmeye çalışmak için ıkınarak- 1000–1500 TL arası. Giden zaman günde iki saat olsun. Of, duş jeli ve kokulu şampuanları unuttum. Of! Saç boyası ve değişik kesimler… Bunları da unuttum.
Klişe gibi oluyor hep bu örneğe dönmek ama iyi bir referans… Bu ülkede asgari ücret 16 yaşından büyükler için şu an için net 701,44 TL.
Şimdi çözüm ne olacak? Tüm bu beklentilere karşılık vermek hayatını yaşamamak demek eğer bir işçiysen… Sen bir yöneticisin, işçi değilsin diyen muhterem kişiye de selam olsun. (Bu, ‘selam olsun’, ‘dört gözle bekliyorum’ gibi günlük hayatta doğallıkla kullanılmayan kelimelerin yazıda boy göstermesi… Al bir tane daha çıktı! ‘Boy göstermek!’)
“Ben kıllarımla yüzmeye gidiyorum” iyi bir protesto, ama bin yılda yerleştirilmiş klasik güzellik algısı gitmiyor. “Iyyyy bakışlarına” karşı müthiş bir psikolojik güç gerekiyor.
Bütün bu ritüeller sıkıcı. Sadece çıplak bedene uygulananlar bunlar… Karşılığında “beni” değil de, bu zaman ve para harcamış kadını seven, buna saygı gösterenler mutlulukla yaklaşıyorlar.