Bir Gün Savaş Bitecek Ve Ben Şiirime Geri Döneceğim

Konu sahibi son olarak 2229 gün önce görüldü
Savaş… Hep duyulan savaş.

Hep başkalarının başına gelen,hep başkalarının öldüğü ve hep haberdar dahi olmadığımız,bize teğet dahi geçmeyen hayatların karardığı savaş.

Her yerde savaş var.

Sigara aldığım bakkalda savaş var.

Bomonti aldığım tekelde savaş var.

Para çektiğim bankamatikte savaş var.

Dost sohbetlerinde savaş var.

Gözlerimi devirip izlediğim sehirde savaş var.

Okula koşan çocukların çantalarında savaş var.

Beyaz yakalıyı işe taşıyan servisin radyosunda savaş var.

Dağılmış pazar yerlerinin çürümüş sebzeye çalan suratında savaş var.

Akşam sofrada bilmem kaç ekran televizyonlara çevrilmiş gözlerde savaş var.

Reklam panolarında savaş var.

Bulvarın hiç bir lisanda mana bulmayan o telaşlı kalabalığında savaş var.

Kulağımı delip beynime işleyen jet motorlarında savaş var.

Anlayacağınız bir yerlerde,bir şekilde,hiç konuşmadığımız dillerde savaşlar var.

Ruhum daralıyor benim. Beynim bir canavara dönüşüp, kalbimden başlamak suretiyle bütün iç organlarımı bir bir yemek istiyor. Savaşı duyan kulaklarımı kesip köpeklere yem etmek istiyorum. Savaşı gören gözlerimi yuvalarından çıkartıp bir misket kutusuna gömmek istiyorum. Savaşı isteyen ağızları iki elim de kırılana dek yumruklamak,savaşı mazlumların kapısına getiren insanların dişlerinden yaptığım kolyeleri boğazlarına takmak ve sonra kalplerini yemek. Evet istediğim sanırım bu. Ya da tüm bunları yıpranmaktan hakimiyetini yitirdiğim sinirlerim söyletiyor,bilemiyorum şimdi.

İnancım sarsılıyor. İnsana,topluma,sevgiye ve barışa olan inancım dinamitlenmiş bir beşik gibi sallanıyor. Savaş ölü bir yel gibi esip örtülüyor üstümüze.”Dış savaş” diyerek umursamadığımız ölümler iç savaşa tahvil oluyor. Nefret devasa bir kırk ayak gibi sokaklarda kol geziyor ve beslenebilecek bir ezber arıyor. Tam da bizim ezberimiz gibi bir ezber. Türk’ün en büyüklüğü ile başlayıp,vatanın bütünlüğü,Türk olmayanın bölücülüğü gibi teranelerle bezenen bir ezber.
Zaman ne sinsi bir tilki böyle,dönüp dolaşıp yine aynı kürkçü dükkanını buluyor. 80’leri yaşamış abilerimizle ettiğimiz sohbetlerde hep “İnsanlar bu cinayetleri devletin işlediğini nasıl da görememiş” diye hayıflanırdım. Bingöl’de 3 polisin katledildiği olaydan sonra tüm Türkiye’yi esir alan Kürt nefreti yine böyle düşünmeme neden oldu. “Bu cinayeti devletin işlediğini insanlar nasıl görmüyorlar?” demekten alamadım kendimi. Ruvanda’daki soykırımı gerçekleştiren Hutular’a öykünen Ülkücüler palalarla insan avına çıktılar. IŞİD karşıtı protestolarla başalayan 3 gün içinde 40 insan öldürüldü. Korkunç! Tam kırk hayat bir iç savaş provasında nihayetlendi.Ne acı! Dinlerken çok eski ve uzak gelen 80 süreci bir anda kapıya dayandı. Sevginin egemen olmadığı iklimlerde kapıyı çalan hep savaştı.

“Bir gün savaş bitecek ve ben şiirime geri döneceğim”

Mermilerin delik deşik ettiği bir duvara bundan daha güzel bir cümle yazılabilir miydi?
Savaş en büyük kötülüğü günlük hayatın ağır aksak akışını allak bullak ederek yapıyor insan soyuna. “Gülerken suçluluk duymasına neden olmak” bir insana yapılabilecek en büyük kötülüktür kanımca. Bir dost sohbetinde ruhumuzdan süzülen bir tebessümden dahi utandığımız zamanlardan geçiyoruz. Birileri ölüyor ve biz gülüyor,geziyor,içiyor,sevişiyor ve en önemlisi uyanabiliyoruz. Ne büyük kabahat!Uyanabilmek! Burnumuzun dibindeki ve artık sınırlarımızın içindeki bir savaşta insanlar ertesi günü göremezken,ertesi güne uyanabilmek ne ayıp!

Ruhu inciniyor insanın. Şiirler,şarkılar,resimler,oyunlar,heykeller…Hepsi yarım kalıyor. Savaş hain bir bıçak gibi kesiyor yaratan insanın yaratma sürecini. Birileri ölürken şiir yazmak yürek ister. Birileri patlayan bir bomba neticesinde uzuvlarını yitirirken, kolsuz bir rönesans heykeli üzerinde çalışmak mide ister. İnsanların can mücadelesi verdiği bir zaman diliminde aşk sözleri söyleyebilmek ne zor. Savaş bu yüzden asla başkalarının başına gelen bir şey değildir.Vicdanı olan her bir insan yeryüzünde haberdar olduğu savaşların hepsinden ufak bir sıyrık da olsa yara alacaktır bu nedenle.Belki bunlar ruhsal yaralar olacaktır,belki kimse bizi gazi ilan etmeyecektir lakin o savaş kızgın bir kama gibi bir yanından sokulacaktır vicdanımızın. Belki bir öğün atlanacak,belki gözlerimiz dolacak,belki bir nota defteri yırtılacak,belki bir kalem kırılacak,belki bir heykel devrilecek,belki bir kanal değiştirilecek… Bir şekilde savaşın gölgesi üzerimize serilecek.

Politikacılar “bu benim savaşım değil” demeye devam ededursun,dünyadaki bütün savaşlarda tüm insanlık ölüyor ve yaralanıyor. Nefret mutlaka insanın kalbine girecek bir baca buluyor. Yazamayanlar,yapamayanlar,besteleyemeyenler yahut hissedemeyenler için problem yok. Onlar tekbirlerle yahut bozkurt işaretleriyle kendi ganimetlerinin peşine düşebilmekte yahut kayıtsızca savaş denen illeti istemekte diretebilmektedirler. Bu yazının yazılma sebebi kalplerinin yerinde çürümüş bir et parçası taşıyanlar değil zaten.Şiir yazmak için savaşın bitmesini bekleyen vicdan sahibi olmakla malul insanlara adandı bu yazı.

Evet savaş her yerde. Evet nefret vücudumuzdaki tüm deliklerden sızmak istiyor ruhumuza. Lakin inandıkça,haykırdıkça,yaşadıkça ve yaşattıkça elbet bu savaşlar da biter. Sözlerimize vurulan gemleri çözeriz belki. Belki şarkılardaki bu kekremsi tadı söker atarız. Mutlaka bir dost sohbetinde utanmadan tebessüm edebileceğimiz bir zaman gelir.Belki bir gün savaş biter ve şiirimize geri döneriz.​
 
ooooooo sen de hoş geldin .p
 
Geri