Bir Gün Annesinin Yanına Dönmenin Hayalini Kuran Trans Seks İşçisi Nora Süer'in Yaşadıkları ve Hissi

  • Kullanıcı Aze
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal - Yaşamdan Kesitler
Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
Katarsis X-TRA YouTube programına konuk olan Nora Süer'in hayatını dinleyeceğiz bugün de. O, bize Türkiye'de seks işçisi olmayı anlatacak.


s-f702fa809a55c09e24ffad1d00433f359de6cf79.webp


Nora, Mersin'de ileri görüşlü bir ailede dünyaya gelmiş. Belki diğerlerine göre aile konusunda şanslı bir kadın diyebiliriz. Anne ve babasıyla ilişkisi her zaman iyi olmuş. Her şeyi açık bir şekilde, saklamadan ailesiyle paylaşabiliyormuş.

s-fda0c944564ae7ad075331389eaf9c055a91f5b9.webp


Nora yönelimini 7-8 yaşlarında keşfetmiş. Okul çağına başladığında diğer çocuklardan farklı olduğunu hissetmeye başlamış. Kız çocuklarıyla oynamayı tercih ediyormuş.

Geçiş sürecinde ilk önce annesi ameliyat olmasına karşı çıksa da ameliyat olduktan sonra ona en iyi şekilde bakmış. Ailesinden yana şanlı olan Nora, herkes gibi çevresi tarafından dışlanmış.

Çalıştığı yerlerde de sürekli alaycı tavırlara maruz kalıyormuş.


Hayatının dönüm noktası Mersin'den Ankara'ya gitmek olmuş. Farklı bir kimlikle yepyeni bir hayat kurma amacıyla yola çıkmış. Aslında tek isteği normal insanlar gibi yaşamakmış.


Ankara'ya gittiğinde bir trans bireyin yaşamak için seks işçiliği yapmak zorunda olduğunu öğrenmiş. Tabii yaşadıkları bunu düşünmesine neden olmuş.

5e3d2f4fa5914df6758b5fff.jpg


Nora'nın bahsettiği zorundalık tamamen trans bireylerin çalışma alanlarının kısıtlanmasından kaynaklı. Nora, trans bir öğretmen olabilirdi, değil mi? O da bunun hayal olduğunu söylüyor. Translar için çoğu istekleri hayal olmaktan öteye geçemiyor.

Ankara'ya gittiğinde yaşadığı evdeki arkadaşları seks işçisi olduğu için o da bir şekilde giderleri çoğaldıkça, hayatta kalması gerektiği için bu işe başlamış.


Etrafındaki transların severek bu işi yapmadıklarını söylüyor. Çalışma alanları açıldığında çoğu transın bu işi yapmayacağını da ekliyor Nora. Bunun yanında toplumun translara olan bakış açısının da değişmesi gerekiyor.

Hiç bilmediği bir ortama girdiği için ilk zamanlar korkuları olmuş. Tamamen hissizleşmiş ve aynı zamanda önemsizleştiğini düşünmüş Nora. "Senin değerin 100 lira" diyor. Bir zaman sonra duyarsızlaşıp, insani değerlerini kaybettiğini de ekliyor.

Şiddet eğilimi gösteren, şiddeti seven insanlarla birçok şey yaşamış. Elinin bağlanıp şiddet uygulanmasını isteyenler olmuş. Eşiyle yapamayacakları şeyleri kendisiyle yapmak istiyorlarmış.

İnsanların iç dünyasını yaşamak için kapısını çaldığını söylüyor. Eşi evde yokken eşinin iç çamaşırıyla gezen insanların kendisinin yanında da o şekilde rahatça gezdiğini anlatıyor.

Fileli çorap, jartiyer giymek isteyenler oluyormuş. Hatta işten takım elbiseyle gelip soyunduğunda altından jartiyer çıkanlarla da karşılaşmış.

Nora, yaşadıklarını anlatırken çok önemli bir konuya parmak basıyor. Eşçinsel olduğunu fark edenler erkeklerin, bir erkekle sevişmek yerine transları tercih ettiğini söylüyor.

Bazı çiftler birbirlerine yapmak istedikleri şeyleri Nora'nın aracılığıyla birbirlerine yapıyormuş. Ayrıca, eşlerini bir transla birlikte olurken gördüklerinde erkekler rahatsız olmuyormuş. Hem eşiyle hem de kendisiyle birlikte olmasını isteyenler de varmış. Birbirlerini de izliyorlarmış.

Savcısından avukatına, doktorundan siyasetçisine her kesimden insan kapısını çalıyormuş. En küçük müşterisinin 20, en büyüğü de 65 yaşlarındaymış.

Şiddetten korunmak için de biber gazı ve elektroşok cihazını yanından ayırmıyormuş. Çünkü bazen ereksiyon sorunu yaşayan müşteriler şiddet uyguluyormuş.

Tabii silahıyla, bıçağıyla gelen erkeklerin karşısında biber gazıyla hiçbir şey yapamazsın. Ama işte hayatını bir şekilde de korumak zorunda...

Bir süre sonra iyi bir sırdaş da olmuş. Hiç tanımadığı insanlar gelip hayat hikayelerini, sırlarını Nora'yla paylaşıyormuş. Eşlerinin bile bilmedikleri sırları anlatıyorlarmış.

D8i2keDWwAI0cRR.jpg


Nora, kıskançlık nedeniyle flört şiddetine de maruz kalmış. Bir başkasını kendi hayatına müdahale edecek kadar yaşamına dahil ettiği için de kendisini suçlamış.

Bir gün seks işçiliğini bırakmak isteyen Nora'nın hayali de annesinin yanına gitmek, sırtını rahatça dönebileceği bir yerde olmak...

Nora'nın hikayesinin tamamını buradan dinleyebilirsiniz;

https://www.youtube.com/watch?v=Gz5km3VbuTM&feature=emb_logo
 
Bu durumun normalleşmesi yanlış değildir bunun normalleşmesi için çalışma yapmak yanlıştır çünkü zaten bu normal bir şeydir. Asıl sorun normalleştirme adı altında insanları böyle bir hayata mecbur bırakmaktır. Trans bir bireysen başka bir şey yapamazsın, seks işçisi olacaksın. Her türden insanın sana yaptırmak istediği her şeyi yapacaksın. Yapmazsan dayak yiyeceksin, öldürüleceksin, ölümle tehdit edileceksin ve hiçbirine dayanamadığın zaman intihar edeceksin. Sürekli ''onlar onlar onlar'' diyerek bambaşka bir insan türüymüş gibi bahsedip, bütün sınırların dışında bırakarak elimize ne geçiyor ki?
Toplum bütün nefretini bu insanlara kusuyor, sonra yolda izde size çattıklarında da etkisinden çıkamayıp her yerde anlatıyorsunuz. Trans birinin sizi öldürme ihtimali, sizin onu öldürme ihtimalinizden bile fazla. Yaşadığı hayat koşullarında sizi iki dakikada paramparça bile edebilir ama biliyor ki öyle bir durumda adalet hiçbir zaman onların yanında da olmaz, olmayacak.
Gerçekten hala bu hayatı seçenlerin birçoğunun güle oynaya seçtiğini, sanki gel öğretmen ol dediler de yok ben iğrenç iğrenç insanların isteklerine köle olayım dediğini falan zannediyorlar sanırım.
Kendi iş yerimizde trans birey çalıştırıyorduk biz, ki hala da çalışıyor vakti olduğu zamanlarda. Gündüz işini mükemmel şekilde yapıyordu ama hayat şartları ve bazı sebepler dolayısıyla seks işçiliğine de devam ediyordu, etmek zorunda bırakılıyordu. Sohbet ederken onun kadar vicdanlı, dünya görüşü olağanüstü, kalbi sevgiyle dolu çok az insan tanıdığımı fark ediyordum. İyi ki genç yaşımda tanıştım da içimde biraz da olsa bir önyargı varsa kırıp yoluma devam edebildim. Umarım dünya bir gün hepimiz için güzel olacak.
 
İnsan kendi cinsel yönelimleri ile kendine bi yaşam çizmeye çalışıyorsa bu ne kadar akılcıdır?

İyi bir kariyer, iyi bir evlilik, iyi bir karakter... vs vs ile değil de erkekken erkeklerle, kadınken kadınlarla seks yapmak istemek ve nomos'lara karşı çıkmak yani. Bir insan neden bununla sivrilmek ister ki?

Cinsel yönelimleri yüzünden ayrımcılık görmek ırkçılıktır eyvallah. Fakat bu ırkçılığı yenmeye çalışmadan kendi kuralsızlığını aktarmak çirkin bir propagandadır. Bilişsel bir altmetni de yoktur seks yönelimlerinin. Dopamin ile şekillenir çünkü.
 
  • Beğen
Tepkiler: f5
sivrilme dediğimiz şeyin temelinde de hep dışlanmaları yatıyor, ne kadar dışlarsan dikkat çekmek için o kadar sivrilmeye çalışan bireyler var elbette ama bu durumu sadece bir ''sivrilme'' olarak görmek doğru olmaz.
ben kendi tanıdığım üzerinden gidersem kendini keşfettiği andan itibaren hep dışlanan biriymiş, ailesi de dahil buna ama hepimiz dünyaya bir kez geliyoruz ve o da kendi olmak istiyor, bir insanın kendi olmak isteme hakkını elinden alamayız, öyle bir hakkımız yok ama kendi gibi davrandığı zaman onu hayatın dışına itebilmeyi hak görmüşüz bir kere.
bir sürü işe başvurmuş, başta kendini gizlemeyi seçmiş ama olmuyor, bir yerden sonra gitmiyormuş ve durum böyle oldukça videodaki nora'nın anlattığı gibi kendini bu işin içinde buluyor. bu sistem nasıl işliyorsa onları da içine çekiyor. farklı bir yol denemiyorlar mı sanıyorsunuz acaba? toplum ne kadar izin veriyor buna? sadece tek tarafı suçlamak ne kadar doğru?
insanlar eğer bu durumu bir kusur, bir hastalık, bir ayıp olarak görmeyip herkesi olduğu gibi kabullenebilseydi evet şu an bunu konuşmazdık, keşke konuşmasaydık ama öyle değil işte.
ben kendi tanıdığım için yukarıda da dedim tanıdığım en iyi insanlardan biri, muazzam bir karakteri var ama hayat onun iyiliğinden, insanlığından ve karakterinden bir halt olacağını düşünmüyor ki, yani öyle durumu sadece sekse bağlayıp da sıyrılamıyoruz bu işin içinden o yüzden.

son yıllarda biraz daha bu konuda ilerleme olduğunu düşünsem de hala çok yolumuz var.
dünyayı herkes için yaşanabilir kılmak kolay değil ve bunun için bir direniş gösterenlerin, hiç direnmeden bu yolu seçtiklerini düşünmek işleri daha da zorlaştırıyor.
kimse böyle bir mesleği sadece sivrilmek için tercih etmez.
neyse ben bu konularda intihar edenleri hatırlayınca üzülüyorum, umarım acılarını gizlemek için hayatı tiye alıyor gibi davrandıkları için ölmezler.
 
  • Beğen
Tepkiler: Aze
Bir trans birey iyi birisi olabilir. Hakeza bir alkolik hatta bir katil de iyi birisi olabilir.

İyilik basittir. Paylaşırsın, hoşgörürsün iyi olursun.

Fakat bu kimliklerinin yanlış inşaasını gidermez maalesef.



Translar eğer transsalar bu özelliklerini pekala gizleyecekler, afişe etmeyecekler kendilerini.

Buna göz yumarsak nudistler için de çıplak gezelim o zaman?

Bu yöndeki bir ilerleme, Lut kavmine giden bir gerilemedir esasen, haşa Peygamber'lere bile yeltenen...
 
Birileri cinsel kimliklerini özgürce yaşayacaklar diye toplumun ahlakını bozmaya kalkışamaz. Çok iyiymiş falan da filan da... Çok iyi olduğu halde sadece sizinle aynı düşünceye sahip olmayan insanlara hoşgörülü yaklaşmaktan acizken bunları melekleştirerek duyar kasmanın anlamı yok. Hiçbir ebeveyn çocuğunun böyle bir kimliği benimsemesini de böyle insanların olduğu ortamlara girmesini de istemez.
 
Toplum polisleri buraya da el atmış. Başkalarının yediğine, içtiğine, giydiğine karışabilme onlar için doğal hak. El alemin evini dikizlerler, mezhebini sorgularlar, dedikodusunu yaparlar sonra da ahlak satarlar. Satın anam babam satın zaten ahlak sata sata Türk milletinde ahlak kalmadı ya neyse.

Toplum ahlakı evet kadim Anadolu'nun toplum ahlakı... Bu toplumun ahlak anlayışından iğreniyorum artık. İkiyüzlü, şark kurnazı tipleri görmekten de iğreniyorum. Bugün Anadolu'da hangi taşı kaldırırsanız altından bir ensest, bir pedofili çıkıyor. Medeniyet, doğduğu topraklardan tecavüze uğramamak için kaçıyor. Nerede bu ahlak? Onlarca çocuğun ırzına geçilirken de var mıydı o ahlak yoksa sonradan mı yüklendi? Yazık ya bırakın insanlar nasıl yaşıyorsa yaşasın, ne içiyorsa içsin, ne giyiyorsa giysin kime ne? Ahlakın bekçisi siz misiniz?
 
Toplum polisleri buraya da el atmış. Başkalarının yediğine, içtiğine, giydiğine karışabilme onlar için doğal hak. El alemin evini dikizlerler, mezhebini sorgularlar, dedikodusunu yaparlar sonra da ahlak satarlar. Satın anam babam satın zaten ahlak sata sata Türk milletinde ahlak kalmadı ya neyse.

Toplum ahlakı evet kadim Anadolu'nun toplum ahlakı... Bu toplumun ahlak anlayışından iğreniyorum artık. İkiyüzlü, şark kurnazı tipleri görmekten de iğreniyorum. Bugün Anadolu'da hangi taşı kaldırırsanız altından bir ensest, bir pedofili çıkıyor. Medeniyet, doğduğu topraklardan tecavüze uğramamak için kaçıyor. Nerede bu ahlak? Onlarca çocuğun ırzına geçilirken de var mıydı o ahlak yoksa sonradan mı yüklendi? Yazık ya bırakın insanlar nasıl yaşıyorsa yaşasın, ne içiyorsa içsin, ne giyiyorsa giysin kime ne? Ahlakın bekçisi siz misiniz?


Ahlak bekçisi değilim azizim. Fırsat bulsam ülkeyi terk edicem zaten.

Fakat Hollanda'da mütemadi bir villada ikamet ederken de bir gece vakti bu başlığa girsem yine eleştircem eşcinselliği.

Kendin söylüyorsun ensest ve pedofilinin çoğaldığını. Sırf bunlardan biraz daha masum diye eşcinselliği kabul mü edeceğiz?

İnsanların seks yaşamlarında ne yaptıkları ne ettiklerini değil, kendilerini bu kimlikle tanımlamaya başlamalarını uygun bulmuyorum...
 
Ahlak bekçisi değilim azizim. Fırsat bulsam ülkeyi terk edicem zaten.

Fakat Hollanda'da mütemadi bir villada ikamet ederken de bir gece vakti bu başlığa girsem yine eleştircem eşcinselliği.

Kendin söylüyorsun ensest ve pedofilinin çoğaldığını. Sırf bunlardan biraz daha masum diye eşcinselliği kabul mü edeceğiz?

İnsanların seks yaşamlarında ne yaptıkları ne ettiklerini değil, kendilerini bu kimlikle tanımlamaya başlamalarını uygun bulmuyorum...


Selam dostum, burada hiçbir fikri diğerinden sempatik hale getirme veya bir eğilimi diğerlerinden masum gösterme gibi bir gayem yok ancak herkesin malumu olduğu gibi son 10-15 yıldır insanların hayatlarına karışma, insanların hayatlarına yönelik fikir empoze etme çabası çok yaygın hale geldi. Bu bizi her anlamda kısıtlıyor. Dijital çağ bize daha önce duymadığımız veya görmediğimiz çok yeni bilgiler sağladı. Bugün Türkiye'de hayvana tecavüzden 9 yaşında evliliğe kadar geniş bir yelpazede ahlakı çıkmazların içerisinde bulunuyoruz. Ortaya çıkan vakalar ahlakımızın zaten sağlam temeller üzerinde durmadığını gösteriyor. Yani burada eşcinsel yönelimlerin artması ile ve Anadolu ahlakının bozulması arasında pozitif bir korelasyon yok.

Son cümlen kıymete değer, burada da azınlık yaklaşımı önemli rol oynuyor. Bir kimlik edinebilmek önem arz ediyor azınlıklar için. Toplumda barınabilmenin önemli kriterlerinden birisidir bu. Bu insanlar yıllardır var ancak hastalıklı bireylermiş gibi muamele ediliyordu.
 
Ötekiler kavramı bu ülkenin temel sorunu maalesef. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak kendisi gibi olmayan, düşünmeyen veya görünmeyen kişilere karşı sergilenen davranışlar çoğu zaman ülkemiz içinde rahatsız edici boyutta olmuştur.
Daha önce defalarca yazdım ve yineliyorum, bu ülkenin en temel sorunlarından birisi toplumsal normlar.
Temel özgürlükler kapsamında yaşamda varoluş mücadelesi verse de insanlar, yine de dışlanma konusundan muzdarip, yaşadığımız coğrafyada farklı bir şey beklemek mümkün değil.
Herhangi birilerine rol model olacak kişiler olmadığı için bence sorun teşkil etmiyorlar.
Bastırılmış duyguları ile yaşayan kişilerin bu tür durumlar karşısında şiddetle karşı çıkıp veya saldırgan tavırlar sergilediği de sosyoloji de geçer :)
Toplumda daha önemli yüzlerce sorun var ve asıl odaklanmamız gereken konuları çoğumuz kaçırıyor. Yaşanabilir bir dünya ve gelecek için insanların yaşamı ve içinde bulunduğu sosyal ve cinsel konulardan çok temel insan eğitimi ve davranışları üzerine bir şeyler yapmamız gerek.
 
Geri