M
MechuL
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Sene 2004.
11 yaşındayım.
Evin büyükleri komşuya gitmiş.
Evde sadece 14 yaşındaki abim ve ben.
Ve aklımızda harika bir fikir.
Hadi çikolata yapalım.
Bir çikolata için gereken bütün malzemeler hazır.
Sadece nişasta yok.
Bütün evde hummalı bir çalışma.
O nişasta bulunacak !
Derken balkonun köşesinde siyah bir poşet.
Ve işte içinde beyaz un gibi bir şey.
Herhâlde nişastadır ne olacak ki başka?
İyi de bu niye siyah bir torbada ve balkonun bir köşesindeki ?
Neyse ne boşver biz çikolatamızı yapalım...
Ve belli bir süre sonra bir tencere çikolata hazır.
Ve tabii ki iki büyük yemek kaşığı da.
Çikolataya dalınır.
Tatta bir fark yok.
Çokta güzel olmuş.
Ama bir kaşik yedikten sonra 5 dakika beklemek gerekiyor.
Yaklaşık yarım saat sonra tencerenin yarısı biter.
Ama iki çocukta perişan..
Anne-Babanın eve geliş saati yaklaşır.
Ve çocuklar doğru mutfağa.
Anne kızmasın diye mutfak hiç bir şey olmamışçasına temizlenir.
Yarım kalan çikolataysa çöpe dökülür.
Anne geldikten sonra çöpe bir şey atacakken çikolatayı farkeder.
Çocukları çağırır yanına.
Önce biraz sert baktıktan sonra gülümser.
Gurur duyar çocuklarıyla..
Nasıl yaptıklarını anlattırır çocuklarına.
''Nişastayı da üstüne döktük''lafını duyunca bir garipser.
Nereden bulduklarını sorar.
Balkon lafını duyunca koşarak balkona gelir.
Ve yarısı bitmiş poşete bakar.
İçi tamamen alçıyla dolu olan poşete..
Çocuklar bütün bir gece midelerine kaçak kat çıkıyorlarmış meğerse..
Çocuklar hemen hastaneye götürülür.
O gece hastanede kalınır.
Ve bir kaç günlük karın ağrısıyla biter bu olay..
Evet buradan çıkaracağımız ders, çikolata diyince gözünüz dönmesin hemen.. :p
11 yaşındayım.
Evin büyükleri komşuya gitmiş.
Evde sadece 14 yaşındaki abim ve ben.
Ve aklımızda harika bir fikir.
Hadi çikolata yapalım.
Bir çikolata için gereken bütün malzemeler hazır.
Sadece nişasta yok.
Bütün evde hummalı bir çalışma.
O nişasta bulunacak !
Derken balkonun köşesinde siyah bir poşet.
Ve işte içinde beyaz un gibi bir şey.
Herhâlde nişastadır ne olacak ki başka?
İyi de bu niye siyah bir torbada ve balkonun bir köşesindeki ?
Neyse ne boşver biz çikolatamızı yapalım...
Ve belli bir süre sonra bir tencere çikolata hazır.
Ve tabii ki iki büyük yemek kaşığı da.
Çikolataya dalınır.
Tatta bir fark yok.
Çokta güzel olmuş.
Ama bir kaşik yedikten sonra 5 dakika beklemek gerekiyor.
Yaklaşık yarım saat sonra tencerenin yarısı biter.
Ama iki çocukta perişan..
Anne-Babanın eve geliş saati yaklaşır.
Ve çocuklar doğru mutfağa.
Anne kızmasın diye mutfak hiç bir şey olmamışçasına temizlenir.
Yarım kalan çikolataysa çöpe dökülür.
Anne geldikten sonra çöpe bir şey atacakken çikolatayı farkeder.
Çocukları çağırır yanına.
Önce biraz sert baktıktan sonra gülümser.
Gurur duyar çocuklarıyla..
Nasıl yaptıklarını anlattırır çocuklarına.
''Nişastayı da üstüne döktük''lafını duyunca bir garipser.
Nereden bulduklarını sorar.
Balkon lafını duyunca koşarak balkona gelir.
Ve yarısı bitmiş poşete bakar.
İçi tamamen alçıyla dolu olan poşete..
Çocuklar bütün bir gece midelerine kaçak kat çıkıyorlarmış meğerse..
Çocuklar hemen hastaneye götürülür.
O gece hastanede kalınır.
Ve bir kaç günlük karın ağrısıyla biter bu olay..
Evet buradan çıkaracağımız ders, çikolata diyince gözünüz dönmesin hemen.. :p