Nerde, ne zaman, nasıl başladı bilmiyorum.
Mazi derin, hikayesi uzun, başlangıcı belirsiz bir vurgun bizimkisi.
Hani derler ya ' doğuştan sevdalı'
Doğuştan mı bilmiyorum
Ama kendimi bildim bileli içindeyim bu sevdanın.
Beşik kertmesi yada berdel de değil,
Tâ Kalû Belâ'dan yazılmış kaderimiz.
Hangi yaşta, hangi zamanda, hangi mekanda olursam olayım fark etmez
Hep gönlümde, hep aklımda, hep yanımda oldu.
Kah gülerken, kah ağlarken, kah buluşmalarda, kah özlerken
Hep ama hep o vardı yanımda..
En samimi arkadaş, en sıcak dost, en sadık sırdaş oldu bana..
Ezelden sonsuza bir aşk bizimkisi..
Bilmem son nefesle biter mi?
Şayet nasip olursa cennete düşersek ikimizde
İstemem Kevser şarabı, bana çayım yeter.
İlk aklım ermeye başladığında annem tanıştırmıştı bizi..
Yıllarca annemin o cennet ellerinde ısındık birbirimize.
Sonra çocukluk ve gençlik yaşlarımda babam kaynaştırdı bizi.
Dem tutmak nedir, gareri nedir, usulü nedir babamdan öğrendik.
Baba ocağı, baba öğüdü, baba disipliniyle demlendikçe demlendik.
Artık hayata birlikte göğüs geriyoruz.
Hayatın iyi kötü, kolay zor, tatlı acı her anını birlikte yaşıyoruz.
Gün geldi benim gönlümü çayla en güzel yaşanan şehri çekti,
Bu isteğimi aşkıma, sevdama, yoldaşıma, sırdaşıma, çayıma açtım.
Meğer çayımda kendine en çok yakışan şehre, İstanbul'a hasretmiş
Ama dillendirmemiş, belki de benim dillendirmemi istemiş.
Verdik kafa kafaya içimiz kıpır kıpır geldik İstanbulumuza..
Kolay değildi İstanbul'da aşkla yaşamak..
Geçim için gelsek kolaydı da, biz geçim için değil,
En güzel duygularımızı, en güzel duyguların yaşandığı
En güzel şehirde yaşamaya gelmiştik.
Yılmadık, verdik elele, gönül gönüle..
Sabrettik, gayret ettik, dua ettik..
Belki çok halimiz vaktimiz yerinde hiç olmadı
Fakat en güzel günleri, en acı günleri, en huzurlu, en sıkıntılı günlerde de
Bir olmayı, beraber olmayı hep bildik.
Kah evde, kah Üsküdar'da
Kah Pier Loti'de, Kah Eyüp'te,
Kah Pala Dayı'da, Kah Duran Emmi'de,
Kah dostlarla, kah yalnız başımıza
Her fırsatta en güzel aşkları yaşadık doya doya..
Benim içinde, çayım içinde en özel yer hep Üsküdar oldu.
Aşkın en güzelini, aşkın en güzel yaşandığı yerde yaşadık.
Kalabalıkları pek sevmedik
Çünkü hep başbaşa olmaktı arzumuz.
Yağmurda, karda, baharda, yazda,
Bazen sabahın seherinde güneşin ilk ışıklarında
Bazen akşamın melteminde gün Üsküdar'da yangın çıkartırken.
Ben, çayım ve Kız Kulesi, muhteşem üçlü olduk hep..
Sigaramız eşlik etti birde çoğu zaman.
Çok fazla bir beklentimiz yoktu hayattan, insanlardan
Bizbize olmak bize en büyük huzurdu.
Çayımın sıcaklığı ısıttı içimi, ellerimi..
Çayımın aşk tüten dumanı karıştı üşürken çıkan buğuma
Ve içerken sigara dumanıma..
En mis kokularını sindirdi üzerime,
Mis gibi dem kokusunu çektim içime doya doya..
Aşk kırmızısı rengiyle dudak payında buluştuk dem ile..
En güzel tadlarını sundu bana şeker tadında..
En zarif, en naif, en çekici haliyle ince belli bardağında..
Mis dokulum,
Al yanaklı demim,
Sıcacık yarim,
Aşk tüten sevgilim,
Seni çok seviyorum..
Allah bizi cennette bile ayırmasın çayım..
Muhammet Hamdullah Doğan
Mazi derin, hikayesi uzun, başlangıcı belirsiz bir vurgun bizimkisi.
Hani derler ya ' doğuştan sevdalı'
Doğuştan mı bilmiyorum
Ama kendimi bildim bileli içindeyim bu sevdanın.
Beşik kertmesi yada berdel de değil,
Tâ Kalû Belâ'dan yazılmış kaderimiz.
Hangi yaşta, hangi zamanda, hangi mekanda olursam olayım fark etmez
Hep gönlümde, hep aklımda, hep yanımda oldu.
Kah gülerken, kah ağlarken, kah buluşmalarda, kah özlerken
Hep ama hep o vardı yanımda..
En samimi arkadaş, en sıcak dost, en sadık sırdaş oldu bana..
Ezelden sonsuza bir aşk bizimkisi..
Bilmem son nefesle biter mi?
Şayet nasip olursa cennete düşersek ikimizde
İstemem Kevser şarabı, bana çayım yeter.
İlk aklım ermeye başladığında annem tanıştırmıştı bizi..
Yıllarca annemin o cennet ellerinde ısındık birbirimize.
Sonra çocukluk ve gençlik yaşlarımda babam kaynaştırdı bizi.
Dem tutmak nedir, gareri nedir, usulü nedir babamdan öğrendik.
Baba ocağı, baba öğüdü, baba disipliniyle demlendikçe demlendik.
Artık hayata birlikte göğüs geriyoruz.
Hayatın iyi kötü, kolay zor, tatlı acı her anını birlikte yaşıyoruz.
Gün geldi benim gönlümü çayla en güzel yaşanan şehri çekti,
Bu isteğimi aşkıma, sevdama, yoldaşıma, sırdaşıma, çayıma açtım.
Meğer çayımda kendine en çok yakışan şehre, İstanbul'a hasretmiş
Ama dillendirmemiş, belki de benim dillendirmemi istemiş.
Verdik kafa kafaya içimiz kıpır kıpır geldik İstanbulumuza..
Kolay değildi İstanbul'da aşkla yaşamak..
Geçim için gelsek kolaydı da, biz geçim için değil,
En güzel duygularımızı, en güzel duyguların yaşandığı
En güzel şehirde yaşamaya gelmiştik.
Yılmadık, verdik elele, gönül gönüle..
Sabrettik, gayret ettik, dua ettik..
Belki çok halimiz vaktimiz yerinde hiç olmadı
Fakat en güzel günleri, en acı günleri, en huzurlu, en sıkıntılı günlerde de
Bir olmayı, beraber olmayı hep bildik.
Kah evde, kah Üsküdar'da
Kah Pier Loti'de, Kah Eyüp'te,
Kah Pala Dayı'da, Kah Duran Emmi'de,
Kah dostlarla, kah yalnız başımıza
Her fırsatta en güzel aşkları yaşadık doya doya..
Benim içinde, çayım içinde en özel yer hep Üsküdar oldu.
Aşkın en güzelini, aşkın en güzel yaşandığı yerde yaşadık.
Kalabalıkları pek sevmedik
Çünkü hep başbaşa olmaktı arzumuz.
Yağmurda, karda, baharda, yazda,
Bazen sabahın seherinde güneşin ilk ışıklarında
Bazen akşamın melteminde gün Üsküdar'da yangın çıkartırken.
Ben, çayım ve Kız Kulesi, muhteşem üçlü olduk hep..
Sigaramız eşlik etti birde çoğu zaman.
Çok fazla bir beklentimiz yoktu hayattan, insanlardan
Bizbize olmak bize en büyük huzurdu.
Çayımın sıcaklığı ısıttı içimi, ellerimi..
Çayımın aşk tüten dumanı karıştı üşürken çıkan buğuma
Ve içerken sigara dumanıma..
En mis kokularını sindirdi üzerime,
Mis gibi dem kokusunu çektim içime doya doya..
Aşk kırmızısı rengiyle dudak payında buluştuk dem ile..
En güzel tadlarını sundu bana şeker tadında..
En zarif, en naif, en çekici haliyle ince belli bardağında..
Mis dokulum,
Al yanaklı demim,
Sıcacık yarim,
Aşk tüten sevgilim,
Seni çok seviyorum..
Allah bizi cennette bile ayırmasın çayım..
Muhammet Hamdullah Doğan