BİR AT HİKAYESİ
Bir arkadaşım bir şey anlattı, gülmekten yerlere yattım, size de anlatayım dedim. Belki siz de benim gibi bilmiyorsunuzdur bu durumu.
Arkadaşım at yetiştiriyor. Bazı atlar sıkılırmış. Diğerlerine göre daha sıkılgan olan bu atlar bulundukları ahırda dönmeye başlayınca bunların yanına bir arkadaş gerekirmiş.
Arkadaş ne peki? Keçi! Evet, meğer atların yanına sıkılınca arkadaş olarak keçi verilirmiş. Niye köpek değil? Niye kedi değil? Öyle işte. Atlar keçi seviyormuş.
Bu arkadaşım da sıkılan bir atı için bir keçi almış. Koymuşlar ahıra, at kendine gelmiş. Artık dönmüyormuş, keyfi yerindeymiş.
Hatta kendilerince tuhaf oyunlar geliştirmişler. Bir gün ahırdan tuhaf keçi sesleri gelince arkadaşım koşup yakalamış atı:
At, tutmuş dişleriyle kuyruğundan, keçiyi havada çeviriyormuş. Böyle bir eğlence anlayışı.
Fakat gel zaman git zaman keçi ile at fazla yakınlaşmışlar ve keçi attan ayrılmaz olmuş, at da keçiden.
At nereye giderse keçi de peşinde. Bu durum diğer atları korkutmaya başlamış. Keçi her meydana çıktığında atlar korkudan deli oluyor, oraya buraya saldırıyormuş.
Bunları birbirinden ayırmaya kalkmışlar fakat keçi intihar benzeri hareketlere girişmiş. Bu sefer bırakmışlar atı keçinin derdine düşmüşler. Veterinere gidilmiş, keçi bakıma alınmış.
Ayrı yer yapılmış, özel yemler, özel bakım vesaire keçinin keyfi gıcır yani.
Fakat keçiyi büsbütün denklemden çıkarmak da mümkün değil. Bir gün atın yarışa gitmesini fırsat bilip keçiyi kaçırmışlar ve bir seyise vermişler.
Elbette bu kadar nüfuzlu bir keçinin bir hafta sonra seyis tarafından kesilip yeneceği kimsenin aklına gelmemiş.
ECE TEMELKURAN
Bir arkadaşım bir şey anlattı, gülmekten yerlere yattım, size de anlatayım dedim. Belki siz de benim gibi bilmiyorsunuzdur bu durumu.
Arkadaşım at yetiştiriyor. Bazı atlar sıkılırmış. Diğerlerine göre daha sıkılgan olan bu atlar bulundukları ahırda dönmeye başlayınca bunların yanına bir arkadaş gerekirmiş.
Arkadaş ne peki? Keçi! Evet, meğer atların yanına sıkılınca arkadaş olarak keçi verilirmiş. Niye köpek değil? Niye kedi değil? Öyle işte. Atlar keçi seviyormuş.
Bu arkadaşım da sıkılan bir atı için bir keçi almış. Koymuşlar ahıra, at kendine gelmiş. Artık dönmüyormuş, keyfi yerindeymiş.
Hatta kendilerince tuhaf oyunlar geliştirmişler. Bir gün ahırdan tuhaf keçi sesleri gelince arkadaşım koşup yakalamış atı:
At, tutmuş dişleriyle kuyruğundan, keçiyi havada çeviriyormuş. Böyle bir eğlence anlayışı.
Fakat gel zaman git zaman keçi ile at fazla yakınlaşmışlar ve keçi attan ayrılmaz olmuş, at da keçiden.
At nereye giderse keçi de peşinde. Bu durum diğer atları korkutmaya başlamış. Keçi her meydana çıktığında atlar korkudan deli oluyor, oraya buraya saldırıyormuş.
Bunları birbirinden ayırmaya kalkmışlar fakat keçi intihar benzeri hareketlere girişmiş. Bu sefer bırakmışlar atı keçinin derdine düşmüşler. Veterinere gidilmiş, keçi bakıma alınmış.
Ayrı yer yapılmış, özel yemler, özel bakım vesaire keçinin keyfi gıcır yani.
Fakat keçiyi büsbütün denklemden çıkarmak da mümkün değil. Bir gün atın yarışa gitmesini fırsat bilip keçiyi kaçırmışlar ve bir seyise vermişler.
Elbette bu kadar nüfuzlu bir keçinin bir hafta sonra seyis tarafından kesilip yeneceği kimsenin aklına gelmemiş.
ECE TEMELKURAN