Bir Akşamüstü Yalnızlığı.

Konu sahibi son olarak 4449 gün önce görüldü
"Şu içimdeki kuyumudur konuşan, hiç çekinmeden
Yıllarca susayışlarımı biriktiren de birden kuruyan
Susamış bir çiçeğe faydam olmuş mudur
İşte bazen bunun derdine düşerim.
"

Yağız Gönüler​
 
"Acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
Ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
Çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
Bir yastık arıyorum kuş seslerinden
Mühim değil sonrası.
"

İbrahim Tenekeci
 
"Seni kırdığım yerden beni de kırdılar,
Ben hiçbir cümleyle ağlayamam artık seni."

Birhan Keskin
 
"Öyle çok sev ki beni
Sen gittikten sonra da
Yetsin bana."


Haydar Ergülen
 
"Derinden bir düşkırıklığı benimkisi. Geçen her gecenin leyle-i kadr, karşılaştığım her kişinin Hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum. Böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum. Evet, bizzat kendim bir düşkırıklığıyım, kırık bir rüyayım ben. Ve hepimiz öyleyiz."

İsmet Özel​
 



Gitme sırası kalbine geldiğinde alır kalemi susa susa yazarsın
dert bu ya söyletir..

Herhangi bir gecenin koynunda suyla ihanete uğramış bir kadeh rakı varsa
nefretle aşkı meze yapıp yuvarladınmı dibine
''Gel keyfim gel'' diye bir şarkı düşmez insanın diline..

''Hiç bir yara hiç bir zaman tam olarak iyileşmez'' derken
haybeye konuşmamış Yılmaz Abi..

Sen kalbimden geçtin sırtımı parçalayıp çıkan kurşun misali..
Sen bana benimle ihanet ettin!

Gözlerinde beş vakit aşk kılmaya niyetlenmiştim oysa.
Ama herşey birbirinin aynısı.
Bu şarkıya ağlamıştım daha önce mesela
kendimi şarkılara rakıya ve hüzünlere vurmak
en nadide alışkanlık bünyemde.
O gün de böyleydi işte
birileri kapımdan inadına yeni bir gece daha atarken
yapmayın diye avaz avaz susmuştum
sonra sen gitmiştin
ben çaresiz..
Hayat işte..

Başımı ellerimin arasına alıp ne yapsam başa çıkılmayan silüetin cebimde
cebin ve cepkenin delik olmadığı aşikar üstelik.
Bir nevi yürünmüyor yüreğimde eski sen'lerin leşinden..
Ahh içimdeki kamyon..

Biliyorum konuşacak bir şeyimiz kalmadı artık
zamanlar haindir ama
sen yine de en güzel anılarımızı kap gel yanıma demeyeceğim
yüzündeki pavyon sarışını ihanete sövmeyeceğim
ömrümden düşe kalka sildin kendini.

İşte bu yüzden suskunken çıldırmayı biriktirmem
işte bu yüzden kalbim kalbinin kapılarını çarparak gitmek istiyor şimdi!

Ellerin aşkı kaçmış senin gözlerine..
Bu defa ''bana'' müsade..
 
İçimde yokluğunda söylediğim şarkının
Sessiz sedasız adımları var...
Senin de dinlediğin
Lakin senin için dinlediğinden habersiz olduğun
Bilindik bir şarkı işte...

Kimbilir kaç kere o şarkıyı başa sarıp dinledin ?
Benim duygularımı başa sarıp yüreğimle hesaplaşmam gibi
Kimbilir kaç defa sebebsiz
Benim olmadığım diyarlara dalıp gittin ?
Ve kimbilir kaç kere teğet geçtin duygularımı ?

Sen duygularımdan
Ben yüreğinin sahibinden habersiz
Kaç geceyi sabaha kavuşturamadım haberin var mı ?
Sen yatağında rüyalara dalarken
Ben kaç kere saatlere savaş açtım ?

Olmazlara sığdırdığım yüreğim şimdi derbeder..
Yaklaşmaktan korktuğum cennetin gözlerimi ağlatan bir şehir...
Gönlüme akıtttığım sonra yasakladığım sevgin
Benibugünüme zincirleyen aşılması zor deli bozgun bir nehir...

Ben “ sen “ olmamışken
Sen “ ben “ değilken
Özlemin bu denli yakıyorsa içimi
“Biz “ olduğumuzda sevdanla kardeş olacak özlemin hesabını gel sen tut..!
Dermanım bildiğim aşkını
Bitmelere mahkum etmenin sancısını
Doğmadan gömdüğüm sevdanın verdiği acıyı ben hesaplarım...
Aşkınla yokluğunu çarparkanarım..
Varlığınla sensizliğimi toplaryanarım...
Kanaya kanaya
Yana yana seni bana yasaklarım...
Senden kaçarkenaşkına koştuğumu
Aşkından kaçarken sana coştuğumu anlamam bile

Sevmenin sırası olmaz bilirsin
Ama seni sevmenin sırası değil işte
Bu yüzden yasaksın yüreğime
Bu yüzden gecesin gündüzüme

. . .

Ruhunadokunuşunabakışına muhtaçken
Yasakladığımsın işte
Sen yasak
Sevmek yasak
Seni sevmek yasak yüreğime
Sorma sakın bana “ neden..? ” diye..
Sevmenin sırası olmaz bilirim
Ama seni sevmenin sırası değil
Değil işte..!
 
Kendime yetemediğim zamanlarda hep ''ben buradan nasıl çıkacağım'' iç sesi,
Bunu da içimde, biraz daha volümlü tekrarlıyorum;
''BEN BU ADAMI İÇİMDEN NASIL, NEREYE ATACAĞIM ?''
''peki kendimi ben, kendimi buraya nasıl yakıştıracağım'' kaygıları.
Aslında ben kendime hiç hissetmiyorum, hep eksiğim biraz.
Tamamlanmayı bekleyen bir cümle gibi yarım, düşük.
Şık durmayı isterim ben, bir cümlede, bir şarkıda, bana ayrılmış bir sinema koltuğunda, başımla bir adamın göğsünde şık durmak isterim.
Ki tek bir yolum olsa, bu kadar beklemezdim susmayı karşısında titreyerek, dizlerimin bağına çöreklenmiş filleri bu kadar umursamazdım, var gücümle sarılamak için, beni gülümserken hatta ağlarken görsün diye tek bir saniye beklemezdim.
İçim nem almazdı bu kadar, belki bu kadar örtünmeyi toprakla istemez ve henüz gözlerimi aralamadan ''neden yapamıyorum''u sorgulamazdım.
İnsan yapmak istediği şeyleri ekseriyetle yapamıyor çünkü, çünkü yaşam böyle yapışıyor insanın yakasına.
Bu yüzdendir içimizde ne var ne yok koymak için masaya, alkolden medet ummak.
İnsan sarhoşken ağlayacağı yerleri kendisi seçemiyor.
Ordunun içinde de olsan, ağrılıysa yaşamın ve göğsün seyiriyorsa çokça, o an masa ile dirsek teması kurup ağlamaktan daha uygun bir eylem yoktur.
Şarap benim içimdeki tsunami'yi çıkarıyor meydana, içimdeki kopkoyu siyahları.
Böylelikle yazmak için bir sürü neden buluyorum kendime, kalabalıkların arasından kendimi derin dehlizlere atıyorum, orada birikiyorum geceden sabaha..
Anlatamıyorsa insan yazmak bu yüzdendir.
İnsan yaşayamıyorsa, yazmak bu yüzdendir.
İnsan yazıyorsa, beyninde tepinip duran fillerdendir, içindeki cücelerden, sesinin çatalı dahi kırılıyorsa insanın hepsi yaşam ağrısındandır.
''BEN AĞRIYORUM''
Duyuyor musun ?
Sanki çok romans laflar işitmişim de mahçup oluveriyorum karşısında her ne söylerse, o an yüzümü gizleyecek tek bir bulut yoktur gökyüzünde, tek bir nedenim yoktur acziyetimi bir nebze olsun gidermek için zihnimde dünyanın en güzel yeri bellediğim koynuna sokulmak için.
Böylelikle hiçbir sebebim yoktur, güneşli bir haziran sabahında, aralık 15 hissetmemek için.
Öyle ağır, öyle küçücük ve unufak olmamak için tek bir nedenim yoktur.
Daha fazla anlamsızlaşmamak için başka bir yolum..
Tüm bunları zihnimden yazıya dökerken gecenin yarısını da yemişimdir.
Belki de sen, ne kadar şanslı olduğundan bir haber olan çarşafına dolanmış sabaha anımsanmayacak rüyalar görüyorsundur, belki de ben rüyanın bir noktasında belirmişimdir, hatırlanmayacak olsam da, seni öpmüşümdür belki
Yaşamının en ağrılı yerlerinden..

Ezel Roz Manaz
 



Yalnızca sen diyorsam ve dilimin uhdesi adını durmadan ikrar etmekse... Gerdanının kokusunu kutsal belleyip her fırsatta boynunu tavaf etmek istiyorsam...

Ateş delisi pervaneler gibi dönüyorsam gözlerinin çemberinde...

Ab-ı hayat'a zehir diyerek zem ediyorsam; susuzluğuma sahralarda su arıyorsam!
ve susuşlarım sürç-i lisan edip kelimelere kan tükürüyorsa!

Bilesin;

bütün mesele "ucuza" gitmemekte...
Bana aşk olan "sade" sensin.

Halis Karabenli


 
"Gelmiyor içimden, geldiğim o yerler
Saydım, sonsuz soru işaretleri gözlerimde
Bir dizeyle tekerrür etti tarih:
Geçmiş, gelip geçti, bin günlük yüktü."

Yağız Gönüler, Dünyanın Bütün Ağrı Kesicileri
 
"Sana da başkalarına da yetecek kadar sus ki,
Susuşun nara olsun, konuşman çare olsun.
Susmayı çınarlardan öğren, başları göğe eren,
Köklerini şehrin ta bin yıl derinlerine süren."

Cahit Koytak, Susma Sanatı
 
"Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
Ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla."

İsmet Özel, Sebeb-i Telif
 
"Ne kaldı geriye kendime dair söylediklerimden,
Sahte hazineler sakladım boş dolaplarda."


Paul Eluard
 
"Neyiz ki biz zaten?
Anılar, ve anılar, ve anılar, ve unutmalar, ve unutulmuşluklar…"


Oruç Aruoba
 
"Acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda,
Ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
Çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
Bir yastık arıyorum kuş seslerinden
Mühim değil sonrası.
"

İbrahim Tenekeci
 
564088_219527974887236_223336954_n.jpg
 
"Eğilip kalbimi dinlemek istiyorum ya, bazen,
öylesine uzağındayım ki!"

Nuri Pakdil
 
Geri