Bin Asırlık Paranoya

Konu sahibi son olarak 2625 gün önce görüldü
Bin Asırlık Paranoya

Yaşamak dediğin
Astarı yüzünden pahalı bir aşk değil mi?
Aç domuzlar gibi kurcalar insanın beynini
Hınzır gülümseyen hayali rüyasına sığmaz sevgilinin

Bir yalnızlık ormanında
Gölgesinden kaçan bir kuyruğu tenekelidir zaman

Sus ve dinle ey yüreğim
Ağaçlar onu fısıldıyor yine
Eli tırpanlı kara birileri
Peşini bırakmıyor bir türlü

Her ağaç ona benziyor
Her budağında onun gözleri
Bir ağacın dalı kadar elleri var onun
Boğazını sıkan hep onun elleri


Ölünce mezar taşı olmaz garibin
Faili meçhulü olacak gölgesi
Gözleri fal taşı tüyleri diken diken
Gölgesi kovaladıkça
Uykuları kaçıyor biçarenin

Yaşamak dediğin
Astarı yüzünden pahalı bir aşk değil mi?
Gökte yıldızını tüketmiş puslu bir ay ile
Yüzünden yüzsüzlük akıyor gecenin


Ahmet Zekai Yıldız
 
Geri