biliyorsun bir zamanlar

Konu sahibi son olarak 299 gün önce görüldü

la nasıl bi başlık koysam bilemedim. ben de müzik klasörümü açtım, gözüm kapalıyken rastgele bi şarkıya tıkladım, hangisi denk gelirse günlüğe o şarkının adını koyucam dedim bu denk geldi.
bu arada tüm notlarım açıklanınca kendimle ilgili müthiş bi şey fark ettim: çalışınca yapabiliyomuşum. erken oldu fark etmem. la son açıklanan notlarımın hepsi süper ama vizeler pek iç açıcı olmadığı için ortalama notlarla geçmişim hep. vizeler azcık daha yüksek olsaymış süper olurmuş. neyse, bahar döneminde hep daha çalışkan oluyorum zaten. ikinci dönem benim için çok daha güzel geçecek diye ümit ediyorum.
iyi notlar almışım almasına ama sevinemiyom. çünkü ölücem galiba. dün gece gördüğüm rüyanın tabiri öyle diyo. şimdi detaya inmek istemiyorum, ağlıyodum rüyamda. sabah tabirine baktım, "ağladıktan sonra gülmek ecelinizin yaklaştığına delalettir" diyo. :'(( güldüğümü hatırlamıyorum ama bi tedirgin oldum, lan gülmüş müydüm? neyse anlatayım. rüyamda ilkokuldayım. sinirimi bozan bi çocuk vardı, ben de beni çok seven öğretmenlere şikayet ediyodum onu. onlar da çocuğu disipline veriyolardı. KESİN KIS KIS GÜLMÜŞÜMDÜR. çünkü hep zarara gülerim. :'((( sonra anneme anlattım, "sence ölür müyüm?" dedim. önce güldü sonra bastı eksiyi. "saçmalama allah korusun!" dedi. ben ölmek için can atıyorum sanki anasını satayım, rüya tabirinde öyle yazıyo ben napiyim. inşallah ölmem ama ölürsem nasıl ölürüm onu düşünmeye başladım ben de. trafik kazası, yangın, zehirlenme, vurulma, balkondan düşme ya da yolda yürürken kafaya saksı düşmesi şeklinde olabilir. lan vallahi ölmeyeceksem de "acaba cidden ölür müyüm" diye düşünmekten can vericem. :'( la inşallah ölmem ya, daha buenos aires'i bile görmedim. onu bırak haluk bilginer'i bile görmedim. ölürsem çok ayıp olur.
 
lisedeyken bi sabah derse 15 dk. geç kalmıştım, aynı gün anneme "kızınız okula yarım gün gelmedi" mesajı gitmiş ben okuldayken. akşam annem suratı sirke satar bi vaziyette okula neden gitmediğimi sordu. ben de uyuyakaldığımı ama dersi kaçırmadığımı söyledim. yok yazılmıştım sadece. "kızım senden bi bok olmaz" demişti. çoktan unutmuştur bu mevzuyu ama ben unutmuyorum.
annemin şöyle bi huyu var; onun için dersi kaçırıp kaçırmamamdan ziyade yok yazılmış olmam mesele. disiplin delisi çünkü. mesela hastalanıp okula gitmezdim, devamsızlık hakkım olmasına rağmen okula rapor götürmemi isterdi. ilkokulda öğlenciyken ödevlerimi ertesi sabah yapayım derdim, "yemekten sonra bitir bırakma yarına" derdi. bi kere bi sınavdan 60lı bi not aldığımı hatırlıyorum, tüm gün suratını asmıştı. la komşuya oturmaya giderdik, evde bi ton çoluk çocuk deli gibi oyun oynarlarken annem bana "sen yanımda otur canım" derdi.
ilkokulda bi gün sınıfça pikniğe gittik, o ara da sınıfta çok hoşlandığım bi çocuk var. ilk aşkım. çocukla aramız çok iyi, kamkiyiz yani. :p annem de çok seviyo çocuğu. çocuğun annesi de bana tapıyo resmen. annemin yanında bana "seni ben oğluma alıcam, çok seviyorum seni" dedi. o an çok utanmıştım ama kadının neden beni oğluna almak istediğini şimdi anlıyorum. la annem yüzünden sınıfın en çalışkan öğrencisiydim. o kadının da oğlunda iş yoktu ve o da annem gibi başarı delisiydi. beni o yüzden çok seviyodu.
ama böyle böyle bittim lan ben. annem sayesinde ruh hastası oldum. şimdi onun eski halinden eser yok ama bu sefer de ben hiçbir işimi erteleyemiyorum. şimdi de o "kızım çok çalıştın, ara ver fazla yüklenme kendine" falan diyo ama imkanı yok. mesela hiçbir buluşmamda "bekleten" olamadım ben. her zaman dakikalar öncesinden buluşma yerinde oldum. bu kadar takıntılı, bu kadar dakik, bu kadar paronayak olmam annemin eseridir. aro anne.
 
dün akşam babamla serra yılmaz'ın cnn'deki yeni yemek programını izliyoduk. ata demirer'le özge borak konuktu. makarna yiyolardı. serra yılmaz sürekli bi şeyler anlatıyo ama anlamıyorum. entel muhabbetine pek alışkın değilimdir de. sonra "seninle bi anım var onu anlatayım" dedi ata demirer'e. bi gün serra yılmaz, demet akbağ ve özge borak yemek masasında otururlarken telefonda kelimelik oynuyolarmış. ata demirer "yeter artık benimle sohbet edin ben de buradayım" demiş.* serra yılmaz bunu anlatırken çok eğlendi. baya iyi anı bence.
*anlamayan olduysa anı burada bitiyo arkadaşlar.
 
bu dönem sanat eğitimi diye bi dersimiz var. giren hoca müthiş bi insan. adam bugün masanın üstüne çıkıp kendisi açtı projeksiyonu. öğrencilerden birine de rica edebilirdi ama yapmadı. insanlarla ilişkilerimde böyle ufak tefek şeylere çok dikkat ederim. çok takdir ettim. tavırlarından zaten ne kadar kibar ve beyefendi olduğu belliydi de, o an büyük saygı duydum adama. zaten bu güzel sanatlar ve konservatuvardan derslere gelen hocalarda fark ettiğim bi şey var, diğerlerinden çok farklı bakıyolar dünyaya. sanatla ilgilenen insan cidden bambaşka.
bu arada sunum yapacağım kitabı almak için çarşıya indim bugün. devlet reis gelmiş, mitingi vardı. seviyorum la o adamı ben. samimi biri olduğuna inanıyorum. fazla kalamadım ama, çok başım ağrıyodu, alacağım birkaç şeyi alıp döndüm. bu arada dolanırken şeye dikkat ettim, herkesin elinde halka tatlısı vardı. bahçeli mi dağıttırmış anlamadım. sonra yurda gelip metrodaki kavga olayını izleyince, sırrı süreyya önder'e menşın göndermeye karar verdim, "bana künefe ısmarlarsanız oyumu mhp'ye veririm ama kağıda 'selam kürdistan'a' yazarım." diycem kendisine. umarım teklifimi kabul eder.
 
Geri