İstanbul’daki Ayasofya Müzesi dünyada en çok ziyaret edilen müzelerden birisi. Doğu Roma döneminin 537 tarihinde İmparator Justinianus tarafından Anadolu’lu iki mimara yaptırılan bu büyük mabed
Kudüs’teki Süleyman tapınağından sonra bütün dünya mimarları tarafından hayranlıkla ve kıskançlıkla rekabet konusu edilmiştir. Ayasofya sadece mimari tasarım olarak değil
dışında ve içerisindeki birçok özelliği bakımından da merakla ve ilgi ile her zaman gündemde kalmakta. Buna rağmen Ayasofya hakkında hâlâ tam olarak bilinmeyen birçok nokta bulunmakta.
Bilinmeyen Ayasofya~
Günümüzdeki Ayasofya aynı yerde yapılan üçüncü Ayasofya’dır. İlk ikisi yapıldıktan sonra bu “Büyük Kilise” (Mega Ekklesia) yapılmıştır ve ilk adı Ayasofya değil
Büyük Kilise’dir. Uzun süre bu şekilde anılmıştır.
Ayasofya’nın ana binasından başka vaftizhanesi olduğu tahmin edilen iki bina daha var. Bunların şu andaki Ayasofya’dan daha eski yapılar olduğu öngörülür. Bunlardan birisi hazine binası olarak geçer ve kuzeydoğuda bulunur
diğer vaftizhane ise güneybatıda yer alır.
Ayasofya Doğu Roma Patrikhane Kilisesi’dir. St. Sinod Meclisi Ayasofya’nın güney cephesindeki koridorda yer alan odalarda toplanırdı.
İkinci Ayasofya’nın batı duvarı temelleri
bugün ayakta ve havarileri sembolize eden kuzularıyla gelenleri karşılar.
Ayasofya’nın içinde sadece Doğu Roma dönemi değil
Batı Roma döneminden
hatta Pagan dönemden kalma Anadolu uygarlıklarının ve Ortadoğu medeniyetlerinin değişik bölgelerinden getirilen eserler bulunmakta. Tarsus’tan İ.Ö. II. yüzyıla ait Güzel Kapı ve Helenistik döneme ait mermer küpler sadece birkaçı.
Ayasofya’nın saha zemini
eski binaların yıkıntılarıyla yükseltilmiş ve meydan birkaç kat medeniyet izleriyle yüksek bir kota ulaşmıştır.
Ayasofya sadece kilise papazlarını
patrikhane yöneticilerini ve rahipleri barındırmaz
avlusunda çok sayıda rahibenin yaşadığı bir de manastır bulunurdu.
Ayasofya’nın’nın avlusunda Osmanlı döneminde
bir sıbyan mektebi
bir muvakkithane
iki sebil
bir üç yüzlü çeşme
devasa orta şadırvanın yanında küçük duvar şadırvanı
bir büyük imaret
bir medrese
iki güneş saati inşa edildi.
Ayasofya’nın içindeki bazı parçalar değişik dönemlerde yerinden alınarak Türkiye dışına çıkarıldı. Bunlar bugün Avrupa’daki bazı müzelerde sergilenmekte.
Ayasofya’nın bahçesinde
üç büyük
bir küçük türbe bulunmakta. Aynı avlu içinde beş Osmanlı padişahı yatıyor. Bunların üçü ana kilise binasına
ikisi vaftizhane binasına kondu. Söz konusu padişahlar tahttan indirildiği için ayrı türbe yapılması düşünülmüş. Bir vaftizhanenin padişah türbesine dönüştürülmesi Ayasofya’dan başka yerde örneği görülmeyen bir olay.
Ayasofya’daki bütün mozaikler
insan figürleri içeren panolar
hepsi M.S. 842’den sonraki döneme ait. Daha önceki dönemlerdeki bütün eserler tasvir kırıcılık
yani ikonoklastik hareketle tamamen ortadan kaldırıldı.
Ayasofya’ya en büyük statik katkıyı
yıkılmasına mani olmak ve daha uzun süreli yaşatmak amacıyla büyük usta Mimar Sinan
payandalar inşa ederek sağladı.
Ayasofya Osmanlılar dönemindeki en büyük
en önemli ve en kıdemli camiydi. Devlet protokolünde
merasimlerde bir numara olma özelliğini sürdürdü.
Ayasofya Bizans imparatorlarının taç giyme mekânıydı. İmparator
Patrik tarafından orada karşılanıp
kilise naosundaki özel işaretli yerde taç giydirilirdi.
Avluda Osmanlı mimarisinde en büyük boyutta yapılan şadırvan bulunuyor.
İstanbul’daki en güzel çini örneklerinin görülebileceği yerlerdendir Ayasofya. Hünkar mihrabından kütüphaneye
türbe dışlarından içerilere kadar 16. ve 17. yüzyıl İznik Çinileri Ayasofya’yı süsler.
İstanbul’un en büyük boyuttaki binek taşı
yani protokol için hazırlanmış ata binme taşı
Ayasofya’nın önündedir.
İstanbul’daki bir cami içinde yer alan en büyük boyuttaki hat levhalar Ayasofya’dadır. Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin 7
5 m çapında sekiz tablosu ilgi çeker. Osmanlı padişahlarının en büyük ve en çok sayıda hat levhası yazarak hediye ettikleri cami Ayasofya’dır. (II.Mustafa
III.Ahmet ve II.Mahmut)
Eski bir Osmanlı ve İstanbul geleneği olarak sebillerinden su
şerbet
salep gibi içeceklerin ikram edilme özelliği
süren tarihi sebili olan tek müze burasıdır.
Mimar Sinan’ın en güzel ve en büyük boyuttaki türbe örneklerinden bir tanesi
Sultan II. Selim için yaptırılan türbe
Ayasofya avlusunda bulunuyor. Avludaki bu bölüme
padişah yakınlarından b[URL="http://www.tatliaskim.com/"]aşk[/URL]a kimse gömülmedi. Toplam 120 naaşın hepsi türbe içindedir.
Ayasofya’nın zemininin altında dehlizler
galeriler
küçük odalar bulunmakta ve insanların çok ilgisini çekmekte.
Osmanlı Padişahı’nın (Sultan Abdülmecit) mozaik malzemeden yapılma tuğrasının bulunduğu ve asıldığı tek yerdir.
Ayasofya’da son dönemde yapılan restorasyonlar sırasında 2009 yılı temmuz ayı itibariyle
mozaikten bir melek yüzü ortaya çıkarılarak bilim dünyasına ve müze ziyaretçilerine sunuldu..
Fatih tarafından alındıktan sonra
fethin işareti olmak üzere
“açma ve elinde bulundurma” anlamı taşıyan “Ya Fettah”lı musanna
maden dökümden kapı tokmakları sadece burada bulunur..
Ayasofya’nın kubbesinde Allah’ın yerlerin ve gökyüzünün nuru olduğunu belirten Kur’an’dan Nur Suresi ayet 35 yer almaktadır. Bu
bütün camiler içerisinde zeminden en yüksek noktada bulunan kubbeye yazılan bir ayettir.
Yekpare mermerden oyulan su küpleri antikçağlardan kalma. Küpleri
Bergama’dan buraya III. Murat getirtmiş.
Mimar Sinan’ın II. Selim için yaptırdığı türbeden sonra Hassa Başmimarı Davut Ağa III. Murat türbesini tasarladı. Türbenin kapısı ağaç işçiliğinin en seçkin örneklerinden olup aynı zamanda İstanbul’daki en güzel türbe kapılarından biridir.
Ayasofya’nın kubbesinde Allah’ın yerlerin ve gökyüzünün nuru olduğunu belirten Kur’an’dan Nur Suresi ayet 35 yer almaktadır. Bu
bütün camiler içerisinde zeminden en yüksek noktada bulunan kubbeye yazılan bir ayettir.
Halkın cami derslerine devam ederek kendini yetiştirmesi
kitapsever ve araştırmacıların faydalanması için bir padişahın binlerce cilt kitaplarını bağışlayarak ana bina içinde kütüphane yaptırdığı camidir.
Osmanlı döneminde genel eğitimin bir örneği olan cami derslerinin uygulandığı
ondan fazla sınıfıyla bağımsız maksureler halinde toplu ders yapılan
ilk defa seçmeli dersin okutulduğu ve açık öğretimin gerçekleştirildiği mekândır.
...alıntı
Bilinmeyen Ayasofya~
Günümüzdeki Ayasofya aynı yerde yapılan üçüncü Ayasofya’dır. İlk ikisi yapıldıktan sonra bu “Büyük Kilise” (Mega Ekklesia) yapılmıştır ve ilk adı Ayasofya değil
Ayasofya’nın ana binasından başka vaftizhanesi olduğu tahmin edilen iki bina daha var. Bunların şu andaki Ayasofya’dan daha eski yapılar olduğu öngörülür. Bunlardan birisi hazine binası olarak geçer ve kuzeydoğuda bulunur
Ayasofya Doğu Roma Patrikhane Kilisesi’dir. St. Sinod Meclisi Ayasofya’nın güney cephesindeki koridorda yer alan odalarda toplanırdı.
İkinci Ayasofya’nın batı duvarı temelleri
Ayasofya’nın içinde sadece Doğu Roma dönemi değil
Ayasofya’nın saha zemini
Ayasofya sadece kilise papazlarını
Ayasofya’nın’nın avlusunda Osmanlı döneminde
Ayasofya’nın içindeki bazı parçalar değişik dönemlerde yerinden alınarak Türkiye dışına çıkarıldı. Bunlar bugün Avrupa’daki bazı müzelerde sergilenmekte.
Ayasofya’nın bahçesinde
Ayasofya’daki bütün mozaikler
Ayasofya’ya en büyük statik katkıyı
Ayasofya Osmanlılar dönemindeki en büyük
Ayasofya Bizans imparatorlarının taç giyme mekânıydı. İmparator
Avluda Osmanlı mimarisinde en büyük boyutta yapılan şadırvan bulunuyor.
İstanbul’daki en güzel çini örneklerinin görülebileceği yerlerdendir Ayasofya. Hünkar mihrabından kütüphaneye
İstanbul’un en büyük boyuttaki binek taşı
İstanbul’daki bir cami içinde yer alan en büyük boyuttaki hat levhalar Ayasofya’dadır. Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin 7
Eski bir Osmanlı ve İstanbul geleneği olarak sebillerinden su
süren tarihi sebili olan tek müze burasıdır.
Mimar Sinan’ın en güzel ve en büyük boyuttaki türbe örneklerinden bir tanesi
Ayasofya’nın zemininin altında dehlizler
Osmanlı Padişahı’nın (Sultan Abdülmecit) mozaik malzemeden yapılma tuğrasının bulunduğu ve asıldığı tek yerdir.
Ayasofya’da son dönemde yapılan restorasyonlar sırasında 2009 yılı temmuz ayı itibariyle
Fatih tarafından alındıktan sonra
Ayasofya’nın kubbesinde Allah’ın yerlerin ve gökyüzünün nuru olduğunu belirten Kur’an’dan Nur Suresi ayet 35 yer almaktadır. Bu
Yekpare mermerden oyulan su küpleri antikçağlardan kalma. Küpleri
Mimar Sinan’ın II. Selim için yaptırdığı türbeden sonra Hassa Başmimarı Davut Ağa III. Murat türbesini tasarladı. Türbenin kapısı ağaç işçiliğinin en seçkin örneklerinden olup aynı zamanda İstanbul’daki en güzel türbe kapılarından biridir.
Ayasofya’nın kubbesinde Allah’ın yerlerin ve gökyüzünün nuru olduğunu belirten Kur’an’dan Nur Suresi ayet 35 yer almaktadır. Bu
Halkın cami derslerine devam ederek kendini yetiştirmesi
Osmanlı döneminde genel eğitimin bir örneği olan cami derslerinin uygulandığı
...alıntı