Bilimin Açıklayamadığı Olaylar!!

Konu sahibi son olarak 4135 gün önce görüldü

176_1.jpg


ABD’de ‘hareket eden taşlar’, Venezuela’da ‘dinmeyen fırtına’, ‘Yanan gökkuşağı’, Danimarka’da ‘kara güneş’, Hindistan’da ‘kızıl yağmur’. Bu olaylar yıllardır açıklanamıyor.

176_2.jpg


HAREKET EDEN TAŞLAR: ABD’nin Kaliforniya ile Nevada eyaletlerinin sınırında bulunan Death Valley (Ölüm Vadisi), “hareket eden taşları” ile yıllardan beri bilim adamlarını çekiyor. Günlerce gözlemlenen taşların yer değiştirmesi ise tüm araştırmalara rağmen açıklanamıyor.

176_3.jpg


Bir teze göre, rüzgar, taşların kum üzerinde kaymalarını sağlıyor. Ancak yüzlerce kiloluk taşları hareket ettirecek kadar şiddetli rüzgarlar kaydedilmiyor. Ayrıca aynı noktadan hareket etmeye başlayan taşların nasıl olup da farklı yönlere yöneldiklerini kimse açıklayamıyor.
Rüzgar teorisine karşı çıkanlar “Rüzgar, aynı noktadan hareket etmeye başlayan iki taşı aynı yöne kaydırır. Ama burada durum farklı” diyor. Büyük muamma sürüyor.​
 
Bilim onların canlı olduğunu kabul etmedikçe bu gibi durumları açıklayamayacaktır.
 
“aptalca bir sözü milyonlarca insan söylese bile o söz yine aptalcadır”
Bertrand Russell
Screen-Shot-2012-02-02-at-12.39.26.png

Bir söylentiye göre :

Yukardaki resimde gördüğunüz çekiç bir kum taşı içinde bulunmuştur. Demek ki ilkesel olarak, bu kum taşı oluşurken çekiç oradaydı. Kesif 1844 yilinda Fizikçi David Brewster’ ce yapildi. (Kingoodie, Myinfield-Ingiltere). Ingiliz jeoloji araştırma merkezinden Dr. A. W. Med’ in yaptığı analizlerde bu kum taşının yaşının 360 ile 460 milyon yil oldugu saptandı.

Demek ki çekicin de o kadar eski olması gerekiyor. Ama bilim dünyasına göre boyle bir şeyin olanağı yok!…

Çünkü, Yaklaşık 435 milyon yıl önce, dünyada insan yaşamıyordu, ama paleozoik dönem’in silüryen bölümünde, çene ile dişleri olan balık türleri gelişmeye başladı. Öte yandan ıstakoz ile karidesi andıran bazı garip biçimli kabuklulara da rastlanıyordu. Paleozoik dönem’in kambriyum bölümündeki hayvan fosilleri, üç bölmeli deniz böceği türünün, bedenlerinin yumuşak kısımlarını korumak amacı ile kabuk geliştiren ilk hayvanlardan olduğunu kanıtlamaktadır

400 milyon yıl önce, kayaların varlığına karşın, yeryüzü gene de yeşilliklerle kaplı idi. Hayvanları barındırabilecek bu ortam gelişince, sudan çıkan bazı hayvanlar karaya uyum sağlamaya başladılar, Bu ilk hayvanlar, büyük bir olasılıkla yengeçler, örümcekler, hamamböcekleri ile kırkayaklardır.

Bu yukarda adı geçen hayvanların çekiç yapıp kullanmaları olanağı yoktur!… Öyleyse bundan 400 milyon yıl önce yeryüzünde insanların var olduğu, bir de paleontolojik bulgu kanıtıyla söylenmek isteniyor. Belki de o dönemde hehüz insanın yaşamadığı bilindiğine göre, bu çekicin uzaydan gelmiş bir varlıkça kullanıldığı dolaylı olarak anlatılmaya çalışılıyor.

Hemen söyleyelim : Resmi görülen çekiç, galaksi içi ya da galaksiler arası uzay yolculuğu yapabileceği düşünülen bir varlık için aşırı derecede kaba, sabadır. Bir uzaylının bu yapıda bir alet kullanabileceğini değil söylemek, düşünmek bile ileri derecede ahmaklık olur.

Öte yandan, buluşu yapan fizikçi David Brewster, British Association for the Advancement of Science’ da verdiği bir bildiride Kingoodie (Perth & Kinross, Scotland) yakınında Mylnefield Quarry’ de bulduğu bir kumtaşı kayası içine gömülü bir ÇİVİ’ den söz etmiştir. Demek ki bulunan bir ÇEKİÇ değil, kumtaşına gömülü, bir bölümü dışarda olan bir çividir. Buna ilişkin bir fotoğraf ta yoktur.

Öyleyse fotoğrafta kaya içine gömülü çekiç, ne için yapıldığı aklı başında herhangi birinin anlamasına olanak olmayan, bir düzentileme (mise en scène) dir. Böyle bir sahteciliğe neden girişilmiştir?!… Buna bizim yanıt verebilmemiz olanağı yoktur.

Çekicin içinde bulunduğu kumtaşının yaşı, olası olarak C 14 yöntemiyle saptanarak, bundan 360 – 460 yıl öncesini gösterdiği söylenmiş.

İyi de, aynı zamanda çekicin yaşı neden aynı yöntemle bulunarak bildirilmemiş?… Büyük olasılıkla çekicin yaşı bu günleri gösterecekti de bu yüzden bu bilgi gözardı edilmiştir. Diyebiliriz.

Buna benzer bir durum, ama sahtecilikle ilgisi olmadan bir örnek olarak, Giza Piramitlerinde gözlenmektedir. Piramitler üzerinde yapılan Karbon-14 tarih belirleme çalışmaları M.Ö 71.000 yılını göstermektedir. Ancak bu piramitlerin değil, onların yapıldığı taşların yaşını gösterir. Piramitler M.Ö. 2500 – 2800 tarihleri arasında yapılmışlardır.

Bu çekiç buluntusuna benzer onlarca bilgiyi içeren bildiriler internette nice zamandır dolaşıp durmaktadır.

Bunlardan elde edilebilecek yararı bizim anlama olanağımız yoktur!…

Bu tür düzmece bilgileri vermekle gerçek bilimimin verileri çürütülmek istenmekte olabilir?…

Ya da uzaylıların milyonlarca yıl önceden bile dünyamıza geldiklerini ispatlıyan kanıtlar ileri sürme çabası içinde bulunulmaktadır.

Her iki tutumun da ne yararı olabileceğini mantıkla bağdaştırma olanağı yoktur. Bunlar insan zekasını küçümseyen davranışlardan başka bir şey değildir.

Biz, uzaylıların dünyamızı ziyareti konusundaki fikirlerimizi “UZAYLILAR?!… – Aramızda Bizimle Birlikte Yaşamaktalar Mı?…” başlıklı makalemizde anlatmış bulunuyoruz. Bu makaleyi okumanızı öneririz.
Alıntıdır. Yalcinguran

Edit: Masal dinleme meraklısı olmasaydık zaten bize masal anlatmayacaklardı.
 
Yelken taşlar için araştırma yapan NASA'nın jeologları sonunda muammayı çözmeyi başardı...
Profesör Ralph Lorenz, vadinin bir göl yatağı olduğuna dikkat çekerek, "Burada belli dönemlerde su yukarıya çıkmaktadır...
Yukarıya çıkan su aşırı soğuklarda bir buz tabakası oluşturuyor...
Rüzgarla hareket eden buz tabakası üstündeki taşlarıda hareket ettiriyor...
Taş hareket ederken altındaki çamurda iz bırakıyor" dedi...
Profesör Ralph Lorenz, teorisinin doğruluğunu buz üstüne koyduğu bir iri taşa rüzgar vererek ispatladı.

demekki açıklayabiliyormuş, niye bu kadar kastırdınız ki
googleye yazdım en üstte çıktı bu yazı
 
bonus:
Kızıl yağmurlar:
Hindistan Hükümeti olaya el koyu ve ‘kızıl yağmurun’ nedeni araştırıldı.
Tahminlere göre Hint Okyanusu’nda oluşan mikroskopik kızıl yosunlar buna neden oldu.
Ancak 2006 yılında olayla ilgili araştımalarını sürdüren Mahatma Gandhi Universitesi’nden 2 bilim adamı Godfrey Louis ve Santhosh Kumar, aslında dünya dışı hücrelerin atmosferde yarattığı izotopik reaksiyornların bu yağmurları kızıla boyadığını söyleyince bu garip olay yeniden gündeme geldi.


Yanan gökkuşağı:
Dağılmış gibi görünen ve bir alevi andıran gökkuşağını inceleyen bilim adamları burada meydana gelen fenomeni şöyle açıklıyorlar:
Güneş ufuktan 58 derece tepede olduğu sırada, yüksek seviyede cirus tipi bulutlar oluştuğunda ve de bu bulutlar heksagonal (altıgen) su kritallerinden oluştuğunda, güneş ışınları bu bulutlardan geçerken gökkuşağı renkleri oluşuyor.

Dinmeyen fırtına:
Venezuela’da Catatumbo Nehri ile Marakaibo Gölü’nün buluştuğu yer üzerinde oluşan bulutların çarpışması sonucu şimşek fırtınası meydana geliyor. 5 kilometre yüksekte oluşan yüksek voltaj nedeniyle yılda 140-160 gece boyunca, her gece 10 saat süreyle şimsekler çakıyor. Şimşekler bazen saatte 280 kez tekrarlanıyor. Bölgede, şiddeti 400 bin amper olmak üzere yılda ortalama 1 milyon 176 bin elektik boşalma meydana geliyor.
 
Epilepsi nin sebebi de açıklanamıyor
 
Hareket ettiriyodur biri p*çliğine :) Boş adammı yok hiç . :)
 
Epilepsi nin sebebi de açıklanamıyor

bknz :
Epilepsi (Sara olarak da bilinir.) beyin içinde bulunan sinir hücrelerinin olağan dışı bir elektro-kimyasal boşalma yapması sonucu ortaya çıkan nörolojik bozukluk, hastalıktır. Beynin normalde çalışması ile ilgili elektriğin aşırı ve kontrolsüz yayılımı sonucu oluşur. Sıklıkla geçici bilinç kaybına neden olur.
 
Bence onu haraket ettiren bir güç var.

Bilim adamları bu gücü görmezden geliyor..
 
Hikmetinden sual olunmaz lafı burada geçerlilik kazanıyor galiba.: )
 
Aynı şekilde pkos hastalığıda öyle.. Tedavi var fakat oluşma sebebi bilinmiyor. Haliyle nasıl engellenceği de bilinmiyor
 
Geri