A priori: Önsel, deneyime dayanmayan. Bilgi felsefesindeki en temel ayrımlardan birisi, bilginin duyu verisi ve deneye dayanıp dayanmadığına göre sınıflandırılmasıdır. A priori bilgi terimi deneye dayanmayan, deneyden önce gelen ya da ondan bağımsız olarak ulaşılan bilgi için kullanılır. Örneğin şu önerme de a priori olarak doğrudur: “Bir cisim aynı anda birden çok yerde bulunamaz.” A priori doğru olduklarına ulaştığımız önermelerin şunları kapsadığı düşünülmüştür: çıkarım kuralları, aksiyomlar, mantık, matematik, olasılık ilkeleri. Bu sınıflandırmayı felsefe tarihinde ilk öne süren Aristoteles’tir. Ona göre ilk, evvel ya da önce olan a priori, ilk ilkeler ya da kesinler olarak görülür ve apaçıktır. Ayrıca Aristoteles’e göre, a priori önermeler olmaksızın bilgilerimizin doğruluğundan emin olamayız. Bilme sürecinin kendisi ilk ilkelerin tespit edilmesiyle başlar; felsefenin en önemli faaliyetlerinden biri de bu ilkeleri tespit ederek doğru bilgiye ulaşmaktır. Kant a priori bilgide deneyime dayalı bazı unsurların bulunabileceğini düşünmüştür. Örneğin “Başlangıcı olan her şeyin bir sebebi vardır.” önermesi a priori olmakla beraber ‘başlangıç’ terimi deneyime dayalıdır. Bu noktada Kant’ın a priori olma kriteri olarak benimsediği iki nitelik öne çıkar; zorunluluk ve evrensellik. Artık Kant’ın tanımlaması daha açıktır; “A priori önermeler, zorunlu ve evrensel olan önermelerdir.” Kripke gibi çağdaş filozoflar a priori olmak ve zorunluluk arasında görülen bağlantıya bazı eleştiriler sunmuştur. Zorunlu olmayan a priori önermeler ve zorunlu a posteriori önermeler (örn. “Her insan ölümlüdür.”) olabileceğini söylemek makul görünüyor. Bu tarz eleştiriler, zorunluluk kavramının genellikle a priori olmayla ilişkilendirilen kipsel/modal bir ifade olmasına karşın, a priori olandan ayrılmaz olmadığını da bize göstermektedir. Pollock ve Cruz gibi çağdaş düşünürler, a priori bilginin varlığına yönelik matematiksel ve mantıksal doğruların varlığının ciddi bir kanıt olarak ele alınması gerektiğini düşünseler dahi, deneyimden bağımsız ve a priori tanımlamasına şüpheyle yaklaşırlar. A priori doğruların varlığını kabul etmeye yönelik bir yaklaşım olan “a priori sezgicilik” konusunda en bilinen savunuculardan biri Robert Audi’dir. Audi için a priori doğrular, doğrudan ve sezgisel biçimde kavranan doğrulardır. Pollock ve Cruz, bu noktada a priori doğruların, sezgilere dayandığını ve sezgilerimizin psikolojik bir süreçle ilişkili olması gerekçesiyle güvenilir olamayacağını düşünürler.