climax
Elmas Üye
-
- Katılım
- Mart 2, 2014
-
- Mesajlar
- 27,021
-
- Tepkime puanı
- 18,412
-
- Puanları
- 354
-
- Yaş
- 50
Beton severlik, beton fetişizmi olarak da ifade edilebilir bir durum. Küçük sayılabilecek ve coğrafi engellerle ikiye ayrılmış (boğaz) bir şehri (istanbul), orta büyüklükte bir ülke nüfusuna eriştirme başarısı göz yaşartıcı gerçekten. "rantsal dönüşüm"ün etkileri ağır. Üstelik bu daha başlangıç. Ulaşım sorunu bariz. Sorunu çözmek için yapılan herşey (yeni köprü, yol ve metro çalışmaları) trafiği daha çok zora sokuyor. Başını soksan kıçın açıkta kalacak kabinler (ev denemez bunlara) için gelecek on yılınızın ipotek edilmesi isteniyor. Peki günün sonunda ne olacak? Toz bulutu dağılınca? Dün on aracın geçtiği yola bugün yüz araç çıkıyor. Dün on hanenin sıçtığı kanalizasyona bugün yüz hane sıçıyor. Londra ile yarışır pahalılıkta olan şehir, kültür ve medeniyet, eğitim düzeyi sıralamasında dipleri zorluyor. Bunlar her istanbullunun bildiği şeyler. Yeni bişey söylemiyorum. Ama "ya evet öyle valla naparsın" diye geçiştirdiğimiz tehlikenin ne denli büyük olduğunun farkında mısınız? Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? İstanbul'da yaşamaya çalışan forumdaşlar? Bi öngörünüz var mı? İstanbul bi dünya kentine evrilir mi yoksa kendi bokunda boğulur mu?