betonizm

🕒 Konu sahibi 21 saat önce aktifti
Beton severlik, beton fetişizmi olarak da ifade edilebilir bir durum. Küçük sayılabilecek ve coğrafi engellerle ikiye ayrılmış (boğaz) bir şehri (istanbul), orta büyüklükte bir ülke nüfusuna eriştirme başarısı göz yaşartıcı gerçekten. "rantsal dönüşüm"ün etkileri ağır. Üstelik bu daha başlangıç. Ulaşım sorunu bariz. Sorunu çözmek için yapılan herşey (yeni köprü, yol ve metro çalışmaları) trafiği daha çok zora sokuyor. Başını soksan kıçın açıkta kalacak kabinler (ev denemez bunlara) için gelecek on yılınızın ipotek edilmesi isteniyor. Peki günün sonunda ne olacak? Toz bulutu dağılınca? Dün on aracın geçtiği yola bugün yüz araç çıkıyor. Dün on hanenin sıçtığı kanalizasyona bugün yüz hane sıçıyor. Londra ile yarışır pahalılıkta olan şehir, kültür ve medeniyet, eğitim düzeyi sıralamasında dipleri zorluyor. Bunlar her istanbullunun bildiği şeyler. Yeni bişey söylemiyorum. Ama "ya evet öyle valla naparsın" diye geçiştirdiğimiz tehlikenin ne denli büyük olduğunun farkında mısınız? Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? İstanbul'da yaşamaya çalışan forumdaşlar? Bi öngörünüz var mı? İstanbul bi dünya kentine evrilir mi yoksa kendi bokunda boğulur mu?
 
Kendi bokunda boğulur , tamamen yıkıp yeniden inşa etmek gerek düzene sokabilmek için. Kentsel dönüşüm projeleri ile kanıtlandı zaten yapay bir girişimle bu işin içinden çıkılamayacağını .
Benim gibi yapın , kaçın kurtarın kendinizi .
 
Şu canım konu , böyle bir forumda güme gitmiş . koyacağın başlığa ...betonizm. kim bakacak? daha güzel bi başlık bulabiliten vardı. çerkezköye oğluma gitcem, transit geçemiom mkmun şehrinden. içinde yaşam mücadelesi verenlerin allah yardımcısı olsun.
seni ve senden sonra 2 kuşağı daha, kör topal yaşatır öldürür. 3 kuşak sonrasında hiçbirşeyin garantisi yok. dünya yaşlı gezegen. kıyamet falan kapiş? onun içün üzme tatlı canını, değiştir proxyleri okşa solucanını, ornhub güzel.
 
İşe gidip gelmek için her gün 150 km yol yapan beni, harakiri yapmaya zorlayan şehir. Haftasonu gezmeye çıkayım kafa dinleyeyim dersin, caddelerde ki kalabalık ve gürültü kafa öper. Her yer vinç, şantiye dolu. İstanbul iflah olmaz. Annesine bağırarak kuran yırtıp maymuna dönmüş gibi bu şehir. Tek çare öptür olup gitmek. Ama şartlar Sebastian, izin vermiyorlar.
 
Geri