2.1.1. Beslenmenin Diabetes Mellitus Oluşumuna Etkisi
Erişkin tip diabetin oluşumunda, yanlış beslenme sonucu gelişen obezite önem taşır.
Obezite, diabette önemli bir risktir. Hastalar, genelde metabolik sendromludur.
Hipertrigliseridemi, (kanda trigliserid düzeyinin yükselmesi) hipertansiyon, hiperinsülizm ve
glukoz toleransının azalması ile seyreden metabolik sendromda, zamanla erişkin tip diabet
gelişebilir.
Obezitede, vücutta yağ oranı fazladır. Bunun sonucu gerek yağ dokusundan salgılanan
hormanlar; (adipokinler) gerek yağlardan karaciğere gelen aşırı serbest yağ asitleri insülin
direncine yol açar. Zamanla glukoz toleransı bozulur ve diabet tablosu gelişir. Kilo verilince
insülinin dokulara bağlanma; hücrelerden yanıt alınma ve hiperglisemi tablosu düzelir.
Diyette bulunan lifli gıdalar, şekerin bağırsaklardan emilimini azaltır. Kan, glikoz
düzeyinin artmasını engeller. Beslenmede az lifli besinlerin alınması ise hiperglisemiye yol
açar.
Nişasta ve şekerli besinler; meyvelerle alınan basit şekerler vücuda alındıktan sonra
sindirilir ve kana geçer. Pankreas uyarılarak insülin hormonu salgılanır. Normalde, kandaki
glikoz miktarı ile insülin hormonu miktarı dengelidir. Diyetle monosakkaritlerin ve glisemik
indeksi yüksek gıdaların alınması insülin hipersekresyonuna ve insülin direnci oluşumuna
neden olur. Şeker, glukoz, fruktoz, mısır şurubu gibi şekerlerle tatlandırılmış içeceklerin
fazla tüketilmesi obezite; insülin direnci oluşumu ve tip 2 diabet riskini artırır.
Ağır beslenme bozukluğu geçiren malnütrüsyonlu çocuklarda pankreas zarar görebilir
ve diabet ortaya çıkabilir.
Görüldüğü gibi yanlış beslenme alışkanlıkları ve beslenme bozuklukları, diabetes
mellitus hastalığı oluşumuna yol açmaktadır.
Erişkin tip diabetin oluşumunda, yanlış beslenme sonucu gelişen obezite önem taşır.
Obezite, diabette önemli bir risktir. Hastalar, genelde metabolik sendromludur.
Hipertrigliseridemi, (kanda trigliserid düzeyinin yükselmesi) hipertansiyon, hiperinsülizm ve
glukoz toleransının azalması ile seyreden metabolik sendromda, zamanla erişkin tip diabet
gelişebilir.
Obezitede, vücutta yağ oranı fazladır. Bunun sonucu gerek yağ dokusundan salgılanan
hormanlar; (adipokinler) gerek yağlardan karaciğere gelen aşırı serbest yağ asitleri insülin
direncine yol açar. Zamanla glukoz toleransı bozulur ve diabet tablosu gelişir. Kilo verilince
insülinin dokulara bağlanma; hücrelerden yanıt alınma ve hiperglisemi tablosu düzelir.
Diyette bulunan lifli gıdalar, şekerin bağırsaklardan emilimini azaltır. Kan, glikoz
düzeyinin artmasını engeller. Beslenmede az lifli besinlerin alınması ise hiperglisemiye yol
açar.
Nişasta ve şekerli besinler; meyvelerle alınan basit şekerler vücuda alındıktan sonra
sindirilir ve kana geçer. Pankreas uyarılarak insülin hormonu salgılanır. Normalde, kandaki
glikoz miktarı ile insülin hormonu miktarı dengelidir. Diyetle monosakkaritlerin ve glisemik
indeksi yüksek gıdaların alınması insülin hipersekresyonuna ve insülin direnci oluşumuna
neden olur. Şeker, glukoz, fruktoz, mısır şurubu gibi şekerlerle tatlandırılmış içeceklerin
fazla tüketilmesi obezite; insülin direnci oluşumu ve tip 2 diabet riskini artırır.
Ağır beslenme bozukluğu geçiren malnütrüsyonlu çocuklarda pankreas zarar görebilir
ve diabet ortaya çıkabilir.
Görüldüğü gibi yanlış beslenme alışkanlıkları ve beslenme bozuklukları, diabetes
mellitus hastalığı oluşumuna yol açmaktadır.