Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Mehmet Şamil Şhaplı; (1891, Medine - 2 Şubat 1957, İstanbul), diplomat, gazeteci, spor yöneticisidir. Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün kurucu üyesi ve ilk başkanıdır.
Şhaplı Osman Ferit Paşa'nın 11 çocuğundan en büyük oğludur. Mehmet Şamil, Beşiktaş kulübünün, kardeşleri Hüseyin Bereket, Hamza Osman Erkan ve arkadaşları Ahmet Fetgeri (Aşeni), Mehmet Fetgeri, Nazım Nazif (Ander) Beylerle beraber ilk kurucularındandır. Beşiktaş kulübünün kurucularını bir araya getiren etken, tümünün Çerkes asıllı olmaları ve birbirleriyle bulunan akrabalık ilişkileridir.
Beşiktaş kulübünü kurarken, Mehmet Şamil Bey çok genç yaştadır. Mehmet Şamil, babası Osman Ferit Paşa'ya ait Serencebey'deki konakta kulübün kuruluşunu sağlamıştır. Mehmet Şamil Beyin büyük babasının adına ithafen, konaklarının bahçesinde kurulan kulübe Bereketiko Jimnastik Kulübü ismi verilmiştir. Daha sonra bu kulüp Beşiktaş Bereket Jimnastik kulübü adını almış ve günümüze Beşiktaş Jimnastik Kulübü adı ile gelmiştir.
Mehmet Şamil Şhaplı, 1903-1908 yılları arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün başkanlığını yapmıştır.
Fuat Balkan
Fuat Balkan, (1887, İstanbul - 28 Mayıs 1970), Türk eskrimci, asker, siyasetçi, spor yöneticisi. Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 1 numaralı üyesi ve 4. başkanıdır.
Türkiye Eskrim Federasyonu'nun ilk başkanı olan Balkan, 15 yıl boyunca görev yaptı.
BJK Kulüp Sicili'nde "1 numaralı kurucu" olarak yer almaktadır. Aynı zamanda 1960 yılında faaliyete geçen Beşiktaş Kulübü Divan Kurulu'nun üye listesinde de 1 numaralı üyedir. Beşiktaş'ın kurucularından olan Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı, 31 Mart 1909'daki siyasi olaylardan sonra Edirne'den İstanbul'a geldiler. Siyasi olayların yatışmasının ardından başarılı bir eskrimci ve eskrim hocası olan Fuat Balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan Mazhar Kazancı, Serencebey'de jimnastik yapan gençleri topladı ve birlikte spor yapma fikrini onlara kabul ettirdi. Beşiktaş'ın Ihlamur semtindeki evinin altındaki yeri, kulüp merkezi yaptı.
Fuat Balkan 1918-1923, 1926-1928 ve 1935-1938 yılları arasında olamak üzere üç dönem Beşiktaş başkanlığı yapmıştır.
Ahmet Fetgeri Aşeni
Ahmet Fetgeri Aşeni, (1886, Yanık Köyü, Sapanca, Sakarya - 1 Ocak 1966, Gölcük), Türk jimnastikçi, spor yöneticisidir. Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 6. başkanıdır. Aşeni, Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün kurucularındandır.
Türkiye Güreş Federasyonu'nun ve Türkiye Atletizm Federasyonu'nun başkanlığı görevlerinde bulundu. Kardeşi Mehmet Ali Fetgeri bir jimnastikçi ve halterci olan Ahmet Fetgeri'nin kızı Suat Fetgeri de eskrim sporcusu olarak yetişti.
Ahmet Fetgeri Aşeni 1924-1926 ve 1928-1930 yılları arasında iki dönem Beşiktaş başkanlığı yapmıştır.
Şeref Bey
Şeref Bey bilinen bir diğer ismiyle Ahmed Şerafettin Bey (1894 - 13 Haziran 1933), Türk futbolcu, teknik direktör ve futbol hakemidir. Beşiktaş'ın futbol şubesinin kurucusu olup, Beşiktaş futbol takımının ilk kaptanı ve teknik direktörüdür.
Beşiktaş'a bir stadyum kazandırmak için çok büyük çabalar sarf etmiştir. Beşiktaş'a kazandırmak istediği stadı göremese de, 1940 yılında stadın inşası tamamlandı. Beşiktaşlılar bu stada, onu hayatı pahasına kulübe kazandıran Şeref Bey'in anısına Şeref Stadı adını verdiler. Stadyumda 1947'de BJK İnönü Stadyumu açılana kadar pek çok lig maçı ve yabancı maçlar oynandı. 1947'den sonra Beşiktaş kulübünün antrenman sahası olarak kullanılan statta amatör küme maçları da oynandı.
Beşiktaş'ta futbol şubesinin kurucusu olan Şeref Bey için UNIBJK (Üniversiteli Beşiktaşlılar) tarafından yaptırılan heykelin açılış töreni, 19 Mart 2008 tarihinde Beşiktaş'taki Dünya Barış Parkı'nda gerçekleştirildi. Beşiktaş'ın sembol ismi olan Şeref Bey, 1932 yılının Ağustos ayında kansere yakalanmış ve 1933 yılında 12 Haziran'ı 13 Haziran'a bağlayan gece yarısında hayatını kaybetmiştir. Beşiktaşlılar ve futbolseverler tarafından her yıl sezon açılışının yapıldığı gün Yahya Efendi Türbesi'ndeki mezarı başında saygıyla anılmaktadır.
Refik Osman Top
(1935 - 1944)
Refik Osman Top (1897 - 1957, İstanbul) Türk futbolcu, teknik direktör ve futbol hakemidir. Beşiktaş Valideçeşme'de futbola başlayan Refik Osman Top, Türkiye'de üç büyük kulüpte de oynamış ilk futbolcudur. Refik Osman, Beşiktaş'ı futbolla tanıştıran gençlerden biriydi. Futbolla tanışmaları ve Top soyadını alması şu şekilde oldu. Valideçeşme'de otururken karşı tepe Taşkışla'da bir yangın fark eden gençler, o yöne doğru koşarken Maçka Parkı'nın bulunduğu alanda futbol oynayan İngilizleri görmüşlerdi. Bu oyunu ilk defa gören gençler hayranlıkla futbola dalmış ve İngilizler'in uzun vuruşu ile kendi alanlarına düşen topu kapıp kaçmışlardı. Artık onların da bir topu vardı ve bu topu en emniyetli gördükleri Refik Osman Bey'in bahçesine saklamışlardı. Daha sonraları çıkan soyadı kanunu ile Refik Osman bu soyadını bu şekilde seçti.amatör ortamında defalarca takım değiştirdi. Beşiktaş dışında Progres, İttihatspor, Fenerbahçe, İstanbulspor, Altınordu takımlarında oynadı. İki kere Galatasaray'a gitti ve sonra tekrar Beşiktaş'a döndü. Şiir lakabıyla tanınıyordu.
Refik Osman Top, futbolu bıraktıktan sonra teknik direktörlük yaptı. 1939'dan 1945'e kadar Beşiktaş'a çok sayıda şampiyonluk kazandırdı. Ardından spor yazarlığına başladı. Futbol oynadığı dönemin sonunda Top isimli bir dergi de çıkaran Refik Osmani dönemin spor teşkilatı için yazdığı "Yağma Hasan'ın Böreği" adlı yazısından ötürü ömür boyu men cezası aldı. Beşiktaş kariyerinde 2 Millî Küme şampiyonluğu ve Başbakanlık Kupası kazanmıştır.
Abdülkadir Ziya Karamürsel
Abdülkadir Ziya Karamürsel (1900 - 15 Nisan 1948), Türk spor yöneticisidir. Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 8. başkanıdır. İstanbul Belediye Meclisi'nde 2.Başkanlık, serbest avukatlık, 1932-35, 1938-39 ve 1941'de Beşiktaş Başkanlığı yapmıştır. TBMM II., III., IV., V., VI. ve VII. Dönem İstanbul Milletvekilliği yapmış Ziya Karamürsel'ün oğludur.
Hüsnü Savman
Hüsnü Savman, (1908 - 8 Mart 1945), Türk futbolcudur. Beşiktaş'ın unutulmaz oyuncularından. Beşiktaş'ta Baba lakabının verildiği ilk oyuncu olarak Baba Hüsnü olarak tanındı. 8 Mart 1945 tarihinde, futbolu bıraktıktan kısa bir süre sonra, henüz 37 yaşındayken öldü.
1908 yılında Gönen'de doğdu. Beşiktaş'ın Bandırma deplasmanına gidişinde, kulüp yetkilileri tarafından beğenilerek, kulübe kazandırıldı. 19 yaşındayken, Beşiktaş'ın A takımına alındı. 1926'dan 1943 sonuna kadar 17 yıl, Beşiktaş formasıyla genellikle sol bek, bazı maçlarda da santrafor olarak oynadı. Beşiktaş ile ilk maçında santrafor olarak görev yaptı. Kısa sürede kulübün sembol isimlerinden biri haline geldi. Uzun süre Beşiktaş'ın kaptanlığını yaptı.
Hüsnü Savman, 1 kez Türkiye Birinciliği, 1 kez Millî Küme, 6 kez İstanbul Ligi ve 1 kez de İstanbul Şildi şampiyonluğu yaşadı.
Sadri Usuoğlu
Sadri Usuoğlu (23 Ocak 1908, Basra - 1987, İstanbul) Türk futbolcu, teknik adam ve yöneticidir.
Basra'da doğan Usuoğlu öğretim hayatında İstanbul'a geldi ve Robert Koleji'nde okudu. Atletizm, futbol ve basketbolla ilgilendi. Okul hayatının sonunda Beşiktaş'ta futbol oynamaya başladı. 1924'te kaleci olarak girdiği takımda 1930'a kadar kalecilik yaptı. Beşiktaş'ta oynadığı dönemde ten renginden dolayı "Arap Sadri" lakabıyla anılmıştır. Defalarca İstanbul karmalarına seçilse de bir iddiaya göre ten renginden dolayı hiçbir zaman Millî Takıma seçilmedi. 1930'dan sonra kaleyi takımın bir başka önemli kalecilerinden Mehmet Ali Tanman'a devretti.
1936'da Robert Koleji'nden aşina olduğu için Türkiye'de yeni kurulan Millî Basketbol Takımında yer aldı. 24 Haziran 1936'da Yunanistan Millî Takımıyla oynanan ilk basketbol maçını 49-12 kazanan kadroda bulundu ve 1936 Berlin Olimpiyatları'na katıldı.
Futbolu bıraktıktan sonra yine Beşiktaş'ta yöneticilik yaptı, 1952 Haziran'ında Türkiye Millî Futbol Takımı teknik direktörlüğüne getirildi ve iki maç takımda görev aldı. Usuoğlu, Türk Millî Takımının bugüne kadarki ilk ve tek siyahi antrenörü olmuştur. 1950'lerin sonunda Türk futbolunun profesyonelliği geçiş yönetmeliğini hazırlayan grubun içinde yer aldı.
Hakkı Yeten
Hakkı Yeten (3 Aralık 1910, Vodina - 16 Nisan 1989, İstanbul), santrafor mevkinde görev almış Türk futbolcu, teknik direktör, spor yöneticisidir. Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 18. başkanıdır. Baba Hakkı lakabıyla da tanınan Yeten, 1926-1931 yılları arasında Karagümrük'te oynadı. 1931 ile 1948 yılları arasını geçirdiği Beşiktaş'ın tarihindeki önemli isimler arasına girdi. Futbolculuk kariyerini sonlandırmasının ardından Beşiktaş'ta teknik direktörlük ve kulüp başkanlığı da yaptı. Süleyman Seba ile birlikte Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün iki onursal başkanından biridir.
Hakkı Yeten 1960-1963, 1964-1966 ve 1964-1966 yılları arasında olmak üzere üç dönem Beşiktaş başkanlığı yapmıştır.
Şeref Görkey
Şeref Görkey (3 Aralık 1914, İstanbul - 10 Kasım 2004, İstanbul), Türk futbolcu ve teknik direktördür. Futbolculuk kariyerinin tamamını Beşiktaş'ta geçirmiştir. Beşiktaş kulübü tarafından her sene ölüm yıl dönümünde kabrinde anılmaktadır. 1960'ın sonlarında ise uzun süre formasını giydiği Beşiktaş'ın menajerliğine geldi. Sandro Puppo ile beraber çalışan Görkey, Puppo'nun hastalığı zamanında takımı yönetti. Sezon sonunda lig üçüncüsü oldular.
Şükrü Gülesin
Şükrü Mustafa Gülesin (14 Eylül 1922, İstanbul - 10 Temmuz 1977), Türk eski millî futbolcu, teknik direktördür.
Futbola Kınalıadaspor'da kaleci olarak başladı. Kısa süre sonra forvet pozisyonuna geçti. İstanbul Erkek Lisesi'nde okuduğu dönemde Beyoğluspor'a geçti. Buradan 1940/1941 sezonunda Beşiktaş'a transfer oldu. 1943-44 sezonunda MKE Ankaragücü forması giydiği bir sezon dışında siyah-beyazlı formayı 1950'ye kadar giydi.
Geldiği sezon Millî Küme şampiyonluğu gördü. 1947'de bir Millî Küme şampiyonluğu daha yaşadı. İstanbul liginde 6 sezon şampiyonluk yaşadı. 1946'da İstanbul Kupası'na sahip oldu. Bunun dışında iki Başbakanlık Kupası şampiyonluğu yaşadı. 1944'te Beşiktaş'a geri dönen Gülesin, Türkiye'de düzenlenen ilk Başbakanlık Kupası finalinde forma giyen Gülesin, Beşiktaş'ın Fenerbahçe'yi 4-1 yendiği maçta takımının son golünü kaydetti. 1947'de ise Adanademirspor'u 4-0 yendikleri maçta 2 gol kaydetti.
Derbilerde Galatasaray'a 13 gol, Fenerbahçe'ye ise 9 gol atma başarısını gösterdi. Üstün futbol yeteneğinin yanı sıra kornerden attığı goller ile ün kazandı.
Beşiktaş'ta oynadığı yıllarda bir dönem İtalyan teknik adam Giuseppe Meazza tarafından çok beğenilen Gülesin, Meazza'nın İtalya'ya döndükten sonra Gülesin'i tavsiye etmesi ile İtalyan kulüplerinin dikkatini çekti. Böylece 1950'da İtalyan takımı SS Lazio'ya transfer oldu. Daha sonra Palermo'ya kiralandı. Sonra Türkiye'ye döndü. Şükrü Gülesin bu macerası ile yurt dışında oynayan ilk Türk futbolculardan biri olmakla beraber, İtalya'da oynayan ilk Türk futbolcu olmuştur.
Sabri Gençsoy
Sabri Gençsoy (1 Ocak 1918 - 1983) eski futbolcudur. Beşiktaş'ın efsane futbolcularından birisidir. Futbolu, başladığı gibi Beşiktaş'da bırakan Sabri Gençsoy oynadığı 10 sezonda 61 gol atmıştır. Hakkı Yeten, Süleyman Seba, Şükrü Gülesin, Faruk Sağnak gibi efsanelerle aynı takımda oynamıştır.
Kemal Gülçelik
Kemal Gülçelik (1923 - 26 Nisan 1986) , profesyonellik öncesi futbolun en etkili santrforlarından biri olarak kabul edilen Beşiktaş'lı futbolcudur.
1923 yılında İstanbul'da doğdu. Rumelihisarı'nda oynarken Beşiktaş yöneticilerinden Fevzi Uman'ın dikkatini çekerek 1941 yılında transfer oldu. Beşiktaş'ın tarihinin en başarılı kadrolarından birinde santrafor olarak başarıyla görev aldı. Kendisine stili ve attığı goller sebebiyle "Keklik Santrafor" adı verildi.Galatasaray'a 14, Fenerbahçe'ye 7 gol kaydederek, derbilere de imzasını attı.2'si İstanbul Ligi, 1'i de İstanbul Kupası olmak üzere 3 resmi maçta 6'şar gol atarak kırılması güç bir rekorun sahibi oldu. 1949 yılında oldukça genç yaşta futbolu bıraktı. Ancak Ekim 1961'de yine Beşiktaş'ta antrenör yardımcılığına getirilmiş ve uzun bir süre genç yetenekler yetiştirmiştir.26 Nisan 1986 yılında vefat etti.
Beşiktaş'ın 2003 yılında BJK İnönü Stadyumu'nda yapılan 100.yılı kutlamalarında 100 yılın altın 11'inden biri olarak seçilmiştir.
Hüseyin Saygun
Hüseyin Saygun, (1920, Beyazıt - 31 Mart 1993), Beşiktaş'ın unutulmaz oyuncularındandır. Çengel Hüseyin olarak tanındı. Hüseyin Saygun, futbola başladığı Kadırga'da yetişti. Daha sonra bir süre Kurtuluş'ta futbol oynadı ve Beşiktaş'a transfer oldu. 1936'dan 1947'ye kadar giydiği Beşiktaş'ta oldukça başarılı maçlar çıkarttı. 1947 - 1948 sezonunda Vefa'da oynadı. Bir yıl sonra Beşiktaş'a döndü ve futbolu bu forma ile bıraktı.
Beşiktaş'ın Eşref, Ali İhsan, Nusret ve kendisinden oluşan ünlü savunmasında, solhafta çalışkanlığı ve markajdaki başarısıyla göz doldurdu. Orta sahada oyunu yönlendiren Hüseyin Saygun, derbilerde Fenerbahçe ve Galatasaray'a karşı da 4'er gol kaydetmeyi başardı. 13 kez A Millî Takımda yer alan Hüseyin Saygun, 1948 Olimpiyat Oyunları'na katılan ve 5. olarak oyunları tamamlayan Ay Yıldızlı ekipte de görev aldı.
1959 yılında Teknik Direktör Remondoni'nin takımı bırakması üzerine Beşiktaş'ı çalıştırdı. Beşiktaş'ın başında çıktığı 14 maçta 8 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 mağlubiyet almıştır. Bu maçlarda takım 22 gol atıp 16 gol yemiştir.
Vedii Tosuncuk
Vedii Tosuncuk (1921, İstanbul - 10 Mayıs 2011, İstanbul), başarıları ile Beşiktaş tarihine geçmiş sol kanat defans oyuncusudur. Beşiktaş tarihinin Hüsnü Savman'dan sonraki en büyük sol bek oyuncusudur. 10 Mayıs 2011'de vefat etmiştir.
Futbola oldukça geç sayılacak bir yaşta, yani 22'sinde İzmir'de başlamıştır. Kısa zamanda Karşıyaka SK takımına girmiştir. Tıp eğitimi için İstanbul'a gelmek zorunda kaldığında, çocukluğundan beri tuttuğu Beşiktaş'a transfer olmuştur. Beşiktaş'ın sol kanadında uzun yıllar başarılı maçlar çıkarmıştır. Fiziki üstünlüğüne eklediği mükemmel tekniği ile, Beşiktaş'ın yaşadığı şampiyonluklarında önemli roller oynamıştır. Ayrıca Beşiktaş'ta kaptanlık mertebesine ulaşmış yıldızlarındandır. Uzun, sert vuruşları sayesinde maçın kaderini değiştiren oyuncular arasında yer almıştır.
Vedii Tosuncuk, Türkiye Millî Futbol Takımının formasını 10 kez giymiştir. Bu maçlardan bir tanesine de kaptan olarak çıkmıştır.
Faruk Sağnak
Faruk Sağnak (1 Ocak 1924, İstanbul - 23 Şubat 2012), Beşiktaş'ın eski oyuncularından biri ve kulüp yöneticisidir. Oynadığı inatçı futboldan dolayı Keçi Faruk lakabıyla tanındı.
1924 yılında İstanbul'da doğdu. Futbola Beşiktaş'ta başlayan Faruk, 1944 ile 1956 yılları arasında, tüm kadrolarda eksiksiz görev yaptı. Defans, orta saha ve hücum hattının sol kanatlarında tüm mevkilerde aynı başarıyı göstererek oynadı.
Futbolculuk dönemi II. Dünya Savaşı'nın getirdiği sıkıntılı günlere denk gelen Faruk, A Millî Takımın pek fazla millî maç yapmamasından ötürü Ay Yıldızlı formayı çok az giyebildi. Son dönemlerinde, Türkiye Millî Futbol Takımına davet edilen Faruk, 17 Haziran 1951'de oynanılan ve Türk Futbol tarihindeki en unutulmaz maçlardan biri olan "Berlin Zaferi" olarak adlandırılan Almanya maçı kadrosunda yer aldı. 12 yıl aralıksız Beşiktaş'ta oynadı ve 273 maçta yer alarak 25 gol attı.
Futbolu bıraktıktan sonra çeşitli dönemlerde Beşiktaş Yönetim Kurullarında görev aldı. 1959-1960 sezonunun şampiyon kadrosu oluşturulurken; Birol Pekel, Şenol Birol ve Tuncay Demirtaş gibi genç futbolcuları keşfedip, Beşiktaş'a kazandırdı.
Süleyman Seba
Süleyman Seba (5 Nisan 1926, Hendek - 13 Ağustos 2014, İstanbul), Türk futbolcu, MİT mensubu, spor yöneticisidir. Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 30. başkanıdır. Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 1984 ile 2000 yılları arasında kesintisiz başkanlığını yaptı. Hakkı Yeten ile birlikte Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün iki onursal başkanından biridir.
Ali İhsan Karayiğit
Ali İhsan Karayiğit (1927, Salihli - 18 Mart 2013, İstanbul), Türk eski millî futbolcudur.
Ali İhsan Karayiğit, futbola Balıkesir'de başladı. Türkiye şampiyonalarındaki başarılı futboluyla kısa sürede büyük takımların gözdesi haline geldi. 1948 yılında Manisa Gençlik'ten Beşiktaş'a transfer oldu. 1957-58 sezonu sonuna kadar Beşiktaş'ta oynadı. Bu dönem içinde Ali İhsan Karayiğit, 3 İstanbul Ligi, 2 Federasyon Kupası Şampiyonluğu, 1 Türkiye Birinciliği yaşadı. 1958-59 sezonu başında Adalet'e transfer oldu. Bir yıl sonra ise aktif futbol yaşamını noktaladı. 13 kez A Millî formayı giydi.
Futbolu bıraktıktan sonra bir süre spor yazarlığı yapan Karayiğit, 1960'ta Beşiktaş'a üye oldu. Uzun yıllar Divan Kurulu'nda görev yaptı. Bir dönem Beşiktaş Genç Takımı'nı da çalıştırdı. Uzun bir süredir BJK Süleyman Seba spor salonunda müdürlük yapmaktaydı (2007). 18 Mart 2013 tarihinde hayatını kaybeden Karayiğit, Zincirlikuyu Mezarlığına defnedilmiştir.
Nusret Ülük
Nusret Ülük (1928, İstanbul - 17 Ağustos 2001, İstanbul), Türk futbolcu ve teknik direktördür. Beşiktaş'ın eski oyuncularındandır.
Beykoz takımında oynarken büyük takımların ilgi odağı oldu. 1949 yılında Beşiktaş'a geçti ve çok kısa zamanda ilk on birin değişmez elemanları arasına girdi. Orta sahanın diğer iki elemanı Eşref Özmenç ve Ali İhsan Karayiğit ile birlikte oluşturduğu 'Eşref-Ali Hasan-Nusret' ideal haf hattı, eski-yeni tüm otoritelerin de kabul ettiği gibi, asırlık Türk futbol tarihinde terüddütsüz gelmiş geçmiş en etkili 'haf hattı'dır. Beşiktaş forması altında 4 İstanbul Ligi ve 2 Türkiye Ligi Şampiyonlukları yaşadı. Beşiktaş'ta toplam 231 karşılaşmada forma giyen Ülük, alt yapıda da görev aldı. Birçok kez de Millî Takımda yer aldı.
Eşref Özmenç
Eşref Özmenç (1930 - 1990) Beşiktaş'ın efsane futbolcularından birisidir. Beşiktaşlı 'Çengel' Hüseyin gibi Vefa'lı 'Tenekeci' Garbis gibi o da futbolcu tarlası olarak bilinen Kadırga'da yetişti. 1947 ve 1948 yıllarında Beşiktaş genç takımında başarılı maçlar çıkardıktan sonra, 1949'da Beşiktaş A takımı kadrosuna dahil oldu. Mükemmel top tekniği, sürati ve markajdaki inatçılığı ile bir 'yanhaf'ta aranılan en önemli meziyetlere sahipti. Beşiktaş forması altında 3 İstanbul Ligi, 1 Türkiye Futbol Birinciliği ve 1 Türkiye Ligi Şampiyonlukları kazandı. 1949 ile 1957 yılları arasında 239 maçta yer aldı ve 9 gol attı. Ayrıca 8 kez de Millî Takımda yer aldı. Asırlık Türk futbolunda, gelmiş geçmiş en iyi üç yanhaftan biri olarak ün yaptı.
Recep Adanır
Recep Adanır (3 Mayıs 1929, Ankara - 20 Mayıs 2017, Antalya), Beşiktaş ve Galatasaray'da futbol oynamış Baba Recep lakaplı Türk futbolcudur. Türk futbolunda Baba lakaplı beş futbolcudan biridir. (Diğerleri Hakkı Yeten, Hüsnü Savman, Raşit Çetiner ve Gündüz Kılıç)
1950-1951 sezonunda MKE Ankaragücü'nden Beşiktaş'a transfer oldu. İlk maçını Türkiye Ordu Millî Takımına karşı oynanan bir hazırlık maçında oynadı ve Beşiktaş'ın 3-2 kazandığı maçta 3 golü de kaydetti.[3] Recep Adanır, geldiği sezon önce İstanbul Ligi şampiyonluğu, sonra da kendisinin ikinci Türkiye Şampiyonluğu'na sahip oldu. İlk sezonunda gol krallığında Lefter Küçükandonyadis'in bir gol ardından gelen Adanır son maç olan Fenerbahçe maçında 2 gol atarak gol krallığını yakalasa da federasyon Fenerbahçe'nin lisansız oyuncu oynatması nedeniyle maçı Beşiktaş'ın hükmen kazandığını belirtti ve Adanır da gol atmasına rağmen krallığı kaçırmış oldu. 1951'de başlayan ve 8 kez düzenlenen İstanbul Profesyonel Ligi'nin ilk şampiyonluğunda da kadrodaydı. 1952-53 sezonunda Fenerbahçeli Melih ile yaşadığı bir kavga sonucu uzun süre ceza aldı ve sezonda forma giyemedi. 1953-54'te ise bir kez daha İstanbul şampiyonu olan kadrodaydı.
1956-57 sezonunda Federasyon Kupası kazanan Beşiktaş'ın kadrosunda yer aldı. Sadece 3 maçta oynayan Adanır, 2 gol kaydetti. Bu başarı ile sonraki sezon Beşiktaş tarihinde ilk kez Avrupa'ya katılma hakkını kazandı ancak federasyonun bir hatası yüzünden adı gönderilemedi. 1957-58 sezonunun Federasyon Kupası'da yine Beşiktaş'ın oldu. Recep Adanır, bu turnuvada çok başarılı bir performans gösterdi. Eleme turlarında 3, grup maçlarında ise 5 gol kaydetti. Galatasaray'la oynanan iki final maçında da forma giydi. İlk maçta penaltıdan attığı golle maçı 1-0 kazandırdı. Kupa bittiğinde 9 golle Beşiktaş'ın en golcü ismiydi.
Federasyon Kupası galibi Beşiktaş, 1958-59 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası'na katılmaya hak kazandı ve ilk kez Avrupa arenasına çıktı. Real Madrid karşısında alınan 2-0'lık mağlubiyetin rövanşında Recep Adanır, Dolmabahçe Stadı'nda Beşiktaş forması giydi. Maç Beşiktaş ve Real Madrid'in 1-1'lik beraberliği ile bitti. 1959'da hem Türkiye'nin hem de Beşiktaş'ın ilk profesyonel lig sezonunda da kadroda yer aldı. 6 golle takımın en golcü ikinci ismi oldu.
Beşiktaş kariyerinde toplamda 1 Türkiye şampiyonluğu, 2 Federasyon Kupası ve 3 İstanbul Ligi Şampiyonluğu yaşadı. Sağiç, santrafor ve solaçık oynayan Adanır, derbilerde Beşiktaş formasıyla Galatasaray'a 10, Fenerbahçe'ye 4 gol kaydetti. Beşiktaş'ın 1950'de yaptığı Amerika turunda yer alan futbolculardan oldu.
Nazmi Bilge
Nazmi Bilge (10 Ekim 1934, Trabzon - 8 Ağustos 2013), Türk eski millî futbolcu ve teknik direktördür. Futbolculuk kariyerinin büyük bir kısmını Beşiktaş'ta geçirmiş ve takım kaptanlığı yapmıştır.
Trabzon Lisesi'ni bitirdikten sonra 2 yıl yüksek öğrenim gördü. Futbola da Trabzon'da İdmanocağı Kulübü'nde başladı. Dayısı olan ünlü futbol adamlarından Hasan Polat'ın desteğiyle 1954 yılında Beşiktaş'a transfer oldu.
Nazmi Bilge 1. Ulusal Lig'in kurulması ile Beşiktaş'ın ilk golünü atan futbolcudur. 21 Şubat 1959 günü, Beşiktaş'ın Altay ile oynadığı maçta iki gol atarak takımının bu yeni ligdeki ilk golü atmış oldu. 5 yıl sonra, 1962 yılında Altay'a transfer olana kadar Beşiktaş'ta çok başarılı bir performans çizdi. İstanbul Ligi, Millî Küme, Federasyon Kupası ve Birinci Lig'de toplam 158 gol atmayı başardı.
3 kez Türkiye Millî Futbol Takımı forması giydi ve bu karşılaşmalarda bir gol kaydetti.
Ahmet Özacar
Ahmet Refik Özacar (8 Mayıs 1937, Lüleburgaz - 23 Ekim 2005, İstanbul), Türk futbolunun ve Beşiktaş'ın Küçük lakaplı eski millî futbolcusudur.
6 çocuklu bir ailenin oğlu olan Ahmet Özacar, 1955'te İstanbul'un amatör takımlarından Şehremini Altınok'tan Beşiktaş'a transfer oldu. Aynı dönemde kendisinden 5 yaş büyük Ahmet Berman'la birlikte Beşiktaş'ta yer aldığından “Küçük Ahmet” adıyla anıldı.
1971'e kadar santrfor, sağ açık, sol açık ve sağ iç olarak 16 yıl Beşiktaş forması giydi. 1970'te jübilesini yaptıktan sonra, 1970-71 sezonunda tekrar takıma çağrıldı ve Beşiktaş'ın krizli döneminde 3 lig maçında ikinci yarılarda oyuna “kurtarıcı” olarak alındı. Beşiktaş, Avrupa Kupaları'ndaki ilk galibiyetini 28 Eylül 1960'ta Rapid Wien'i 1-0 yenerek alırken tek gol yine Küçük Ahmet'ten gelmişti. Özellikle derbilerde oldukça başarılı performans gösterdi ve hem Galatasaray'a hem de Fenerbahçe'ye 9'ar gol attı. 3 kez Lig, 2 kez de Federasyon Kupası olmak üzere 5 kez Türkiye şampiyonluğu yaşadı. 1959 senesinde kurulan Türkiye 1. Ligi'nde 309 maçta 98 gol attı. Bunun dışında Türkiye Kupası'nda 5 kez gol attı. Attığı goller kadar, gollük ortalarıyla da ün yaptı. 2 kez A, 1 kez de B olmak üzere 3 kez A Millî formayı giydi.
Kaya Köstepen
Kaya Köstepen (Aralık 1934, Aydın - 29 Haziran 2011, Muğla), Beşiktaş'ın futbolcularından birisidir. Kulübün Avrupa Kupalarındaki ilk golünü atan oyuncusudur.
Futbola Muğla Amatör Ligi takımlarından Yatağanspor'da başladı. 1955 yılında Altay'a transfer oldu ve 1957'ye kadar bu takımda santrafor olarak oynadı.
1957-1958 sezonunda Beşiktaş'a transfer oldu. Siyah-Beyazlı ekipteki ilk yılında Federasyon Kupası Şampiyonluğu yaşayan Köstepen, 1970 yılına kadar Beşiktaş forması giydi. Siyah-Beyazlı ekibin orta sahasının değişmez ismi olan ve çok kritik gollere de imza atan Kaya Köstepen, Beşiktaş'ta 4 Lig Şampiyonluğu yaşadı. 3 kez A Millî formayı giydi. 332 Birinci Lig maçında 7 gol kaydetti. Kaya Köstepen, futbolu bıraktıktan sonra teknik adamlık yaptı. Aydınspor, Beşiktaş, Muğlaspor ve Balıkesirspor'da teknik direktör olarak başarılı hizmetler verdi. Teknik adam olarak en son hatırlandığında da kapanmışlığı dolayısıyla artık Türk futbol tarihinin sayfalarına gömülmüş olan Süleymaniye Sirkeci'yi çalıştırıyordu.
27 Kasım 1958'de Real Madrid'le oynanan Şampiyon Kulüpler Kupası rövanş maçında Kaya Köstepen gol kaydederek maçın 1-1 bitmesini sağlamış ve Beşiktaş'ın Avrupa Kupalarındaki ilk golünü atmıştı.
Sanlı Sarıalioğlu
Sanlı Sarıalioğlu, (1 Ocak 1945, İstanbul), Türk eski millî futbolcu, teknik direktördür.
Futbola Beşiktaş Genç Takımı'nda başladı. Forvet mevkiinde görev yapan oyuncu, topa hakimiyeti ile tanınmaktaydı. Futbol yaşamı boyunca sadece Beşiktaş forması giydi. Başarılı futbolcu 12 yıl formasını giydiği Beşiktaş'ta tam 315 lig maçı oynamış ve 66 gol kaydetmişti.
İlk kez 19 yaşında Türkiye Millî Futbol Takımı formasını giydi. 21 kez A Millî formayı giyen Sarıalioğlu, Pakistan'la oynanan özel maçlarda da 2 gole imza atmıştı.
1975 yılında futbolu bıraktıktan sonra antrenörlük ve menajerlik yapan Sanlı Sarıalioğlu, dönem dönem siyah-beyazlı kulüpte de görev aldı. Sanlı Sarıalioğlu halen spor yazarlığı yapıyor.
Yusuf Tunaoğlu
Yusuf Tunaoğlu (1 Ocak 1946, İstanbul - 22 Temmuz 2000, Kuşadası), Türk futbolcudur. Kariyerinin büyük bir bölümünde Beşiktaş'ta oynamıştır.
Tunaoğlu; Şenol Birol ve Birol Pekel'in Fenerbahçe'ye transfer olmasından sonra, yine Beşiktaş alt yapısından yetişen Sanlı Sarıalioğlu ile birlikte A takıma çıkarıldı. 1962-63 sezonunda henüz 17 yaşında iken A takımla maça çıktı. Önce genç takımda arkasından da profesyonel takımda yer aldı.
Anderlecht'e transfer olmak üzere iken bir trafik kazası geçirdi. Boğazda yaptığı trafik kazasından sonra Anderlecht bu transferden vazgeçti. Futbolu bırakmadan önce bir sezon Altay'a transfer oldu, ancak Beşiktaş'a geri döndü.
Beşiktaş'ta 2 Türkiye Ligi ve 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası şampiyonluğu yaşadı. 1962-1976 yılları arasında 172 lig maçında 23 gol kaydetti.
Tunaoğlu 6 kez A, 3 kez Ümit, 5 kez de Genç olmak üzere toplam 14 kez millî oldu.
Sabri Dino
Sabri Dino (1942 - 14 Ocak 1990, İstanbul), Türk eski millî futbolcudur. Beşiktaş'ın 10 sezon kalecisi korumuştur ve Beşiktaş Kulübü tarafından efsane futbolcular arasında gösterilmektedir. Dünyaca ünlü sıra dışı ressam Abidin Dino'nun yeğenidir.
Futbola 14 yaşında İstanbul Tarabya takımında başladı. Buradan Galatasaray Altyapısına geçti ve kısa bir zaman sarı-kırmızılı genç takımda oynadıktan sonra da askerlik görevine başladı. Denizgücü Takımı ile amatör kümede oynarken adını duyurdu. Vatani görevi biter bitmez ise Beyoğluspor ile anlaştı ve bu köklü kulübün kalesini korumaya başladı.
1964 yılında Beşiktaş ile Fenerbahçe'nin girdiği transfer mücadelesi sonunda Beşiktaş'a transfer oldu. 1966-67 sezonuna kadar Necmi Mutlu'nun yedeği olarak sahaya çıkan Sabri Dino, bu sezonda Beşiktaş kalesini devraldı. Tam 12 yıl süren Beşiktaş'taki görev süresince, Karakartal'ın kalesinde 288 defa yer aldı ve klasını kanıtlarken centilmenliği ile de “örnek sporcu” sıfatını kazandı. Öncelikle bir kaleci için gerekli olan uzun boyu, hava toplarına olan hakimiyeti, iyi yer tutuşu, blokajları ve kritik pozisyonlardaki ani kararları ile “modern kaleci” profili çizdi. Beşiktaş'ta kaptanlık gururunu da yaşadı. Çok sevildi ve saygı gördü ama Beşiktaş futbolunun 1968 ile 1981 yılları arasındaki 14 yıl süren krizli döneminin bir bölümünde o da yer aldığı için, doya doya şampiyonluk sevinçleri yaşayamadı maalesef. Siyah-Beyaz forma ile 1965-66 ve 1966-67 Türkiye Ligi şampiyonlukları, ayrıca Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlığı Kupası ve TSYD Kupası birincilikleri elde etti.
1975 yılına kadar Beşiktaş'ta 194 lig maçına çıktı. 1965-66 ve 1966-67 sezonlarındaki lig şampiyonluklarında kadroda yer alan Sabri Dino, Necmi Mutlu'dan sonra Beşiktaş'ın kalesini en çok koruyan isim unvanını da halen elinde bulunduruyor.
Vedat Okyar
Vedat Okyar, (1 Ağustos 1945, İnegöl - 20 Temmuz 2009, İstanbul) eski futbolcu, spor yazarı, yorumcudur. Beşiktaş camiasi tarafından "Büyük kaptan" diye anılırdı.
Bursaspor, Beşiktaş, Diyarbakırspor, Karagümrük takımlarında oynadı. Futbola Bursa'da İnegöl İdman Yurdu'da başladı. Tekstilci olan babası Rahmi Okyar'ın, Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nde yönetici olduğu dönemde Beşiktaş'a transfer oldu. 1968-1976 yılları arasında Beşiktaş'ta 253 maçta oynayıp, 21 gol attı. 1974-1975 sezonunda Türkiye Kupasını kazanan Beşiktaş kadrosunda yer aldı. Futbol oynadığı dönemde kullandığı 43 penaltıdan 42'sini gole çevirdi. 3 kez Türkiye Millî Futbol Takımında yer aldı. Futbolda oyun kurucu özelliği ile dikkati çekti.
Futbolu bıraktıktan sonra kısa süre tekstil işiyle uğraştı, 1981 yılından itibaren spor yazarı olarak Sabah, Fotomaç, Hürriyet ve Vatan gazetelerinde görev aldı. Akciğer kanserine yakalandı ve 20 Temmuz 2009 sabah saatlerinde 64 yaşında öldü Mezarı Zincirlikuyu Mezarlığındadır.
Zekeriya Alp
Zekeriya Alp, (1 Ocak 1948, İstanbul), Türk eski millî futbolcudur. Beşiktaş'ın unutulmaz futbolcularından birisidir.
1968 - 1969 sezonunda Feriköy'den Beşiktaş'a transfer oldu. 1968'den 1978'e kadar 11 sezon boyunca 204 lig maçında forma giydi. Daha çok savunma yönü güçlü olan Zekeriya Alp, 6 gol attı. Zekeriya Alp, sol kanatta görev yapar ve o kanatta attığı deparlarla tanınırdı. İstikrarlı ve centilmen bir futbolcuydu.
Türkiye Birinci Lig'deki ilk resmi golünü 5 Eylül 1971'de Beşiktaş'ın Vefa'yı 3-1 mağlup ettiği karşılaşmada kaydederek takımını 1-0 öne geçirmişti. 22 kez Türkiye Millî Futbol Takımında forma giyen Zekeriya Alp, Beşiktaş'ın en talihsiz dönemlerinde forma giymişti. Sadece 1975'te bir Türkiye Kupası Şampiyonluğu yaşayan başarılı futbolcu, 1978'de futbolu bıraktı.
Futbolu bıraktıktan sonra spor yazarlığı, TV yorumculuğu ve spor yöneticiliği yaptı. Çeşitli dönemlerde Beşiktaş yönetiminde ve Türkiye Futbol Federasyonu'nda görev aldı. Levent Bıçakçı yönetiminde Türkiye Futbol Federasyonu Basın Sözcülüğü yaptı.
Daha sonra ise Yıldırım Demirören başkanlığı döneminde merkez hakem kurulu başkanlığı görevine getirilmiştir.
Mehmet Üstünkaya
Mehmet Üstünkaya, (13 Haziran 1935, İstanbul - 3 Haziran 2000, Monako) Türk iş adamı, spor yöneticisidir. Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 26. başkanıdır. İki dönem olarak toplamda 7 sene Beşiktaş Jimnastik Kulübü'ne başkan olarak hizmet etmiş, hukukçu ve iş adamı. Beşiktaş'a katkılarından dolayı Efsane Başkan olarak anılır.
Mehmet Üstünkaya 1973-1977 ve 1981-1984 yılları arasında olmak üzere iki dönem Beşiktaş başkanlığı yapmıştır.
Serpil Hamdi Tüzün
Serpil Hamdi Tüzün (1939, İstanbul), Beşiktaş'ın eski teknik direktörü ve eski altyapı antrenörüdür. 1939 yılında İstanbul'da doğan Tüzün, futbola 1953 yılında Bağlarbaşı Kulübü'nde başladı ve 15 yıl süreyle bu takımda oynadı. Yeşil sahalarla birlikteliğini Beşiktaş'ta antrenörlük yaparak sürdüren Tüzün, yurtiçi ve dışında çeşitli kurslara katıldı. Antalyaspor, Sivasspor ve Beşiktaş'ta teknik direktör olarak görev yaptı. Altyapıya büyük önem veren Tüzün, 1992 yılında Avrupa Şampiyonluğu'nu kazanan Genç Millî Takımın da teknik direktörüydü. Beşiktaş Futbol Takımı'nın altın çagını yaşadığı dönemin tüm futbolcuları Serpil Hamdi Tüzün Hoca'nın öğrencileriydi. Kulübün zora düştüğü bir sezonda A takım hocalığı yapmışsa da asıl uzmanlığı genç yetenekleri keşfetmektir. Beşiktaş'ın başında çıktığı 30 maçta 8 galibiyet, 13 beraberlik ve 9 mağlubiyet aldı. Bu maçlarda takım 25 gol atıp 27 gol yedi.
Rasim Kara
Rasim Kara (10 Haziran 1950, Eskişehir), eski Türkiye Millî Futbol Takımı kalecisi ve teknik direktördür.
1975-1976 sezonunda Bursaspor'dan Beşiktaş'a transfer oldu ve 9 sezon boyunca Beşiktaş'ın kalesini korudu. Beşiktaş ile ilk maçı ligin ilk haftasında eski takımı Bursaspor ile oynanan maçtı. Kara, o maçta gol yemeyerek Beşiktaş'a iyi bir başlangıç yaptı. Sezonun ikinci yarısında askere giden Rasim Kara, kaleyi bir süreliğine Mete Bozkurt'a bıraktı. Sezon sonuna doğru takıma geri dönen kaleci Türkiye Kupası finali, Başbakanlık Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası maçlarında takımının kalesini korudu. Bu finallerden Başbakanlık Kupası'nı kazandılar. Bu kupa, Kara'nın Beşiktaş ile kazandığı ilk kupa oldu.
1977-78 sezonunun hazırlık kampının başında sakatlanan Rasim Kara, Beşiktaş kalesine ancak Ekim ayında dönebildi. İki sene boyunca Beşiktaş'ın kalesini aralıksız koruyan Kara, Ekim 1979'da performans düşüklüğü nedeniyle Mustafa Özbey'in arkasında ikinci kaleci olsa da Şubat 1980'de yeniden kaleye döndü. Sonraki sezona da Özbey'in yedeği olarak başlayan Rasim Kara, kısa süre sonra birinci kaleciliği kazandı. 9 Mayıs 1981'de Orduspor ile oynanan maçta Rasim Kara, Beşiktaş formasıyla ilk golünü penaltıdan attı.
1981-82 sezonunda Rasim Kara'lı Beşiktaş, lig şampiyonluğunu yakaladı. Kara, şampiyonluk sezonunda Adem İbrahimoğlu'nun yedeği olarak sadece dokuz maçta takımının kalesini koruyabildi. Bir sonraki sezon da genellikle İbrahimoğlu'nun yedeği olan Kara, Aston Villa ile oynanan maçta takımının kalesini koruyarak Şampiyon Kulüpler Kupası'nda boy göstermiş oldu. Aynı sezon ligde penaltıdan iki gol attı.
1983-1984 sezonu, Zafer Öğer'in de forma şansı bulmasıyla, Kara'nın üçüncü kaleciliğe düştüğü sezon oldu. Sadece Orduspor ile oynanan ligin son hafta maçında forma giyen kaleci Rasim, sezon sonunda emekli olmaya karar verdi. 7 Ağustos 1984'te Malatyaspor ile oynanan jübile maçıyla Rasim Kara, 34 yaşında futbola vefa etti. Kara, 0-0 biten jübile maçının 12. dakikasında kalesini İbrahimoğlu'na bıraktı.
Samet Aybaba
Samet Aybaba (5 Eylül 1956, Osmaniye), Türk eski futbolcu, teknik direktördür.
İskenderunspor'dan 1977-78 sezonunda Beşiktaş'a transfer olan Samet Aybaba, siyah-beyazlı ekipte orta saha ve defansta yer aldı. 11 yıl Beşiktaş'ın formasını giydi, kaptanlık yaptı. 334 lig maçında 7 gol atan Samet Aybaba, 1988 Temmuz ayında jübile ile futbolu bıraktı. Beşiktaş'ta 2 Lig, 1 Cumhurbaşkanlığı, 1 Başbakanlık, 2 TSYD Kupası şampiyonluğu yaşadı.
2012-2013 sezonunda Mustafa Denizli, Rıza Çalımbay, Ertuğrul Sağlam, Louis Van Gaal, Eric Gerets ve Zico gibi isimlerle anılan Beşiktaş'ın başına getirilmiştir. Samet Aybaba 2 yılı opsiyonlu olmak üzere 4 yıllık sözleşme imzalamıştır.Şubat ayında 2 yıllık opsiyon kaldırılıp 4 yıllık sözleşme imzalandı. Sezon sonunda Beşiktaş ligi 3. olarak bitirdi ve bu Samet Aybaba'nın lig kariyerinde o zamana kadarki en büyük başarısı oldu. 20.05.2013 Tarihinde istifasını Beşiktaş yönetimine sundu.27.05.2013 Tarihinde sözleşmenin feshedildiği kesin olarak belirtilmiştir. Beşiktaş'ın başında çıktığı 34 maçta 16 galibiyet, 10 beraberlik ve 8 mağlubiyet aldı. Bu maçlarda takım 63 gol atıp 49 gol yedi.
Ziya Doğan
Ziyaeddin Doğan (Bilinen adı Ziya Doğan) (1 Aralık 1961, Gümüşhane), Türk teknik direktör ve orta saha mevkinde forma giymiş Türk eski futbolcu, teknik direktördür.
Futbola Beşiktaş altyapısında başladı. 1978 yılında A takıma yükseldi. Kısa sürede mücadeleci futbolu ve çalışkanlığı ile takımın gözdesi oldu. Önceleri kafa vuruşlarında zayıftı ancak toprak zeminli Şeref Stadı'nda yaptığı idmanlar sayesinde bu eksikliğini kapadı ve uçarak attığı kafa golleri ile ünlendi.
Yıllardır şampiyon olamayan Beşiktaş tarihi ve kendi kariyeri için 1982 liginin son maçında Eskişehir'e 2 gol birden atması ile Beşiktaş'ı Şampiyonluğa göndererek, Beşiktaş taraftarlarının gönlünde taht kurmuştur, taraftarlarının onu en çok sevme nedenleri de bu yüzdendir. Türkiye Kupası'nda Fenerbahçe'yi uzatmada 4-2 yendikleri maçta attığı gol de onu unutulmazlar arasına soktu.
Orta saha oyuncusu olmasına rağmen son derece gole yatkın bir oyun stili vardı. Beşiktaş formasıyla 9 sezonda 194 lig maçı oynadı ve 38 gol attı. Türkiye Kupası'nda 9 gol, derbilerde Galatasaray'a 6, Fenerbahçe'ye 5 gol kaydetti. Türkiye liglerinin ortasaha oynamasına rağmen en çok gol atan oyuncularından biridir
1987'de MKE Ankaragücü'ne transfer oldu ve burada 3 sezon görev yaptı. 1990-91 sezonunda 1. Lig ekiplerinden Kocaelispor'a transfer oldu ve burada iki sezon düzenli olarak oynadı. Ardından bir sezonda Zeytinburnuspor'da oynadıktan sonra aktif futbola veda etti.
Necdet Ergün
Necdet Ergün (5 Mayıs 1954, Sivas), Türk eski millî futbolcu, futbol antrenörüdür. Trabzonspor ve Beşiktaş futbol takımın unutulmaz sağ açıklarındandır. 80'li yılların ilk yarısında unutulmaz maçlar çıkarmıştır. Bu maçlardan birinde topu elle düzelterek rakip ceza alanına girmesi sonucunda Gırgır dergisinin o haftaki sayısında Necdet beye el kramponu tasarımlı bir karikatüre konu olmuştur.
Futbola Anadolu Üsküdar takımda başladı. Boluspor'da profesyonel oldu ve oynadığı futbolla dikkatleri çekti. Trabzonspor'a transfer olarak bu takımın efsane kadrosu içinde yer aldı. 1979 yılında Beşiktaş'a transfer oldu. Beşiktaş'ta da 1981/1982 ve 1985/1986 sezonlarında şampiyon kadro içinde yer aldı. 1986 yılındaki şampiyonluk sonrası futbolu bıraktı. 14 kez A Millî formayı giydi.
Ulvi Güveneroğlu
Ulvi Güveneroğlu (1960, Elâzığ), eski Türk futbolcudur. Beşiktaş'ın defans oyuncusu, antrenör, spor yazarıdır.
Futbola Elazığspor'da başladı. 1979 yılında Beşiktaş'a transfer oldu. 15 yıl boyunca giydiği Beşiktaş formasıyla 406 lig maçında 11 gol attı. Şampiyonlar Ligi'nde 11 maçta ve UEFA Kupası'nda 6 maçta forma giydi. 5 lig şampiyonluğu, 3 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 1 Başbakanlık Kupası, 6 TSYD Kupası şampiyonluğu yaşadı. 1993-94 sezonu sonunda futbolu bıraktı ve spor yazarlığı ve teknik direktörlük yapmaya başladı.
Futbolu bıraktıktan sonra sırasıyla Gençlerbirliği, Gaziantepspor, İstanbulspor, Trabzonspor, Elazığspor ve Erzurumspor'da çalıştı. Mart 2010 tarihinde Beşiktaş'ın altyapısında çalışmaya başladı.
Kadir Akbulut
Kadir Akbulut, (8 Mayıs 1960, Çivril), Denizlispor ve Beşiktaş takımlarında oynamış olan eski futbolcu ve teknik direktördür. Futbolu bıraktıktan sonra, menajerlik ve spor yazarlığı yaptı. Futbol oynadığı dönemlerde defansın solunda görev yapmaktaydı. 3. Lig kulübü Çatalcaspor'da teknik direktörlük yapmaktadır.
Futbola 1976 yılında Denizlispor altyapısında başladı. 1978'de aynı takımın A takımına geçti. 1980'de Beşiktaş'a transfer oldu. Siyah-Beyazlı takımda üçüncü sezondan itibaren sol bek mevkinin değişmez adamı haline geldi. 1994 yılında futbolu Trabzonspor'la oynanan jübilesi ile bıraktı. Beşiktaş'ta oynadığı 14 yıl boyunca 5 Lig, 3 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 1 Başbakanlık Kupası, 6 TSYD Kupası Şampiyonluğu yaşadı. Kadir Akbulut, 1 kez A, 3 kez de Olimpik olmak üzere 4 kez A Millî formayı giydi.
Dorde Milic
Djordje Milić (27 Ekim 1943, Napadač, Yugoslavya) Yugoslav futbolcu ve teknik direktör. Türkiye'de Beşiktaş, Adanaspor ve Bursaspor'da görev yapmıştır. 1980-81 sezonunun ortasında Beşiktaş'a teknik direktör olarak getirildi. Takımı 13.'lükten alıp, 5.'liğe taşıdı. Sonraki sezon ise Trabzonspor ile girdiği liderlik yarışını, son haftaya kadar sürdürdü. Son maç olan Eskişehirspor maçını da hükmen kazanınca Beşiktaş ile futbolcuyken yakalayamadığı lig şampiyonluğunu kazandı. 1982-83 sezonunda şampiyonluk başarısının devamı gelmedi. Ancak, bu sezon Miliç kadroya altyapıdan Metin Tekin ve Feyyaz Uçar'ı kattı. 1983-84 sezonunda kadroya Yugoslav Cevat Şekerbegoviç ve Zlatan Arnavutoviç'i kattı ancak lig yarışından kopunca 28. hafta sonunda istifa etti.
Miliç antrenör olarak Beşiktaş'ta 117 lig maçına çıktı. Gordon Milne dönemine kadar, takımda en çok lig maçına çıkan antrenör olan Miliç, günümüzde de en çok lig maçına çıkan ikinci teknik adamdır. Lig şampiyonluğu dışında takıma kupa kazandıramayan Miliç, 1982-1983 sezonu Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Beşiktaş'ı yönetmiş ancak Aston Villa'ya elenmişlerdi. Beşiktaş'ın başında çıktığı 117 maçta 53 galibiyet, 37 beraberlik ve 27 mağlubiyet aldı. Bu maçlarda takım 141 gol atıp 78 gol yedi.
Rıza Çalımbay (d. 2 Şubat 1963, Sivas), Türk eski millî futbolcu ve teknik direktördür. Beşiktaş'ın ve Türkiye Millî Futbol Takımının eski kaptanı olan Çalımbay, Atom Karınca lakabıyla anılmaktaydı. Kariyeri boyunca sadece Beşiktaş'ın formasını giymiştir (1980-1996). Uzun süre kaptanlığını yaptığı Beşiktaş'ın resmi maçlarda en çok formasını giyen futbolcusudur.
Futbola Beşiktaş'ın altyapısında başladı. 1980/1981 sezonunda A takım kadrosuna yükseldi. Orta sahanın sağında görev almasına rağmen orta sahanın ortasında ve sağ bek mevkiinin de alternatif adamıydı. Beşiktaş A Takımı'nda 16 sezonda 494 lig maçı oynadı ve toplam 41 gol kaydetti. 1. Lig tarihinde en çok forma giyen Beşiktaşlı oyuncu unvanını aldı. Futbol yaşantısı boyunca sadece Beşiktaş forması giydi ve yıllarca başarıyla kaptanlık yaptı. 16 sezonda 6 lig, 3 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 1 Başbakanlık Kupası ve 6 TSYD Kupası kazanan Rıza Çalımbay, 1996 Temmuz'unda jübile yaparak aktif futbola veda etti.
2004-05 sezonun ortasında Vicente Del Bosque'den boşalan Beşiktaş teknik direktörlüğü görevine gelmiştir. Çok kötü bir sezon geçiren moralsiz Beşiktaş onun yönetiminde sezonun ikinci yarısı başarılı bir dönem geçirdi ve onun takımın başında bulunduğu dönem göz önünde bulundurulunca devreyi lider olarak kapıyordu. Bir sonraki sezonun başında, 11 Eylül 2005'te Beşiktaş Malmö FF'i kendi sahasında ezip geçerek 4-1 yendi. Arkasından 2005/2006 sezonu başında Süper Lig'nde bir türlü istenen sonuçların gelmediği ortaya atılınca ligin 9.haftasında Beşiktaş'taki görevinden istifa etti. Beşiktaş'ın başında çıktığı 26 maçta 15 galibiyet, 7 beraberlik ve 4 mağlubiyet aldı. Bu maçlarda takım 40 gol atıp 23 gol yedi.
Metin Tekin
Metin Tekin (8 Mayıs 1964, İzmit), Kanat mevkinde forma giymiş ve Sarı Fırtına lakaplı Beşiktaş'ın sembol isimlerinden olan millî eski futbolcu ve teknik direktördür. Metin Tekin, forvet bölgesinde de oynamasına rağmen çoğunlukla kanatlarda görev almıştır. Hızının yanı sıra gücü, tekniği ve kafa golleri ile de Beşiktaş'a hizmetini sürdürmüştür. Beşiktaş'ta 21 kupa kazanarak en çok kupa kazanan isimlerinden biri oldu. 2003'te 100 yılın en iyi futbolcularından seçilerek altın 11'e girmiştir. Birçok dergiye ve belgesellere konu olan Metin Tekin, halen beIN Sports'da futbol yorumcusu olarak görev yapmaktadır.
Ali Gültiken
Ali Kurtuluş Gültiken (d. 27 Haziran 1965, İstanbul), Forvet mevkiinde görev yapmış Türk eski millî futbolcudur. 1999 yılından itibaren teknik direktörlük kariyeri başlamıştır. Şu an TRT'de spor yorumculuğu yapmaktadır.
Gültiken, Beşiktaş'ın unutulmaz forvet oyuncularındandır. Metin Tekin ve Feyyaz Uçar'la birlikte oluşturdukları ileri üçlü (Metin-Ali-Feyyaz) pek çok başarı kazanmış ve isimlerine özel tezahüratlar yapılmıştır.
Futbola Bakırköy Yücespor Kulübü'nde başladı. Ardından Beşiktaş Genç Takımı'na geldi. 1984-1985 sezonunda A takıma yükseldi. İlk yıllarında sağ bek mevkiinde oynadı. Ancak daha sonra İngiliz teknik direktör Gordon Milne çalışkanlığına da güvenerek onu forvet mevkiine çekti.
Beşiktaş'ta oynadığı 262 lig maçında 91 gol kaydetti. 1987-1988'de 38 maçta 30 golle en yüksek performansını gösterirken, gol krallığında Tanju Çolak'ın arkasında ikinci sırayı aldı. Avrupa gol krallığında da altıncı sırayı aldı.
Beşiktaş'ın yenilgisiz şampiyonluğu kazandığı 1991-1992 sezonununda oynanan en kritik maç olan 9 Mayıs 1992 günü BJK İnönü Stadyumu'ndaki Galatasaray maçında takımı adına bir gol attıktan sonra çok ağır bir sakatlık geçirdi ve futboldan uzun süre uzak kaldı. Bu sakatlığın etkisinden tam olarak kurtulamayan futbolcu, bir süre daha futbol oynasa da, eski formunu yakalayamadı ve 1995'te 30 yaşında Beşiktaş'tan ayrılmak zorunda kaldı ve bir sene sonra Kayserispor formasıyla 31 yaşında futbola erken veda etti.
Beşiktaş'ta 5 Türkiye Ligi Şampiyonluğunun yanı sıra, 3 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı, 1 Başbakanlık ve 5 TSYD Kupası şampiyonlukları yaşadı. 38 kez Türkiye Millî Futbol Takımı formasını giydi. 1995 yılında transfer olarak son sezonunda Kayserispor'da oynadı. Beşikaş'ın İstanbulspor ile oynadığı maçta jübile yaparak aktif futbol yaşantısını tamamladı.
Feyyaz Uçar
Feyyaz Uçar (27 Ekim 1963; Avcılar), forvet mevkiinde görev almış Kibar Feyzo lakaplı Türk eski futbolcu ve günümüz teknik direktörüdür.
Futbola Avcılar Kulübü'nde başladıktan kısa süre sonra Beşiktaş Genç Takımına geçti. Serpil Hamdi Tüzün yönetimindeki genç takımın en iyilerinden biri olarak sivrilerek 1982-83 sezonunda A Takıma yükseldi. Metin-Ali- Feyyaz üçlüsünün en skorer ismiydi. 16 sezonda 320 lig maçında 170 golle, Beşiktaş'ın Türkiye Ligi'ndeki en büyük golcüsü oldu. İstanbul Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor bölümü futbol ihtisas mezunu olan Feyyaz Uçar 1987-1993 yılları arasında okul arkadaşı ve özel kondüsyoneri Murat Arslan tarafından özel çalıştırıldı. Aynı zamanda Heybeliada Hüseyin Rahmi Gürpınar Lisesi ve Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi'nde Beden Eğitimi öğretmenliği yapan ikili gece gündüz demeden antrenman yaptılar. Üst üste şampiyonluklar ve gol kralığı yaşayan Feyyaz ayrıca çok iyi İngilizce konuşan ve az oranda Fransızca bilen kültürlü az konuşan çok düşünen futbolu aklıyla oynayan bir eğitimci akademisyen antrenör ve futbolcuydu.
Beşiktaş'a geldiği ve genellikle yedek beklediği ilk 4 sezon haricinde 15 golün altına düşmedi. 1989-90'da da 33 maçta 29 golle 1. Lig'in gol kralı oldu. Avrupa kupalarında da 6 gole imza attı.
Derbilere damgasını vuran ünlü forvet Galatasaray'a 18, Fenerbahçe'ye 16 gol atarak Hakkı Yeten ve Şeref Görkey'in ardından Beşiktaş'ta yetişen en büyük golcü olduğunu kanıtladı. Ayrıca Türkiye Kupası'nda da 17 golle tüm zamanlarda bu kupada Bobo'dan sonra en çok gol atan ikinci Beşiktaşlı unvanını elinde tutmaktadır.
4 Lig, 3 Kupa, 4 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 1 Başbakanlık, 6 TSYD Kupası şampiyonluğu yaşayan Feyyaz 25 kez A, 3 kez Ümit ve 2 kez Genç Millî Takım formasını giydi.
Gökhan Keskin
Gökhan Keskin, (1966 -İstanbul) Beşiktaş'ta uzun yıllar forma giymiş Türk millî futbolcudur.
1966 doğumlu Gökhan Keskin, futbola Dikilitaş'ta başladı. 1984'ten 1996'ya kadar Beşiktaş'ta oynadığı 336 lig maçında 14 gol kaydetti. Gordon Milne döneminde kazanılan şampiyonluklarda büyük pay sahibiydi. 1986 yılında Trabzonspor'a attığı gol, Beşiktaş'ı şampiyonluğa taşıdı. Beşiktaş'ta ilk yıllarında orta sahada oynarken, Samet Aybaba'nın jübilesinden sonra libero mevkiine kaydırıldı ve yıllar boyunca bu görevi başarıyla yaptı. Gökhan Türkiye Millî Futbol Takımında da 41 kez forma giymeyi başardı. 1996-1997 sezonunda o dönem pek çok yıldız oyuncuyu kadrosuna katan İstanbulspor'a transfer oldu. 2001 yılında futbolu bu takımda bıraktı. 94 kez Millî Takımlara çağrılan Gökhan Keskin, 4 kez Türkiye U-21, 6 kez Türkiye Olimpik ve 41 kez de Türkiye forması olmak üzere toplam 51 kez A Millî formayı giymiştir.
Gordon Milne
Gordon Milne (29 Mart 1937), İngiliz eski futbolcu, teknik direktör. Uzun yıllar Beşiktaş'nin teknik direktörlüğünü yapan Milne, Türkiye'de ayrıca Bursaspor ve Trabzonspor'un da teknik adamlığını yaptı.
1987'de Milne, ilk kez yurt dışına çıktı ve Beşiktaş'ın teklifini kabul etti. İlk sezon Galatasaray'ın ardında ikinci oldular. Kupada da başarısız olan Beşiktaş'ın tek tesellisi Başbakanlık Kupası oldu. 1988-89 sezonunda yine lig ikincisi oldular ancak bu sefer hem Türkiye Kupası'nı hem de Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı kazandılar. Ligde şampiyonluğun gelmemesi nedeniyle Milne üstünde baskı oluşsa da başkan Süleyman Seba devam kararı aldı. 1989'dan itibaren ise Beşiktaş fırtına gibi esmeye başladı. Üç sezon üst üste lig şampiyonluğu kazanıldı. 1990-91 sezonundaki şampiyonluk hiç yenilgi alınmadan kazanılmıştı. Böylece Beşiktaş, Türkiye tarihinde namağlup tek şampiyon unvanını kazandı. Bu üç yılda bir Türkiye Kupası bir de Cumhurbaşkanlığı Kupası geldi. Buna rağmen Beşiktaş, Avrupa'da başarı gösteremedi ve ilk turlarda elendi. 1992-93 sezonunda Beşiktaş, şampiyonluğu averaj farkıyla kaybetti ve 4 sezon üst üste şampiyon olma rekorunu kıramadı. 1993-94 sezonuna kötü başlayan Beşiktaş, Milne'in getirdiği yabancılar Osvaldo Nartallo ve Francesco Manassero transferlerinde yaşanan mali problemlerden dolayı Milne'i suçladı ve sezonun ilk yarısı sonunda Milne ve Beşiktaş yollarını ayırdı. Türkiye'de uyguladığı antrenman programları ve taktikler ile Türk futbolunun gelişmesinde önemli bir role sahip Milne, Beşiktaş'taki yabancı haklarını Britanya'dan kullanmış ve Alan Walsh, Ian Wilson gibi tecrübeli isimlerinden yanında, daha sonra İngiliz futbolunda bir efsaneye dönüşecek Les Ferdinand'ı da Türkiye'ye getirmiştir. 1993-94 sezonunu tamamlayamadan ayrılan Milne'in yerine Alman teknik adam Christoph Daum geçti. Beşiktaş'ın başında çıktığı 213 maçta 139 galibiyet, 55 beraberlik ve 19 mağlubiyet aldı. Bu maçlarda takım 444 gol atıp 152 gol yedi.
Mehmet Özdilek
Mehmet Özdilek (1 Nisan 1966; Ladik, Samsun), Ofansif orta saha mevkinde forma giymiş ve Şifo Mehmet lakabıyla tanınmış Türk eski millî futbolcu ve teknik direktördür.
13 yıl boyunca Beşiktaş'ın formasını giymiştir. 1991'de Türkiye'de Yılın Futbolcusu ödülüne layık görülmüştür. 1992'deki "Namağlup Şampiyon" olan kadroda yer almıştır. 130 gol ile Tüm zamanlarda Süper Lig'in en çok gol atan yerli orta saha oyuncusudur. Ayrıca 100 golü geçerek 100'ler kulübü'ne girmiştir. 4 yıl Beşiktaş'ın kaptanlık görevini üstlenmiştir. Örnek kişiliği ile taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanan Mehmet Özdilek 'in adına Beşiktaş tarafından AC Milan ile 4 Ağustos 2001 tarihinde Özel Jübile Maçı düzenlenmiştir. BJK İnönü Stadyumu'ndaki bu maçta Beşiktaş'ın Milan'ı yenmesi ile Türk Futbol Tarihinin en görkemli jübilelerinden biri yaşandı. Maçın tüm gelirlerini bizzat Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'na bağışlamıştır. Kariyerinde resmi maçlarda hiç kırmızı kart görmemiştir.
Recep Çetin
Recep Çetin (1 Ekim 1965, Karasu), Beşiktaş ve Türk Millî Takımının sağ bek defans futbolcusudur.
1988-89 sezonu başında Beşiktaş'a transfer oldu ve uzun süreli Beşiktaş kariyeri başladı. Olimpik Millî Takım ile Seul'den dönen futbolcu ile iki yıllık sözleşme Atatürk Havaalanı'nda imzalandı. O sezon transfer edilen Les Ferdinand ve Mehmet Özdilek ile beraber Gordon Milne'in değişmez oyuncularından biri oldu. İlk sezonunda lig ikinciliği ve ilk kez Avrupa maçına çıkması yanında, Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupasının da sahibi oluyorlardı.
1989-90 sezonu ile birlikte, üç sene üst üste şampiyonluk kazanan kadroda aktif olarak yer aldı. Bu üç sezonda ayrıca bir kez Türkiye Kupası, bir kez de Cumhurbaşkanlığı Kupası kazandı. Türkiye 1. Ligi'nin en farklı mücadelesi olan Adana Demirspor karşısında alınan 10-0'lık maçta 90 dakika forma giymişti. Ayrıca ilk kez Şampiyon Kulüpler Kupası'nda forma giydi. 1990-1991 sezonunda İsveç şampiyonu Malmö FF ile eşleşen Beşiktaş'ın deplasmandaki ilk maçında, maç 2-2 devam ederken kendi kalesine attığı vole golü ile Beşiktaş'ın yenilmesine sebep olmuştu.
1993-94 sezonu ve son sezonu olan 1997-98 sezonu dışında 20 lig maçının altında oynamadı. Beşiktaş kariyeri boyunca 261 lig maçında oynayarak 4 gol kaydetti. 4 Lig, 3 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2 Başbakanlık Kupası ve 5 TSYD Kupası şampiyonluğu yaşadı. Ayrıca Şampiyon Kulüpler Kupası, Kupa Galipleri Kupası, UEFA Kupası dışında, Beşiktaş'ın ilk Şampiyonlar Ligi grubunda da bütün maçlarda forma şansı buldu.
Süreyya Soner
O belki de Beşiktaş'ta herkesten çok şampiyonluk gördü. Beşiktaş'ta herkesten çok onun emeği var: Siyah beyazlı ekibin emektar malzemecisi Süreyya Soner. 1981 yılında kulüp kapısından içeri girip malzemeci oldu. O gün bugündür, tam 36 senedir bir daha bağını koparmadı kulüpten. 1981, o kadar eski. Daha Süleyman Seba başkan bile olmamış. İdman olsun olmasın sabahın 5 buçuğunda çıkıyor evden, artık akşam kaçta dönebilirse. En son ne zaman evde yemek yediğini hatırlamıyor bile. Bunca yıldır kullandığı izinleri toplasan senin benim yıllık iznimiz etmez belki de. Öyle bir emekçi malzemeci Süreyya Soner.
Sergen Yalçın
Ali Rıza Sergen Yalçın (5 Ekim 1972, İstanbul), Türk teknik direktör, futbol yorumcusu ve futbolcudur. Orta saha pozisyonunda görev aldığı futbolculuk kariyerini sonlandırmış olup, teknik direktörlük yapmaktadır. Türkiye'de dört büyüklerin formalarını giymiş iki futbolcudan biridir.
Sergen Yalçın, futbola Beşiktaş'ın altyapısında başladı. Burada Serpil Hamdi Tüzün'ün Türk futboluna kazandırdığı isimlerden biri oldu. 1989'da Türkiye Genç Takımlar Şampiyonluğu'nu kazanan kadroda yer aldı. Gordon Milne döneminde Beşiktaş A Takımı'na yükseldi. 1991'in başında A takım ile idmanlara çıkmaya başladı. Sarıyer ile oynanan bir hazırlık maçında bir golü ve bir asisti ile adını duyurdu. 1990-91 sezonunun ikinci yarısında zaman zaman 16 kişilik kadroya girse de maçlara çıkmadı. Aynı sezon Beşiktaş PAF takımı İstanbul şampiyonluğunu da kazanırken, Sergen de golleriyle takıma destek oldu.
Sergen, ilk resmi maçını 1 Eylül 1991'de Gençlerbirliği'ne karşı oynadı. Sezonun ortasında bir ara tekrar Beşiktaş PAF takımında forma giyse de sezonun ikinci yarısından sonra uzun süre Beşiktaş formasını çıkarmadı. 1991-1996 yılları arasında başarılı performansıyla dikkat çekti ve 2 lig şampiyonluğu, 2 Cumhurbaşkanlığı Kupası ve 1 Türkiye Kupası gördü. Ancak başarılarının yanında kumar, at yarışı gibi tutkuları yüzünden de eleştirildi.
2002-2003 sezonunda Mircea Lucescu, Beşiktaş'a geçerken, Sergen Yalçın da bonservisi ile birlikte ilk kulübü Beşiktaş'a döndü. Beşiktaş'ın 100. yılındaki şampiyonluğunun baş mimarlarından biri oldu ve şampiyonluğun belirleneceği maçta eski takımı Galatasaray'a attığı son dakika golüyle tarihe geçti. Aynı sezon Beşiktaş'ın UEFA Kupası'nda çeyrek final görmesine de yardım etti. 2003-2004 sezonuna Beşiktaş iyi başlarken, Sergen Yalçın, Şampiyonlar Ligi'nde Beşiktaş'ın İngiltere'deki Chelsea zaferinin mimarı olup 2-0'lık galibiyette iki gol attı. Daha sonra bu performansında İngiltere'de Beşiktaş'ın galibiyeti üzerine bahis oynamasının etkisi olduğu söylendi. Aynı sezon Adanaspor'a yatarak attığı golle de çok konuşuldu. 2006-2007 sezonuna kadar Beşiktaş'ın banko oyuncularından biri oldu. Son sezonunda Türkiye Kupası'nı da kazandı. Ancak sezon sonu Jean Tigana tarafından gönderildi.
Ertuğrul Sağlam
Ertuğrul Sağlam (19 Kasım 1969, Zonguldak), Türk teknik direktör ve eski millî futbolcudur.
Samsunspor'da her yıl yükselen bir grafikle 5 sezon forma giydi ve Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray onu renklerine bağlamak için yarışa girdi. Bu transfer yarışının sonunda, 1994-1995 sezonunda Ertuğrul Sağlam Beşiktaş'la anlaşarak, Siyah Beyazlı formayı 6 yıl giydi. Ertuğrul Sağlam 'ın ilk sezonunda başarılı performansı ve 28 golü, Beşiktaş'ı şampiyonluğa taşıdı. Siyah Beyazlı formayla 6 sezonda toplam 167 lig maçı oynadı ve 103 gol attı. Forvet olarak başarılı olan ve birçok önemli gole imza atan Ertuğrul Sağlam, John Toshack'ın döneminde defansta da görev yaptı. 2000-01 sezonunda Erman Güraçar ile takas edilerek Samsunspor'a dönüş yaptı ve 2003 yılında futbolu bırakana dek burada forma giydi.
2007-2008 seonunda Beşiktaş'ta teknik direktörlük yapmıştır. Beşiktaş'ın başında çıktığı 40 maçta 27 galibiyet, 6 beraberlik ve 7 mağlubiyet aldı. Bu maçlarda takım 69 gol atıp 36 gol yedi.
İbrahim Üzülmez
İbrahim Üzülmez (10 Mart 1974, Kocaeli), Sol bek mevkinde görev alan Deli İbo lakaplı Türk eski millî futbolcu, teknik direktör.
16 yaşındayken Gönenspor yeteneğini fark edip onu transfer etti. Burada kendini geliştirdikten sonra sırasıyla; Kardemir Karabükspor, İskenderun Demir Çelik SK, tekrar Kardemir Karabükspor, Amasyaspor ve tekrar Kardemir Karabükspor gibi külüplerde forma giydi.
Ardından Gaziantepspor`a transfer oldu. Burada önceki sezonlarına göre istikrarlı maçlar çıkararak büyük hayali gerçek oldu ve 2000-2001 sezonunun transfer döneminde Beşiktaş´a transfer oldu.
Beşiktaş´ın 100. yıldaki şampiyon kadrosunda yer aldı. 2008-2009 sezonunda Beşiktaş´tan takım arkadaşı olan İbrahim Toraman ile kavga edip kadro dışı kalmıştır. Ancak daha sonra ikisi de affedilmiş, ancak bu olaydan sonra Beşiktaş'taki kaptanlığını kaybetti. Sezonunun son haftadaki Denizlispor-Beşiktaş mücadelesinde teknik direktör Mustafa Denizli ona bir jest yaparak, oyuna alırken tekrar kaptanlık pazıbandını taktı ve şampiyon takımın kaptanı olarak oyuna dahil etti. 100. yıldaki sağ ayağıyla gol attığı Galatasaray ve bu sezon oynanan Fenerbahçe derbileri ve 3-0 lık FC Barcelona maçları üst düzey gösterdiği performansla kariyerinin en iyi maçlarını çıkarmıştır
23 Haziran 2009 tarihinde Siyah-Beyaz'lı kulüple 1 yılı opsiyonlu olmak üzere, 2 yıllık mukavele imzaladı. 13 Şubat 2011 tarihinde Beşiktaş yönetimi tarafından sözleşmesi feshedilmiştir.
Atiba Hutchinson
Atiba Hutchinson (8 Şubat 1983, Ontario), orta saha mevkinde forma giyen Trinidad ve Tobago asıllı Kanadalı millî futbolcudur. Beşiktaş'ın en fazla forma giyen yabancı futbolcusudur.
2013-2014 sezonunda Türkiye Süper Lig takımlarından Beşiktaş'a transfer oldu. Kanadalı orta saha oyuncusu Atiba Hutchinson hâlâ Beşiktaş'ta forma giymeye devam etmektedir.
Süleyman Seba, 5 Nisan 1926'da Sakarya'nın Hendek ilçesinde dünyaya geldi.
İlkokulu Sakarya'da okuduktan sonra İstanbul'a gelen Seba, lise eğitimine, Kabataş Erkek Lisesi'nde başladı. Bir süre sonra, Kabataş Lisesi'nin futbol takımına girmesiyle, futbol yaşantısındaki ilk adımı atmış oldu. Son derece yetenekli olan genç oyuncuyu Beşiktaş'lı yöneticilerin keşfetmesi uzun sürmedi. 1943 yılında Beşiktaş genç takımına çağırıldı. Beşiktaş'ta da kaliteli futbolunu devam ettiren Süleyman Seba, o yıl genç takımın şampiyon olmasında büyük rol oynadı. Kısa süre sonra başarılı futbolu ödüllendirildi ve Beşiktaş genç takımı kaptanlık pazubandının sahibi oldu.
1945 yılında, Beşiktaş A takımına alındı. 1946'da Kabataş Erkek Lise'sinden mezun olan Süleyman Seba, babasının isteği üzerine Mimar Sinan Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Fransız Filolojisi Bölümü'ne kaydını yaptırdı. 1947 yılında İnönü Stadyumu'nun açılış maçında İsveç'in AIK takımına attığı gol, bu stadyumda bir Türk futbolcusunun attığı ilk gol olarak tarihe geçti. 1950 yılında Beşiktaş Futbol takımının Amerika'ya davet edilmesiyle, babasını üzmek pahasına, okulunu bırakarak, çok sevdiği Beşiktaş'la bir ay süreyle Amerika'ya gitti.
1954 yılında menisküs geçirip futbolu bırakmak zorunda kalana kadar, 8 sene Beşiktaş forması altında ter döktü ve 44 gol kaydetti.
1957 yılında Beşiktaş Jimnastik Kulübü'ne üye oldu. İlk kez 1963 yılında Selahattin Akel'in sonraları sırasıyla; 1964'te Hakkı Yeten, 1968'de Talat Asal, 1970'de Ağası Şen ve 1977'de Gazi Akınal'ın oluşturdukları listelerde yönetim kurulunda yönetici olarak görev yaptı.
1984 yılında başkan olarak ilk kez kulübe adımını atan Süleyman Seba ise ne şampiyonluktan ne de kulübü birinci sayfaya taşımaktan bahsediyor. İlk iş olarak kulübün demirbaş listesini istiyor. Listedeki 2000 demirbaştan çoğu kazanılan kupalar olmak üzere 1000’e yakını ortada yok. Türkiye’nin en eski takımı, kendi kupalarını, tarihini bile kaybetmiş. O gün, Seba kulüpten dışarı adımını attığında ise cebinde 5 kuruş bile yok. Ama birinci sayfalara manşet olsun diye değil, gerçekten tarih yazmak için her şey Süleyman Seba’da var. - Ali Ece
1980'li yıllarda Milli İstihbarat Teşkilatı İstanbul Müdürlüğü yaptığı dönemde, Beşiktaş'ın kötü gidişini gördü ve çok sevdiği Beşiktaş için bu görevi bıraktı. 1 Nisan 1984'de Mehmet Üstünkaya ile girdiği başkanlık yarışını kazandı ve 16 yıl sürecek başkanlık görevine başlamış oldu. Başkanlığı süresinde Beşiktaş Futbol takımı; 5 Lig Şampiyonluğu, 4 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2 Başbakanlık Kupası ve 6 TSYD kupası kazandı. Sportif başarıların dışında Beşiktaş Jimnastik Kulübü'ne birçok tesis kazandırdı. Bunlardan bazıları Akaretler Kulüp Binası, Fulya Stadı ve kamp tesisleri, BJK Plaza, Yeşilköy, Pendik ve Çilekli tesisleri oldu. Seba döneminde, BJK Koleji kuruldu ve BJK İnönü Stadı 49 yıllığına kiralandı.
Beşiktaş Ekol Olduğu Döneme Seba'nın Milne İle Sözleşme İmzalaması Sonrası Merhaba Demiştir. İlk 2 yıl şampiyon olamayan Milne'nin tüm baskılara rağmen arkasında duran Seba daha sonra gelen üstüste 3 şampiyonlukla ne kadar doğru bir karar verdiğini tüm taraftara göstermiştir. Bu dönemde sayısız kupa kazanan Beşiktaş Seba'nın mütavazi tavırlarıyla tüm kamuoyunda sempati kazanmıştır. O zamanlar Beşiktaş, şampiyonluk için Galatasaray ile çekiştiğinde lige erken havlu atan Fenerbahçeliler, Beşiktaş şampiyon olsun, Galatasaray yarıştan kopup Beşiktaş, Fenerbahçe ile çekiştiğinde ise Galatasaraylılar sözbirliği etmişçesine Beşiktaş şampiyon olsun isterdi.
Tarih 30.05.1993. İki takım son haftaya 63'er puanla giriyorlar. Beşiktaş, Gençlerbirliği'ni İnönü'de 3-1 yenerken Galatasaray, başkentte gerekli olan 8-0'lık galibiyeti Ankaragücü'nden alarak averajla şampiyon oluyor. Maçı sattığı söylenen kaleci Zalad'a kimse dokunamıyordu. İşte, Onursal Başkan Süleyman Seba, o tarihi sözünü o zaman da söylemişti: "Şerefli ikincilik kirli şampiyonluktan daha iyidir."
1986 - 87 Şerefli İkincilik (BEŞİKTAŞ)
Beşiktaş'ın şampiyon olamadığı dönemde taraftar baskısının iyice artması sonucu belki de Çarşı grubu yaratıcılığını ilk kez kötü anlamda kullanmış ve '' Ahmet Dursun Seba Gitsin '' tezahüratı yapmış , daha sonra bu tezahüratı yapanların bile derin pişmanlık duyduğu olay gerçekleşmiştir. Akabinde vizyon sahibi olduklarını iddia eden, bir zamanlar Seba’nın yanında çalışma şerefine ulaşmış ama Seba misyonundan biraz olsun nasiplenememiş insanlar tribünleri ikiye ayırdılar. Çoğumuz o tribünlerden yükselen sese inanamadık. Birileri “Yeter artık Seba.” dedi. Bir dahaki kongrede, ilk seçildiği günkü gibi heyecanlı olan Süleyman Seba elleri titreye titreye veda konuşması yaptı.
Seba 13 Şubat 2000 tarihinde BJK Mali ve Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmayla başkanlık görevine veda etti. Beşiktaş'a yıllarca başarıyla hizmet eden Süleyman Seba'ya "Onursal Başkanlık" unvanı verildi ve camianın daima birleştirici gücü olarak görüldü.
Süleyman Seba Veda Konuşması
Seba'nın emsalsiz saygınlığı üzerine
Dönemin en yetenekli Türk oyuncularından Oktay Derelioğlu Seba'nın dikkatini çekmişti. Trabzonspor'dan futbolcuyu almak için o dönemin başkanı Mehmet Ali Yılmaz'ı arayarak Oktay'ı isteyen Seba'ya Yılmaz'ın cevabı
''Ben sana nasıl hayır derim Süleyman Abi gelin alın.'' olmuştur.
Bunun üzerine bonservisini soran Seba'ya yine verilen cevap şudur.
''Ben sizinle para konuşamam isterseniz gelin bedava veririm Süleyman Abi. ''
Seba'nın Diplomatik Zekâsı Üzerine
Beşiktaş Kıbrıs Rum kesimi ekibi Apoel ile eşleşmiştir ilk maç İstanbul'da oynanacaktır ancak iki ülke arasında soğuk rüzgarlar esmektedir. Apoel fax çekerek eğer siz ikinci maça gelecekseniz biz ilk maça geliriz diye belirtmiştir. Seba'nın geleceğiz yanıtı üzerine Apoel başkanı tarih verin hangi yolla ne zaman geleceksiniz demiştir. Rum kesiminin amacının Beşiktaş'ın Rum tarafına inip onları bir ülke olarak tanımasını sağlamak olduğunu anlayan Seba'nın cevabı. Müsterih olun geleceğiz olmuştur.
Apoel ilk maça gelmiştir. İkinci maç merakla beklenirken Seba'nın müthiş zekası devreye girmiştir. Beşiktaş fax ile Kıbrıs'ın Türk kesimine ineceğini ve yürüyerek sınırı geçeceğini belirtmiştir. Apoel yetkilileri duruma çok kızmıştır. Yöneticilerden birisinin ya bizi sınırdan almazlarsa sorusu üzerine Seba'nın yanıtı nettir:
''Almasınlar ne olsa ilk maçı oynadık.''
Seba ve Beşiktaşlılık Duruşu Üzerine
1980’li yılların ortasında bir maçın hakemi Beşiktaş’a açık açık gol atarken, artık bugün olduğu gibi haklı olarak isyan eden futbolcular, başkanın yanına çıkmış, federasyon ve hakemi şikâyet etmişlerdi. Ama Süleyman Seba, bir dahaki maça PAF takımıyla çıkacağız deyip Avrupa mağlubiyet rekorunu kırdıktan sonra sözde as takımla çıkmadı. Metin Tekin’i karşısına aldı ve en güzel Türkçesiyle “Sizler Beşiktaş’ta oynuyorsunuz. Bir tek maçta bile sizin yerinizde olmak için tüm bir hayatını verecek milyonlarca fakir insan var. O yüzden siz öyle bir mücadele edeceksiniz ki hakemi bile yeneceksiniz.”
Aynı Metin Tekin, o odadan çıktı, Erman Toroğlu’nun yönettiği bir maçta Beşiktaş bir körün bile fark edebileceği “tas kebabı” gibi 5 metrelik ofsayttan gol yediğinde, sahadaki Süleyman Seba oldu: “Hocam, hadi rakip sahaya, yani kendi sahana geç de biz de santra yapalım” O maçı Beşiktaş 5-1 kazandı. Süleyman Seba varken, Beşiktaş şimdilerle karşılaştırınca hep kazanmaya devam etti. Ama 10-0’lık tarihi maçtan sonra o günün en çok gol atan oyuncusu Ali Gültiken’in kendisiyle röportaj yapmak isteyen gazeteciye söyledikleri, binlerce golden ve puandan çok daha tarihi bir zaferdi: “Lütfen burada konuşmayalım, rakip arkadaşlarımız da bu işten ekmek yiyorlar… Onların yanında sevinemem, büyük saygısızlık olur.”
Seba İnönü'nün açılış golü kendi anlatımı ile
Süleyman Seba Belgeseli - Bir Yudum İnsan
Evet arkadaşlar. Bunlar da Benim Ağzımdan Dökülenler Olsun.
Seba Beşiktaş'tır. Beşiktaş ise Seba. Beşiktaşlılık Duruşu Aslında Seba Duruşudur. Seba Öğretmiştir. Seba Gibi Onurlu , Seba Gibi Mütevazi , Seba Gibi Duyarlı , Seba Gibi BEŞİKTAŞLI Olmaktır Beşiktaşlılık Duruşu. Sen Ölemezsin ki Seba. İstesen de Yapamazsın. Çoktan Ölümsüz Oldun Çünkü. Senin Matemin Uzun Sürecek. Çok Uzun Sürecek BABA. Biz Ağlamaya Alışığız Sevinmek İçin Sevmedik Çünkü. Ama Senin İçin Ağlamak Beşiktaş İçin Ağlamak Gibi Değilmiş BABA. ÇOK YAŞA SÜLEYMAN SEBA.
Son Olarak Seba'nın En Önemli Öğüdüdür. Beşiktaşlı Olmak İçin Önce Buradan Başlayın.
Şeref Bey (Futbol Şube Kurucusu-İlk Teknik Direktör-İlk Kaptan)
Şeref Bey bilinen bir diğer ismiyle Ahmed Şerafettin Bey (1894 - 1933)
1894 yılında Beşiktaş Valdeçeşme’nin Dibek sokağında ve 14 numaralı evde dünyaya geldi. Elazığlı Hacı Yusufzadelerden Mehmet Bey’in oğludur. 7 yaşında Bedia İrgan Mektebi’ni, 10 yaşında Beşiktaş Mülkiye Rüştüyesi’ni, 13 yaşında da Mercan İdadisi’ni bitirerek iyi dereceler ile diploma aldı. İki yıl Fransız Mektebi’ne devam ettikten sonra, Darülfünun edebiyat bölümüne müracat etti. Yaşı küçük olduğu için reddedilmek üzereyken, Maarif Vekili’nin müdahalesi sonucunda okula kaydı yapılabildi. 20 yaşında buradan mezun oldu. Mezuniyet gününde başarılarından dolayı hocaları Hüseyin Cahit Yalçın ve Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından merasimle arkadaşlarına “örnek talebe” olarak takdim edilen Şeref Bey, bilahere Eyüp ilçesindeki Meşriki Füyuzat ve Reşadiye mekteplerine “hoca” aynı zamanda müdür muavini tayin edildi.
Şeref Bey, 1910 yılının Ağustosunda Valdeçeşme Spor Kulübü’nü kurarak, sporcu arkadaşlarını bir çatı altında topladı. Kıvrak zekası, futbol bilgisi ve uzun boyu ile kendisi de tipik bir santrfordu. Takım arkadaşları arasında “ileride Beşiktaş ilk 11’inde yer alacak olan” Şair Kazım, Asım, Doktor Mehmet, Askeri Hakem Hakkı, Alaeddin ve Selahattin gibi çok yetenekli oyuncular Valdeçeşme’nin iskeletini oluşturuyorlardı.
En önemli rakipleri ve komşuları “Basiret Kulübü” de güç açısından onlardan aşağı değildi. Bir adı da “Bay Münir’in takımı” olan bu ekipte de Nuri, Rüştü Erkuş kardeşler, Küçük ve Büyük Hakkı, Ziya, Hafız Mustafa ve Refik Osman Top gibi gençler futbolları ile göz dolduruyorlardı. Sonuçta Şeref Bey’in gayretleri ile bu iki kulüp birleştiler ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne iltihak ederek, Kara-Kartal yuvasının futboldaki temelini oluşturdular.
1904 yılında James Lafontaine isimli İngiliz futbolcusu “İstanbul Futbol Ligi” namı ile anılan bir lig kurmuştu. Bir adı da "Pazar Ligi" olan bu organizasyona zamanla Galatasaray, Fenerbahçe ve Altınordu takımları da katıldılar. Çoğunlukla İngiliz, Rum ve Ermeni azınlık takımlarının yer aldığı bu ligde, zaman zaman bir takım anlaşmazlıklar oldu ve Fenerbahçe bu gruptan koparak, İstanbul Ligi Şampiyonluğunu kurdu. Bir zaman sonra Cuma günleri oynanmaya başlandığı için turnuvanın adı “Pazar Ligi”nden “Cuma Ligi”ne çevrilmişti. Beşiktaş genel kaptanı Şeref Bey, en az 8-9 defa müracat ettiği halde, siyah-beyazlı takımı bu grup içine sokamamıştı. Herhalde diğer branşlardaki ihtişamından olsa gerek, organizasyon ilgilileri Beşiktaş’ı futbolda da başlarına bela etmek istemiyorlardı.
Şeref Bey Kendi Ligini Kuruyor
Şeref Bey 1919 yılında Vefa, Darüşşafaka ve Türkgücü gibi bir kısım İstanbul kulüplerini bir araya getirerek “İstanbul Türk İdman Birliği Ligi” adı altında yeni bir lig kurmuştu. 1919-20 ve 1920-21 karşılaşmaları sonucunda Beşiktaş bu ligde üst üste iki kez şampiyon oldu. 1920 yılında Altınordu’nun kurucusu Aydın oğlu Raşit Bey ile birlikte hareket ederek “Pazar Ligi”ni yeniden hayata geçirdi. Bu defa da bu organizasyonda Beşiktaş ile Aydın oğlu Raşit’in yeni takımı İttihatspor’a karşı Pera, Macabi, Enosis (AEK), Stella, Stogles ve Ermeni İttihat gibi azınlık takımları adeta karşı bir grup oluşturuyorlardı. “Pazar Ligi”nin 1920-21 karşılaşmaları sonucunda İttihatspor birinci, Beşiktaş da ikinci olmuşlar, 1921-22 sezonu maçları sonucunda ise şampiyonluğu Beşiktaş kazanmıştı.
1923 yılında Cumhuriyet ilan edilince Pazar Ligi, Cuma Ligi ve Türk İdman Birliği Ligi gibi özel şampiyonalar nihayet tarihe karışmışlar başta Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe olmak üzere tüm İstanbul kulüpleri, Türk Futbol Federasyonu’nun idaresindeki resmi İstanbul Ligi’nde aynı çatı altında toplanmışlardı.
Beşiktaş’ı bir ara bu ligden de ekarte etmek istemişlerdi. Başta Şeref Bey olmak üzere Beşiktaş yönetimi direnince ve Genelkurmay Başkanlığı olaya ağırlığını koyunca plan suya düşmüştür. Sonuçta, ezeli rakiplerinin beğenmediği Beşiktaş, bu ilk resmi İstanbul Ligi’nde de “Şampiyon” olunca muarızlarına söyleyebilecekleri tek söz bile bırakmamıştır. O Türk hakem camiasının da yüzakıydı. 1928 yılında FIFA’nın direktifleri ile Prag’a giderek Prag-Peşte karmaları maçlarını yönetmişti. Uluslararası hakemliğinin yanı sıra ülkemizdeki ilk hakem hocalarından biridir. 1923 ile 1933 yılları arasında üç büyük kulübümüzün şampiyonluğa tesir edecek en önemli maçlarında ya da Avrupa takımları ile oynadıkları karşılaşmalarda, ısrarla maçı idare etmesi istenen ilk isim hep o oluyordu.
“Şeref Stadı” Uğruna Hastalığını İhmal Etmişti
Cumhuriyetin ilanı ile birlikte, “ilk resmi İstanbul Ligi” şampiyonu olan Beşiktaş’ın o yıllarda devamlı yararlanabileceği bir futbol sahası bile yoktu ne yazık ki... 1929 yılı Ağustosunda Taksim Stadı’nın Galatasaray’a ait bir hissesi 5000 TL karşılığında satın alınarak, 1933 yılına kadar bu ihtiyaç giderildi. Futbol şubesi sorumlusu Şeref Bey’in çabaları ile, bir dönem için halledilen bu handikap, yine bu ileri görüşlü spor adamının yaptığı planlı çalışmalar sonucunda nihayet toptan halledilmek üzereydi. 1930’lu yıllar ile birlikte iz sürmeye başlayan Şeref Bey, Beşiktaş’ın geleceğini teminat altına alacak yeni bir mülkün peşine düşmüştür. Evvelce yanmış ve büyük tahribat görmüş tarihi Çırağan Sarayı ile moloz yığınlarının dolu olduğu bahçesini Beşiktaş’a stad olarak tahsisi gerçekleştirmek üzereydi.
Mevsim kıştı. Ankara’da İstanbul, İzmir ve Ankara karmaları arasındaki maçları idare etmesi için federasyon tarafından görevlendirilmişti. Aksilik bu ya, birkaç günden beri, vücudunu saran bir illetin verdiği ağrılarla kıvranıyordu. Doktorlar, erken tedaviye girmesinin faydalarını önüne sermelerine rağmen o, stad işini garantiye almak düşüncesiyle, görevlendirildiği maçları idare etmeyi düşünüyordu. Öyle de yaptı zaten... Sonuçta, Ankara’nın kara kışında yönettiği maçlarda vücudunun daha da zayıf düşmesine neden oldu ve yatağa mahkum oldu ne yazık ki... Kulüp başkanı Fuat Balkan’ın da yapıcı teşübbüsleri ve o dönemin en önemli devlet adamlarından biri olan Beşiktaşlı Recep Peker’in delaleti ile tüm formaliteler tamamlanmıştı ama, Şeref Bey bu dünyada yoktu artık.
Beşiktaş “Şeref” Stadı
Evet... 1932 senesinde “Çırağan Sarayı bahçesinin” Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne “stad” olarak tahsisi nihayet gerçekleşmiş ve Maliye Bakanlığı bu tarihi mülkü 10 lira gibi sembolik bir aylıkla tam 99 yıllığına Beşiktaş’a kiralamıştı. Çırağan bahçesini molozlardan temizlemek, toprak zeminin drenajını yaptırıp futbol oynanacak duruma getirme görevini, Şeref Bey’in en yakın dostu Nuri Çapa üstlenmişti. Bu işleri yapmak için ilgili firma astronomik bir ücret isteyince çok öfkelenmiş ve fabrikasındaki işçileri devreye sokarak maliyeti asgariye düşürmüştü.
Zamanın şartlarına göre Beşiktaş futbol şubesi, toprak ama düzgün bir zeminde antrenman yapma olanağına kavuşmuştu. Stadın komple inşaatı, 1940’lı yılların başına kadar sürdü. Altı bin kişilik kapalı, dört bin kişilik açık tribün tam on bin kişilik seyirci kapasitesi stadın, giriş kapıları, soyunma odaları ve nizami yüzme havuzu da dahil olmak üzere toplam inşaatı 42 bin TL’ye malolmuştu. Stadın adı, muhalefet edenler olmasına rağmen Şeref Bey’in ismi ile anılacaktı artık. Kongre kararı ile tesise “Beşiktaş Şeref Stadı” adı verilmişti. Stadın resmi küşadı çok görkemli olmuştu. Ertesi günkü gazete ve dergiler, bir zamanlar “Beşiktaş Çöplüğü” diye isim taktıkları bu yer için bu defa “Balkanlar’ın en güzel stadı hizmete açıldı” başlığı altında haberi okuyucularına duyurmuşlardı.
Beşiktaş futbol tarihi içinde Şeref Stadı’nın önemi çok büyüktür. Kulübün asırlık tarihine damgasını vuran, “en muhteşem Hakkı’lı, Şeref’li ve Şükrü’lü kadrosu” bu stadın getirdiği imkanlarla yetişip güçlenmiş ve rakiplerinin korkulu rüyası olmuştur. Stad tam yedi yıl boyunca (1940-1947) sportif açıdan olduğu kadar, ekonomik açından da Beşiktaş’a büyük güç kazandırmış ve elverişli bir spor tesisin bir kulübün ayakta kalmasındaki önemini ortaya koymuştur. Şeref Stadı yedi yıl boyunca, İstanbul Ligi, Milli Küme, Kupa ve Şilt karşılaşmalarına sahne olmuştur, 1948’de İnönü Stadı’nın devreye girmesiyle etkinliğini yitirmiştir.
Beşiktaş Futbolu ve Şeref Bey
Akaretler’in en önemli semti olan Valideçeşme o dönemde bünyesinde topladığı ünlü ve köklü aileleri ile olduğu kadar, artık adını taşıyan futbol takımıyla da anılmaya başlanmıştır. Takımın santrforu, kaptanı ve idarecisi Şeref Bey, arkadaşlarını etrafına toplamış, tarihi kararını şu sözcüklerle ifade etmiştir:
“Değerli arkadaşlarım, belki duymuşsunuzdur ülkemizin ve ilçemizin ilk resmi spor teşekkülü, Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü’nde devrin şartları gereği futbol şubesi yoktu bugüne kadar. Kulüp büyüklerinden Ahmet Fetgeri Bey ve Fuat Bey ile konuşarak anlaştım, Basiret’te oynayan bazı arkadaşlar da bize katılacaklar. Böylece hep birlikte bu büyük kulübe dahil olup, onun futbol şubesini meydana getireceğiz.”
Karar coşkuyla karşılanmıştı gençler arasında. Ertesi gün Şeref Bey’in önderlik ettiği futbol kafilesi, doğruca Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün yolunu tutmuş ve gereken işlemlerin tamamlanması sonucunda da o zamanki renkleri ile “Kırmızı-Beyaz” futbol şubesi yaşama geçirilmişti. Daha henüz ortaokul talebesi iken bile, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ndeki her türlü sportif ve sosyal faaliyetleri yakından takip etmeyi hobisi haline getirmiş olan Şeref Bey, Galatasaray, Fenerbahçe hatta Altınordu gibi spor yaşamlarını sadece futbol ile sürdüren kulüplerin, bu popüler spor dalı sayesinde en az 7-8 branşta faaliyet gösteren Beşiktaş’tan daha fazla dikkat çektiğini, bu sayede taraftarlar kazandığını teşhis etmişti.
Aşırı bağlılık duyduğu Beşiktaş’taki bu eksikliği ilk fırsatta telafi etmek, lise çağına geldiğinde onun için artık tek amaç haline gelmişti. İşte nihayet bu idealini gerçekleştirmişti söz konusu gençlik hareketiyle. Nitekim gelecek zaman, futbolda kazanılan başarılar ve şampiyonluklar doğrultusunda Beşiktaş’ı ülkenin en önemli kulüplerinden biri yaparken, Şeref Bey’in, futbolu siyah-beyazlı yuvaya taşımakla ne derece isabetli bir karar verdiğini, daha o zamandan ileriyi gördüğüne somut bir örnek teşkil edecekti.
Şeref Bey ne yazıktır ki, en verimli çağında ve henüz 39 yaşında olduğu bir dönemde amansız bir hastalığa yakalanarak yaşamını yitirdi. Yalnız Beşiktaş’a değil, Türk futboluna da verebileceği gelecek ile ilgili mükemmel projelerini henüz tamamlayamamıştı ama, yine de kısa ömrüne birçok güzellikler sığdırarak aramızdan ayrılmıştı.
Şeref Stadyumu
Stadyumun bulunduğu alan Çırağan Sarayı'nın bahçesiydi. 19 Ocak 1910 günü çıkan büyük bir yangın sonucu harap olan Çırağan Sarayı'nın bahçesi de uzun yıllar tamamen bakımsız bir halde kalmıştı. Beşiktaş JK yöneticilerinden Ahmed Şerafeddin Bey (Şeref Bey) Çırağan Sarayı'nın harabesinin yanındaki bu alanı futbol sahası ve stadyum olarak kazandırmak için 1932'de faaliyete geçti. Beşiktaş JK, fahri başkanı olan Recep Peker'in de hükûmet nezdindeki girişimleriyle burayı Milli Emlak İdaresi'nden kiralamayı başardı. Şeref Bey yakalandığı kanser hastalığına rağmen defalarca Ankara'ya giderek bu işi takip etti. Ancak bu arada hastalığı da büyük bir hızla ilerlediği için, kazandırdığı stadın açılışını göremeden hayata gözlerini yumdu.
Temeli 11 Ocak 1933 günü atılan stadın hafriyatı işinde Beşiktaşlı yönetici ve sporcular bilfiil çalıştılar. 110x75 m boyutlarındaki sahanın cadde tarafındaki yüksek duvarının önüne tribünler yapıldı, deniz tarafındaki alçak duvarın önüne de birkaç basamaktan ibaret açık tribün kuruldu. Beşiktaşlılar bu stada, onu hayatı pahasına kulübe kazandıran Şeref Bey'in anısına Şeref Stadyumu adını verdiler. Stadyumda 1947'de İnönü Stadyumu açılana kadar pek çok lig maçı ve yabancı maçlar oynandı. 1947'den sonra Beşiktaş kulübünün antrenman sahası olarak kullanılan stadyumda amatör küme maçları da oynandı.
''Yağmur altında, kasıklarına kadar kül ve çamur içinde futbol oynamaya çalışırken izlediği çocuklar için bir şeyler yapmalıydı Ahmet Şerafettin. Mesela oynayabilecekleri ve Beşiktaş’a ait bir stat. Ahmet Şerafettin tüm yasaklamalara ve ağır hastalığına rağmen İzmir deplasmanına gitti. Yolda yine fenalaştı ama belli etmedi. O gün verdiği sözü tuttu ve yine o gün maç yaptıkları stadı Beşiktaş adına alıp, yaptırttı.''
Yıkılışı
1986 yılında Çırağan Sarayı'nın yanındaki stad olarak kullanılan arazinin otele dönüştürülmesi kararlaştırılınca stadyum Beşiktaş JK'den geri alındı. 12 Eylül 1986 tarihinde düzenlenen ve Hakkı Yeten, Cihat Arman, Lefter Küçükandonyadis, Çengel Hüseyin, Fikret Kırcan, Naci Özkaya ve Faruk Sağnak gibi futbolcuların katıldığı "Veda" buluşmasından sonra faaliyetine son verildi. Şeref Stadı tarihe karışırken yerine Çırağan-Kempinski Oteli inşa edildi.
BU ASLA VEDA DEĞİL.
Şeref Bey, Beşiktaş idareciliğinin yanısıra Türk Futbolunun gelişimi için de büyük çabalar sarfetmiştir.Federasyonda aktif görevlerde bulunmuş ve hakemlik yapmıştır. 1928'de Budapeşte'de yönettiği Macaristan-Avusturya maçı ile de ilk uluslararası Türk Futbol Hakemi olma onuruna erişmiştir. Bütün bu işlerinin yanı sıra mesleği olan tarih öğretmenliğine de devam etmiştir.Beşiktaş’ın tarihinde çok önemli bir yere sahip olan, Beşiktaş’ta Futbol Şubesi’nin kurucusu Şeref Bey, her yıl sezon açılışının yapıldığı gün Yahya Efendi Türbesi’ndeki mezarı başında saygıyla anılmaktadır.
Bunun yanında unibjk tarafından yaptırılan heykelinin açılışı da 19.03.2008 tarihinde Fulya Dünya Barış Parkı'nda, Baba Hakkı'nın hemen karşısında yapılmıştır.
Tarihçi Vala Somalı’nın onun Kulübümüz için önemini gösteren yazısını, her Beşiktaşlı’nın okuması gerektiğine inanıyoruz.
İstibdat rejiminin bilhassa genç kuşakları bunalttığı günlerde bir cemiyet, bir kulüp kurmak bir yana, iki kişinin yan yana yürümesinin bile kuşkulu gözlerle takip edildiği bir dönemdi. İkinci Abdülhamit, kılpayı kurtulduğu suikastten sonra daha da sertleşmiş ve saray hafiyelerini en ücra yerlerde bile görevlendirerek, baskısını yoğunlaştırmıştı. 1903 yılının Mart ayı başında, Serencebey’deki şaşaalı Osmanpaşa Konağı’nda Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nü kuran gençler, Osmanlı Sarayı mensubu da olsalar, toplu bir faaliyetin içinde oldukları için saray hafiyeleri tarafından tutuklanıp ünlü Hasanpaşa Karakolu’na götürülmüşlerdi. Durum vahimdi. Sorgusuz sualsiz zindana atılmaları ya da Fizana sürülmeleri olasıydı.
Bereket, Osmanpaşa’nın yakın akrabası olan Seryaver Mehmet Paşa olayı duyar duymaz atına atlamış ve soluğu Hasanpaşa Karakolu’nda almıştı. Badire atlatılmış, Beşiktaşlı gençlerin bir yanlış anlamanın kurbanı olmaları önlenmişti ama, padişah gelişmeleri duyduğunda çok sinirlenmişti. Seryaver Mehmet Paşa huzura çıkıp Sultan II. Abdülhamit’e işin doğrusunu anlattığında, padişah önemli ölçüde yumuşamış, ayrıca kurucu ve sporcuların saray mensubu ailelerin bireyleri olduklarını öğrendiklerinde, faaliyetlerine bile müsade etmiştir. Ama bir şartla vermişti bu kararını; “Atletizm, jimnastik, boks, güreş, eskrim gibi sporlara diyeceğim yok ama, şu İngilizlerin oynadığı ayak topunu oynamayacaklar” demişti, Seryaver Mehmet Paşa’ya sesini yükselterek, belliydi ki, bir takım dini saplantıları vardı futbol hakkında.
Emir büyük yerdendi. Bu yüzden, kuruluş yılı olan 1903 ile İkinci Meşrutiyet’in ilanının gerçekleştiği 1908 yılı arasında Beşiktaş Kulübü bünyesindeki sportif aktiviteler arasında, futbola rastlamak mümkün değildi. 1909 yılında Cemiyetler Kanunu yürürlüğe girip, spor kulüplerine resmen faaliyet imkanı sağlayınca, işin rengi değişmiş ve bu serbestliğin getirdiği hakla, Beşiktaş futbolunun vücut bulması konusunda olumlu adımlar atılmaya başlanmıştı.
Ülke rejimindeki bu değişim gerçekleşinceye kadar, Beşiktaş’ta en ufak bir futbol hareketi olmamıştı ama, kaza sınırları içinde özbeöz Beşiktaşlı gençler tarafından gayri federe olarak meydana getirilmiş bir sürü semt takımları, birbirleriyle iddialı maçlar yapıyorlardı. İlçenin en yetenekli futbolcularını bünyesinde toplamaya muvaffak olan “Valdeçeşme” ile “Basiret” takımları, aralarındaki en güçlü iki gençlik teşekkülüydü.
Şeref Bey ve FEDA
"Ah dostum Şerafettin... Hastasın biliyorsun, yatakta olman gerekirken hala Beşiktaş, hala Beşiktaş... Beşiktaş seni öldürecek dostum bu genç yaşında." dedi Doktor Enver.
İnce bir sesle "feda" dedi Şeref Bey.
Onursal Başkanımız Süleyman Seba da FEDA Tişörtünü giymiş ve destek vermiştir.
Haddime olmasa da Şeref Bey'in Bizim ve Taraftarımızın Üzerine Etkisi Adına Küçük Bir Yorumda Bulunmak İsterim.
Türkiye'de taraftar sayısı üzerine birçok veri ve bilgi verilmektedir. Ancak bilinen bir gerçek vardır ki BÜYÜK BEŞİKTAŞ TARAFTARI asla seyirci veya müşteri değildir.
Dolayısıyla seyirci ve destekleyici sayısı üzerine istedikleri kadar veri paylaşadursunlar Şeref Bey'in Feda'sından sonra Beşiktaş taraftarı Beşiktaş'a Can Feda Anlayışını benimsemiştir. Popülist hegamonya bir yana taraftarlık , taraf olmak ve takımıyla yaşamak anlayışını benimseyen , Şeref ve Hak'tan asla taviz vermeyen , Dünya Üzerinde sayılı Türkiye'de ise tek taraftar grubu BÜYÜK BEŞİKTAŞ TARAFTARIDIR. O Feda, günümüze ulaşmış Beşiktaş taraftarının nefesi olmuştur. Türkiye'nin ve Dünya'nın en büyük taraftar gruplarından biri olan Beşiktaş taraftarı o günden bugüne ŞEREFİN ÇOCUKLARI olarak anılmaktadır.