emiryakamoz
Üye
-
- Katılım
- Nisan 23, 2015
-
- Mesajlar
- 535
-
- Tepkime puanı
- 0
-
- Puanları
- 266
-
- Yaş
- 34
-
- Web sitesi
- www.facebook.com
ARABA SEVDASI HAKKINDA
BERNA MORAN
Berna Moran'ın 1983 tarihli Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış'ı olmasaydı, Araba Sevdası belki bende bulanık, puslu kalacaktı. Moran, gerçekten çok incelikli çözümlemesinde bu romanın değerini saptar. Bir dikkati, edebiyat tarihi açısından şaşırtıcıdır:
"Recaizâde Ekrem'i ilgilendiren Bihrûz'un yalnızca giyimi kuşamı, Fransızca paralayarak konuşması gibi züppe tipinin ortak özellikleri değil, onun kendine özgü kafa yapısı, zihniyeti, iç yaşantısıdır. Bu iç dünyayı, kâh anlatıcı olarak araya girip iç çözümleme yöntemiyle okura aktarır, kâh aradan çekilerek Bihrûz'un kafasının içini okurun doğrudan doğruya gözlemlemesi için iç konuşmadan bilinç akımına doğru aşamalaşan yollara baş vurur."
Böylesi bir çaba ne döneminde ne sonra, hem de nice sonra kavranabilmiş. Yine Moran'dan iz sürersek, Araba Sevdası dünya edebiyatında bilinç akışı tekniğine açılmış 'ilk' romandır.
Bu anlatış, dile getiriş özelliği kadar Bihrûz'un yaşaması da Araba Sevdası'na anlam katar. Bihrûz, bence 'trajik' bir kimlik.
Araba Sevdası, döneminde pek anlaşılamamış yenilikçi tutumuyla, evet züppelik eleştirisi. Ne var ki, eser, ince bir mizahla örtünmüş görünürken, bir yandan da toplumsal eleştiriye açılır. Romanın baş kişisi Bihrûz Bey, bilir bilmez bağlandığı Batı kültürünü, ülkülerinin ve hayallerinin gayesi edinmişken, yaşadığı ortamda ne Batı kültürünü gerçekten özümseyebiliyor, ne de geleneksel kültürümüzün inceliklerini, değerlerini kavrayabiliyor. Bir boşlukta sürüklenip durmakta Bihrûz!
JALE PARLA
Jale Parla 'Metinler Labirentinde Bir Sevda; Araba Sevdasi' adli son bolumu Turk edebiyatinin ilk modern romani kabul ettigi Araba Sevdasi romaninin degerlendirilmesine ayirmistir. Yazar romani, "Caginin bilinc kargasasina bu bilincin disindan, alternatif bir bilincle bakabilen, cagini seyredebilen ve bu irdeleyici bakisi kendine de yoneltebilen, yani iki yonlu sorgulayabilen (karsisindakini ve kendini)" (s. 130) bir eser oldugu icin modern olarak nitelemektedir. Araba Sevdasi icerigi, Uslubu daha dogrusu tUm yapisiyla Tanzimat'i, Tanzimat romanlarini ve dilini yadsir. Roman bu bakimdan kendisini de hiCleyerek son bulur.
Jale Parla Araba Sevdası’nı “iki karşıt epistemolojik sistemin metinsel bir yadsıması” (Parla 2002: 128) olarak değerlendirir. O halde romanın temel problemi “yanlış batılılaşan züppe tipiyle alay” değil, geleneksel olanla batılı olan arasındaki “hiçlik”tir. Artık, Felatun Bey’in karşısında Rakım Efendi yoktur. Tanpınar, “bütün roman bir şakaya benzer” (Tanpınar 2001: 494) der. Öyleyse roman boyunca Bihruz’un içine kurularak yeni hayata doğru gittiği arabanın varlığı da bir şakadır. Arabasız bir Bihruz olmadığına göre, Bihruz’un kendisi de bir şakadır.
BERNA MORAN
Berna Moran'ın 1983 tarihli Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış'ı olmasaydı, Araba Sevdası belki bende bulanık, puslu kalacaktı. Moran, gerçekten çok incelikli çözümlemesinde bu romanın değerini saptar. Bir dikkati, edebiyat tarihi açısından şaşırtıcıdır:
"Recaizâde Ekrem'i ilgilendiren Bihrûz'un yalnızca giyimi kuşamı, Fransızca paralayarak konuşması gibi züppe tipinin ortak özellikleri değil, onun kendine özgü kafa yapısı, zihniyeti, iç yaşantısıdır. Bu iç dünyayı, kâh anlatıcı olarak araya girip iç çözümleme yöntemiyle okura aktarır, kâh aradan çekilerek Bihrûz'un kafasının içini okurun doğrudan doğruya gözlemlemesi için iç konuşmadan bilinç akımına doğru aşamalaşan yollara baş vurur."
Böylesi bir çaba ne döneminde ne sonra, hem de nice sonra kavranabilmiş. Yine Moran'dan iz sürersek, Araba Sevdası dünya edebiyatında bilinç akışı tekniğine açılmış 'ilk' romandır.
Bu anlatış, dile getiriş özelliği kadar Bihrûz'un yaşaması da Araba Sevdası'na anlam katar. Bihrûz, bence 'trajik' bir kimlik.
Araba Sevdası, döneminde pek anlaşılamamış yenilikçi tutumuyla, evet züppelik eleştirisi. Ne var ki, eser, ince bir mizahla örtünmüş görünürken, bir yandan da toplumsal eleştiriye açılır. Romanın baş kişisi Bihrûz Bey, bilir bilmez bağlandığı Batı kültürünü, ülkülerinin ve hayallerinin gayesi edinmişken, yaşadığı ortamda ne Batı kültürünü gerçekten özümseyebiliyor, ne de geleneksel kültürümüzün inceliklerini, değerlerini kavrayabiliyor. Bir boşlukta sürüklenip durmakta Bihrûz!
JALE PARLA
Jale Parla 'Metinler Labirentinde Bir Sevda; Araba Sevdasi' adli son bolumu Turk edebiyatinin ilk modern romani kabul ettigi Araba Sevdasi romaninin degerlendirilmesine ayirmistir. Yazar romani, "Caginin bilinc kargasasina bu bilincin disindan, alternatif bir bilincle bakabilen, cagini seyredebilen ve bu irdeleyici bakisi kendine de yoneltebilen, yani iki yonlu sorgulayabilen (karsisindakini ve kendini)" (s. 130) bir eser oldugu icin modern olarak nitelemektedir. Araba Sevdasi icerigi, Uslubu daha dogrusu tUm yapisiyla Tanzimat'i, Tanzimat romanlarini ve dilini yadsir. Roman bu bakimdan kendisini de hiCleyerek son bulur.
Jale Parla Araba Sevdası’nı “iki karşıt epistemolojik sistemin metinsel bir yadsıması” (Parla 2002: 128) olarak değerlendirir. O halde romanın temel problemi “yanlış batılılaşan züppe tipiyle alay” değil, geleneksel olanla batılı olan arasındaki “hiçlik”tir. Artık, Felatun Bey’in karşısında Rakım Efendi yoktur. Tanpınar, “bütün roman bir şakaya benzer” (Tanpınar 2001: 494) der. Öyleyse roman boyunca Bihruz’un içine kurularak yeni hayata doğru gittiği arabanın varlığı da bir şakadır. Arabasız bir Bihruz olmadığına göre, Bihruz’un kendisi de bir şakadır.