Benim gözüm yükseklerde

Konu sahibi son olarak 1059 gün önce görüldü
"Mucize Doktor" dizisini izlemeseniz de biliyorsunuzdur herhalde. Bir sahnesi vardı bu hafta, aslında izlerken ne saçma diye düşünmüştüm ama sonu beni yine şaşırttı ve ihtiyacım olan ışıklar çaktı beynimde yine.

Ne almak istiyorsanız onu alırsınız aslında her şeyden yani hayatın olayı da biraz bu sanırım. Neye odaklanırsan onu yaşıyorsun, onu görüyorsun.Her neyse anlatacağım asıl mesele şu ki oradaki sahnede madde bağımlısı bir adam vardı ihtiyacını karşılamak için de ilaç istiyordu doktordan. Doktor ona hayatındaki önemli şeyleri hatırlatarak "gerçekten kendini öldürmek mi istiyorsun" diye tekrar sordu ilaç isteyip istemediğini. Adamın yanıtı "hayır" oldu.

Acısı ne kadar dayanılmaz olsa da ağrısını geçici olarak geçirecek bir şeyi seçmedi o "yaşamayı seçti."

Hepimize olmaz mı? Şöyle bir düşünsenize sizi zorlayacak şeyler karşınıza çıktığında ne yapıyorsunuz? Güçsüzler gibi küçük heveslerle bu zorluğun üstesinden gelmeyi umup geçici mutluluklarla kendinizi mi avutuyorsunuz yoksa güçlü durup onunla sonuna kadar mücadele edip bedeli her neyse ödeyip sonunda kazanan mı oluyorsunuz? Büyük zaferlerin bedeli ağır olur elbet ama sonucuna değer, gösterdiğiniz sabra karşılık Allah size en güzel şükrü nasip eder.

Birinci seçenekse kabul ettiğiniz söyleyeyim ilacın etkisi çabuk geçer ve elinizde sadece kocaman bir "pişmanlık" kalır. Yok eğer hedefiniz büyükse, gözünüz en tepedeyse yani hayatı gerçekten kendiniz olarak yaşayabilmekteyse siz güçlü bir insansınız.

Yazgı
02.11.2019
 
Böyle şeyler zaten sadece dizilerde oluyor. Uyuşturucudan kurtulmak için yıllarca tedavi görüyor insanlar, bu tür sözler bir kulaktan girer diğerinden çıkar. Kötü alışkanlıklardan vazgeçmek öyle kolay değildir.
Paylaşım için teşekkürler.
 
Böyle şeyler zaten sadece dizilerde oluyor. Uyuşturucudan kurtulmak için yıllarca tedavi görüyor insanlar, bu tür sözler bir kulaktan girer diğerinden çıkar. Kötü alışkanlıklardan vazgeçmek öyle kolay değildir.
Paylaşım için teşekkürler.

Ana temaya dikkat edelim Run bey lütfen :) Sonu güzel bitmesi için en zorunu yaşaman gerekir buna cesareti olmayan insanlar defalarca aynı şeyi yaşamaya mahkumdur.

Ben teşekkür ederim yorumunuz için.
 
Yazgı hanımcığım aslında güzel bir tartışma konusu olabilir. Ana temaya dikkat edelim evet, bununla beraber hayatın ve yaşamın gerçekleri üzerinde durmamız gerekiyor. Dizilerin insan hayatları üzerinde etkisi olduğuna inanıyorum, bu yüzden hayal dünyasından çıkıp biraz daha gerçek konuları işlemek gerekiyor, sürekli iyilerin kazandığı, aşk sevgi temalı diziler ve içerikler sıkıcı gelmeye başladı, toplumun tek gerçekçi olan ortak şeyleri hepsinde bol bol dedikodu olması, saygılar efendim.
 
Yazgı hanımcığım aslında güzel bir tartışma konusu olabilir. Ana temaya dikkat edelim evet, bununla beraber hayatın ve yaşamın gerçekleri üzerinde durmamız gerekiyor. Dizilerin insan hayatları üzerinde etkisi olduğuna inanıyorum, bu yüzden hayal dünyasından çıkıp biraz daha gerçek konuları işlemek gerekiyor, sürekli iyilerin kazandığı, aşk sevgi temalı diziler ve içerikler sıkıcı gelmeye başladı, toplumun tek gerçekçi olan ortak şeyleri hepsinde bol bol dedikodu olması, saygılar efendim.

Yorumunuz yine yıkılıyor beyefendi ama benim anlatmaya çalıştığım şeyi farklı bir boyuta taşıdınız. Diziler dedikodular ihtiraslar aşklar da elbette cazip konu başlıkları ama benim anlatmaya çalıştığım bunların hiç biri değil.

Saygılar bizden beyefendi.
 
Güçsüzler gibi küçük heveslerle bu zorluğun üstesinden gelmeyi umup geçici mutluluklarla kendinizi mi avutuyorsunuz yoksa güçlü durup onunla sonuna kadar mücadele edip bedeli her neyse ödeyip sonunda kazanan mı oluyorsunuz?

İkincisini seçerseniz de ne yazık ki her zaman kazanan olmuyorsunuz genç bayan.
Sadece ‘en azından savaştım’ diyebiliyorsunuz.
 
Güçsüzler gibi küçük heveslerle bu zorluğun üstesinden gelmeyi umup geçici mutluluklarla kendinizi mi avutuyorsunuz yoksa güçlü durup onunla sonuna kadar mücadele edip bedeli her neyse ödeyip sonunda kazanan mı oluyorsunuz?

İkincisini seçerseniz de ne yazık ki her zaman kazanan olmuyorsunuz genç bayan.
Sadece ‘en azından savaştım’ diyebiliyorsunuz.

Hoş geldiniz beyefendi.
Biliyor musunuz bu sözünüz bana Neslican Tay'ı hatırlattı. Önemli olanın kazanmak değil de kaybedeceksek de savaşarak kaybetmek olduğunu anlatan en güncel örnek bence.

Yorum için teşekkürler.
 
Sevgili Yazgı bilinmeyen hayatların içinde ne yazık ki öyle çok Neslicanlar var ki, o yaşadığını paylaşabilmeyi seçen güçlü kesimdendi.
Birde savaşarak kaybeden ama sadece kendiyle yaşayanlar var, ne yazık ki onlar Neslican kadar şanslı olamıyorlar.
 
Kalemine sağlık Yazgı.
Bu bir ahenk işi, harmoni kanımca. Yüksek hedefler, uzun süreçler ve meşakkatli testlerden geçer. Üç gün savaş boyalarını sürer, ağrı kesiciyi yanına yaklaştırmazsın. Bir gün ağrı kesiciyi almak zorunda kalırsın çünkü hayatta kalabilmen için elzemdir. Başka bir gün isyan etmek adına ağrı kesiciyi istersin ki bu acı hemen dinsin. Sonraki beş gün, yine hayata ve ağrı kesicilerine kafa tutarsın.
Bir diğer deyişle, çokça düşer çokça kalkarsın büyük hedefe giderken. Düşüşlerin ve kalkışların harmonisi değil mi zaten hayat?
Bazen hedefe ulaşır, bazen hedef değiştiririz.
Sonucunda çabalar gideriz işte.
 
Canım Hira zor olan karar verebilmek ve verdiğin kararı uygulayabilmek. Kimse bir adımda geçemiyor karşı tarafa elbette düşe kalka büyüdüğümüz gibi yine düşe kalka ilerliyoruz yolumuzu. Bazen yokuşlarımız oluyor bütün yolu geri dönmek geçiyor içimizden ama yüzümüz hep ileriye dönük olmalı. Bu kararsızlıklar başlarda elbet olur ayağın takılır sendelersin dümdüz bir yol ararsın kendine zahmetsiz meşakkatsiz bulamazsın. Ama kazanmak istiyorsan her şeyi göze alır ve sadece yürürsün. Ardına baktığında takıldıgın her taş, aştığın her viraj, çıktığın her yokuş bir zafer olarak görünür gözüne artık. Ve gülümsersin kendine..

Öpüldün çokça..
 
Geri