A
aXi
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ben Kendimi Kandırıyorum. . . . . !
Koynunda uyumamış olsam; bu koku nerden...Dudaklarımda gece öpücüklerinin, gözlerimde sabah bakışlarının izleri asılı hala...İspatlayamıyorum...Oysa adım gibi biliyorum, koynunda uyuduğumda oldu, gece yarılarında uyanıp seni seyrettiğimde...
...Öyleyse neden yalancı çıkarıyor sözlerin beni...
Kalbim linç ediliyor beyninde ki nefret meydanlarında biliyorum...Yüreğinde ki adliyeye sevk ediliyor o çelişkili duygularım...Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmayı beklerken, çokta şaşırmıyorum idam kararına...Oysa adım gibi biliyorum, sen götürmezsin beni darağacına...
...Öyleyse neden bu kadar soğuksun...
İki el silah atılıyor her akşam içimde...Biri bana, diğeri bende ki sana...Ama ölmüyoruz işte, yaralı çıkıyoruz sabaha...Yaşamak için çabalasamda elimde kalan son umut kırıntılarıyla, adım gibi biliyorum sende öldüğümü...Ve bunu bile bile bekliyorum...Nöbetteki bir askerin yalnızlığı gibi bu bekleyiş...Bitmeyen bir nöbet...Ne 1-3'ü var, ne de 3-5'i... Olmayan bir senin nöbetindeyim...Yalnızım...Komutanda benim er de...Oysa adım gibi bildiğim bir parola var içimde...
...Öyleyse neden parolayı söylediğim halde sürekli kurşun sıkıyorsun beynime...
Evet ben terkettim önce bu cepheyi...Bu aşk mağlup oldu...Meydanlar gözyaşı seli...Kan çanağı gözlerim...Ve titriyor sana muhtaç kanlı ellerim... Şimdi gidecek yeri yok ellerimin...Bari bu gece sokakta bırakma... Yarına Allah Kerim... Oysa adım gibi biliyorum, sımsıkı tutarsın elimi, bırakmazsın bu kalabalıkta...
...Öyleyse neden o kadar uzak duruyorsun...Neden tutmuyorsun hala...
Pazar yerinde kaybolmuş küçük bir çocuk gibiyim...Şimdi ne yöne gideceğim yüreğimdeki acılarla...Bahar günü koşuşturup duruyorum ordan oraya...Kimse bir papatya uzatmıyor bana...Ben şimdi ne yapacağım, çiçekler arasında elimde kalan bir kuru dalla...Oysa adım gibi biliyorum, elindeki bütün çiçekleri serersin yoluma...
...Öyleyse neden gelmiyorsun hala yanıma...
Artık iki numara büyük geliyor kalbim bana...Belki çeker diye yıkayıp duruyorum...Çamaşır suyuna benziyor gözyaşlarım, içime aktıkça yıpranıyorum...Mandallar tutmuyor beni, her seferinde düşüyorum ipten...Üstüm başım çamurlanıyor...Yine çamaşır suyu, yine mandal; bir türlü kuruyamıyorum...Oysa adım gibi biliyorum, güneş olup doğarsın üzerime, ipten düşmeden kurutursun beni...
...Öyleyse neden açmıyorsun...
Havalarda kötü zaten birkaç zamandır...Gök gürlüyor, yağmur yağıyor...Her yağmurda semtimi sel alıyor...Her yağmur biraz daha sürüklüyor beni...Baştanbaşa bir toprak kaymasıyım...Ve her kaymada yeri değişiyor içimdeki mezar taşımın...Oysa ben adım gibi biliyorum...
...Öyleyse neden....
...BEN KENDİMİ Mİ KANDIRIYORUM?....
Koynunda uyumamış olsam; bu koku nerden...Dudaklarımda gece öpücüklerinin, gözlerimde sabah bakışlarının izleri asılı hala...İspatlayamıyorum...Oysa adım gibi biliyorum, koynunda uyuduğumda oldu, gece yarılarında uyanıp seni seyrettiğimde...
...Öyleyse neden yalancı çıkarıyor sözlerin beni...
Kalbim linç ediliyor beyninde ki nefret meydanlarında biliyorum...Yüreğinde ki adliyeye sevk ediliyor o çelişkili duygularım...Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmayı beklerken, çokta şaşırmıyorum idam kararına...Oysa adım gibi biliyorum, sen götürmezsin beni darağacına...
...Öyleyse neden bu kadar soğuksun...
İki el silah atılıyor her akşam içimde...Biri bana, diğeri bende ki sana...Ama ölmüyoruz işte, yaralı çıkıyoruz sabaha...Yaşamak için çabalasamda elimde kalan son umut kırıntılarıyla, adım gibi biliyorum sende öldüğümü...Ve bunu bile bile bekliyorum...Nöbetteki bir askerin yalnızlığı gibi bu bekleyiş...Bitmeyen bir nöbet...Ne 1-3'ü var, ne de 3-5'i... Olmayan bir senin nöbetindeyim...Yalnızım...Komutanda benim er de...Oysa adım gibi bildiğim bir parola var içimde...
...Öyleyse neden parolayı söylediğim halde sürekli kurşun sıkıyorsun beynime...
Evet ben terkettim önce bu cepheyi...Bu aşk mağlup oldu...Meydanlar gözyaşı seli...Kan çanağı gözlerim...Ve titriyor sana muhtaç kanlı ellerim... Şimdi gidecek yeri yok ellerimin...Bari bu gece sokakta bırakma... Yarına Allah Kerim... Oysa adım gibi biliyorum, sımsıkı tutarsın elimi, bırakmazsın bu kalabalıkta...
...Öyleyse neden o kadar uzak duruyorsun...Neden tutmuyorsun hala...
Pazar yerinde kaybolmuş küçük bir çocuk gibiyim...Şimdi ne yöne gideceğim yüreğimdeki acılarla...Bahar günü koşuşturup duruyorum ordan oraya...Kimse bir papatya uzatmıyor bana...Ben şimdi ne yapacağım, çiçekler arasında elimde kalan bir kuru dalla...Oysa adım gibi biliyorum, elindeki bütün çiçekleri serersin yoluma...
...Öyleyse neden gelmiyorsun hala yanıma...
Artık iki numara büyük geliyor kalbim bana...Belki çeker diye yıkayıp duruyorum...Çamaşır suyuna benziyor gözyaşlarım, içime aktıkça yıpranıyorum...Mandallar tutmuyor beni, her seferinde düşüyorum ipten...Üstüm başım çamurlanıyor...Yine çamaşır suyu, yine mandal; bir türlü kuruyamıyorum...Oysa adım gibi biliyorum, güneş olup doğarsın üzerime, ipten düşmeden kurutursun beni...
...Öyleyse neden açmıyorsun...
Havalarda kötü zaten birkaç zamandır...Gök gürlüyor, yağmur yağıyor...Her yağmurda semtimi sel alıyor...Her yağmur biraz daha sürüklüyor beni...Baştanbaşa bir toprak kaymasıyım...Ve her kaymada yeri değişiyor içimdeki mezar taşımın...Oysa ben adım gibi biliyorum...
...Öyleyse neden....
...BEN KENDİMİ Mİ KANDIRIYORUM?....